Trump Venezuela'da ne yapmak istiyor? İkinci Panama vakası mı?

ABD'nin Venezuela'da başlattığı saldırı ve Devlet Başkanı Maduro'yu yakalamasının ardından uzmanlar bölgesel krizi değerlendirdi. ABD'nin narkotik suçlar gerekçesiyle Venezuela'nın yerli kaynaklarının hedeflendiği belirtildi.

Trump Venezuela'da ne yapmak istiyor? İkinci Panama vakası mı?
Trump Venezuela'da ne yapmak istiyor? İkinci Panama vakası mı?
GİRİŞ 03.01.2026 16:15 GÜNCELLEME 03.01.2026 16:37

ABD, Venezuela’da askeri operasyon düzenledi. Yerel saatle 2 civarı başlayan operasyonlarda çok sayıda nokta hedef alındı. ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela lideri Nicolas Maduro ve eşinin yakalanarak ülkeden çıkarıldığını duyurdu.

Öte yandan Venezuela hükümeti tarafından yapılan açıklamada, ülkenin petrol ve maden kaynaklarını ele geçirmenin hedeflendiği bildirildi.

Venezuela ve Karayipler Denizi

ABD NARKOTİK SUÇLARI GEREKÇE GÖSTERİYOR

Trump yönetimi Maduro’yu uluslararası alanda yalnızlaştırmak istedi ve onu meşru bir devlet başkanından ziyade "uluslararası bir suçlu" gibi konumlandırdı. Washington, narkotik suçlarla mücadele gerekçesiyle Karayip Denizi’ndeki gemilere saldırılar düzenliyordu.

ABD hükümetine göre Venezuela’ya yönelik adımlar uyuşturucu ticaretini ve düzensiz göçü durdurmaya yönelik atılıyor.

VENEZUELA: ABD KAYNAKLARIMIZA EL KOYMAK İSTİYOR

Venezuela hükümeti ise, ABD’yi ülkenin petrol ve maden kaynaklarına el koymaya teşebbüs etmekle suçluyor.

İki ülke arasındaki gerilim, bütün Latin Amerika ve küresel enerji dengelerini de etkileyen geniş bir dosyaya dönüşüyor.

ABD'nin Karayipler'de askeri varlığı

GÖÇ MESELESİ GÜNDEMDE

Trump, 2013'ten bu yana Venezuela’dan ABD’ye yapılan yüz binlerce düzensiz göçten Maduro'yu sorumlu tutuyor. Ayrıca, ABD’ye göç eden Venezuelalıların ülkede suç eylemlerini artırdığını ileri sürüyor.

PETROL TANKERLERİNE EL KOYMUŞTU

ABD, Karayipler’de yaptırımları ihlal ettiği gerekçesiyle Venezuela’ya ait petrol tankerlerine el koymuştu. Trump, bu gemileri geri vermeyeceğini açıklamıştı ve "Belki satarız, belki kullanırız" demişti.

Petrol ve yeraltı kaynakları açısından oldukça zengin olan bu ülke, kaynaklarını tam olarak kullanabilmiş değil ve ekonomik kriz içinde. Ülkenin lideri ise Trump yönetimi tarafından "suç örgütü lideri" olarak lanse ediliyor. İki ülke arasındaki gerilim uzun yıllardır devam ediyor.

GERGİNLİK 2000'LERE UZANIYOR

ABD ve Venezuela arasındaki gerilim 2000'li yılların başına kadar uzanıyor. Hugo Chavez iktidarında başlayan gerilim artarak devam etti. ABD yaptırımları derinleşti. Venezuela'nın Rusya, Çin ve İran’la yakınlaşması ise krizi daha da tırmandırdı.
Uzmanlar, Trump yönetiminin Monroe Doktrini'ni yeniden devreye sokarak Rusya, Çin ve İran'ı arka bahçesinden çıkarmayı hedeflediğini belirtiyor.

Venezuela'nın başkenti Karakas'ta duyulan patlama sesleri, gözleri yeniden Güney Amerika'daki gerilime çevirdi. Aylardır Karayip Denizi'nde savaş gemileri ve uçaklarıyla askeri yığınak yapan ABD ordusunun, bölgedeki hareketliliği dikkat çekiyordu. Donald Trump yönetiminin Venezuela'daki Maduro hükümetini yabancı terör örgütü ilan etmesi ve uygulanan ağır ambargoların ardından gelen patlama haberleri, CNN Türk ekranlarında masaya yatırıldı. Uzmanlar, yaşananların bir iç karışıklık mı yoksa ABD'nin doğrudan müdahalesi mi olduğunu değerlendirdi.

Venezuela'nın başkenti Caracas'ta peş peşe patlamalar gerçekleşti.

TRUMP YÖNETİMİ VE MONROE DOKTRİNİ'NİN DÖNÜŞÜ

Dr. Canan Tezcan, yeni yılla birlikte Trump yönetiminin planlarını uygulamaya geçirdiğini belirtti. Tezcan, ABD'nin 1800'lü yıllardan bu yana Latin Amerika'yı kendi arka bahçesi olarak gören Monroe Doktrini'ne geri döndüğünü vurguladı. Tezcan, Ülkeler 100 yıllık planlar yapar ancak asıl olan doktrinlerdir. Latin Amerika, ABD'nin yapı taşıdır ve var olması için kaynak sağlayacaktır. Trump yönetimi, Make America Great Again söylemini hayata geçirmek için bu kaynaklara ihtiyaç duyuyor ifadelerini kullandı.

Son yüzyılda Latin Amerika'da 63 darbe veya darbe girişimi yaşandığını hatırlatan Tezcan, ABD'nin bölgedeki maden yatakları, petrol rezervleri ve Amazon ormanları üzerindeki kontrolünü kaybetmek istemediğini söyledi. Tezcan'a göre, Trump yönetimi Savunma Bakanlığı yerine adeta bir Savaş Bakanlığı kurarak Venezuela'ya yönelik tehditlerini eyleme dönüştürme aşamasına geçti.

UYUŞTURUCU BAHANE, ASIL HEDEF RUSYA, ÇİN VE İRAN

ABD'nin Venezuela'ya yönelik operasyon gerekçesi olarak sunduğu uyuşturucu ile mücadele tezini de çürüten Dr. Canan Tezcan, istatistiklere dikkat çekti. ABD'ye giren uyuşturucunun sadece yüzde 6'sının Venezuela üzerinden geldiğini, asıl büyük oranın yani yüzde 80'den fazlasının ABD müttefiki olan Kolombiya ve Ekvador hattından sağlandığını belirtti.

Operasyonun asıl hedefinin küresel güç mücadelesi olduğunu savunan Tezcan, ABD, Venezuela üzerinden aslında Rusya, Çin ve İran'ı hedef alıyor. Bu üç ülke de Maduro yönetimini destekliyor. Özellikle İran ve Venezuela arasındaki petrol ve altın ticareti, ABD ambargosunu deliyor. Washington, Venezuela'yı vurarak İran'ın ticaretini zayıflatmayı ve Rusya ile Çin'in bölgedeki etkisini kırmayı amaçlıyor değerlendirmesinde bulundu.

MADURO'YA NOKTA OPERASYONU İDDİASI

Programda söz alan Prof. Dr. Ali Fuat Gökçe ise ABD'nin ekonomik ve siyasi rakip olarak gördüğü Çin ve Rusya'yı kendi arka bahçesinde istemediğini vurguladı. Gökçe, Karakas semalarında ABD Özel Kuvvetleri'ne ait 160. Özel Harekat Havacılık Alayı'na bağlı bir helikopterin uçuş yaptığına dair iddiaların son derece kritik olduğunu belirtti.

Bu gelişmenin Maduro'ya yönelik bir nokta operasyonu ihtimalini gündeme getirdiğini ifade eden Prof. Dr. Gökçe, Eğer bu helikopter uçuşu gerçekleşiyorsa, bu Maduro'ya yönelik bir paketleme veya suikast operasyonu olabilir. ABD, bölgedeki sol dalgayı kırmak ve Arjantin gibi neoliberal politikalara dönen ülkelerin sayısını artırmak istiyor dedi.

LATİN AMERİKA'DA KESKİN AYRIŞMA: SAĞ-SOL

Uzmanlar, Latin Amerika'da keskin bir sağ-sol ayrışmasının yaşandığına da dikkat çekti. Arjantin'in ABD ve İsrail eksenli politikalara yöneldiği, buna karşın Kolombiya, Venezuela ve Bolivya gibi ülkelerin köklü bir solcu devrim hareketiyle ABD hegemonyasına direndiği belirtildi. Karakas'taki patlamaların, kıtadaki bu güç mücadelesinin sıcak çatışmaya dönüşebileceğinin sinyali olduğu ifade edildi.

Operasyonun asıl hedefinin küresel güç mücadelesi olduğunu savunan Tezcan, “ABD, Venezuela üzerinden aslında Rusya, Çin ve İran'ı hedef alıyor. Bu üç ülke de Maduro yönetimini destekliyor. Özellikle İran ve Venezuela arasındaki petrol ve altın ticareti, ABD ambargosunu deliyor. Washington, Venezuela'yı vurarak İran'ın ticaretini zayıflatmayı ve Rusya ile Çin'in bölgedeki etkisini kırmayı amaçlıyor” değerlendirmesinde bulundu.

TRUMP YÖNETİMİ VE MONROE DOKTRİNİ'NİN DÖNÜŞÜ

Dr. Canan Tezcan, yeni yılla birlikte Trump yönetiminin planlarını uygulamaya geçirdiğini belirtti. Tezcan, ABD'nin 1800'lü yıllardan bu yana Latin Amerika'yı kendi arka bahçesi olarak gören Monroe Doktrini'ne geri döndüğünü vurguladı. Tezcan, Ülkeler 100 yıllık planlar yapar ancak asıl olan doktrinlerdir. Latin Amerika, ABD'nin yapı taşıdır ve var olması için kaynak sağlayacaktır. Trump yönetimi, Make America Great Again söylemini hayata geçirmek için bu kaynaklara ihtiyaç duyuyor ifadelerini kullandı.

Son yüzyılda Latin Amerika'da 63 darbe veya darbe girişimi yaşandığını hatırlatan Tezcan, ABD'nin bölgedeki maden yatakları, petrol rezervleri ve Amazon ormanları üzerindeki kontrolünü kaybetmek istemediğini söyledi. Tezcan'a göre, Trump yönetimi Savunma Bakanlığı yerine adeta bir Savaş Bakanlığı kurarak Venezuela'ya yönelik tehditlerini eyleme dönüştürme aşamasına geçti.

ABD'NİN VENEZUELA OPERASYONU: İKİNCİ PANAMA VAKASI MI?

ABD'nin Venezuela'nın başkenti Karakas'ı vurmasının ardından Güvenlik Uzmanı Coşkun Başbuğ, CNN Türk'te çarpıcı analizlerde bulundu.

ABD'nin Venezuela'ya yönelik hamlelerinin arka planını değerlendiren Coşkun Başbuğ, Washington yönetiminin uluslararası hukukta zora düşmemek için bir kılıf hazırladığını belirtti. Başbuğ, "Amerika önce sebebi yarattı, sonra düşmanı gösterdi. Hukuki zemini hazırlamak için Maduro'yu terörist ilan etti. Amaç uyuşturucuyla mücadele olsaydı, üç beş sürat teknesi için bütün donanmayı, hava kuvvetlerini ve Güney Komutanlığı'nı Karayipler'e indirmenin bir anlamı yoktu. Bu çok net bir şeylerin hazırlığıydı" ifadelerini kullandı.

Başbuğ, ABD kamuoyunun da uyuşturucu gerekçesine inanmadığını, asıl hedefin Venezuela'nın yeraltı zenginliklerine el koymak olduğunu vurguladı.

PANAMA VE NORIEGA SENARYOSU

Operasyonun gidişatına dair tarihsel bir örnek veren Başbuğ, sürecin 1989'daki Panama işgali ve Manuel Noriega'nın devrilmesiyle benzerlik gösterdiğine dikkat çekti. Panama'da da sürecin hava saldırılarıyla başladığını hatırlatan Başbuğ, "Panama'da 5 bine yakın yerleşim yeri yerle bir edildi, ardından deniz piyadeleri karaya çıktı. Noriega derdest edilip ABD'ye götürüldü. ABD'nin Venezuela'da da benzer bir şansı deneyeceğini düşünüyorum" dedi.

Ancak Venezuela'daki direniş potansiyeline de değinen Başbuğ, Maduro'nun milis yapılanmasının ve sivil direnişin ABD için süreci zorlaştırabileceğini, bu nedenle ABD'nin topyekun bir işgalden ziyade nokta operasyonlara yönelebileceğini belirtti.

"ÖLÜM GECEYİ BEKLER" BİRLİĞİ SAHADA

Coşkun Başbuğ, ABD'nin bölgeye sevk ettiği özel birliklere ve "Gece Avcısı" olarak bilinen timlere dikkat çekti. Bu birliklerin daha önce Usame Bin Ladin ve Noriega operasyonlarında görev aldığını hatırlatan Başbuğ, şu değerlendirmede bulundu:

"Bu özel birliğin mottosu 'Ölüm Geceyi Bekler'dir. Helikopterlerin havada gezdiği ve muhtemelen bu birliği alana yönlendirdiği görülüyor. ABD, Panama örneğinde olduğu gibi hava kuvvetleriyle ülkeyi yerle bir etmek yerine, bu özel birliklerle Maduro'nun yerini belirleyip lokal bir operasyonla onu yakalamayı hedefliyor olabilir. Havaalanlarının vurulması da Maduro'nun ülkeden kaçışını engellemek veya hava desteğini kesmek amacı taşıyor."

Başbuğ, ABD'nin Porto Riko'da hazır beklettiği deniz piyadelerini, ancak nokta operasyonların başarısız olması veya işlerin çıkmaza girmesi durumunda devreye sokabileceğini sözlerine ekledi.

NİCOLAS MADURO KİM?

1962'de işçi sınıfı bir ailenin çocuğu olarak doğan Nicolas Maduro, iş hayatına otobüs şoförü olarak başladı. İşçi sendikasında görev alan Maduro, sendika liderliğine yükseldikten sonra 2000'de Hugo Chavez iktidarında siyasi kariyerine başladı.

2005'den 2006'ya kadar Ulusal Meclis Başkanı olarak çalıştı.

2006'dan 2012'ye kadar Dışişleri Bakanı olarak görev yaptı.

2012-2013 arasında Devlet Başkanı Yardımcısı oldu.

2013'te Chavez ölünce geçici olarak devlet başkanı oldu.

14 Nisan 2013'te yapılan seçimi kazanarak Venezuela Devlet Başkanı olarak görevine başladı. O günden sonra 2018 ve 2024'teki seçimleri de kazanarak görevine devam etti.

KAYNAK: HABER7
Meryem Üstün Haber7.com - Editör
Haber 7 - Meryem Üstün

Editör Hakkında

İstanbul Üniversitesi Gazetecilik bölümünü bitirdi ve İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi'nde Felsefe yüksek lisansını tamamladı. Ekim 2023'ten beri Haber7 bünyesinde internet editörü olarak çalışmaktadır.
YORUMLAR 6
  • Misafir 1 gün önce Şikayet Et
    ABD için bahane çok, dertleri petrol ve yeraltı zenginlikleri.
    Cevapla
  • Murat 1 gün önce Şikayet Et
    Abd gucun varsa herseyı yaparsın dıyor ve yapıyor dıger ulkelerın zengınlıklerıne goz dıkıyor somuru polıtıkası turkıyenın burdan cıkarması gereken dersler var sılahlı kuvetlerını savunma ve saldırı konusunda gelıstırceksın 7 gun 24 saat calısma polıtıkası gıdulmelı
    Cevapla
  • Murat 1 gün önce Şikayet Et
    Dünya dönüyor Israel ve ABD. Tekbir Tekbir Tekbir
    Cevapla
  • Misafir 1 gün önce Şikayet Et
    Kimsenin ahı kimsede kalmaz
    Cevapla
  • misafir 1 gün önce Şikayet Et
    Petrole çökecekler, gerisi hikaye ve bahane, petrol hırsızları...
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
Başkan Erdoğan'ın sözleri yeniden gündem oldu: Petrol kokusu almış emperyalistler...
Yüzyılın Konut Projesi'nde kura çekimleri sürüyor