Ecevit'in sanat anıları

Bülent Ecevit, 1952'de Ankara'da kurdukları 'Helikon' adlı sanat derneğinin siyasi hayatına etkisiyle ilgili ilginç anılarını anlattı. Dernek yüzünden Ecevit bir gece apar topar karakola bile çağrılmış..

Ecevit'in sanat anıları
Ecevit'in sanat anıları
GİRİŞ 08.12.2004 16:40 GÜNCELLEME 08.12.2004 16:40

"6-7 Eylül olaylarıyla ilgisi olabileceği" nedeniyle araştırma yapıldığını belirterek, "Benim ondan biraz içim burulmuştu. Ben de belki inat olsun diye tam anlamıyla siyasete girdim" dedi.

Ecevit, Uluslararası Eleştirmenler Derneği (AICA) Türkiye Şubesi'nin kuruluşunun 50. yılı dolayısıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) Oditoryumu'nda düzenlenen toplantıya katılarak, sanatla ilgili anılarını anlattı.

1952 yılı sonlarında Ankara'da kurdukları "Helikon" isimli derneğin kendisi için büyük önem taşıdığını vurgulayan Ecevit, derneğin kuruluşundan birkaç ay sonra Mithatpaşa Caddesi'nde ilk galerisini açtıklarını söyledi.

Ecevit, Yunanistan'da sanatla ilişkilendirilen bir dağdan aldıkları dernek adının, üzerinden uzun zaman geçtiği halde hala sanat çevrelerinde anıldığını dile getirerek, "Bu bölgenin kültürünü özümsemek artık bizim de hakkımız ve görevimizdi, Atatürk'ün başlattığı çağdaşlaşma sürecinde. Bunun bilincini Türk kamuoyu ve dünyaya anlatma gereğini duyuyorduk" dedi.

Derneğin ilgi alanları arasında müzik, resim, yontu ve sanatla ilgili eğitimin bulunduğunu, sanat eserlerinin o zamana kadar yalnız devlet ve bankalar tarafından alındığını da anlatan Ecevit, şöyle devam etti: "Helikon, ucuz, düşük fiyatlarla vatandaşlara istedikleri çalışmaları alma olanağı sağladı. Bu, Türkiye'de ilk defa oluyordu. Memur, işçi, ev hanımlarının ilgisini çekiyorduk sanat çalışmalarına. Sanatçılar, eserlerini izleyen vatandaşlara o eserlerle ilgili bilgileri bizzat veriyorlar ve taksitli satışlar da yapıyorlardı. Bazı üyelerimiz de kendi atölyelerini kurmaya başlamıştı. Böylelikle sadece seyirci olmaktan çıkıyor, üretici olma yönünde adımlar atıyorlardı."

ECEVİT, SİYASETE NASIL GİRDİ

Bülent Ecevit, "Helikon'un 2, 2.5 yıl içinde müzik, resim ve yontu alanında büyük önem taşıyan çalışmalar yaptığını, ancak bir gece polislerin kendisini emniyete çağırdığını" dile getirerek, şunları kaydetti: "6-7 Eylül olayları olmuştu, bununla ilgili istihbarat yapılması istenmiş. Tabii bizim ilgimiz yok ama adımız 'Helikon', 'acaba bunlar Yunanlar'la bir şey mi yapıyorlar' diye bir kaygı duyulmuştu. Benim ondan biraz içim burulmuştu. Ben de, belki inat olsun diye, tam anlamıyla siyasete girdim. O şekilde sorunları çözmeye başladık." İlk yönetim çalışmasını CHP'nin yayın organı olan Ulus Gazetesi'nde yaptığını hatırlatan Ecevit, gazetede sanat eleştirmenliği yaparken "Helikon Sanat Galerisi'nde Nafi Güratıf adlı bir ressamın sergisinin açıldığı" yönünde bir haber gördüğünü belirtti.

Böyle bir ressam tanımadığı için konuyu araştırdığını anlatan Ecevit, "Adli haberlerle ilgili bir muhabir telefonla bilgi vermiş, 'non-figüratif' sergisi yerine 'Nafi Güratıf Sergisi' diye yazdırmış. Biz sanat kavramlarını yerleştirmek için çok uğraştık, böyle örneklerle de karşılaşıyorduk" diye konuştu.

Ecevit, Harran bölgesinde resim eğitimi almadıkları halde resim yapan bir grup bulunduğunu belirterek, bu grup üyelerinin yaptığı resimlerin tanıtılmasına çalıştığını da dile getirdi.

Bülent Ecevit, konuşmasını şöyle tamamladı: "Ankara'da olduğu gibi Türkiye'nin başka yerlerinde de gerekli yönlendirme yapılırsa, gerekli bilgi verilirse çok şey elde edilebilir. Türkiye'nin olanaklarını, tarihi zenginliklerini plastik sanatlar alanına daha yaygın ve etkin bir şekilde iletebilirsek, Türkiye'de mucizeler yaratılabilir."

"HALİL PAŞA MERKEZE"

Soruları da yanıtlayan Ecevit, bir izleyicinin "iktidarı döneminde yurtdışındaki kültür ateşeliklerinin kapatıldığını" söylemesi üzerine, kendisinin böyle bir konudan bilgisi olmadığını bildirdi.

Ecevit, yurtdışında gittiği her ülkede resmi temsilciliklerde Türk sanatının tanıtılması konusunda ne ölçüde bilgi aktarıldığını araştırdığını ifade ederek, şöyle dedi: "Büyükelçilik ve konsolosluklarda genellikle Halil Paşa'nın resimlerini gördüm. Halil Paşa'nın bizim için önemi var ama yabancı ülkeler için Türk sanatının tanıtılması açısından çok önemi olmadığını düşünüyorum. Halil Paşa resimlerinin merkeze alınarak yerlerine başka Türk sanatçıların tablolarının buraya gönderilmesini istedim ama kimseyi harekete geçiremedim." İstanbul doğumlu olduğunu hatırlatan bir izleyicinin "bundan sonra İstanbul'da yaşamak isteyip istemediğini" sorması üzerine de Ecevit, İstanbul'un büyük bir kültür ve sanat merkezi olduğunu vurgulayarak, "Burada doğdum ama 1 yaşında Ankara'ya taşındık. Daha sonra da Ankara'da yaşamak benim için bir görev haline geldi" diye konuştu.

Eşi Rahşan Ecevit ile DSP Genel Başkanı Zeki Sezer'in eşlik ettiği Bülent Ecevit'e, etkinlikten önce eski gazeteci Hamit Kınaytürk tarafından annesi Nazlı Ecevit'in 1976 ve 1978 yıllarında çekilen 2 fotoğrafı hediye edildi.

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
DİĞER HABERLER
Söylerken iki kez düşünün! İşte Yargıtay'a göre hakaret sayılmayan kelimeler!
Balıkesir'deki dev altın madeni satılıyor: Fiyatı açıklandı