Gözler Erdoğan-Trump görüşmesinde: CAATSA yaptırımlarında düğüm çözülebilir!
NATO Zirvesi için geri sayım sürerken Türkiye ile ABD arasında gerçekleşecek ikili görüşmeler gündemde. Doç. Dr. Kemal Olçar, görüşmelerde kritik savunma sanayi başlıklarının ele alınacağını belirterek dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Türkiye'nin 22 yıl aradan sonra ilk kez ev sahipliği yapacağı 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi için nefesler tutuldu. Zirve kapsamında ittifaka üye ülkelerin liderleri 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da bir araya gelmeye hazırlanırken; ABD Başkanı Donald Trump da zirveye bizzat katılım sağlayacak.

NATO'nun geleceği ve küresel güvenlik gündemi açısından önemli başlıkların masaya yatırılacağı zirve, Türkiye'nin gelişen savunma sanayisi ve yaptırımların akıbeti için de kritik öneme sahip. İstanbul Beykent Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kemal Olçar, Haber7'ye yaptığı değerlendirmede Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump'ın yapacağı ikili görüşmelerde CAATSA yaptırımlarının esnetilmesinin beklendiğini belirtti.

Olçar, F-16 tedariki, KAAN savaş uçağı motorları ve Türkiye'nin Avrupa güvenlik mimarisindeki rolü hakkında da önemli açıklamalarda bulundu.
"CAATSA YAPTIRIMLARI ABD-TÜRKİYE LİDER GÖRÜŞMELERİNDE BİRİNCİ KONU OLACAK"
Zirve kapsamında NATO'nun kendi ajandasının yanı sıra liderler düzeyindeki temasların büyük önem taşıdığını aktaran Doç. Dr. Olçar, "ABD ve Türkiye’nin liderler düzeyinde yapacağı ikili görüşmelerde CAATSA dediğimiz yani Amerika'nın hasımlarına yaptığı yaptırımlara karşı koyma yasası gündeme gelecektir. Bundan dolayı, CAATSA yaptırımları ABD-Türkiye lider görüşmelerinde birinci konuyu teşkil edecek." ifadelerini kullandı.

Yaptırımların sadece F-35 ve S-400 kıyaslamasından ibaret olmadığını anlatan Olçar, yasa kapsamında toplam 12 maddeden 5'inin yürürlüğe girdiğini hatırlatarak, şöyle konuştu:
"İhracat lisansları ile ilgili konular, kredi finans konuları burada önemli. Ayrıca mali kuruluşlar üzerinde baskı yaparak Türkiye'ye özellikle Savunma Sanayi Başkanlığı üzerinde kredi temini konusunda engeller söz konusu. ABD İhracat-İthalat Bankası (Eximbank) desteğinin kesilmesi ve bir de kişisel baskılar var. Tüm bunların içerisinde özellikle Savunma Sanayi Başkanlığımıza yapılmış olan bu kısıtlamalar, yaptırımlar gündem maddesi olacaktır."
"MOTOR TEDARİK KONUSU ÇÖZÜLMÜŞ GİBİ GÖZÜKÜYOR"
İkili görüşmelerde F-16 satışları ile F-35 projesine kısmi dönüş veya parası ödenen uçakların iadesinin masada olacağına işaret eden Doç. Dr. Olçar, KAAN için tedarik edilmek istenilen F-110 motorları konusunun da gündeme geleceğini belirtti.

"Dolayısıyla bu konjonktürde CAATSA yaptırımlarıyla ilgili kurumsal ve sektörel sınırlamalar bir miktar azaltılabilir gibi gözüküyor. Elbette ki bu durumun siyasi ve diplomatik ipoteğin de kaldırılması şartları gündeme gelecektir." diyerek sözlerini sürdüren Olçar, şu değerlendirmelerde bulundu:
"ABD açısından bakıldığında bazı kararların alındığı ve motor tedarik konusunun çözüme ulaştığı bir senaryoyu öngörmek mümkün. Özellikle GE129 tipi F-110 şeklinde tabir edilen uçak motorlarından 80 adet gelecek gibi görünüyor. Bu da 40 adet KAAN anlamına gelmektedir. Bu konu gündemde olacaktır."
"TÜRKİYE KÜRESEL GÜÇ OLMA YOLUNDA İLERLİYOR VE TRUMP BUNUN FARKINDA"
CAATSA yaptırımlarının bir anda ortadan kalkmasının mümkün olmadığını, sürecin aşamalı işleyeceğini vurgulayan Doç. Dr. Olçar, "ABD ile ilişkilerimiz bu anlamda biraz iyiye doğru gidiyor. Donald Trump, Türkiye üzerinde çok gerçekçi politikalar uyguluyor. İki taraf da patron konumunda. Türkiye, şu anda Ortadoğu ve bölgede bir patronaj sınıfına dahil ve küresel güç olma yolunda ilerliyor. Trump da bunun farkında." diye konuştu.
"TÜRKİYE BİRTAKIM ÇALIŞMALARA VE PROJELERE DAHİL EDİLEBİLİR"
Avrupa'nın SAFE kredisi ve Yapılandırılmış Daimi Güvenlik İşbirliği (PESCO) konularındaki son durumu da değerlendiren Doç. Dr. Olçar, Fransa ve Almanya'nın tutumlarına dikkat çekti.
SAFE konusunda Fransız siyasetçilerin engeller çıkardığını söyleyen Olçar, "SAFE kredisi konusunda çok ilerleme yaşanacağını düşünmüyorum. Ancak Türkiye, güvenlik mimarisi içerisindeki birtakım çalışmalara ve projelere dahil edilebilir." dedi.

"TÜRKİYE HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİ İÇERİSİNDE BAŞAT ROL ÜSTLENİYOR"
Türkiye'nin PESCO'ya dahil edilmemesine rağmen Avrupa Gökyüzü Kalkanı Girişimi (ESSI) projesinde yer aldığını hatırlatan Olçar, şunları kaydetti:
"Türkiye, hava savunma sistemleri içerisinde şu anda başat rol oynuyor. Çünkü bizim bir çelik kubbemiz ve onun bileşenleri var. Hisar, Siper gibi hava savunma füzelerimiz, radarlarımız, Yüksek Güçlü Elektromanyetik (HPEM) teknoloji kullanarak sürü İHA'larını, FPV dronları ve mini/mikro hava araçlarını mikrodalga enerjisiyle havada etkisiz hale getiren EJDERHA/AD 200, öte yandan KORAL ve elektronik harp sistemimiz var. Avrupalılar da elbette bunu görüyor ve farkında."
"AVRUPA'NIN DİRENCİ KIRILABİLİR"
ABD'nin NATO'daki harekatlara katkı miktarını azaltması durumunda Avrupa'nın Rusya'ya karşı tek başına baş edemeyeceğini savunan Olçar, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bu anlamda belki SAFE konusunda ya da PESCO konusundaki direnişleri kırılabilir. Belki toplantı esnasında böyle bir sonuç çıkmasa da önümüzdeki günlerde ABD’nin atacağı somut adımlara bağlı olarak NATO konusunda bu işte ilerleme kaydedebiliriz. Bu anlamda kısa vadede biz de Avrupa güvenlik mimarisi içerisinde yerimizi almış oluruz."
