Son dakika haberi: Rapor komisyonda kabul edildi!

Son dakika haberi... "Terörsüz Türkiye" hedefi kapsamında kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun hazırladığı rapor, 47 milletvekilinin oyuyla kabul edildi.

GİRİŞ 18.02.2026 13:45 GÜNCELLEME 18.02.2026 14:41

Son dakika haberi... Terörsüz Türkiye süreci kararlılıkla ilerliyor. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu" toplantısına başkanlık etti. Komisyon raporu TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından açıklandı.

RAPOR İÇİN 47 KABUL, 2 RET VE 1 ÇEKİMSER OY KULLANILDI

"Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun hazırladığı rapor, Komisyonda oy çokluğuyla kabul edildi.

AK Parti, CHP, MHP, DEM Parti, Yeni Yol 'Evet' oyu verdi. TİP ve EMEP ise 'Hayır' oyu verdi. Rapor için; 47 kabul, 2 ret, 1 çekimser oy kullanıldığı ifade edildi.

Kurtulmuş'un açıklamalarından satır başları:

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuzun değerli üyeleri, değerli basın mensubu arkadaşlarım, komisyonumuzun 21’inci toplantısını bugün icra ediyoruz. Bu toplantıda, uzun bir süredir büyük bir titizlikle, dikkatle ve demokratik olgunlukla hazırlamış olduğumuz raporun hem komisyon üyelerimizle bir kez daha görüşülmesi ve müzakere edilmesi hem de Türkiye kamuoyuyla paylaşılması amacıyla bir araya gelmiş bulunuyoruz.

88 SAAT ÇALIŞMA YAPILDI, 4 BİN 199 SAYFA TUTANAK TUTULDU

Komisyon raporu yedi bölümden oluşmaktadır. “Komisyon Çalışmaları” başlıklı birinci bölümde komisyonun çalışma süreci anlatılmakta; ikinci bölümde komisyonun temel hedefleri çerçevesinde yapılan tartışmalar ve vurgular yer almakta; üçüncü ana başlıkta Türk-Kürt kardeşliğinin tarihî kökleri ve kardeşlik hukuku ele alınmakta; dördüncü başlıkta komisyonda dinlenen kişilerin söylem analizlerinden hareketle ortaya çıkan mutabakat alanları değerlendirilmektedir. Beşinci bölüm PKK’nın kendisini feshetmesi ve silah bırakması sürecine, altıncı bölüm sürece ilişkin yasal düzenleme önerilerine, yedinci bölüm ise demokratikleşmeye ilişkin önerilere ayrılmıştır.

Rapor, sonuç ve değerlendirme kısmıyla sona ermektedir. Ana raporun eki olarak beş ayrı ek hazırlanmıştır. Bunlar; Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyelerinin listesi, komisyonun çalışma usul ve esasları, komisyondaki siyasi partiler tarafından sunulan raporların dijital listelerinin web sitesi linkleri ve QR kodlarıyla kamuoyuyla paylaşılması, bugüne kadar gerçekleştirilen 20 toplantının özetleri ile dinlenen kurum, kuruluş temsilcileri ve kişilerin listesidir. Ayrıca, bu 21’inci toplantımızda partiler adına söz alacak değerli arkadaşlarımızın konuşmaları da tutanakların tam şekliyle, toplantı özetinin eki olarak yayımlanacaktır. 

Şimdi bu konuyla ilgili yaptığımız çalışmaları da ihtiva eden takdim konuşmamı gerçekleştiriyorum.

"TERÖR MESELESİNDE TARİHİ SÜREÇTEYİZ"

Değerli arkadaşlar, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmaları, Türkiye Büyük Millet Meclisinin temsil gücü ve demokratik meşruiyeti içerisinde yürütülen toplumsal barışın, birliğin ve milli dayanışmanın güçlendirilmesine yönelik tarihî sorumluluğun bir yansıması ve ifadesidir. Halkımızın uzun yıllar boyunca ağır bedeller ödeyerek karşı karşıya kaldığı sorunlar, Gazi Meclisimizin yasa yapıcı ve denetleyici niteliğiyle ele alındığında kalıcı bir çözüm ufku kazanmaktadır. Bugün terör meselesinde tarihî bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte millî iradenin tecelligâhı olan Gazi Meclisimiz, üzerine düşen vazifeyi tereddütsüz bir biçimde üstlenmiştir.

On yıllardır ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını tüketen ve ülke olarak ağır bedeller ödediğimiz terör eylemleri kalkınma ufkunu daraltmış, sosyal bağları örselemiş ve siyaseti sadece güvenlik reflekslerine sıkıştırmıştır. Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte terör örgütleri artan bir biçimde bölgemizde bölünme ve parçalanmanın, vekâlet savaşlarının aparatı olarak kullanılmış, yerel sorunlar küresel hesapların aracı hâline getirilerek toplumsal fay hatları bilinçli bir şekilde derinleştirilmiştir. Coğrafyamızı bir asır önce etnik, mezhebi ve dinî farklılıklar üzerinden bölmeye çalışanların yine aynı hedef peşinde koşmalarını engellemek için terörün tamamen ortadan kaldırılması, tam manasıyla kalıcı barış ve huzur ortamının sağlanması tarihî bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır.

"TÜRKİYE, BÖLGEMİZDE BÜTÜNLEŞTİRİCİ POLİTİKALARIN ÖNCÜSÜ OLMAYA DEVAM EDECEKTİR"

Bölgemizde bugün yaşanan istikrarsızlık, adaletsizlik ve demokratikleşme sorunları emperyal müdahalelerin bıraktığı derin izlerin birer sonucudur. Bu müdahalelere bizim cevabımız ise daha fazla kardeşlik ve daha fazla bütünleşmedir. Türkiye, bölgemizde bütünleştirici politikaların öncüsü olmaya devam edecektir. Güç dengelerinin değiştiği, jeopolitik risklerin arttığı bir ortamda Türkiye’nin iç kalesini tahkim ederek bölgesinde kalıcı barış ve istikrarı sağlaması hem kendi güvenliği hem de bölgesel düzen açısından yeni imkân ve fırsatları ortaya çıkaracaktır. Türklerin, Kürtlerin, Arapların ve bölgede yaşayan diğer kardeş halklarla birlikte oluşturacağı doğal ittifak, bölgede emperyalistlerin kurguladığı dağılma ve parçalanma senaryolarını bozacak, planlarını etkisiz hâle getirecek bir dönemi başlatacaktır. Milletimiz dağılma ve parçalanmayı durduracak, bozguncu emeller karşısında daha güçlü bir birlik, kardeşlik ve bütünleşme iradesine sahiptir.

Türkiye’de terör meselesinin kalıcı biçimde çözülmesi sadece güvenlik boyutuyla sınırlı olmayan, çok boyutlu, çok yönlü, çok katmanlı ve çok taraflı politikaları zorunlu kılmaktadır. Siyasal meşruiyetin, toplumsal kabulün ve demokratik kapasitenin aynı anda güçlendirilmesini gerektirmektedir. Öte yandan dünyamız, uluslararası kurumların meşruiyet tartışmalarıyla çöküşe geçtiği, kural bazlı uluslararası sistemin yerine güçlerin kendi kurallarını dayattığı bir döneme doğru hızla ilerlemektedir. Böylesi bir dönemde devletlerin egemenliğini, güvenlikleri ve toplumsal bütünlüğü aynı irade çizgisinde tutabilme kudreti üzerinden değerlendirmek gerekir. Küresel sistemin her krizde ne yazık ki en fazla yıpranan alanı insan onuru ve hukukun üstünlüğü olurken, adaleti sağlama gücü zayıflayan her yapı toplumda umut yerine yeni kırılganlıklar meydana getirmektedir. Yakın çevremizde ve bölgemizde kimlik temelli fay hatlarının diri tutulması ve çatışma alanlarının genişlemesi ülkemize çok yönlü sorumluluklar yüklemektedir.

İçeride millî dayanışmamızı derinleştirirken bölgemizde barış sağlamaya yönelik çabalar, refahın artırılması ve adalet duygusunun güçlendirilmesiyle birlikte üstlenilmesi gereken yeni vazifeler olarak önümüzde durmaktadır. Ülkemizde kardeşlik, esenlik ve toplumsal barışı büyüten her sözü ve her adımı en güçlü şekilde desteklemekteyiz. Bu mesele farklılıkları derinleştiren ezber kalıplarla değil, basiretli bakış, samimi yaklaşım ve kararlı adımlarla çözüme kavuşacaktır. Bu konu, varlığımızı ve yarınımızı ilgilendiren niteliğiyle dar siyasi çıkarların veya risk hesaplarının konusu asla olamaz. Dar siyasi çıkarların ve risk hesaplarının çok ötesinde bir realitedir.

Sükûnetin sağlam temeller üzerinde yükselmesi, güvenliğin yanında hukuk devleti pratiğini, demokratik siyaset ahlakını ve millî dayanışma iradesini aynı anda kuvvetlendiren birliği gerektirmektedir. Terörün ülkemizin gündeminden çıkarılması her birimiz için tarihî bir sorumluluktur. Ortak geleceğimize dönük her adım, Gazi Meclisin denetimi ve toplumsal meşruiyetle ilerlediğinde alınan tedbirler hukukla tahkim edilmiş bir istikamete doğru sağlam bir şekilde ilerleyecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, millî iradenin tecelligâhı olarak milletimizin geleceğini ilgilendiren her meselenin meşru çözüm adresidir. Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, tarihî sorumluluğun Meclis zeminine taşınması için teşekkül ettirilmiş bir komisyondur. Bu çatı altında açık diyalog ve karşılıklı saygı içinde kardeşliğimizi güçlendiriyoruz. Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, acılarımızı inkâr etmeden geleceği birlikte kurma kararlılığının açık bir ifadesidir. Bu çerçevede zaman geçse de acıları dinmeyen kayıpları unutmadan hatıralarına saygıyla sahip çıktığımızı vurguluyoruz. Komisyonumuz, milletimizin her türlü düşünceyi baskıdan, önyargıdan ve çekincelerden ari biçimde ifade edebilecek kabiliyete, irfana ve olgunluğa sahip olduğunu da göstermiştir. Ortak aklı ve asgari müşterekleri önceleyen bir yaklaşım benimsenerek uzlaşı zemininden uzaklaşmadan meseleler derinlikli biçimde tartışılmış ve ele alınmıştır. Siyasal hayatın son dönemde ürettiği temaslar, kamu vicdanında büyüyen huzur talebi ve örgütün silah bırakmasına dönük gelişmeler, Meclisimizin temsil gücünü daha görünür kılan bir istişareyi gerekli kılmıştır.

"RAPOR AF MAHİYETİNDE DEĞİLDİR"

Elinizdeki rapor, komisyon çalışmalarının olgunlaştırdığı müşterek idraki belirginleştirme amacı taşımaktadır. Partilerimizin raporun ekinde yer alan metinlerinin okunmasını kolaylaştıracak kavramsal bir çerçeve sunmaktadır. Komisyona katkı sunan partilerimizin raporları, her bir partinin kendi siyasal duruşunu bir tutum belgesi şeklinde kamuoyuyla paylaşan birer politika belgesidir. Türkiye modeli olarak adlandırılan yaklaşımın kurucu ilkeleri, millî iradeye dayanan siyasal bir metin disiplini içinde kayda geçirilmekte, kamu düzeninin korunması, hak ve hürriyet alanının genişlemesi, toplumsal bütünleşmenin güçlenmesi, demokrasinin ilerlemesi ve refahın kalıcı biçimde büyümesi birbirini tamamlayan tek bir bütünün parçaları olarak ele alınmaktadır. Komisyonun ortaya koyduğu yaklaşım, örgütsel yapının feshi ve silah bırakmasının güvenli biçimde teyidi ile birlikte yürürlüğe alınması düşünülen idari ve hukuki düzenlemelere rehberlik edecek ilkeleri belirlemeyi, tespit ve takip mekanizmalarında öngörülebilirlik sağlamayı, toplumla uyum adımlarını özgürlük ile güvenlik dengesini koruyan bir çerçevede tasarlamayı hedeflemektedir.

Rapor, af mahiyetinde algı üretecek başlıklardan uzak duran, hukuk düzeninin belirlilik ilkesini merkeze alan ve kamu vicdanının hassasiyetini gözeten yaklaşımının ana hatlarını ortaya koyarken devlet aklı ile millet vicdanını koruyan demokratik iradenin aynı bütünlük içerisinde harekete geçtiğinde toplumsal barışın kalıcı zeminini kurduğuna da işaret etmektedir. Terörsüz Türkiye hedefi, daha geniş bir ufukla terörsüz bir bölge tasavvuruna açılmakta, iç huzuru pekiştiren her adım bölgesel ve küresel adalet arayışında Türkiye’nin gücünü artırmaktadır. Meclisimizin görevi müşterek hayatın hukukunu kurmak, farklılıkların sesini ortak geleceğin sesine katmak, her yurttaşın kendini eşit, güvende ve saygın hissettiği demokratik yapıyı güçlendirmek ve hürriyet ufkunu genişletmektir.

"LİTERATÜRDE 'TÜRKİYE MODELİ' OLARAK TANIMLANACAĞINA İNANIYORUZ"

Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, toplumsal huzur ve sükûnu zedeleyen terör eylemleri ve şiddet iklimini sona erdirme iradesini rapor hâline getirmiştir. Raporun giriş bölümü ve değerlendirmeler, kavramsal bir çerçeve sunmayı, komisyon çalışması boyunca oluşan ortak idraki ortaya koymayı ve çatışma çözümleri konusunda uluslararası literatürde Türkiye modeli olarak tanımlanacağına inandığımız komisyon çalışmalarının ilke ve hedeflerini siyasal bir metin disiplini içinde kayda geçirmeyi amaçlamaktadır.

Şeffaf ve açık yaklaşımımız sayesinde komisyon toplantıları kamuoyu tarafından ilgiyle takip edilmiş, çalışmalara ilişkin gelişmeler medya organlarında geniş yer bulmuş ve süreç milletin denetimine açık bir şekilde ilerletilmiştir. Yaptığımız çalışmalar gelinen aşamayla sınırlı ve tamamlanmış bir süreç olarak değerlendirilemez. Komisyonumuzun sergilediği sağduyulu, kapsayıcı ve çözüm odaklı yaklaşım, yarının güçlü, etkili ve huzurlu Türkiye’sine uzanan sağlam bir çerçeve ortaya koymuştur. Komisyonumuz tarafından titizlikle hazırlanan rapor, bundan sonraki süreçte atılacak adımlara istikamet çizen ve ortak hedefler doğrultusunda yol gösteren kıymetli bir başvuru metni olma özelliğini taşımaktadır. Komisyon raporumuz bu anlamda bir nihayet değil, bilakis atılan ve atılacak kararlı adımların mihenk taşı olarak kabul edilmelidir.

Yeni bir anayasa hazırlama konusu ise komisyonumuzun görev alanında olmamakla birlikte ülkemiz için tehir edilemez, yerine getirilmesi gereken ortak bir ödev ve sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır. Komisyon çalışmalarının neticesinde raporda bahsedilen düzenlemeler ve önerilere ek olarak siyasi partilerimizin daha önce çeşitli vesilelerle kamuoyuyla paylaştığı raporlarda ifade ettikleri üzere daha demokratik, sivil, özgürlükçü, katılımcı ve kapsayıcı yeni bir anayasaya ihtiyaç duyulduğu da aşikârdır.  Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü, Siyasi Partiler Kanunu ve seçim kanunlarında yapılacak demokratik değişiklikler de Yüce Meclisimizin sorumlulukları arasındadır. Komisyonumuzun adını oluşturan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi hedefi bu adımların atılmasıyla birlikte nihayete erecektir.

Bu çerçevede sorunun çözümü için ilk ve önemli adımları atarak meseleyi bir devlet politikası olarak benimseyen ve benimsenmesini sağlayan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, yaptığı kritik ve yol gösterici çağrılarla sürecin başlamasını sağlayan Sayın Devlet Bahçeli’ye, komisyona başta milletvekillerinin temsilini sağlamak olmak üzere samimi destek veren genel başkanlara teşekkürlerimi ifade ediyorum. Geçmiş dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanları, bakanlar ve ilgili kamu kurumlarının temsilcileri, Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanı, şehit aileleri ve gaziler, sivil toplum temsilcileri, baro başkanları, hukuk çevreleri, insan hakları örgütleri, işçi ve memur sendikaları ile işveren temsilcileri, akademi camiası, düşünce kuruluşları, emekli güvenlik mensuplarımızın temsilcileri ile gençlik ve kadın sivil toplum kuruluşları gibi alanlardan 137 kişi dinlenmiş, bu dinlemelerin her biri rapora büyük katkı sunmuş ve raporun ufkunu genişletmiştir. Büyük bir demokratik olgunluk ve titizlikle çalışmalarını sürdüren komisyon üyesi milletvekillerimizin her birine, fedakâr gayretleriyle çalışmalarımızı kolaylaştıran idari teşkilat mensubu arkadaşlarımıza ve milletimizin doğru bilgiye erişmesi için büyük bir sorumluluk bilinciyle çalışan değerli basın mensubu arkadaşlarımıza bu tarihî görevdeki katkıları nedeniyle teşekkür ediyorum.

Sorumlu ve yapıcı tutumları sebebiyle katkı sunan herkese ayrı ayrı teşekkürlerimi ifade ediyorum. Uzlaşı ve diyalog kültürünün bundan sonraki süreçte de aynı kararlılık ve samimiyetle yürütülmesini canıgönülden temenni ediyorum. En büyük teşekkürümüz desteklerini her daim yanımızda gördüğümüz ve hissettiğimiz aziz milletimizedir. Son olarak komisyonumuz adına, aramızdan ayrılan, sürecin sükûnetle yürümesi, güven zemininin korunması ve ortak aklın güçlenmesi için büyük emek veren Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekilimiz, değerli dostum Sırrı Süreyya Önder’i rahmet ve minnetle yâd ediyorum.  Milletimizin huzuru, bölgemizin istikrarı ve toplumsal barış ülküsü için sivil toplumda, siyasette ve halkımıza hizmetin farklı alanlarında emek veren her bir kıymetli insanımızı şükranla, ortak vatanımızın esenliği uğruna canını veren şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi hürmet ve minnetle yâd ediyorum. Aziz hatıraları, atacağımız her adımın insan onuruna, adalete ve ortak geleceğimize taşıdığımız sorumluluğu hepimize daha güçlü biçimde hatırlatmaya devam edecektir.

Değerli milletvekilleri, bu sunuşla birlikte raporumuzu kamuoyuyla paylaşmış oluyoruz. Raporumuz ifade ettiğim gibi 7 ana bölümden oluşuyor. Müsaadenizle, partilerin temsilcileriyle yaptığımız görüşmelerde ortaklaştığımız somut öneriler kısmının burada tekrar kamuoyuyla paylaşılmasını istiyorum. Bu çerçevede Genel Sekreter Yardımcımız Ahmet Bozkurt Bey 6. ve 7. bölümleri kamuoyuyla ve sizlerle paylaşacaktır."

KOMİSYON RAPORUNUN SONUÇ VE ÖNERİLER BÖLÜMÜ

TBMM Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Bozkurt, komisyon raporunun sonuç ve öneriler bölümünü kamuoyuyla paylaştı. Bozkurt, örgüt mensuplarına yönelik hazırlanacak bir yasa kapsamında kişiler hakkında mutlaka adli düzenleme yapılması gerektiğini vurguladı.

Sürecin toplumda 'af' algısına yol açmaması gerektiğinin altını çizen Bozkurt, "Örgüt mensupları için hazırlanacak bir yasa ile kişiler hakkında mutlaka bir adli düzenleme yapılması gerekmektedir. Toplumda af gibi bir algı oluşmamalıdır. Geçiş süreci kanunu ile yürütme içerisinde bir mekanizmanın oluşması gerekmektedir. Bu mekanizma ile sürecin sağlıklı bir şekilde devam edilip edilmeyeceği izlenmelidir. Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu'nun kanuni belirliliği güçlendirecek biçimde ele alınmalıdır. Siyasi Etik Kanunu'nun hazırlanması önerilmektedir" dedi.

Ayşe Çolpan Tan Haber7.com - Editör
Haber 7 - Ayşe Çolpan Tan

Editör Hakkında

1990 yılında İstanbul’da doğdu. Meslek hayatına Aydın Doğan Anadolu İletişim Meslek Lisesi’nde Gazetecilik bölümü okuyarak başladı. İlk stajını Hürriyet Gazetesi’nde yaptı. Üniversiteyi ise İstanbul Üniversitesi Radyo Televizyon Yayımcılığı bölümünde tamamladı. 2009 yılında Milliyet Gazetesi’nde internet haberciliğine başladı. 15 senelik kariyerinde çok sayıda gazete, haber portalı ve televizyon bulunmaktadır. Meslek hayatına Haber7.com’da “Gündem Editörü” olarak devam etmektedir. Evli ve 2 çocuk annesidir.
YORUMLAR 21
  • Sami 10 dakika önce Şikayet Et
    Hepsini Irak'a gönderin içeri kimseyi almayın.
    Cevapla
  • Türkün Gücü 18 dakika önce Şikayet Et
    Chp nin Aponun çıkmasına itirazı yokmuş.
    Cevapla
  • Türkün Gücü 29 dakika önce Şikayet Et
    Bu rapora chp de oy vermiş Demek ki neredeyse mecliste grubu bulunan tüm partiler oy vermiş. Chp nin Aponun çıkmasına
    Cevapla
  • Yaren 36 dakika önce Şikayet Et
    Ellibeş bin şehitimiz unutulmamalı onlar bizim güvenliğimiz için şehit oldular
    Cevapla
  • Sırrı 44 dakika önce Şikayet Et
    Asla ve asla af olmamalı teröristlere af yok
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
İnsan soyuna kasteden Epstein’e gönderilen örtü Kisve-i Şerif mi yoksa kötü bir kopya mı
Son dakika: ABD ve İran'dan peş peşe açıklamalar! Çok sayıda savaş uçağı gönderildi