Sıradan kalıplara sığmayan zihinler: Dr. Kemal Tekden üstün zekalı çocukları anlattı
Üstün zekalı çocukların değerine sıklıkla vurgu yapan ve bu çocukların "milli bir servet" olduğunu belirten Dr. Kemal Tekden, yıllardır bu alanda en somut adımları atan isimlerin başında geliyor. Peki, bu özel yeteneklerin farkında mıyız?
21. yüzyılın en stratejik gücü artık "insan dehası". Bugün dünyaya yön veren tüm büyük fikirlerin arkasında, çocuk yaşlarda keşfedilen ve doğru bir şekilde yönlendirilen parlak zihinler saklı. Tam da bu noktada alışılmışın dışında, sınır tanımayan meraklarıyla ezber bozan üstün zekalı çocuklar, geleceği inşa etmek için erken yaşta keşfedilmeyi bekleyen birer milli cevher. Yıllardır TÜZDEV (Türkiye Üstün Zekalı ve Dahi Çocuklar Eğitim Vakfı)’nın kurucusu ve Genel Başkanı olarak çalışmalarını sürdüren Dr. Kemal Tekden, bu çocukların ruhsal ve zihinsel dünyasını tanımanın, anlamanın ve yönlendirmenin detaylarını Haber7.com izleyenleri için anlattı.
"DOĞRU DEĞERLENDİRİRSEK YERÜSTÜ HAZİNELERİMİZ HALİNE GELİR"
Üstün zekalı çocukları 'yerüstü hazinesi' olarak tanımlayan Dr. Kemal Tekden, teknolojiyi üreten, bilime yön veren, sanat ve zanaat alanlarında özgün bir bakış açısı sunan bu vizyoner zihinlerin aslında işlenmesi gereken bir cevher olduğunu sıklıkla belirtiyor. Bu çocukların keşfedilmesinin önemine vurgu yapan Tekden, şöyle konuştu:
"Bütün toplumlarda çocuklarımız bizim hazinelerimiz. Ancak bu çocukların farklı farklı yetenekleri, farklı farklı zekaları var. Eğer ki biz bu çocukları doğru bir şekilde değerlendirirsek işte o zaman 'yerüstü hazinemiz' haline geliyor. Öyle ki bu çocuklar toplum için altından, petrolden çok daha kıymetli."
"TOPLUMLARIN ÖNCÜSÜ OLABİLİRLER"
"Bir toplumun en büyük serveti yeraltı kaynakları değil, iyi eğitilmiş insan beynidir." vurgusu yapan Tekden, üstün zekalı çocukların doğru eğitilmediğinde ya köreldiğini ya da "uyumsuz" etiketiyle sistemin dışına itildiğini dile getirdi ve şöyle konuştu:
"Üstün zekalı çocuklar, çok kısa sürede öğrenen, çok kısa sürede adapte olan pratik zekası yüksek çocuklardır. Hatta bunun en üst seviyesinde olan kişilere biz 'deha' çaplı diyoruz. Tarih boyunca gurur duyduğumuz, bütün büyük insanlar hepsi bu seviyede ve kıymeti bilinen kişilerdir. Kaleme aldığım "Yerüstü Hazinelerimiz" kitabımda da söylediğim gibi bu çocuklarla doğru bir şekilde ilgilenilirse, önleri açılır ve toplumların öncüsü olabilirler. Ancak süreç doğru bir şekilde değerlendirilmezse çocuklar ya psikolojik hastalıklara açık olurlar ya da toplumun gerisine kendilerini atarak 'normal' insan olma çabası içerisinde olurlar."

"ANLAŞILMAK VE GÖRÜLMEK ASIL ANAHTAR"
Çok zeki çocukların okulda kimi zaman 'tembel' veya 'disiplinsiz' olarak etiketlenmesi hakkında da değerlendirmelerde bulunan Tekden, ilginin asıl anahtar olduğunu söyleyerek şu ifadeleri kullandı:
"Bu çocukların hırçınlaşması veya disiplinsiz davranmasının temel nedenlerinden biri anlaşılamamak. Eğer çocuğu çocuk anlaşılmadığını veya görülmediğini hissederse hırçınlaşabiliyor. Ailelerin ve öğretmenlerin bu çocuklara karşı sabırlı şefkatli ve ilgili olması önemli. Kalbine girilemeyen bir çocuğun beynine de ulaşılamaz."
ASIL VURGU: ZEKANIN VE YETENEĞİN İNKİŞAFI
Çocukların eğitim ve meslek seçiminde zeka türünün, yeteneklerinin çok önemli olduğuna işaret eden Tekden, "Çocuğun zeka profiline göre eğitmek ve yönlendirmek gerekiyor çünkü çocuğu tanımadan geliştirmek mümkün değil. Bir çocuğun görsel, zihinsel veya kinestetik dediğimiz sporcu zekası daha ön plandaysa ona göre yönlendirmeli ve eğitmeliyiz. Her zaman dediğim gibi eğitim eşittir keşif artı inkişaf. Üstün zekalı çocukların içindeki saklı potansiyelin doğru eğitimle açığa çıkarılması süreci, tam olarak "zekanın ve yeteneğin inkişafı" ile mümkün." diye konuştu.

"MİLLİ DEĞERLER OLMADAN EVRENSEL OLUNAMAZ"
Üstün zekalı veya dahi özellikleri taşıyan çocukların milli birer servet olarak korunması gerektiğine işaret eden Tekden, milli değerlerin ön planda tutulması gerektiğini söyledi. "Bütün ülkeler dehalarını yetiştirirken mutlaka öncelikle milli değerleri aşılamalı çünkü milli olmadan evrensel olunamaz." diyen Tekden, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Tarih boyunca baktığımız gördüğümüz bildiğimiz bütün dahiler ilk olarak kendi değerlerini yansıtırlar. Öyle ki Dostoyevski'yi Rus ve Hristiyan kimliğinden, Shakespeare'i ise İngiliz kimliğinden ayırt edemezsiniz. Aynı şekilde Mimar Sinan'ı da Müslüman-Türk kimliğinden ayırt edemezsiniz. Bundan dolayı milli değerleri kazanan dahiler, evrensele doğru açılmalı. Onlar, bu şekilde sizin medeniyetinizi, sizin milli kimliğinizi dünyada temsil eden insanlar haline gelir. Dahilerin kendi kültürleri ve medeniyetleri, onlar için itici bir güçtür. Unutmayın, normal zekada bir çocuğu kötü yetiştirirseniz o çocuk kendini, yakın çevresini yakar. Ancak deha çaplı bir çocuğu kötü yetiştirirseniz bütün dünyayı yakar."
DR. KEMAL TEKDEN'E DAİR
Doktorluk mesleğinin yanı sıra birçok sivil toplum ve vakıf kuruluşunda yönetici olarak görev yapan, eğitimci, iş insanı, yapımcı, yazar ve siyasetçi kimlikleriyle tanınan Dr. Kemal Tekden, çok yönlü bir isim olarak yıllardır geniş kitlelere hitap ediyor. Üstün zekalı ve dahi çocukların eğitimi için Türkiye'nin geleceğini şekillendirecek en stratejik meselelerden biri olarak gören Tekden, her yıl binlerce çocuğa yetenek taramaları, zeka testleri, robotik kodlama, akıl oyunları ve yaratıcı düşünme eğitimleri verilmesine bizzat öncülük ediyor.