Mimar Sinan'ın ustalık eseri Selimiye Camii tarihi ve belli başlı özellikleri...

Mimar Sinan, Osmanlı İmparatorluğunun yetiştirdiği en kıymetli isimlerdendir. Günümüz teknolojisiyle dahi Sinan’ın yaptığı eserlerin mimari ve teknik zenginliğine erişilmiş değildir. Kendisinin ‘ustalık eserim’ diye adlandırdığı Selimiye Cami ise hala mühendis ve mimarlar tarafından büyük bir hayranlıkla incelenmektedir. İşte sanat tarihi açısından Selimiye Caminin ehemmiyeti ve hakkında bilinmeyenler

Mimar Sinan'ın ustalık eseri Selimiye Camii tarihi ve belli başlı özellikleri...
Mimar Sinan'ın ustalık eseri Selimiye Camii tarihi ve belli başlı özellikleri...
GİRİŞ 03.05.2020 15:39 GÜNCELLEME 03.05.2020 15:39
Bu Habere 6 Yorum Yapılmış

Mimar Sinan, Osmanlı İmparatorluğunun yetiştirdiği en önemli dehalardan biridir. Osmanlı egemenliği altındaki her bölgede eserler inşa etmiş, İslam sanatının gelişmesine çok büyük katkıları olmuştur. Başta İstanbul olmak üzere dünyanın farklı coğrafyalarında eserleri olan Sinan henüz 20'li yaşlarında devşirilerek Osmanlı hizmetine girmiştir. 20'li yaşlarında başladığı eğitim sürecinin ardından Yeniçeri Ocağına katılmıştır, 17 yıl burada çeşitli görevlerde yer alan Sinan birçok sefere katılarak yeni yerler görmüş, kendini geliştirmiş ve ufkunu açmıştır. Tüm bu seferlere katılmasının faydasını ve vizyonunu 44 yaşında Mimarbaşı olduğu zaman görmüştür. Günümüzde hala Mimar Sinan'ın eşsiz eserlerini gezerek ve inceleyerek onun döneminin çok ötesinde bir üstat olduğunu anlayabiliriz.

 

Mimar Sinan 80'li yaşlarında inşa ettiği Selimiye Cami için ustalık eserim diye bahseder. Bunun nedeni ise o güne kadar inşa ettiği tüm eserleriyle kendine yeni bir şey katmış, denenmeyeni denemiş ve mimarlık tecrübelerine her defasında farklı bir soluk getirmiş olmasıdır. Bundan dolayı da Selimiye, Sinan'ın eserleri arasında kendinde ulaştığı doruk noktası olmuştur.

Mustafa Sai Çelebi'ye yazdırdığı ve kendi hayatının anlattığı Tezkiretü'l Bünyan kitabında 'Bir zaman padişah hizmetinde Arap ve Acem ülkelerinde gezip tozdum, her saray kubbesinin tepesinden, her harabe köşesinden bir şeyler kaparak bilgimi görgümü artırdım. İstanbul'a dönerek zamanın ileri gelenlerinin hizmetinde çalıştım Yeniçeri olarak da kapıya çıktım.' cümleleriyle diyar diyar gezerek eserler incelediği bilgisine ulaşmış oluruz. Bu bilgi ise bizi Sinan'ın farklı kültürlerden ve değişik eserlerden beslenerek onları kendi üslup ve tarzıyla yorumladığı sonucuna vardırmış olur.

SELİMİYE CAMİ TARİHÇESİ

Mimar Sinan, bütün ömrü boyunca merkezi planlı camiler inşa ederek daha iyisini yapmaya çalışmıştır. Selimiye Camini inşa ettiği döneme kadarki çalışmalarında merkezi plan şemasının en iyisini ortaya koymak için uğraşmıştır. 80'li yaşlarına geldiğinde Edirne Selimiye'yi inşa ederek kendiyle girdiği yarıştan en iyi neticeyi almıştır. Sonunda mimari ve teknik açıdan kusursuzu Selimiye Caminde yakalayan Sinan, bundan dolayı da Selimiye'den 'ustalık eserim' diye bahseder. 2475 metrekarelik alanda inşa edilen ve yerden 43,20 metre yükseklikteki 8 payeye oturtulan 31,30 metre çapındaki devasa kubbesiyle ve 3,80 cm çapında, 70,89 metre yükseklikteki 4 zarif minaresiyle dünya sanat tarihinde eşi benzeri olmayan çok kıymetli eserlerdendir. İnce yapılı ve yivli minarelerin mukarnaslı şerefeleri (minare balkonu) bulunmaktadır. Tek bir minarede 3 ayrı merdivenli çıkışı olan ve her bir şerefeye farklı merdivenden çıkılmaktadır. Birinci merdivenden çıkan birinci ve üçüncü şerefeye, ikinci merdivenden çıkan ikinci ve üçüncü şerefeye, üçüncü merdivenden çıkan da direkt olarak üçüncü şerefeye çıkmış olur. Aynı andan üç kişi bu merdivenden çıksa daha birbirini göremeden şerefelere ulaşır. Tüm bu sıradışı özelliklerinin yanında Sinan'ın Selimiye'de inşa ettiği minareler dünyanın bu uzunluktaki en ince minareleridir. 

Yapımı 1568-1574 yılları arasında gerçekleşen medrese, arasta, sübyan mektebi ve çarşılardan teşekkül etmektedir.  Günümüzde hala faaliyetini sürdüren çarşıları Edirne’nin önemli ticaret merkezlerinden birini oluşturmaktadır. 

Caminin haşmeti yanı sıra içinde yer alan döneminin en kıymetli İznik çinileri, kalem işleri ve kabartmalarıyla da eşsiz bir bütünün parçalarıdır. Özellikle mermer minberin yan kenarlarında bulunan kabartmalar tüm zarafetiyle günümüze kadar ulaşmıştır. Ne yazık ki işgal yıllarında bir takım tahribata uğrayan caminin sol üst köşesinde yer alan hünkar mahfiline ait İznik çinilerinin büyük bir kısmı yok olarak günümüze kadar ulaşamamıştır.

Günümüz teknolojisiyle dahi yapılması imkansız gözüyle bakılan Sinan'ın Selimiye'deki kubbesi yüzyıllardır birçok mühendis tarafından merakla incelenmektedir. Edirne'nin en tepe noktasına inşa edilerek her yerden görülebilen ve şehrin siluetini oluşturan eşsiz eser 2011 UNESCO Dünya Miras Listesine dahil edilmiştir.

KAYNAK: HABER7
YAZDIR
YORUMLAR 6
  • falcon 4 ay önce Şikayet Et
    minaredeki mimari tekniğin aynısını sanayi devriminden sonra avrupalılar helezon dişlilerde kullandı ayrıca köprülerde kullandığı mesafe/uzunluk formülasyonunu yüzyıllar sonra batılılar fakültelerde müfredata ekleyip kullanmaya başladı Allah rahmet eylesin ustaların piridir
    Cevapla
  • Muaz 4 ay önce Şikayet Et
    Cenab-ı Hak gani gani rahmet eylesin,bu vatana yeniden tekrar Sinanlar,Fatihler,Selimler nasip etsin inşâallah
    Cevapla
  • Diyarbakırlı 4 ay önce Şikayet Et
    Fatih ve Selimler geldiğinde hadi ver oğlunu savaşa gidiyoruz derlerse ,ilk kıvıran sen olursun.
    Cevapla
  • ercisli 4 ay önce Şikayet Et
    bizim unesconun tesciline ihtiyacimiz yok mimamr sinanimizin eserinin varligi yetiyor..yeni mimar sinanlar yetiştirmek umidi ve dua si ile...
    Cevapla
  • Uruz bey 4 ay önce Şikayet Et
    Maşallah süphanallah.
    Cevapla
  • Uruz bey 4 ay önce Şikayet Et
    2011 yılına kadar uyumuş mu bu UNESCO. Bence çok geç kalmış.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
İnce Şov'a sert cevap!
74 gün sonra ilk cuma