Kasapbaşoğlu'ndan özel açıklamalar

6 yaşında ilk filmini çeviren oyuncu Nilgün Kasapbaşoğlu 50 yıl önce çocuk yıldız olarak herkesin tanıdığı bir isimdi. Kasapbaşoğlu o günlere ve yeniden yakaladığı şöhrete dair özel açıklamarda bulundu.

Kasapbaşoğlu'ndan özel açıklamalar
Kasapbaşoğlu'ndan özel açıklamalar
GİRİŞ 25.12.2011 17:47 GÜNCELLEME 25.12.2011 17:47

 Televizyon sayesinde yarım asır sonra yeniden şöhrete kavuşan Kasapbaşoğlu'yla hem 'Papatyam' dizisiyle yeniden gelen şöhreti hem de hayatı konuştuk.

-Nilgün Hanım, bize çocukluğunuza dair neler anlatırsınız?

Daha okula başlamadan babam tarafından Şehir Tiyatroları'na götürüldüm. Çünkü babam sanatçı olmak istiyormuş ama ailesi izin vermiyormuş. Onun için babam bu duyguyu benimle tatmin etmek istemiş. Bu arada biz 4 kardeşiz; ikisi anne baba bir, diğerleri baba bir, anne ayrı. 3 kız bir erkek, ben ikinciyim. Temmuz'da Şehir Tiyatrosu'na başladım, Ekim'de ilkokula başladım. Ondan sonra Şehir Tiyatrosu aralıksız devam etti. Çok fazla oyun oynadım.

-Küçük yaşta film setlerinde olmak bir çocuk için zor değil miydi?

Bugün bakıyorum da televizyon dizilerinde bir sürü çocuğumuz ünlü oluyor. Gazetelerde psikolog eşliğinde çalıştıklarını okuyorum. Benim psikoloğum yoktu çocuk yıldızken. Ödüllerim de vardı o yıllarda. Fakat bizim zamanımızda daha farklı yaklaşıyorlardı. Ayhan Işık ve Belgin Doruk'la çok film çektim. Öğlenleri bana uyku arası verirlerdi. Yemekten sonra, Nilgün'ün uyku arası derlerdi. Uyku saatim vardı. 8 yaşındaydım. Uyuyordum, kalkıyordum. Hatta Allah rahmet eğlesin Ayhan Ağabey bana masal kitabı okurdu uyuyayım diye. Özen gösterirlerdi, geç saatlere kadar sette kalmazdık çocuk olarak. Meşhur bir çocuktum. Okulda bütün arkadaşlarım beni tanırdı. O zaman Türk Sineması çok önemliydi. Para kazanan bir çocuktum. Ama aile içinde, hiçbir zaman diğer çocuklarından ayrı bakmadılar bana. O çocuklara bayramda ayakkabı alınırdı, bana da o zaman alınırdı. Sınıfta arkadaşlarım yürüyerek okula gidiyorsa bende yürüyerek okula giderdim. Ben hiç, farklı bir çocuk olduğumu hissetmedim.

-Aileniz kazandığınız parayı ne yaptı, değerlendirdiler mi?

Tabii geçim sıkıntıları vardı. benim kazandığım para aileye de katkı oluyordu. Bir de büyük paralar kazanmıyorduk ki çok cüzi rakamlardı. Para bile denmeyecek paralardı.

-Şimdiki çocuk oyuncular nasıl şartlarda çalışıyorlar?

Televizyon sinemadan daha farklıÖ Çünkü, bir sinema filmini bir ayda çekiyorsunuz. Zaman açısından geniş bir dilime yayılıyor. Ama şimdi TV dizileri her hafta 100 dakika çekiliyor. Çocuk oyuncuların okulları olduğu için, saat 6'dan sonra sete geliyorlar ve gece 11'e kadar kalıyorlar sette. Derslerini sette çalışıyorlar. Mümkün olduğu kader çocuk oyuncuların sahnelerini aynı zaman dilimi içinde çekiyorlar. Bizim zamanımızda çocuk oyuncuların şartları daha iyiydi, akşam odlunca eve gönderilirdik, şimdi derslerini bile sette çalışıyorlar.

2 bin 300 TL maaş alıyorum

-Dizilerden çok para kazandınız mı?

Allah'a şükür Türkiye şartlarında fena değil. Ben o kadar büyük paralar almıyorum. Jön ve jön kızlar alıyorlar. Şehir Tiyatrosu'ndan sanatçı olarak 50 senenin sonunda aldığım maaşa bakarsanız tabii ki para alıyorsunuz. Şehir Tiyatrosu'ndan 2 bin 300 lira maaşım var. En yüksek paraları bizler alıyoruz. Benim maaşım bu. Karı koca çalışıyoruz, annem var; eksikliğini Allah göstermesin ona bakıyorum. Allah'a, bana verdikleri için hep şükür ediyorum.

GENÇ KIZLAR BENİ ANNELERİ YERİNE KOYUYOR

-Şöhretle aranız nasıl oldu?

'Kara Dut' adlı filmle şöhret oldum. Leyla Sayar'ın küçüklüğünü oynuyordum. O zaman anlamadım. İkinci film 'Bülbül Yuvası' geldi. Göksel Arsoy, Belgin Doruk ile oynadım. O zaman çok gişe rekoru kıran bir filmdi. Çocuk olarak beğenilmek çok hoş bir duygu. Ama dediğim gibi ailemin sayesinde hiç havalı olmadım. TRT tek kanalken gene çok meşhur oldum 'Hanımlar Sizin İçin' programını yaptık TRT'de, haftada üç gün sabah programıydı. 5-6 sene sürdü. İlgiden sokakta yürüyemiyordum ama şöhret yine beni çok etkilemedi. Ben normal Nilgün olarak neysem o yaşantıma devam ettim. Şu anda da öyleyim. Metroya da binerim, minibüse de binerim, pazara da giderim. Ben insanlarla iç içe olmayı seviyorum. Mesleğimizin bir parçası da bu zaten, gözlem yapmak. Bana şaşırıyorlar. "Aaa o olamaz" diyorlar sonra "Papatya o" diyorlar. Ben de ev hanımıyım, iki elim iki ayağım yok mu yani? Pazara inip domates, biber, patlıcan seçmeyi, alışveriş yapmayı çok seviyorum. Benim bir hayran kitlem var, 15-16 yaşında genç kızlar. Onlar beni anneleri yerine koyuyorlar. Çünkü onların yaşıtları Kenan İmirzalıoğlu'na Kıvanç Tatlıtuğ'a hayranlar. Ama benim fan sitemi açın hepsi genç kızlardan oluşuyor. Elimden geldiğince onlara cevap vermeye çalışırım. Hepsine tek söylediğim şey "Aman okulunuzu okuyun, derslerinizi iyi çalışın. Bu vatana hayırlı evlatlar olun"

-Genç kız hayranlarınız size neler soruyor?

Neler sormuyorlar ki? Flörtüyle kavga eden ne yapacağını bana soruyor. Annesine kızıyor bana soruyor. Yani bir anda dert ortağı oldum. daha doğrusu genç kızların Güzin Ablasıyım.

-Hiç oynamadığınız bir rol var mı?

Vallahi kalmadı, tiyatro sahnesinde her rolü oynadım. Körü de oynadım, fahişeyi de oynadım, deliyi de oynadım, köylü de oynadım, klasik de oynadım, her şeyi oynadım. Dizilerde daha çok oynayacağım rol var. Televizyonda deli oynayabilirim, kambur kadını oynayabilirim, kötü kadını oynayabilirim. Her şeyi oynayabilirim.

Kıvanç Tatlıtuğ'u takdir ediyorum

-Siz eğitim aldınız, eğitim almayanlarla aranızda ne gibi farklar oluyor?

Eskiden daha farklıydı. Şimdi artık çok okul açıldı. Bütün özel üniversitelerin tiyatro bölümü var. Eskiden iki tane okul vardı. biri devletin konservatuarı diğeri belediyenin konservatuarıydı. Orada çok elenerek insanlar seçiliyordu. Müracaat çok fazlaydı, o yüzden çok eleniyordu. Gerçekten kabiliyeti olanlar alınıyordu. Ve yıllar içersinde de yapamıyorlarsa onlar da eleniyordu. Şimdi her özel üniversitenin tiyatro bölümü var. O yüzden, okul yönetimlerinin imtihan esnasında çok seçici davrandıklarını sanmıyorum.

-Mankenlik yaparken oyuncu olanlar var, onlar için ne diyeceksiniz?

Bu işin en önemli tarafı yetenek. Yeteneksiz bir insanı en iyi okullara, en iyi eğitmenlere verin çok zordur o yeteneğin kazanılması. Nasıl ben bir ses sanatçısı gibi şarkı söyleyemezsem, bir ressam gibi resim yapamazsam, her sanat kolunun ayrı bir yeteneği var. Ben Kıvanç Tatlıtuğ'u takip ediyorum ve çok takdir ediyorum. Çünkü ilk oynadığı diziye bakıyorsunuz, bugünkü geldiği noktaya bakıyorsunuz, ne kadar çaba harcadığını görüyorsunuz. Seslendirmesini kendi yapıyor. Beren Saat de öyle. Şimdi, her mankeni ya da başka yerden oyunculuğa geçeni, aynı kategoriye koymak da yanlış diye bakıyorum. Ama bunun yanında, mankenlikten gelip hala ortada salınan yeteneksizler de var.

Bayat ekmeği suya batırıp yedik

-Çok maddi sıkıntı yaşadınız mı?

Evet, maddi çok sıkıntı yaşadım. Annemle babam ayrıldılar, çünkü babam bir başka evlilik yaptı. O dönem çok sıkıntı yaşadım. Sonra ben evlendim çocuğumu doğurdum, ayrıldım; o dönemde çok sıkıntı yaşadım. Hayata şöyle bir bakışım var; ben bütün çektiğim sıkıntılar için Allah'a teşekkür ederim. Çünkü onları çekmeseydim bugünün kıymetini bilmezdim. Öyle günler yaşadım ki anacığımla bir kuruş paramız yok. Çaresiziz artık "Ne yapalım?" dedik, açız ben de 16 yaşındayım. Annem dedi ki "bayat ekmeğimiz var" O bayat ekmeği aldık tas içindeki suya batırıp yedik. O yüzden maddiyat benim için hiç önemli değil. Önemli olan insanların sağlığı; huzurlu ve mutlu olması. "Bana hep böyle güler yüzlü müsün?" diye soruyorlar. Şu anda beni al bir kişinin mutfağa zor sığdığı ilk evime koy, yine girerim o mutfağa, yine keyifle yemek yaparım.

BUGÜN

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
DİĞER HABERLER
Vali Gül'den belediyelere sahipsiz sokak hayvanları uyarısı: Yasal işlem başlatılacak
Uyuşturucu soruşturmasında Selen Görgüzel'in ifadesi ortaya çıktı