Feridun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'

Ferudun Özdemir, “Allah var, problem yok!” adlı kitabında, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, Allah'a dayanıp, O'na güvenen insanların bir şekilde aydınlığa kavuşacaklarının farkındalığını oluşturuyor zihinlerde…

  • GİRİŞ01.02.2014 14:17
  • GÜNCELLEME01.02.2014 14:17
Feridun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'

Hayatınıza yeni bir ışık katmak, ruhunuzu ve gönlünüzü tekrar tekrar aydınlatmak için bu kitabı tekrar tekrar okumanız gerektiğine işaret ediyor…

 “Allah var, problem yok!” derken ne söylemek istediniz?

 Dünya zor bir dönemden geçiyor. Savaşlar var, ekonomik krizler var, çocuklar yetim ve öksüz kalıyor, analar ağlıyor, babalar ölüyor… Bunun yanında çağımızı insanına musallat olmuş bir depresyon ve stres derdi var. İnsanlar, geçmişe göre belki de birçok şeyi fazlasıyla elde etmesine rağmen, bir yerlerde kaybettikleri mutluluğu arıyorlar. Buna ek olarak insanları sevdiklerinin terk etmesi, yalnızlık, çaresizlik ve ölümler…

Belki tüm olumsuzluklar moralimizi bozuyor ve tüm bunların karşısında çaresiz gibi hissediyoruz kendimizi… İşte bu noktada diyorum ki: “Allah var, problem yok!” Zor günler er geç bitecek… Çünkü hayat, inişli, çıkışlı… Bazen ağlatarak, bazen güldürerek devam ediyor… Bazen öyle zor günler geçirir ki insan, ne yapacağını, nasıl yapacağını bilemez, çaldığı tüm kapılar belki de yüzüne kapanır.

Çaresiz, bitkin, yorgun, üzgün ve küskün olarak devam etmeye çalışır hayat yolunda. Ama unutulmamalıdır ki, gerçekte insanı görüp gözeten; koruyup, kollayan bir Dost her zaman vardır. Ama bunun farkında olmak gerek… O dost, Allah'tır. İşte kitabın ana fikri olarak diyorum ki: “Umudunu yitirme! Bu umudu da sen Allah'tan iste! Tüm gizli hazinelerin sahibi Yüce Allah'tan ümidini kesme. Zira o dayandığın kapı, en hakiki kapıdır. Buradan boş dönmezsin, unutma!”

Ana hatlarıyla kitabınızı okurlarımıza tanıtsanız? 

Kitap, beş bölümden oluşuyor ve bu beş bölüm, rahat okunması ve anlaşılması amacıyla, geçmişten günümüze birçok bilgelik ve hikmet hikâyeleriyle, kıssadan hisselerle örnekleniyor. Her hikâyenin sonunda, kıssadan alacağımız hisseleri de ekledik.

Böylece her okur, çaresizlik ve ümitsizlik karşısında Allah'a geçekten kalbini teslim edip, yüksek bir iman ve inanç gücüyle O'na sığındığında, olayların akışının nasıl da değiştiğine ve tüm zorluklara rağmen yine de hayata gülümseyebilmenin, sabır ve tevekkül ile yaşam umudunu kaybetmeden ilerlemenin sırlarını keşfediyor. Kitabın ana bölümlerini; 1. Üzüntü yok Allah var, 2. Gam yok Allah var, 3.Stres yok Allah var, 4. Korku yok Allah var ve 5. Allah var Aşk var şeklinde ele aldık.

“Üzüntü yok, Allah var!” Sizce ne demek?

Bir şeylere üzülünce, üzüldüğümüz o durumu ortadan kaldırmak için bir şeyler yaparız. Dolayısıyla “üzüntü” dediğimiz şeyi tamamen yok etmek mümkün değil… İnsan isek, gerektiğinde üzüleceğiz. Ancak bu üzüntü bir ömür boyu sürmemeli… Acılar, kayıplar, yenilgiler, hayal kırıklıkları da insanlar içindir. Bunların karşısında yaşadığımız derin üzüntüleri, yine bizi yaratan Yüce Allah'a sığınarak atlatabilmemiz mümkün… Ama bu sığınma gerçekten, gönülden, yürekten ve teslimiyetle olmalı…

Güvenmezsek, karşılığını vereceğine inanmazsak çabalarımız boşuna olacaktır. İnançsız ve tereddütlü yapılan şeyler başarıyla sonuçlanmaz. Güvenmeliyiz, çünkü istediğimiz makam Sonsuz Kudret Sahibi'nin makamındandır ve sonsuz hazinelerinden bize neler neler düşebilir… Bir kuldan, bir insandan, bir mevki-makam sahibinden yalvararak istediğimizde bize verebilecekleri sınırlıdır. Ama Evren'in Sahibi'nin, evrendeki tüm gizli ve aşikâr hazinelerin Sahibi'nin bize verebileceği şeyler sonsuzdur. O halde üzüldüğünde şöyle düşün:

Üzüntüler gelir, acıtır ama bir süre sonra geçer. Her şey gelip geçicidir ve sadece ebedi olan Allah'tır. O halde niye üzülüyorsun ki? Allah var, üzüntü yok!

Endişe ve korkularımızdan nasıl kurtulabiliriz peki?

Endişe, gelecekle ilgili bir şeydir. Gelecekte olabilecek olumsuz bir şey için korkar bazı insanlar. Ama gelecekte tam olarak ne olacağını bilmeyiz ki… Geleceğe tamamen de kayıtsız olmamak gerek tabi… Ama işte burada ”tevekkül” dediğimiz faktör ön plana çıkıyor. Sen elinden gelen tedbiri al ve gerisini Allah'a bırak. Geçmişi ve geleceği değiştirebilme kudretine sahip değilsin ki… Buna sadece Allah'ın gücü yeter. O halde sen o büyük güce, Allah'ına teslim ol…

Allah, Yunus Suresi 62. Ayette şöyle buyuruyor:

“Dikkat edin, Allah dostlarına hiç bir korku yoktur. Onlar, mahzun da olacak değillerdir.”

Korku duygusu, insanların en temel duygularından biridir. Korku dendiği zaman akla ilk gelenler, genel bir yaklaşımla; karanlık, kaza, ölüm, kan, acı verici hastalıklar, yakınların kaybedilmesi, deprem gibi doğal afetler, gelecek kaygısı gibi şeylerdir. Gerçekte korkma duygusu, insana hayatının devamı için verilmiştir. Yani insan kendi hayatını tehdit edecek ve hayatının devamına mani olacak sebeplere engel olabilmesi için kendisine korku nimeti verilmiştir. Ta ki tedbirini alıp gelebilecek kötülüklere karşı güvende olsun. Mesela, yırtıcı hayvanların kendisine zarar vermesinden korkan kimse tedbir alır ve belayı def eder. 

Allah'ın yarattıklarından korkmamak, kişi için nasıl iyi bir özellik ise, aksine Allah (c.c.)'tan korkmak da o ölçüde üstün bir fazilettir. Çünkü korkulması gereken tek varlık Allah'tır. O'nun yarattıklarından korkup, O'ndan korkmamak ise kişiyi yanıltır, yanlış yollara sevk eder. Gerçekte, önce Allah'ı çok sevmek önemlidir. Çok sevdiğiniz bir varlığa olan aşkınız, ona karşı yanlış şeyler yapmaktan da sizi alıkoyacaktır.

Aslında korku da sevgi gibi hayatın düzeni için şarttır. İnsanın terbiyesi ve dengesi bunlarla sağlanır. Ancak bunların da dengede tutulması gerekir. Hiç korkulmayacak bir zamanda korkmak, zayıflık ve zillettir. Korkulması ve çekinilmesi gereken yerde hiç aldırış etmemek ise cahillik ve ahmaklıktır.

Korkulardan arınmak demek, cahil cesareti ile her tehlikeye atılmak değildir. Zira Allah, insana akıl ve eylem gücü vermiştir. Bu akıl ve eylem gücünü kendimizi tehlikelerden korumak için kullanmamız istenmektedir bizden. Kişi yapabileceğinin en iyisini yapmalı ama sonucu Allah'ın takdirine bırakmalı… İşte bu durumda korkulardan arınabilir insan. Aksi takdirde, aklını kullanmadan atılacağı her tehlike, kendisine zarar verecektir.

 “Bir kapı kapanıyorsa, bu, bir diğer kapının açılmaya başladığındandır” diyorsunuz sık sık… Bu hususu biraz daha net açıklar mısınız?

Evet, her doğum öncesi sancı vardır, her yağmur öncesi gök gürler, şimşekler çakar ama sonunda, dünyaya yepyeni bir can bağışlanır, toprak, gökyüzüne olan hasretini yağmur vuslatıyla giderir. Kapılar kapanabilir, önümüze hayatta birçok engel çıkabilir ama başka taraflara bakmanın farkındalığına eriştiğinizde, başka başka birçok kapının sizlere açıldığını görürsünüz. En zor anlar, belki de en fazla çare ve deva bulabildiğiniz anlardır.

Her gecenin bir sabahı olduğu gibi, karanlığın en yoğun olduğu dönem, aydınlığın yüz bulmaya başladığı andır. Uzun çıkışların, er geç inişleri olur. Gözyaşları pınarları her daim akmaz, aktığında da bazen kederden ama bazen de sevinçten akar. Her yağmur er geç sonlanır, ardından güneş açar; her fırtına durulur da etrafın tozu, dumanı pisliği gider, tabiat, en güzel koku ve renklerini sana sunmaya başlar. Her kış mevsimi, gerçekte, gelecek olan baharın müjdecisidir. Gönül hüznü her daim kalmaz, gün gelir coşkular da doldurur içini…

Son olarak söylemek istedikleriniz?

Her şey gelip geçicidir bu dünyada, tıpkı yaşam gibi. Elindekilere şükret, elde edemediklerine kederlenme. Su akar, yolunu bulur; kısmetin, gayretin nispetinde olur. Takdir-i ezel, gayrete âşıktır. Bu minval üzere yürü ve parolayı unutma: Allah var, problem yok!

 *

Allah Var Problem Yok

Ferudun Özdemir

416 Sayfa

Az Kitap

KAYNAKHABER7

SON 24 SAATTE NELER OLDU?

Bu habere ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat