Trabzon bir Gürcistan eyaleti mi?
Gürcistan'da Mikhail Saakasvili yönetimi, ülkemize yönelik çirkin politikalar mı tezgahlıyor? Gürcistan sınırlarını Trabzon'a uzatan haritalar ne anlama geliyor?
Ülkücülerin yayın organı Ortadoğu gazetesinde yer alan yorum haberde hayli ilginç ve ürpertici iddialar yer alıyor. İşte gazetenin sürmanşetten verdiği yorum haberin tamamı:
Saakaşvili'nin çirkin hayali
Gürcistan TV'lerinin en çok izlenen saatlerinde Trabzon'a kadar geniş bir alanı Gürcistan sınırlarında gösteren haritalar yayınlanıyr. Gürcistan'a göre; buralar tarihi Gürcü toprağı olup, Lazlar da Gürcü asıllıdır.
Saakasvili'nin talimatlarıyla, Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu'daki köylerimize gelen Gürcü televizyon ekipleri, buradaki halka kendilerinin Gürcü olduklarını söylettirmekte ve bunları kendi televizyonlarında yayınlamaktadırlar.
Gürcü Parlamenterler, Türkiye'nin dostluğuna ve desteğine en fazla ihtiyaç duyacağı bir dönemde Rize ve Artvin illerinde özel Gürcü kolejleri açmak amacıyla geziler düzenleyerek, Gürcü kökenli işadamlarından yardım sağlama girişimlerinde bulunuyorlar.
Saakasvili'nin çirkin oyunu
Gürcistan'da Mikhail Saakasvili yönetiminin, ülkemize yönelik politikalarında 'tehlikeli bir mecraya sürüklendiği' görülüyor. Gürcistan TV'lerinin en çok izlenen saatlerinde Trabzon'a kadar geniş bir alanı Gürcistan sınırlarında gösteren haritalar yayınlamaktadır. Yani Gürcistan'a göre; buralar tarihi Gürcü toprağı olup, Lazlar da Gürcü asıllıdır.
Saakasvili'nin talimatlarıyla, Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu'daki köylerimize gelen Gürcü televizyon ekipleri,buradaki halka kendilerinin Gürcü olduklarını söylettirmekte ve bunları kendi televizyonlarında yayınlamaktadırlar. Öncelikle, toprak bütünlüğünü korumada sıkıntıların bulunduğu, yönetime güvensizliğin giderek arttığı ve ikinci bir devrimin ayak seslerinin duyulduğu bir ortamda, yani Türkiye'nin dostluğuna ve desteğine en fazla ihtiyaç duyacağı bir dönemde Gürcistan'ın, Türkiye'nin üniter yapısını tehdit eden faaliyetlere yönelmesnin pek akıllıca bir davranış olmadığını kabul etmek gerekir.
KARADENİZ'de neler oluyor? Yunanistan'dan sonra Gürcistan da Doğu Karadeniz'de fitne tohumları ekmeye çalışıyor. Tarihi çok eskilere dayanan Türk-Gürcü ilişkilerinin; siyasal, askeri, kültürel ve ekonomik anlamda geliştirilmesinin her iki ülkenin de yararına olduğu kuşku götürmez bir gerçek iken; Mikhail Saakasvili yönetiminin, ülkemize yönelik politikalarında 'tehlikeli bir mecraya sürüklendiği' görülüyor.
Konuyu açalım...
Türkiye, 1991 yılında bağımsızlığına kavuşan Gürcistan'a özel bir önem vererek, başta siyasi olmak üzere, ekonomik ve diğer yardımlar ile her zaman destek olmuş bir ülkedir. 'Şartlarda değişiklik olmadığı sürece' bu devam da edecektir. Peki Saakasvili yönetimi bu dostluğu hak etmekte midir? Ya da gerçekten dost mudur?
Saakasvili'nin sözleri
Bu sorunun yanıtını, Saakasvili'nin 1992 yılında Türkiye hakkında verdiği demeçlerden bazı alıntılarla verelim...
'Türkiye-Gürcistan sınırını belirleyen Kars Antlaşması ile Türkiye-Gürcistan Dostluk ve İşbirliği anlaşması adil değildir ve Gürcistan'ın menfaatlerine aykırıdır.'
- '1921 Kars Anlaşması ile Gürcüler'in yaşadığı ve Gürcistan'a verilmesi gereken bazı topraklar Türkiye'ye bırakılmıştır. Anlaşma geçersizdir, çünkü Gürcistan işgal altında iken Türkler ve Ruslar arasında yapılmıştır.'
- '1992 tarihli Dostluk ve İşbirliği Anlaşması, Kars Anlaşması'nın tekrar onaylanması anlamındadır. Anlaşmanın imzalanması sırasında Türk tarafı Kars Anlaşması'nı tekrar onaylatmak maksadıyla aşırı baskı yapmıştır.'
- ' Kars Anlaşması'nda Acaristan'a özerklik verilmesi yönünde bir madde vardır. Bu da Türkiye'nin işgal ettiği Gürcistan topraklarını bazı şartlar ile Gürcistan'a geri verdiği anlamdadır. Türk Ordusu Kıbrıs'ı da işgal etmiştir.'
- 'Türkiye'de yaşayan Gürcü azınlığa hiç bir hak verilmemiştir. Türkiye, ülkesinde yaşayan azınlıklara verilen haklar konusunda zaten uluslararası normlardan çok uzaktır.'
Doğu Karadeniz'de yaşananlar
'Türkiye, topraklarında yaşayan Gürcü azınlığın Gürcistan ile yakınlaşmasına şüphe ile yaklaşmaktadır. Türk Devleti, Gürcülerin ayrılıkçı fikirler beslediğinden şüphelenmektedir.'
Evet... Saakasvili'nin 14 yıl önce Türkiye hakkındaki yorumları böyledir. Peki, Ocak 2004 tarihinden bu yana Devlet Başkanlığı görevinde olan Saakasvili'nin görüşlerinde değişiklik olmuş mudur, ya da bugünkü politikaları geçmiş düşüncelerin devamı niteliğinde midir? onlara bakalım... Hatta maddeleyelim;
1) Gürcistan'ın Kars ve Ardahan'dan Trabzon'a kadar uzanan topraklarımıza verdiği isim; 'Tao Klarjet'i' dir ve Gürcistan TV'lerinin en çok izlenen saatlerinde Trabzon'a kadar geniş bir alanı Gürcistan sınırlarında gösteren haritalar yayınlamaktadır. Yani Gürcistan'a göre; buralar tarihi Gürcü toprağı olup, Lazlar da Gürcü asıllıdır.
2) Saakasvili'nin talimatlarıyla, Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu'daki köylerimize gelen Gürcü televizyon ekipleri, Türkiye'de yaşayan Gürcü halkının Osmanlı İmparatorluğu döneminde zorla Müslümanlaştırıldığı şeklindeki sözde tezlerini ispatlamak için, buradaki halka kendilerinin Gürcü olduklarını söylettirmekte ve bunları kendi televizyonlarında yayınlamaktadırlar. Hatta yine aynı programlarda; 'Türkiye'deki eski Gürcü kiliselerinin bakımsız olduğu, tarihi eserlerin farklı amaçlarla kullanılarak tahrip edildiği' gibi asılsız iddialarla Gürcü halkın dini duygularına hitap etmeye çalışmaktadır.
3) Gürcü Parlamenterler, Rize ve Artvin illerinde özel Gürcü kolejleri açmak amacıyla geziler düzenlemekte, bu amaçla Gürcü kökenli işadamlarından yardım sağlama girişimlerinde bulunmaktadır. Saakasvili'nin annesi Prof. Dr. G. Alasania da bir vakfın çatısı altında yürüttüğü 'Gürcü milliyetçiliğini yayma' yönündeki faaliyetleri çerçevesinde, Türkiye'de 'Gürcüce eğitim veren okulların açılması gerektiği' şeklinde garip öneriler getirmektedir.
4) Gürcistan Patriği 2.İlia sıklıkla; 'Türkiye'nin Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde kullanılmaz halde bulunan Gürcü kiliselerini restore etmek ve yenilerini de açarak faaliyete geçirmek istediklerini ve bu konunun Saakasvili'nin bilgisi dahilinde olduğu' beyanlarında bulunmaktadır.
5) Gürcistan'ın Cevahati Bölgesinde yaşarken Stalin tarafından 1944 tarihinde Orta Asya'ya sürülen Ahıska Türkleri'nin aslında Gürcü olduğu belirtilmekte ve 'topraklarına Türk olarak dönemeyecekleri' şeklindeki görüşler yönetimin her kademesince dile getirilmektedir.
İlişkileri baltalamak
Verilen birkaç örnekten de anlaşılacağı üzere; Gürcistan yönetimi, iki ülke ilişkilerini baltalamak için adeta çaba göstermektedir ve sözde kültürel faaliyetler şeklinde maskelenmeye çalışılan, özünde Türk vatandaşı Gürcü halkımızın kafasını karıştırmaya yönelik faaliyetler artık hükümet politikası haline dönüşmüş durumdadır. Bu durumda Saakasvili'nin tüm politikaları ile ilgili net olarak söylenebilecek en önemli husus; Gürcistan'ın kazanımlarının yerinin, büyük kayıpların alacağıdır.
Öncelikle, toprak bütünlüğünü korumada sıkıntıların bulunduğu, yönetime güvensizliğin giderek arttığı ve ikinci bir devrimin ayak seslerinin duyulduğu bir ortamda, yani Türkiye'nin dostluğuna ve desteğine en fazla ihtiyaç duyacağı bir dönemde Gürcistan'ın, Türkiye'nin üniter yapısını tehdit eden faaliyetlere yönelmesinin pek akıllıca bir davranış olmadığını kabul etmek gerekir.
Son söz...
Bölgedeki büyük, güçlü ve ikili ilişkilerde belirleyici ülke, Türkiye'dir. Ve Türkiye'nin hassasiyetlerini yok sayarak topraklarında yaşayan vatandaşları arasında etnik köken araştırması yapanlara, topraklarını sahiplenenlere ve tek taraflı keyfi uygulamalara izin vermeyeceği bilinmelidir.
(Ortadoğu)
-
HERİ1960 18 yıl önce Şikayet Etdevam. tehdit var tehdit.devlet doğudaki güvenlik zafiyetini düzeltsin.onlar marjinal kalıp bitmeye mahkumlar.TÜRK KÜRT farketmez bizim insanımız esareti kaldıramaz.alışmadık.tökezledik yedi divele kafa tutarak bagımsızlığı elde ettik.kolay olmadı.çok şehit verdik.gene veriirz ama boyun eğmeyiz.kimsenin şüpesi olmasın.Beğen
-
abbas yolcu 18 yıl önce Şikayet Etsuçlu kim..?. zamanında öcalan canisini kim teslim alıpta türkiyeye getirdiyse suçlu onlardır..bu katil adamı uçaktan aşağıya neden atıpta yoketmediler..kimbilecekti öyle yapıldığını..şimdi yok 1. adam vs..tantanaları.konforlu cezaevinde besleniyor..abd ne yapıyor terörist dediği insanları guantanamoda kan kusturuyor ..kim bu adamı sağ olarak bu ülkeye getirdiise ondan hesap sormaklazım.Beğen
-
HERİ1960 18 yıl önce Şikayet Etdoğu halkını anlamak lazım.. bu marksist terörist örgüt hiçbir zaman duğulu insanlarımızı temsil edemez.ama devlet devlatliğini gösterip o insanları kucaklamalı hemde teörre karşı o halkı korumalı.can ve mal güvenli tam olarak sağlamamayınca o insanlar istemeselerde o uydu,diş destekli,tüm dünya emperyalistlerin kucağında oturan,aşağılık,eroin,silah kaçakcısı ve çocok katili o pislikleri oyları ile desteklemek zorunda kalmayacaklar.tüm o oylar müslüman insanlara zulüm değil mi.oylar gönüllü değil.zoraki.façası sıkan oy vermesin.tehditBeğen
-
aydın karaman 18 yıl önce Şikayet EtALTAN TANIN TESPİTLERİ ÖNEMLİ. Altan Tan tabanla DTP asla uyuşmuyor. Taban namaz kılıyor, oruç tutuyor ama DTPnin dinle uaktan alakası yok demişti. Doğu halkı Marksist-materyalist bir yapıya kaymaz. Ancak büyük bir çaba lazım buna. Medyanın tam desteğiyle doğu insanına arka çıkılmalı, antimateryalist, antikomünist propaganda ile PKKnın fikri yapısı bitirilmeli.Beğen
-
umut beydağı 18 yıl önce Şikayet EtDTP SOSYALİST VE STALİNCİDİR. doğal olarak dikta rejimi uygular, bu nedenle emir demiri keser,demiri kesmezse kendini keserler adamın. Taha Akyol DTP\'yi mi savuuyor ben mi yanlış anlıyorum ama hiçbir vatan evladı PKK ile derin bağlantıları ayyuka çıkmış kimseleri savunmaz, komünist derin devlet çetecilerine prim vermez, hatta köşesine konu bile yapmaz. Müslüman doğu halkı gün geçtikçe DTP gerçeğinin farkında, bir dahaki seçime kadar mecliste kalırlarsa, asla tekrar seçilemeyecek, bundan emin olun.Beğen