Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Meclis'te fon krizi çıkışı: Kimsenin hakkını yedirmeyeceğiz

TBMM'nin 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, fon krizi ile ilgili, "Kimsenin hakkını kimseye yedirmeden çözeceğiz." dedi.

GİRİŞ 01.10.2026 14:26 GÜNCELLEME 01.10.2026 15:43

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla Genel Kurul'da milletvekillerine hitap etti. Konuşmasında tarihi mesajlar veren, ekonomik verileri detaylarıyla paylaşan ve bölgesel tehditlere karşı uyarılarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni yasama yılının ülke, millet ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.

Konuşmasına aziz milleti, Meclis Başkanı'nı ve milletvekillerini selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarihi isimleri tek tek anarak, "Uğradığı suikast sonucu hayatını kaybeden Ali Şükrü Bey'e, milletin emanetine kastedenlerin, milletin iradesini gasp edenlerin darağacına gönderdiği Adnan Menderes'e, Hasan Polatkan'a ve Fatin Rüştü Zorlu'ya bugün bir kez daha Cenab-ı Allah'tan rahmet niyaz ediyorum." ifadelerini kullandı.

"DÜNYADA GAZİLİKLE İKİ KEZ MÜŞERREF OLAN TEK MECLİS"

Bin yıldır bu coğrafyada milletin bekası uğruna gözlerini kırpmadan hayatlarını feda eden tüm şehitlere ve vefat eden gazilere rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan çarpıcı açıklamalarda bulunarak, "Sözlerimin hemen başında şu hakikati tüm kalbimle ifade etmek istiyorum: Dünyada gazilikle iki kez müşerref olan tek meclis Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir. Bu Meclis, milletimizin ayağına pranga, boynuna urgan geçirmeye kalkan müstevlilere karşı Millî Mücadele'yi başarıyla sevk ve idare etmiştir." diye konuştu.

Seksen kilometre öteden top sesleri gelirken bile Yüce Meclis'in çalışmasını sürdürdüğünü anlatan Erdoğan, bu mücadelenin emperyalistlerin kıskacından çıkış yolu arayan mazlum milletlere de örnek olduğunu vurguladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 1920-1923 arası tutanaklarının Türkiye'nin ikinci defa nasıl vatan yapıldığının en canlı şahitleri olduğuna dikkat çeken Erdoğan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 1921 senesinde Büyük Millet Meclisi'nin 2. Yasama Yılı açılışında kurduğu cümleleri hatırlatarak şunları kaydetti:

"Muhterem arkadaşlarım, bütün bir millet ölümle göz göze baktığımız mütareke günlerinden başlayarak bugüne kadar katettiğimiz mesafeleri, atladığımız sayısız müşkülatı bir kez daha hatırlayalım. Ne zaman başladığı bilinmeyen zamanlardan beri şerefi istiklal ile yaşayan milletimiz en kötü bir sona, ölümle gidiyor gibi görünmüş iken tutsaklığa karşı evladını kıyama çağıran ecdadın sesi kalplerimizde yükseldi ve bizi son kurtuluş savaşına davet etti. Artık yeis ve fütur günleri çok arkada kaldı. Memlekete kurtuluşu, gerçek yolu göstermiş ve bütün milleti kendi istiklal bayrağı altında toplamış olan Meclis-i Âliniz ikinci yasama yılına girerken ben ufkumuzda inkişafa başlayan ışıkların bu kadar felaket görmüş olan bedbaht vatanımızda iyi bir sabaha hayrolmasını dua ediyorum."

Sık sık alkışlarla kesilen bu konuşmadan 95 sene sonra Yüce Meclis'in millete öncülük görevini bir kez daha yerine getirdiğini belirten Erdoğan, "15 Temmuz gecesi bombaların altında milletin emanetini savunan Gazi Meclisimiz; meydanlarda, caddelerde, havalimanlarında darbeye direnen milletimizle birlikte o ağır sınavı alnının akıyla vermiştir." dedi.

"MİLLÎ İRADENİN TECELLİGAHININ İTİBARINI HER ŞEYİN ÜZERİNDE TUTMALIYIZ"

Bir Ekim 2025'te başlayıp 10 Ağustos 2026'ya kadar devam eden 4. Yasama Yılı'nda Meclis'in önemli kararların alındığı, yoğun ve meşakkatli bir mesai dönemi geçirdiğini hatırlatan Erdoğan, siyasi parti ayırt etmeksizin tüm milletvekillerine, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'a ve Başkanlık Divanı üyelerine teşekkür etti. Yeni yasama yılında tartışmaların çözüm odaklı bir anlayışla, sağduyu ve suhuletle cereyan etmesini temenni eden Erdoğan, "Biz iktidar partisi ve Cumhur İttifakı olarak her zaman olduğu gibi yapıcı hareket etmeye, farklı fikir ve önerilere kulak vermeye devam edeceğiz. Millî iradenin tecelligahı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin itibarını her şeyin üzerinde tutmamız gerektiği açıktır." ifadelerini kullandı.

"DEPREM BÖLGEMİZİN İHYASI İÇİN 5,4 TRİLYON LİRA HARCADIK"

Siyasetçiler olarak birinci vazifelerinin emanetini taşıdıkları aziz millete layıkıyla hizmet etmek olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir ay sonra 24. yıl dönümüne kavuşacakları iktidarları boyunca kesintisiz biçimde istikrarlı, kararlı ve samimi bir şekilde bunun mücadelesi içinde olduklarını anlattı. Altı Şubat depremlerinin üzerinden 3,5 yıldan fazla süre geçtiğini hatırlatan Erdoğan, "Hayatını kaybeden kardeşlerimizin acısı hâlâ içimizi yakıyor olsa da bugün 11 ilimizi yeniden ayağa kaldırmanın huzurunu yaşıyoruz. Milletimize verdiğimiz sözü bir kez daha tuttuk; asrın inşasını tamamladık. Toplam 455 bin 357 konut ve iş yerini hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik. Deprem bölgemizin ihyası için cari fiyatlarla 5,4 trilyon lira harcadık." diye konuştu.

Ekonomide ve bölgede ardı ardına patlak veren savaş ve krizlere rağmen Türkiye'yi kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı başardıklarına dikkat çeken Erdoğan, füzelerin havada uçuştuğu sıkıntılı bir dönemde tek bir vatandaşın dahi kılına zarar getirtmediklerini söyledi. Ekonomik verilere ilişkin detaylı rakamlar paylaşan Erdoğan, şunları kaydetti:

"2026'nın ilk yarısında Türkiye, yıllık yüzde 2,5 büyüdü. Yıllıklandırılmış millî gelirimiz 1,7 trilyon doları aştı. İhracatımız ağustos ayında yıllık 280,3 milyar dolarla rekor kırdı. Geçen sene yaşanan zirai don ve kuraklığın ardından tarımımız hızlı bir toparlanma kaydetti. Turizmde çevremizdeki çatışmalara rağmen güçlü seyrimizi koruduk; yılın ilk 6 ayında turizm geliri 25,7 milyar dolara ulaştı."

Savunma sanayisinde hem yeni ürünlerle millî savunma sanayisini güçlendirdiklerini hem de dünyaya satış yapan bir ülke olduklarını belirten Erdoğan, "Yılın ilk 8 ayında savunma ve havacılık ihracatımız yüzde 16,2 artışla 6,3 milyar dolara çıktı. Dış dengede sürdürülebilir bir noktadayız. Cari açığın millî gelire oranının bu yıl yüzde 2,6'da kalmasını bekliyoruz." dedi. Enerji faturasının ağırlaştığı bir yılda bu oranın ekonominin ne kadar dayanıklı hâle geldiğinin göstergesi olduğunu ifade eden Erdoğan, kamu maliyesinde disiplinden sapmadıklarını, bu yıl bütçe açığının millî gelire oranını yüzde 3,1 ile sınırlamayı ve faiz dışı fazla vermeyi hedeflediklerini dile getirdi. Fon piyasasının belli bölümünde ortaya çıkan sorunun da üstesinden başarıyla geldiklerini aktaran Erdoğan, sermaye piyasası kuralları çerçevesinde kimsenin hakkını kimseye yedirmeden bu meseleyi süratle çözdüklerini ve bu konunun iktisadi güvenliğe ve toplumsal barışa yönelik bir tehdit unsuruna dönüşmesine fırsat vermeyeceklerini vurguladı.

"YIKIM PROJESİNİN MERKEZİNDE EMPERYALİST-SİYONİST İTTİFAKI BULUNMAKTADIR"

Günlük siyasetin gelip geçici gündemlerinden azade olarak Türkiye için vazgeçilmez olduğunu düşündüğü başlıklara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, günümüzde siyasetin çözüm üretmesi gereken meselelerin en başında toplumda iç kanamaya sebep olan yapay kutuplaşmanın yer aldığını belirtti. Bir milletin tüm fertlerinin her konuda aynı düşünmesinin mümkün ve sağlıklı olmadığını anlatan Erdoğan, "Bizim ülke ve toplum olarak en büyük zenginliğimiz esasen çeşitliliğimiz, farklılıklarımız ve renkliliğimizdir. Asırlar içinde bu farklılıklar bir uzlaşma zemininde buluşmuş, ortak sınırlar içinde ortak değerler oluşmuştur." ifadelerini kullandı.

Siyasetin farklılıkları, renkleri ve çeşitliliği bir ayrıştırma vasıtası olarak kullanmasının siyasetin fıtratına aykırı olduğuna işaret eden Erdoğan, siyasi partiler arasında rekabet olacağını ancak bunun kamplaşmayı körükleyerek çatışmaya götürülmesinin siyasetin varlık sebebiyle uyuşmayacağını dile getirdi. Yakın çevredeki hadiselere bakıldığında yerel bazdaki ayrışmaların siyaset ve toplum mühendislikleriyle birçok ülkenin yumuşak karnına dönüştürüldüğünü vurgulayan Erdoğan, çok sert uyarılarda bulunarak, "Toplumsal fay hatları kaşınmak suretiyle ülkeler içeriden çözülmek ve çökertilmek istenmektedir. Bu yıkım projesinin komuta ve kontrol merkezinde ise emperyalist-siyonist ittifakı bulunmaktadır." dedi.

Binlerce yıldır huzur, barış ve karşılıklı saygı çerçevesinde bir arada varlığını sürdüren milletin son dönemde artan bir şekilde kutuplaştırılmasının sadece iç dinamiklerle açıklanamayacağına dikkat çeken Erdoğan, "İç dinamikler bellidir; tarih içinde asırlar boyunca teşekkül etmiştir. Sünni ile Alevi, Türk ile Kürt, Müslüman ile gayrimüslim asırlar içinde huzur ve dayanışmayı esas alan müşterek bir yaşam zemini inşa etmiştir. Bu ve benzeri farklılıkları bir çatışmaya, bir kutuplaştırmaya dönüştürmek, Türkiye'nin deyim yerindeyse fabrika ayarlarını bozmak demektir." diye konuştu.

"TÜRKİYE'NİN VE TÜRK MİLLETİNİN ARTIK KAYBETMEYE TAHAMMÜLÜ YOKTUR"

Türkiye'nin ayarlarının bozulmasının sadece hasımların işine yarayacağını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan çarpıcı açıklamalarda bulunarak, "Yakın tarihimizde bunu hep beraber tecrübe ettik. Çok partili demokrasiye geçişimizden itibaren ne zaman bir atılım içinde, bir kalkınma hamlesi içinde olsak operasyonların hedefi haline geldik. Sokaklarımız karıştırıldı. Gençlerimiz düşmanlaştırıldı. Aynı mahalleyi, aynı caddeyi, aynı binayı paylaşan komşular arasına nefret tohumları ekildi. Siyasi ve toplumsal huzurumuz suikasta uğradı." diye konuştu.

Türkiye'nin yıllarca patinaj yaptığını ve irtifa kaybettiğini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti: "Bütün bu gerilimlere, çatışmalara, bunların doğurduğu istikrarsızlığa bakıldığında her seferinde Türkiye'nin kaybettiği, her seferinde milletin kayıplar verdiği, ağır bedeller ödediği çok net görülecektir. Açıktır ki; millet kaybederken milletin hasımları kazanmıştır. Türkiye kaybederken kazanan, Türkiye'nin rakipleri, maalesef Türkiye'nin yeminli düşmanları olmuştur. Şunun bilinmesini isterim: Ne Türkiye'nin ne de Türk milletinin artık kaybetmeye tahammülü yoktur. Hiç kimsenin de Türkiye'ye ve Türk milletine kaybettirmeye hakkı yoktur."

"BİZ BUNA İÇ CEPHENİN TAHKİM EDİLMESİ DİYORUZ"

Bu mücadelede en büyük görevin siyaset kurumuna düştüğünü belirten Erdoğan, "Türkiye'de salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu cephe siyasetinin raf ömrü dolmuştur. Siyaseti hizmette, eserde, icraatta yarış olmaktan çıkarıp muhatabın düşmanlaştırıldığı bir yıpratma savaşına dönüştürmek vahim bir hatadır." dedi.

Küresel ve bölgesel gelişmelerin yeni bir siyaset tarzını mecbur kıldığını ifade eden Erdoğan, "Gelinen aşamada önümüzde iki seçenek bulunuyor: Ya kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz, ya da asgari müştereklerde buluşmayı, mutabakat içinde rekabeti esas alan yeni siyaseti Türkiye'ye hakim kılacağız. Eğer Türkiye yeniden büyük ve güçlü Türkiye olacaksa, eğer Türkiye önüne açılan tarihi fırsatları değerlendirecekse bu paradigma değişimini hep beraber, vakit kaybetmeksizin gerçekleştirmek durumundayız." ifadelerini kullandı.

Farklı fikirlerin Türk demokrasisinin zenginliği olduğunu ancak her siyasi partinin önceliğinin Türkiye olması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "Her siyasi parti Türkiye'nin kendi iç dinamiklerinden, kendi tabanından güç ve ilham alarak Türkiye merkezli siyaset icra etmelidir. Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalıdır. Türkiye'nin millî menfaatlerinde, milletimizin her bir ferdini ilgilendiren konularda siyaset tam bir mutabakat zemininde buluşabilmelidir. Biz buna iç cephenin tahkim edilmesi diyoruz. Biz buna büyük Türkiye mutabakatı diyoruz." diye konuştu.

"TERÖRÜN TÜRKİYE'Yİ BÖLMESİ HİÇBİR ZAMAN MÜMKÜN DEĞİLDİR"

Terörsüz Türkiye sürecinin millî mutabakatı inşa etmeye dönük olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda terörsüz Türkiye çabaları Türkiye'nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye'nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgar estirmiştir. Terörün ya da terör örgütlerinin Türkiye'yi bölmesi, parçalaması hiçbir zaman mümkün değildir. Fakat terörün ve terör örgütlerinin Türkiye'nin enerjisini heba ettiği, Türkiye'yi oyaladığı, Türkiye'nin kaynaklarını tükettiği açıktır." dedi.

Son 42 yıldır terörle mücadeleye odaklanan Türkiye'nin trilyonlarca dolarlık maddi kayıp yaşadığını anlatan Erdoğan, "Ama bugün terör bitme noktasına gelmiş, terör saldırıları sona ermiş, terör örgütü de kendisini feshetme, silahlarını bırakma kararını açıklamıştır. Çerçeve yasanın çıkarılması konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 467 kabul oyuyla sergilenen tarihi mutabakat, aziz milletimizi, Türkiye'nin dostlarını sevindirirken; hiç şüpheniz olmasın ki Türkiye'nin hasımlarını üzmüş, onları hayal kırıklığına uğratmıştır." ifadelerini kullandı.

Sürece verilen desteklerden dolayı siyasi partilere teşekkürlerini ileten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bu vesileyle, ilk günden itibaren ortaya koyduğu dirayetli, kararlı ve cesur duruşuyla terörsüz Türkiye sürecine büyük destek veren Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'ye bir kez daha partim, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sürecin kazasız belasız bugünlere gelmesinde çok kıymetli katkıları olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi grubuna aynı şekilde teşekkürlerimi iletiyorum. Gerek Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda gerekse çerçeve yasanın kabulünde yapıcı tutum sergileyen siyasi parti gruplarına da teşekkür ediyor, desteklerinin bundan sonra da devam etmesini bekliyorum."

Çerçeve yasada vazedildiği gibi bir izleme süreci olduğunu hatırlatan Erdoğan, "Gerekli adımlar atıldığında ilgili kurumlarımız da gerekeni yapacaktır. İşte burada, tam da biraz önce ifade ettiğim millî mutabakat daha bir anlam kazanacaktır. Terörsüz, çatışmasız, kavgasız bir ortamda sorunlarımızı karşılıklı saygı ile tartışıp çözüm üretmek çok daha kolay ve mümkün hale gelecektir. Siyasetin demokratik kapasitesi inşallah daha da güçlenecektir. Türkiye'nin yeni, demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasa yapma şartları inanıyorum ki daha da olgunlaşacaktır." diye konuştu.

"DARBE ÜRÜNÜ OLAN SON 70 YILIN İKİ ANAYASASI VAROLUŞSAL BİR KRİZLE MEFLUÇ OLMUŞTUR"

Yeni yasama yılının, tarihteki ilk yazılı anayasa olan Kanun-i Esasi'nin ilanının 150. yıl dönümüne tesadüf ettiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Adalet, eşitlik, iyilik ve insanlık değerleri üstünde yükselen devlet töremiz, aslında modern anlamıyla bir toplumsal sözleşmeden, bireyleri hukukun gücüyle birbirine bağlayan bir anayasadan başka bir şey değildir." dedi.

Kanun-i Esasi'nin üstünden geçen 150 yıla rağmen yeni anayasa bahsinin Türk siyasetinin önünde bir imtihan kağıdı olarak durduğunu belirterek, "Milletin sözü ve mührünü taşıma bahsinde tarihimizdeki bütün anayasa tecrübelerinde teknik veya siyasi kusurlar, eksikler bulunabilir. Ancak darbe ürünü olan son 70 yılın iki anayasası varoluşsal bir krizle mefluç olmuştur. Devlet ile toplum, birey ile devlet arasındaki sözleşme silah ve süngünün gölgesi altında imzalanmıştır. Her darbenin kendi siyasal meşruiyetini oluşturma çabası ise anayasaları sürdürülebilir bir vesayet düzeninin yol haritası haline getirmiştir." ifadelerini kullandı.

Darbe dönemi anayasalarının sandıktan çıkan iktidar gücünün zapturapt altına alınmasına odaklandığını vurgulayan Erdoğan, "Millî egemenliğin ve millî iradenin bürokratik oligarşiyle nasıl sınırlandırılacağını tasarlamıştır. Yönetim istikrarını temin etmek yerine millet egemenliği üzerindeki vesayet araçlarının istikrarını sağlamıştır. Hak ve özgürlükleri kuvvetlendirmek yerine anayasayı 'ama-yasak' lafzına dönüştüren istisnaları genişletmiştir. Devlet ve millet arasındaki birliğin, bütünleşmenin ahdi temeli olamamış; ne yazık ki gerilimleri ve tarihi çelişkileri derinleştirmiştir. Hasılı; siyaset mühendislerine, kaos tüccarlarına, toplumu ve devleti kriz üzerinden terbiye etmeye yeltenenlere kariyer kapıları açmıştır." diye konuştu.

"TÜRKİYE BU AYIPTAN MUTLAKA KURTULMALIDIR"

Vesayetçi sistemden kurumsallaşmış bir demokrasiye geçişte önemli mesafeler alındığını ve en kapsamlı değişiklikleri yapmanın kendilerine nasip olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan çarpıcı açıklamalarda bulunarak, "Bununla birlikte, demokrasi tecrübemizi fasılalara bölen müdahalelerin mirasını reddeden sivil bir anayasa ihtiyacı ise henüz karşılanamadı. Üstelik bugüne kadar yapılan revizyonlarla ortaya çıkan tablo, bütünlüklü bir anayasal mimariye ihtiyacı daha da artırmıştır. Hepsinden önemlisi köklü değişikliklerle yapısal kusurlardan geniş ölçüde arındırılan mevcut anayasamızın hâlâ darbe döneminin tortularını, izini, etiketini taşımasıdır." dedi.

Yürürlükteki anayasanın 12 Eylül darbesi liderlerinin imzasını taşımasının büyük bir tenakuz olduğunu belirten Erdoğan, "12 Eylül'ün lider kadrosu darbeden yıllar sonra adalet önünde hesap vermiş, yargılanmış, mahkum olmuştur. Ancak yürürlükteki anayasa müellif olarak onların imzasını taşımaktadır. Açık söylüyorum: Milletimiz buna ne layıktır ne de razıdır. Türkiye bu ayıptan mutlaka kurtulmalıdır. Başka hiçbir gerekçesi olmasa dahi üstüne bastığımız zemine düşen bu gölgeyi kaldırmak, sistemi bu lekeden arındırmak, harekete geçmek için yeterli bir nedendir. Bu yönüyle yeni ve sivil bir anayasa hedefi, Türk demokrasisinin rüştünü ispat mücadelesidir." ifadelerini kullandı.

Gazi Meclis'in her dönemde anayasa yapmaya ehil ve yetkili olduğunu hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Fakat sahip olduğu siyasi çeşitlilik hasebiyle içinde bulunduğumuz dönem, bir anayasa teşebbüsü için belki de en ideal dönemdir. Bu Meclis, Türkiye'nin millî ve hayati meseleleri söz konusu olduğunda müzakere ve uzlaşma kapasitesinin sağlamlığını zaten göstermiştir. Bilhassa huzura, demokrasiye, kardeşliğe kalkan 467 el ile sivil siyaset, vesayetin ördüğü psikolojik duvarları yıkmış; ön yargıları tuz buz etmiştir."

Yeni anayasanın kutuplaşma siyasetinin değil, mutabakat içinde rekabeti esas alan yeni siyasetin eseri olacağına dikkat çeken Erdoğan, "Bunu başardığımızda devlet ve millet arasındaki köprüleri daha sağlam şekilde kurmuş oluruz. Bunu başardığımızda güçlü devlet, özgür toplum idealini birini diğerine tercih etmeden birlikte yaşatmanın yolunu açmış oluruz. Bunu başardığımızda hem hukuku anlamlı kılacak bir demokratik zemine hem de demokrasiyi koruyacak bir üstün hukuk mantığına kavuşmuş oluruz." dedi.

Demokraside hiç kimsenin hakikat tekeline sahip olmadığını ve her fikirden istifade edilmesi gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Diğer taraftan milletimizin yeni bir anayasa özlemi de üretilmiş korkuların, vehimlerin esiri haline getirilmemelidir. Anayasa'nın yürürlükteki ilk 4 maddesiyle ilgili tavrımız zaten bellidir. Türkiye Yüzyılı'na yakışır yeni ve sivil bir anayasa için kolları sıvamak, herkes için gerçek bir samimiyet sınavıdır. Milletimizin bu büyük özlemini gidermek üzere siyasi partilerimizin taahhütlerine uygun olarak harekete geçmelerinde fayda görüyorum. İçinde bulunduğumuz yasama yılının Türkiye'nin imkan ve fırsatlarını geliştiren bir anayasa yılı olmasını diliyorum. Bu duygularla bir kez daha Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 28. Dönem 5. Yasama Yılı'nın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Milletvekillerimize bu yeni yasama yılında yapacakları çalışmalarda Cenab-ı Allah'tan muvaffakiyetler niyaz ediyorum." diye konuştu.

Ahmet Aydemir Haber7.com - Muhabir
Haber 7 - Ahmet Aydemir

Editör Hakkında

İstanbul Üniversitesi, “Gazetecilik” bölümünden mezun oldu. Gündem, siyaset, yaşam, magazin, spor ve SEO editörlüğü yaptı. Meslek hayatına Ocak 2024’ten beri Haber7’de devam ediyor.
YORUMLAR 7
  • Rmz 23 dakika önce Şikayet Et
    Bence Fatma Betül sayan kaya sarın alındı reise operasyon çekilsin diye..mutlaka mesajlaşma ve arama kayıtlarına bakılmalı
    Cevapla
  • İsmail 26 dakika önce Şikayet Et
    Kimsenin hakkını kimse de yiyemez zaten. O yönden müsterihim. Yaratanım ayetinde '' başınıza kötü olan ne geliyorsa bilin ki sizdendir. Benden size iyilikten başka bir şey gelmez...'' mahiyetinde kusurum varsa affola. Bizi Yönetenleri biz seçiyoruz o nedenle sizlerden gelenler başımız üstüne. Layık olarak Yönetildiğimizden asla şüphemiz yoktur ve olamaz da. Her kişi müsterih olmalıdır.
    Cevapla
  • Misafir 30 dakika önce Şikayet Et
    Reyısımı kutluyorum ortak paydamız ulkemız
    Cevapla
  • emekli 36 dakika önce Şikayet Et
    1 e 10 kazanma peşinde koşanların yanında olmamanız lazım kazanırken yaşadığım yerde bana hava atan arkadaş vardı siz işi bilmiyorsunuz oğlum böyle sürünürsünüz 1 ev parası yatırdım nerdeyse 3 ev parası oldu hahaha diye kabara kabara konuşuyordu kar onların risk ülkenin milletin olamaz olmamalı
    Cevapla
  • vatandaş 37 dakika önce Şikayet Et
    Yabancılar düşükten alıp yüksekten sattı gitti yüzde 10 bin kar edip gittiler kanunen geri alma şansı sıfır malesef.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
Son 2,5 yılda büyük çözülme: 44 belediye başkanı AK Partili oldu
Çiftçide 7 TL markette 51 TL: Yüzde 633 zamlı yiyoruz