Yapay zekada son durum ne? Ercüment Büyükşener'den dikkat çeken mesajlar

Kanal7 Medya Grubu tarafından düzenlenen Yükselen Türkiye Zirveleri’nde konuşan Ercüment Büyükşener, yapay zeka çağında insan aklının ve stratejik farkındalığın önemine dikkat çekti.

GİRİŞ 22.05.2026 11:11 GÜNCELLEME 22.05.2026 13:15

Kanal7 Medya Grubu tarafından düzenlenen ve ekonomi ile iş dünyasının en önemli buluşma noktalarından biri haline gelen Yükselen Türkiye Zirveleri'nin ikincisi gerçekleştirildi.

Ekonomi, ulaştırma, teknoloji ve akademi dünyasını bir araya getiren büyük buluşmada, Dijital İletişim Stratejileri ve Dönüşüm Danışmanı Ercüment Büyükşener yapay zeka teknolojisinde gelinen son noktaları aktardı.

İşte Büyükşener'in açıklamalarından satır başları:

Öncelikle davetiniz için çok teşekkür ederim medya grup başkanına ve mütevelli heyetine. Bugün tabii davet edildiğim zaman şunun üzerine bolca konuştuk. Yapay zekaya karşı neyin üstünlüğünü kuracağız, neyi anlatacağız? Çünkü dijital dünya hızla ilerliyor. Yaklaşık iki senedir dijital ikizler üzerine çalışıyorum ve kendi dijital ikizimi tasarladım. Ve iki senedir benden bir tane daha teknolojik olarak bir argüman, dijital argümanı benimle birlikte çalışır hale getirdim. Ve sonra aslında bu sunumun da temelleri atıldı diyebilirim. Sizlere birazdan anlatacağım şey aslında dünyanın nereye gittiğini ve bizim ne yapmamız gerektiği üzerine detaylı ve aslında nasıl anlam yaratacağımızı anlatan bir noktadan başlıyor.

"YAPAY ZEKAYLA BİR ŞEY YAPMALIYIM"

Şimdi aranızda çok fazla şu soruyu soran vardır ya da şunu diyen, yapay zekayla bir şey yapmalıyım. Bana çok fazla bu soru soruluyor, yapay zekayla ne yapabiliriz diye. Ben üç farklı şapkayla karşınızdayım.

Birincisi uzun yıllardır uluslararası şirketlerin danışmanı olarak çalışıyorum. Arkasından yaklaşık on yıldır farklı üniversitelerde, bunlardan biri de Avrupa Enstitüsünde yapay zeka doktora dersi veriyorum. Ve bunun dışında da farklı içerik üreticiliği alanlarında da makale ve içerikler üretiyorum. Ve hep aynı soruyla karşılaşıyorum, yapay zeka bizi geçecek mi? Zekanın yanına şu kavramı koymadığımızda işler birazcık karışıyor.

Arkadaşlar hiç sözlükte zeka ile akıl kavramının farklı şeyler tanımlandığını, farklı yerlerden bakıldığını düşündünüz mü? Önümüzdeki dönem eğer yapay zekanın yanına doğru bir akıl koymadığımız zaman bu zekanın karşılığını almakta zorlanacağız. Bunun sebeplerinden bir tanesi şu. Önümüzdeki dönem herkes yapay zekanın bir sonuç üretmesini bekliyor. Benim on bir yaşında bir oğlum var ve o da şu soruyu soruyor. Baba ödevleri yapay zekaya yaptırsam olur mu? Veya yapay zekayla daha farklı bir sürü problemi çözsem olur mu? Yapay zeka benim yerime işlerimi yapar mı? Ve daha bir sürü cevap arayışımız var. Yani hepimiz sonuç arıyoruz. Sizlerin de muhtemelen aramızdaki genç arkadaşlarımızın da, iş hayatındaki kişilerin de kendine sorduğu önemli bir soru var. Acaba ben ne üretebilirim? Fakat acaba neden buna ihtiyacımız var ve bunu nasıl kullanacağız diye bir metot geliştiriyor muyuz?

"AMACIMIZ GERÇEKTEN OLMADIĞINDA SONUÇ ÜRETMEKTE ZORLANIYORUZ"

Kıymetli misafirler, gerçekten bir şeyi kullanırken ve onu hayatımıza dahil ederken, hayatımızda onunla ilgili bir metot, bir süreç tasarlamadığımızda sonuç almakta zorlanıyoruz. Çünkü amaç koymak bizim için zorlaşıyor. Simon Sinek çok önemli yazarlardan biridir ve Simon Sinek bize diyor ki, bir işe başlarken ve bir teknoloji için dönüşüm yaparken, neden ile sonuç arasında doğru ve anlamlı bir amaç koymanız lazım. Ve şu anda yapay zekanın dünyada yüzde 95 başarıya ulaşamadığını görüyoruz. MIT geçtiğimiz yıl dünyadaki yapılan her 100 dolarlık yapay zeka yatırımının 95'inin başarısız olduğunu söylüyor. Neden olabilir sizce? Tam olarak buna baktığımız için, amacımız gerçekten olmadığında sonuç üretmekte zorlanıyoruz.

"DÖNÜŞÜMÜ NE KADAR KRİTİK GÖRÜYORSUNUZ?"

Sonra bir araştırma şirketi diyor ki, dünyada liderlere sorsak, teknolojik dönüşüm ne kadar önemli? Yani dönüşümü ne kadar kritik görüyorsunuz? Bugün hepimiz, bu salondaki herkes, ben dahil, hepimiz dönüşmek istiyoruz. Ve liderlere soruyorlar, diyorlar ki dönüşmeyi ne kadar önemli görüyorsunuz? Yüzde 80'i kritik olduğunu söylüyor. Fakat bir problem var. Yüzde 80 kritik olduğunu söyleyen liderler ne yazık ki bu konuda kendini başarılı buluyor musunuz dediklerinde yüzde 30'lara düşüyor. Biraz önce MIT'deki verdiğim rakamlar gibi, sadece yüzde 5 ila 10'u başarılı ilerleyebiliyor. Sonra diyorlar ki, bu işte bir terslik var. Yani yapay zeka hızla geliyor, her şey değişiyor, dünya değişiyor. Ya biz bu kadar başarısız olamayız, bir yerde bir problem var dediklerinde çok önemli bir kavrama işaret ediyorlar. Ve bence dünyanın da en önemli ve geride bıraktığı kavramlardan biri, atalet.

"İMKAN VARKEN YAPMAMAK"

Ataletin açılımına baktığımızda, imkan varken yapmamak. Neye imkanımız var diye bakıyorlar. Dünyanın önemli araştırma şirketlerinden biri dediğim gibi Russell Reynolds diyor ki, üç tane atalet türü var dünyada. Başarısızlığımız buradan geliyor. Bir, içgörü. Yani ne oluyor?

Biraz önce bu sahneye bir robot çıktı, sizinle konuştu. Bakan Bey'e çiçek verdi. Eskiden böyle bir şey yoktu. Kıymetli misafirler, bunlar neden oluyor? Yani farkındalık ihtiyacımız var. Bunun için de entelektüel bir sermaye, yani okumak, anlamak, dinlemek ve izlemek durumundayız dünyada neler oluyor. Birinci eksiğimizin yani farkına varma ihtimalimiz varken farkında değiliz. Ve ben buraya hep şunu söylüyorum, farkındalık gerçekten bir nimet.

"MEVCUT DURUMU KABULLENMEKTE ZORLANIYORUZ"

Ama ikinci problemimiz, neden farkına varmak istemiyoruz diye, yani imkan varken neden farkına varmak istemiyoruz olan bitenin diye baktıklarında dünyada, henüz psikolojimiz buna hazır değil. Nedenini birazdan göstereceğim. Mevcut durumu kabullenmekte zorlanıyoruz. Aslında bunun tarihsel bir karşılığı var. Ve üçüncüsü, farkına varmakta zorlanıyoruz, psikolojimizi hazırlayamıyoruz.

Bugün dünyadaki birçok şirkette çalışanlara yapay zeka ile ilgili bir şey söylendiğinde en çok duyulan his ne biliyor musunuz? Kaygı ve endişe. Fırsattan önce. Yani tehdit olarak algılıyoruz.

Üçüncü konu eyleme geçmekle ilgili. Eyleme geçme konusunda da teknolojiyi kullanmamız lazım. Gerekli eylemleri alma ve sürdürme konusunda şu endişe bizi durduruyor. Ya yerime geçerse.

"YA YERİME GEÇERSE..."

Yani üç tane temel soruna bakıyorlar. Sosyolojik, psikolojik ve teknolojik. Şimdi bunun nedenini birazcık inceleyelim. Başarılı olanlar nereden başlıyor, başarısız olanlar nereden başlıyor? Yani bugün bu salonda bireyleri ya da şirketleri, neyi dönüştürmek istiyorsak, başarılı olanlar bireyden başlıyor. Başarısız olanlar sadece teknolojiden başlıyor. Yani o robotun tek başına sahneye çıkmasının gerçek manada anlamı ve faydası yok. İnsan ve makinanın birlikte birleştiği bir yerde de bir kilidi açan bir şey olması gerekiyor. Yani robot yaptık, teknolojiyi geliştirdik, yapay zekayı inanılmaz hale getirdik demek yetmiyor. Bireyi buna hazırlayacak düşünsel ve zihinsel bir iklim gerekiyor. Bunu dünya için de konuşabiliriz, gezegenimiz için de, bunu ülkemiz için de konuşabiliriz, bunu bu salon için de konuşabiliriz. İklimimiz buna hazır mı?

BİNLERCE YILLIK EVRİMDEN 350 YILLIK MAKİNELEŞMEYE

Bir sabah dünyanın önemli teknoloji şirketlerinden birinde çalışıyorsunuz, çok ciddi maaşlar alıyorsunuz ve bir CEO'nun emailiyle, ki bu birkaç ay önce oldu, isim vermeyeyim ama 30 bin kişiyi CEO bir emaille işten çıkardı. İşte bu bir iklim değil, bu korku iklimi. O yüzden bizim yapay zekanın yerimize değil, aslında bizimle nasıl hareket edeceğini anlamamız gerekiyor. Çünkü diğeri büyük bir yanılgı. Psikolojik ve sosyolojik bir yanılgıya doğru hızla ilerliyoruz. Nedenini söyleyeyim. Biz bu kadar hızlı gelişmeye, bu kadar her şeyin hızlı olmasına alışık da değiliz. Biz böyle görmedik de. Çünkü biz insanın yaratılışından bugüne avcı toplayıcı bir toplum, yani avlandık. Mağaraların içinde çizimler yaptık, çıktık, tarımı inşa ettik. Topraktan mahsul aldık. Bunlar ne kadar sürdü biliyor musunuz? Binlerce yıl. Ve bu binlerce yılın sonunda makineleri inşa etmeye başladık. Makineleri inşa etmemiz ne kadar biliyor musunuz? Sadece 350 yıl.

2026 yılı dünyanın saygın zeka testlerinden biri, IQ testlerinden biri. Gezegenimizdeki insanlığın ortalama zekası IQ ölçümlerinde 100 105 birim aralığında çıkıyor. Ve şimdi işler giderek yapay zekanın gelişmesiyle 150 160 IQ'lara kadar geliyor. Einstein'ın zeka seviyesinin 160'larda olduğu konuşulan bir dünyada, bir gezegende biz bugün 100 ortalamadan 150 IQ'ya yakın bir şeyi cebimizde, hatta kolumuzdaki saatte taşıyoruz. Peki bizden daha zeki olan bir şeyi nasıl kontrol edeceğiz? Aklımızla.

"AKIL BİR YOLCULUK İNŞA EDİYOR"

Akıl ve zeka kelimesinin aynı şeyi taşımaması, aynı anlamı, aynı hikayenin parçası olmamasının sebebi akıl bir yolculuk inşa ediyor, zeka ise o yoldaki problemleri kaldırıyor. Ve biz bugün bir sürü genç arkadaşımız var burada, cebimizdeki hepimizin telefonlarını acaba gerçekten akıllı telefon dediğimiz şeyi ne kadar o zekaya akıl koyarak kullanıyoruz. Ve bu gördüğünüz rakamlar şimdilik 2026 yılının rakamları ama ne yazık ki söylenen rakamlar çok daha hızlı bir şekilde AGI yani Artificial General Intelligence denilen genel yapay zekaya doğru bizi götürüyor. Bu rapor Amerika Florida merkezli bir yatırım danışmanlığı şirketinin büyük fikirler raporunun içinden bir slayt.


 
Bundan sadece 7 yıl önce ChatGPT hayatımıza girmeden önce dünyanın en büyük teknoloji şirketleri, kimler bunlar? Google, Microsoft, Apple ve diğerleri, hepsini sayabiliriz. Diyorlar ki biz bu işi 80 yılda çözeriz. Bakın bugün konuştuğumuz şeyleri 80 yılda ortalama öngörü sunuyorlar. Arkasından ChatGPT'nin hayatımıza girmeye yaklaştığı 2020 yılında bu rakamı 50 yıla düşürüyorlar ve Sam Altman bu rakamı 34 yılda açıklayarak GPT'yi hayatımıza sokuyor. Yani yapay zekanın son tüketiciyle buluştuğu yıllar 2020 2021. Sadece 5 sene olmuş. Fakat bir şeyler düşündüğümüz gibi gitmiyor. Tahminler yanılmaya devam ediyor. Ve diyorlar ki sonunda varacağımız yer bir insandan daha zeki bir varlık değil, bir insanın değil tüm gezegendeki insanların toplamından daha zeki bir şeyi inşa etmeye doğru ilerliyoruz.

KAS GÜCÜNDEN ZEKA TRANSFERİNE

Kıymetli misafirler bu bizim bildiğimiz bir şey değil. Endüstri toplumunda kas gücümüzü transfer ettik. Yani buhar, çelik, makinelerle kaslarımızla yapamadığımız gücü pres makineleriyle yaptık. Tekstil makineleriyle yaptık. Sonra dedik ki kas gücünü hallettik, hafızamızı transfer edelim. Bilgisayarları icat ettik. Hard diskleri ve hafıza kayıtlarını. Sonra dedik ki kas gücümüz tamam, hafıza tamam, zekayı transfer etmeye başladığımızda çok önemli bir kırılım yaşanmaya başladı. Sevgili gençler özellikle salonun yarısından fazlası genç, önümüzdeki dönem iş hayatı zeki insanları bulmak için değil, akıllı insanlarla zeki makineleri yönetmek için bir süreç inşa edecekler. İşte bu ayrımı anlamaya başladığımızda yapay zeka insan aklının en önemli paydaşı haline gelecek.

"MAKİNELER DÜŞÜNEBİLİR Mİ?"

Ve bu topraklar henüz Elon Musk doğmamışken, henüz bu topraklarda bu konular yeşermeye başladığında yıl 1959, Cahit Arf, ordinaryüs profesör Erzurum'da inanılmaz bir makale başlığı atıyor. Makineler düşünebilir mi? Bu topraklar henüz tekno feodalizm yani teknoloji şirketleri büyük bir hegemonya kurmadan 70 yıl önce, 60 yıl önce biz bu soruları sorduk. O yüzden bu topraklarda belki şu an bu salonda bir tane koltuktaki genç arkadaşımız 40 yıl sonraki dünyanın gidişatını değiştirecek soruyu yazıya döküyor olabilir. Çünkü bu topraklar bunu yaptı ve yapmaya da devam edecek. Sadece teşekkür ederim, nereden bakmamız gerektiğini anlamaya çok ihtiyacımız var. İşin teknoloji şirketlerinin o büyük patronlarını da gerçekten inanılmaz bir iştahla izleyebiliriz ama içeri dönüp kendi yeteneklerimizi ve fırsatlarımızı da anlamamız gerekiyor.

BİLGİ ÇAĞINDAN ZEKA ÇAĞINA

Bu fırsatlardan bahseden Sam Altman, 40'lı yaşlarında, yine Cahit Arf bu soruyu sorduğunda Sam Altman da yokmuş. Sam Altman sadece birkaç sene önce, iki sene önce bir makale yazıyor. Ve diyor ki artık bilgi çağını bırakıyoruz. Bilgisayarların çağını geride bırakıyoruz. Dijitalleşmeyi geride bırakıyoruz. Zeka çağına geçiyoruz. O yüzden tekno feodal şirketlerin, o teknoloji büyük 5 6 tane büyük şirketin patronlarının ne yazdıklarına ve ne söylediklerine de çok anlamaya ihtiyacımız var. Yani 60 yıl önce söylenenler bugün yankılanıyor. Ve yankılanan şeyler karşımızda kamuya açık bir şekilde paylaşılıyor.

"FARKINDA MIYIZ?"

Ve Russell Reynolds'ın ilk maddesine geri dönmek istiyorum. Farkında mıyız? Bu farkındalığı anladığımızda dünyanın artık dijitalleşmediğini görüyoruz. Mesela bu bugün salonda belki de farklı cümlelerden biri. Dünya artık dijitalleşmiyor. Nasıl dijitalleşmiyor ya biraz önce robot buradaydı? Evet o robot artık dijital değil otonom. Ve sevgili gençler otonom bir çağda karar mekanizmalarını makinelere yavaş yavaş teslim ediyoruz. Bunu anlamaya başladığımızda gelecekte şirketlerimizin, içeriklerimizin ve yapacağımız üreteceğimiz değerin asistanlar, ürünler, arayüzler, ajanlar ve işletmeler tarafında inanılmaz bir yere gideceğini görebilirsiniz. Yani her birinizin 10 tane yapay zeka ajanıyla 10 kişilik ama sadece birinin insan olduğu şirketler kurabilirler.
 
Gençler bundan sadece 4 yıl önce Sam Altman arkadaşlarıyla yaptığı bir sohbette, OpenAI'ın kurucusu şöyle bir cümle geçiriyor. Öyle bir çağda yaşıyoruz ki 5 sene ila 10 sene içinde 10 kişilik milyar dolarlık şirketler göreceğiz. Bunu sadece birkaç sene önce söylüyor. Yıl 2024. Kıymetli misafirler 2025'in kasım ayında kurulmuş Cloud bot şirketi, Steinberger adında bir genç sadece 4 ay sonra OpenAI'a milyar dolarlık bir değerlemeyle katılıyor. 4 ay. Şimdi soruyorum bu salondaki genç arkadaşlarımız sadece 6 ay okuduklarınız, öğrendikleriniz ve gerçekten yaratacağınız anlamla milyar dolarlık bir katma değer yaratabilecek misiniz ve yaratmak istiyor musunuz? Çünkü bu oldu. Tek kişilik milyar dolarlık şirketler çağı başlıyor, işte tam olarak da böyle.

DİJİTAL İKİZ DEĞİL DİJİTAL TEMSİL

Çünkü şirketlerimiz, çalışanlarımız artık bizim yerimize bizimle beraber iş yapabilen, karar verebilen sistemler oluşturmaya başlıyor. Burada şunu karıştırmamak lazım. Dijital ikiz dememizin sebebi aslında dijital ikiz senin yerine geçmiyor. Seni temsil ediyor. Temsil kavramını unutmayın kıymetli misafirler. Çünkü yerimize yaşayamıyor. Sadece yapıyor. Ve buradaki dijital temsille insanın özü birleştiğinde doğru denge inanılmaz büyük bir katma değer yaratıyor. Gelecekte değerli şirketler değil katma değerli şirketler dünyayı ve ülkemizin ekonomisini başka bir yere taşıyabilir. Bütün bunları anlamaya başladığımızda denge kavramını da işin içine koymamız lazım. Yani sahneyi sadece makinelere değil, sahneyi sadece insanlara değil aslında ikisinin arasındaki doğru ve sürdürülebilir bir etkiye tasarlamamız lazım. Hayatlarımızı yeniden sistematize ediyoruz. Yepyeni bir hayat, yeni bir hikaye ve yeni bir dünyanın içinde ilerlemekten bahsediyorum.
 
Peki dünyanın o büyük şirketleri her şeyi yapay zekaya bırakırsa ne olur? Buyurun. Dünyanın önemli şirketlerinden biri Deloitte, dünya basınına da yansıdığı için burada rahatça gösterebiliyorum. AI destekli bir Avustralya raporu ve yapay zeka AI destekli bir Kanada sağlık raporu. İkisi de iade edilmek zorunda kaldı. Rakamlar çarpıcı. Biri 440 bin dolar, diğeri milyon dolar, milyon Kanada doları seviyesinde iadelerden, itibar riskinden ve karar kalitesinde zayıflamadan bahsediliyor. Bu tüm dünya basınına haber olarak çıktı ve Deloitte dünyanın en önemli şirketlerinden biri. Sevgili dostlar buradaki sorun hızı yakalamaya çalışırken uzman kontrolünü, kaynak doğrulamasını ve en önemlisi de insan muhakemesini süreçten çıkarmak. Bunu yapmaya başladığımız anda insan aklı, etik sorumluluklarımızdan vazgeçmiş oluyoruz. Ve gezegenimiz, kainatımız her şeyi makinelere bırakmak için oluşmadı.

"BUNLAR GÜRÜLTÜ İNANMIYORUM"

Bütün bunları doğru anlamlandırabilmek ve geleceği anlayabilmek için gelecek yarın sabah gelmiyor. Gelecek önce küçük sinyaller gönderiyor. Yapay zeka konusu 10 senedir konuşuluyor. Ve bütün bunlar konuşulurken çoğu insan ne diyor biliyor musunuz? Bunlar gürültü. Bunlara inanmıyorum. Herkes aynı şeyi konuşmaya başladığında artık o gürültü bir kalabalığa dönüşüyor. Asıl mesele aynı Cahit Arf'ın 65 yıl önce yaptığı gibi önce düşünsel ve stratejik bir pozisyon alabilmek. Ama bizim bugün ihtiyacımız o pozisyonu tamamlamakla alakalı. Biz gerçekten bu düşünsel, bakın yarın yapay zekayı iyi kullanmalıyız demiyorum. Yarın yapay zekayı düşünsel açıdan hayatımıza ve stratejik açıdan pozisyonumuza, öğrenci pozisyonumuza, beyaz yakalı pozisyonumuza, genel müdür pozisyonumuza nasıl dahil edeceğimizi anlamaya ihtiyacımız var.

90 TRİLYON DOLARLIK YENİ EKONOMİ

Ve dünya o kadar büyük bir hızla dönüyor ki biraz önce bahsettiğim büyük fikirler raporunun başlıklarına bakıyorsunuz. Şu başlıklara şöyle hızlıca bir bakar mısınız? 13 tane başlık. Lojistik, enerji, kripto paralar, defi yani desentralize finans. Yepyeni bir dünyadan bahsediyoruz. Şoförsüz arabalar. Büyük hızlanma. Artık dünya bakın büyük hızlanma Ark yani bir yatırım danışmanlığı şirketinin ana konularından biri büyük hızlanma. Binlerce yıllık dönüşümü birkaç yıla indirebilmekten bahsediyoruz. Biraz önce bakanımızın bahsettiği sağlık alanındaki gelişmeler de bunun bir göstergesi. Biz buradayken yeni teknolojiler sayesinde dünyanın başka bir yerindeki bir insanı robotik teknolojilerle artık ameliyat edebiliyoruz. Peki bütün bunlar oluşurken enerjiyi nereden bulacağız? Stratejiyi nasıl oluşturacağız? Aklımızı bu işe nasıl koyacağız? Yeni mesleklerimiz ne olacak? İşte bunları konuşmaya başladığımızda aslında yeni dünyadan pay almaya başlıyoruz. Ve kıymetli misafirler internetin en büyük icat olduğu konuşulan dünyamızda internet 24 yılda 13 trilyon dolarlık bir değer yaratmış. 24 yılda. Şimdi lütfen yapay zekanın yaratacağı ve yaratma ihtimali olan ekonomik değere bakın. Şimdi buradaki gençlerimize soruyorum. Belli bir yaşın üzerindekiler zaten önemli değerler yarattı. Sevgili gençler 90 trilyon dolarlık bir kurumsal değerleme için hacim sizi bekliyor. Bunun içinden bir pay almak istiyor musunuz? Bunu ben söylemiyorum. Bunu dünyanın önemli danışmanlık ve araştırma şirketleri 90 trilyon dolarlık bir ekonomi, yapay zeka ekonomisinden bahsediyor. Ve bu herhalde önce ülkemiz, toplumumuz ve en önemlisi de geleceğimiz açısından çok önemli çarpan etkilerinden biri olduğunu düşünüyorum.

Bunu yaparken yarın sabah araçlardan başlamamak lazım. Yarın sabah bu 90 trilyon doları nereden kazıp çıkarırız diye kazma kürek arıyoruz. Kazma kürek meselesini bir kenara bırakıp doğru ehliyet ve doğru zihniyete ihtiyacımız var. Yani bakış açımızı değiştirmemiz lazım. Hikayeyi doğru anlamlandırmak, doğru yerden bakmak ve doğru soruları sormak zorundayız. Aynı yıllar önce sorulduğu gibi. Makine düşünebilir mi? Peki biz bugün ne soracağız? Makine neleri yapabilir ve biz onu nasıl yönetebiliriz gibi bir sürü soru insan kaynağımızın ki Türkiye bu konuda genç nüfusuyla ve ciddi fırsatlarıyla dikkat çeken bir yer. Bütün bunları anlamlandırabilmek için okumak lazım derken iki tane örnekle geleyim size. Bir tanesi aslında kitap ismi gibi de değil. 21. yüzyılın en önemli sorusunu soruyor Malcolm Frank. Diyor ki makineler her şeyi yaptığında biz ne yapacağız? İkinci soruyu Microsoft AI'ın CEO'su Mustafa Süleyman, şu anda Microsoft'un yapay zeka şirketinin başında. Ayrıca da Mustafa Süleyman'ın geçmişini de araştırmanızı tavsiye ederim. Hangi şirketleri kurduğunu, hangi girişimlerden geçtiğini ve bugün Microsoft'un en gözde şirketinin başına nasıl geçtiğini. Buralara girmeyeyim çok uzun ve detaylı ama çok önemli bir isim ve çok önemli bir kitap yazıyor. Yaklaşan Dalga. Ben bu arada naif kaldığını düşünüyorum, yaklaşan şeyin adı tsunami. Ve biz bu tsunamiyi yönlendirip enerjisini kullanabiliriz. Altında kalmadan doğru enerjiyi çıkarmak için doğru olgunluğa erişmemiz gerekiyor.
 
Şu anda yapay zekayı yarın sabah kullanmaktan önce Gartner dünyanın önemli araştırma ve danışmanlık şirketlerinden biri diyor ki bu işin yüzde 40'ı olgunlaşma, yüzde 60'ı deneme meselesi. Biz yarın sabah işimizi mükemmel hale getirmek istiyoruz. Operasyonlarımızı mükemmel hale getirmek istiyoruz. Emin olun olmayacak. Yarın sabah yapay zekayla mükemmeliyetten önce deneyip yanılıp öğrenmemiz gerekiyor. Gartner bakın yine farkındalık. Russell Reynolds da farkındalıktan başlamıştı. Gartner da farkındalıktan başlıyor ve diyor ki önce farkına varın, neyin içindeyiz, biz ne yaşıyoruz ve bunlar neden başımıza geliyor. Sonra diyor aktif denemelere başlayın. Yüzlerce araç var. Bana yine en çok sorulan sorulardan biri. Grok mu kullanalım, GPT mi kullanalım, Claude mi kullanalım, Gemini mı? Bir dakika diyorum ya bir saniye. Deneyin. Ve sizin için en iyi olanı ve en iyi olan sistemi tasarlayın, araçları değil. Bunları yapmaya başladığımızda operasyonel, sistematik ve dönüştürücü bir güce kavuşmamız mümkün.
 
Sunumun sonuna yaklaşırken size 10 yılları nasıl okuyabileceğimize dair Gartner'ın bir raporunu göstereceğim. Ama inovasyonları değil. Bakın arkamda şu anda bir sürü inovasyon görüyorsunuz. Kuantum, yapay zeka, yönetim platformları, physical AI dedikleri fiziksel yapay zeka, nedensel yapay zeka. Bunlar 2025'in sonunda çıkan rapor. Bu rapor 15 senedir yayınlanıyor. Fakat bu raporda inovasyonlar hep değişti. Yapay zeka 15 sene önce başlangıçta bile değildi. Şimdi bakın nerelere gelmiş. Fakat ben size başka bir şey göstermek istiyorum. 15 senedir bu raporda değişmeyen şey ne biliyor musunuz? Şartlar değişiyor, ilkeler değişmiyor. Altta gördüğünüz zaman çizelgesi hiç değişmedi. Bakın inovasyon önce tetikleniyor 15 yıldır. Sonra şişiriliyor yani popülerleştiriliyor. Sonra bakın biz neredeyiz diye sorsanız bana şu anda hayal kırıklığı çukurundayız. Ha bu arada ben de demiyorum Gartner da aynı şeyi söylüyor. Bakın üretken yapay zeka şu anda hayal kırıklığı çukurunda hızla ilerliyor. E geçen seneki rakamları verdim ya MIT dünyadaki her 100 dolarlık yatırımın 95 dolarının çöpe gittiğini söylüyor. Başarısızlıktan bahsediliyor. Hayal kırıklığındayız. Ama kıymetli misafirler asıl mesele sonra başlıyor. Bugün burada konuştuğumuz şey. Aydınlandıktan sonra büyük bir verimlilik oluşuyor. Bugün bilgisayarsız yapabilir miyiz? Bugün telefonsuz yapabilir miyiz? Onlar da bu yoldan geçtiler. İnovasyonlar tetiklenip şişirildikten sonra onu anlamak ve farkına varmakla mükellefiz ve bunu anladıktan sonra geleceğimiz yer şurası.
 
Dünyanın önemli ekonomi alanındaki çalışan bir ekonomi profesörü ve London Business School'dan Andrew Scott inanılmaz bir tespit yapıyor McKinsey raporunda. Dünyanın yine önemli raporlarından birinin içinde. Sağ tarafta raporu ve kaynağını görebilirsiniz. Diyor ki yapay zeka ve otomasyon teknik işlerde insandan daha iyi olacak. Bunu tartışmıyoruz. İnsanların rekabet avantajı teknik becerilerinde değil insani niteliklerinde olacak. Ve bizim insani niteliklerimizi yeniden anlayıp, yeniden anlamlandırıp onun üzerine bir süreç inşa etmemiz lazım. Harari 5 senedir Dünya Ekonomi Forumu'nda yeni dünyada adaptasyonun üç önemli konusundan bahsediyor. Biz bunu genelde çocuklar için konuşurduk. Motor becerisi gelişsin, duygusallığını doğru yönetelim ve sosyalleşsin, bizim çocuk sosyalleşsin. Kıymetli misafirler 21. yüzyılda adapte olmak artık teknolojik açıdan daha becerikli olmak değil, o beceriyi sosyal, duygusal ve motor becerilerinizle dengede tutmaktan geçiyor.

"AİLE SOFRALARINA YENİDEN OTURMALIYIZ"

Geçtiğimiz aylarda Harari Türkiye'de bir webinar yaptı. Dinledim, çok da güzel konuştu ama hemen onun öncesinde çok kıymetli bir misafir vardı, Gündüz Vassaf. Gündüz Vassaf'a moderatör sordu. Ya hocam dünya bambaşka bir yere gidiyor. Biz ne yapacağız? Bize bir şey söyleyin. Bir cümle söyleyin onu yapalım dedi. Gündüz Vassaf sosyolojik alanda çalışan psikolog ve çok önemli bir yazar. Ne dedi biliyor musunuz? Aile sofralarına yeniden oturmalıyız. Çok bence bir saat Gündüz Hoca'yı dinledikten sonra tüylerim diken diken oldu, yine oldu. Aile sofralarına yeniden oturmalıyız. İnanılmaz değil mi? Koca bir teknoloji konuşuldu, Harari konuştu, teknoloji, yapay zeka. Anlamaya çalışıyorsun neden böyle bir şey söyledi? Çünkü yapay zeka muhtemelen aramızda büyük bağlantılar kuracak ama ilişki geliştiremeyecek. Yapay zeka çok fazla bilgi üretecek, Deloitte'u hatırlayın, rapor, bilgi ama anlamlı bir rapor olmadığı için ne oldu, iade edildi. Anlam üretemeyecek. Yapay zeka tahminler üretecek ama o tahminlerle tanışamayacak. Ve en önemlisi de bir sürü yemek tarifi verecek ama o aile sofrasına oturamayacak. Ve biz 21. yüzyılda yapay zekanın yapabildiklerinin yanında yapay zekanın yapamadıklarını yapmamız gerekiyor. Hepinize çok teşekkür ediyorum beni dinlediğiniz için, sağ olun. Çok sağ olun.

KAYNAK: HABER7
Şule Altınel Haber7.com - İnternet Editörü
Haber 7 - Şule Altınel

Editör Hakkında

Sakarya’da doğdu. Marmara Üniversitesi’nde lisans eğitimini tamamlamasının ardından gazetecilik kariyerine başladı. 2016 yılından beri çeşitli medya kuruluşlarında çalıştı. 2025 Haziran ayından itibaren Haber7’de ‘gündem editörü’ olarak kariyerini sürdürmekte.
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
DİĞER HABERLER
Mutlak butlan kararı sonrası Kılıçdaroğlu'ndan ekibine "Genel Merkez" talimatı
İsrail'i yeryüzünden silmek isteyen ülkeler açıklandı! İşte Tel Aviv'i titreten liste!