AYM Başkanı: Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı konusunda tereddüt yoktur

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, bireysel başvuru kararlarının bağlayıcılığına ilişkin, "Anayasa koyucu bireysel başvuru için özel bir hüküm getirmediğine göre 153. madde bireysel başvuruyu da kapsamaktadır." dedi.

GİRİŞ 26.02.2026 13:00 GÜNCELLEME 26.02.2026 13:59
HABERİN ÖZETİ
ÖZETİ DİNLE
  • Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, mahkeme kararlarının herkes için bağlayıcı olduğunu vurguladı.
  • Selahattin Demirtaş ve AİHM iddiaları hakkında Özkaya "İşin esasını inceliyoruz. ihlal kararının gereğinin yerine getirilmediğini tespit ediyorsak ihlal kararı veriyoruz." dedi.
  • HDP kapatma davasında teknik incelemelerin sona yaklaştığını belirten Özkaya, Anayasa Mahkemesi'nde karar verme süreçlerinde yapay zekâ kullanımının Eylül 2026'dan itibaren başlayacağını söyledi.

Ankara’da Vilayetler Evi’nde düzenlenen “2025 Yılı Değerlendirme Toplantısı ve İftar Programı”nda konuşan Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Ülke TV Ankara Temsilcisi Mustafa Pala’nın da takip ettiği toplantıda önemli açıklamalarda bulundu. 

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya ve Ülke TV Ankara Temsilcisi Mustafa Pala

Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmasına ilişkin soruları yanıtlayan Özkaya, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev alanına giren hususlar dışında, yargısal sürece dair net mesajlar verdi. Özkaya, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığını düzenleyen Anayasa’nın 153. maddesinin açık olduğunu, aynı açıklığın AİHM kararları yönünden Ceza Muhakemesi Kanunu ve İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda da mevcut olduğunu vurguladı.

Türkgün Gazetesi Ankara Temsilcisi Kadir Yıldız ve Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya

"SİSTEMSEL BİR SORUN YOK"

Türkiye'deki ihlal kararlarının icra sürecine değinen Başkan Özkaya, "Kanaatimce ortada sistemsel bir sorun yok. Esasen icra süreci henüz tamamlanmayan 83 kararın dışındaki çok sayıda ihlal kararının gereklerinin yerine getirilmiş olması, sistemde büyük bir problem olmadığını gösteriyor. Bu noktada belki yorum farklılıkları devreye girebiliyor. Kurallar bağlamında herhangi bir sorun yok." ifadelerini kullandı.

"153. MADDE BİREYSEL BAŞVURUYU DA KAPSAR"

Anayasa'nın 153. maddesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özkaya, Anayasa Mahkemesi kararları arasında bir ayrım yapılmadığına dikkati çekerek şunları kaydetti:

  • "153. madde bireysel başvurunun hukuk sistemimize girdiği tarihten önce de yürürlükteydi.
  • Anayasa koyucu bireysel başvuru için özel bir hüküm getirmediğine göre, kararların yerine getirilmesi noktasında 153. madde bireysel başvuruyu da kapsamaktadır diyebiliriz.
  • Burada asıl dikkat edilmesi gereken husus, yalnızca kesinleşmiş ve başvuru yolları tüketilmiş kararlara karşı bireysel başvuru yapılabileceğidir."

"ANAYASAL YORUMDA NİHAİ YETKİ ANAYASA MAHKEMESİNİNDİR"

Anayasa Mahkemesinin kanun yolu şikayetlerini titizlikle ayırdığını belirten Özkaya, istatistiki verilerle süreci detaylandırdı. Son beş yılda yaklaşık 55 bin, 2025 yılında ise 9 bin 100 başvurunun "kanun yolu şikayeti" niteliğinde olduğu gerekçesiyle reddedildiğini ifade eden Özkaya, mahkemenin yetki aşımı yapmadığını vurguladı.

Bireysel başvuru ile temyiz incelemesi arasındaki farka değinen Özkaya, "Anayasa’yı nihai yorumlama yetkisi, yani Anayasa’nın ilgili maddesinin ne anlama geldiğini söyleme yetkisi nihai olarak Anayasa Mahkemesine aittir. Dolayısıyla bireysel başvuruya konu kararda önceki yargı yerlerince yapılmış olan anayasal yorumların Anayasa Mahkemesinin yorumu ile çelişmesi hâlinde Anayasa Mahkemesinin yorumu geçerli olacaktır." dedi.

HDP KAPATMA DAVASI AÇIKLAMASI: "TEKNİK ANLAMDA SONA GELİNDİ"

Özkaya, HDP kapatma davasında 520 kişinin eyleminin ve 200 GB dijital materyalin incelendiğini belirterek, "Teknik anlamda dosyada sona gelindi, esas incelemesine geçilme aşamasındayız." dedi.

DAVANIN KAPSAMI VE DOSYA YOĞUNLUĞU

Özkaya, HDP hakkında devam eden kapatma davasının hukuki süreciyle ilgili kapsamlı detaylar paylaştı. Davanın, mahkeme tarihinin en nev-i şahsına münhasır dosyalarından biri olduğunu vurgulayan Özkaya, iddianamedeki hususların incelenmesinin çok ciddi bir zaman ve emek gerektirdiğini belirtti.

Özkaya, davanın büyüklüğünü şu sözlerle aktardı:

  • "Çok kapsamlı bir dava. İddianamede ileri sürülen hususların incelenmesi ve araştırılması çok zaman alacak bir boyuttaydı.
  • Baştan itibaren dosyada 4 raportör görevlendirdik.
  • Bugüne kadar Anayasa Mahkemesine çok sayıda kapatma davası açılmış olmasına rağmen HDP kapatma davasının niteliğinde bir başka dava yok."

 

520 KİŞİ VE 4 BİN EYLEM İNCELENİYOR

Dosyanın içeriğine dair teknik verileri paylaşan Başkan Özkaya, 520 kişinin eylemlerinin kapatma davasına gerekçe gösterildiğini, bu kişilerden 451’i hakkında siyasi yasak istendiğini ifade etti. Söz konusu kişiler hakkında yaklaşık 4 bin eylemden bahsedildiğini kaydeden Özkaya, bu eylemlerin 3 bin ayrı davaya tekabül ettiğini söyledi. Özkaya, "840 sayfa iddianame, ekinde 60 klasör ve bu klasörlerin içinde yaklaşık 200 GB dijital materyal bulunan bir davadan söz ediyoruz." dedi.

SAVUNMA SÜREÇLERİ VE TEBLİGATLAR

Hukuki sürecin titizlikle yürütüldüğünü belirten Özkaya, parti tüzel kişiliğinden bağımsız olarak hakkında yasaklılık istenen 520 kişiye bireysel savunma imkânı tanındığını hatırlattı. Yurt içinde ve yurt dışında bulunan bu kişilerin tamamına tebligat yapıldığını aktaran Özkaya, ceza davaları AYM için doğrudan bağlayıcı olmasa da tüm soruşturma ve kovuşturma aşamalarının mahkeme tarafından yakından takip edildiğini bildirdi.

ESAS İNCELEME AŞAMASINA GEÇİLİYOR

Davanın geleceğine ilişkin takvimi de değerlendiren Anayasa Mahkemesi Başkanı, sürecin nihayete ermek üzere olduğunun sinyalini verdi. Özkaya, gelinen son durumu şu sözlerle özetledi:

"Teknik anlamda dosyada sona gelindiğini söyleyebiliriz, yani tamamlanma sürecine yaklaşılmış durumda. Bir başka ifadeyle Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemesine başlanmasına gelme durumunda. Çok uzun zaman almadan değerlendirme yapılabilecektir."

SÜREÇ KARAR AŞAMASINDA KALDI

Özkaya, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmasına ilişkin son duruma dair yöneltilen soruyu yanıtladı. Özkaya, konuyla ilgili yargısal bir hareketliliğin yaşanmadığını belirterek, sürecin ilk etapta alınan kararla sınırlı kaldığını ifade etti.

"ANAYASA MAHKEMESİ TUTUM SERGİLEMEDİ"

Başkan Özkaya, konuya ilişkin mahkemenin yaklaşımını şu sözlerle özetledi:

"Anayasa Mahkemesi tarafından herhangi bir sözlü ya da fiilî eylemde bulunulmadı. Süreç de zaten devam etmedi. Yani sadece o kararın alınmasıyla kaldı, sonrasında başka bir gelişme olmadı. Anayasa Mahkemesi de bu konuda bir tutum içerisine girmedi."

CAN ATALAY VE DEMİRTAŞ AÇIKLAMASI: "YARGISAL GÖRÜŞÜMÜZÜ KARARLARDA İFADE ETTİK"

Özkaya, Can Atalay dosyasında milletvekili sıfatı sürdüğü müddetçe yargılamanın durması gerektiği yönündeki kararlarda imzası olduğunu hatırlatarak, AİHM kararlarının uygulanması konusunda mahkemenin inceleme yetkisine değindi.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Can Atalay’ın milletvekilliği statüsü ve yargı süreciyle ilgili soruya, mahkemenin bugüne kadar verdiği üç ayrı karar üzerinden yanıt verdi. Kendi hukuki duruşunun bu kararlarda açıkça yer aldığını belirten Özkaya, süreci şu sözlerle detaylandırdı:

"Anayasa Mahkemesinin Can Atalay ile ilgili vermiş olduğu 3 kararı bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi üyesi olarak bahse konu kararlarda yargısal görüşümüzü ifade ettik. Can Atalay’ın milletvekili olarak yargılanmasının özel usule tabi olduğunun ve Anayasa Mahkemesinin Anayasa’nın 14 ve 83. maddeleri yorumu çerçevesinde milletvekili sıfatı devam ettiği sürece yargılamanın durması gerektiğinin ifade edildiği iki kararın altında imzam var. Oradaki yargısal görüşüm bu."

Özkaya, "karar verilmesine yer olmadığı" şeklinde sonuçlanan üçüncü kararda ise teknik sebeplerle çoğunluktan ayrıldığını ifade ederek, Anayasa'nın 84 ve 85. maddeleri uyarınca işin esasının incelenemeyeceği düşüncesiyle karşı oy kullandığını belirtti.

AİHM KARARLARININ UYGULANMASI VE DEMİRTAŞ DOSYASI

Selahattin Demirtaş ve AİHM kararlarının uygulanmamasıyla ilgili yöneltilen soruyu da yanıtlayan Başkan Özkaya, Anayasa Mahkemesinin bu tür başvurulardaki rolünü netleştirdi. AİHM kararlarının gereğinin yerine getirilmediği iddialarında işin esasına girdiklerini belirten Özkaya, şunları söyledi:

"Anayasa Mahkemesi olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin vermiş olduğu ihlal kararlarının gereğinin yerine getirilmemesi üzerine yapılan başvurularda işin esasını inceliyoruz. Eğer gerçekten ihlal kararının gereğinin yerine getirilmediğini tespit ediyorsak ihlal kararı veriyoruz. Bizim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ihlal kararlarının yerine getirilmesini temin etmeye yönelik doğrudan bir yetkimiz yok."

"KARARLARIMIZLA DEĞERLENDİRME YAPMAK DAHA DOĞRU"

Söz konusu hassas dosyalar hakkındaki yorumların farklı noktalara çekilebildiğine dikkat çeken Özkaya, yargı bağımsızlığı ve usul kuralları çerçevesinde hareket ettiklerini vurguladı. Özkaya, "Bu tür konularda kararlarımızla değerlendirme yapmanın daha doğru olacağını düşünüyorum" diyerek, mahkemenin hukuki metinlerinin en somut gösterge olduğunu ifade etti.

"YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA YETKİSİ TERK EDİLMEDİ, MUHAFAZA EDİLİYOR"

Özkaya, 2014’ten bu yana kullanılmayan yürürlüğü durdurma kararlarına ilişkin, "Bu müessese tamamen terk edilmedi, gerekli görülmesi hâlinde kullanılmak üzere muhafaza ediliyor." dedi.

KARAR SÜRELERİ SON 10 YILDA KISALDI

Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geç yayımlandığı ve bu süreçte uygulamanın devam ettiği yönündeki eleştirileri yanıtlayan Başkan Özkaya, yazım süreçlerinde yapılan değişikliklerle önemli bir ivme kazandıklarını belirtti. Kararların Resmi Gazete’de yayımlanma süresinin son 10 yılda ciddi ölçüde kısaldığını vurgulayan Özkaya, "Çok kapsamlı olan 703 sayılı KHK kararı dışında, verildiği tarih ile yayımlandığı tarih arasında 11 ayı aşan bir karar bulunmamaktadır. Hatta bazı kararlarımız 4 ay gibi kısa bir sürede yayımlanabilmektedir." bilgisini paylaştı.

"ÇOĞUN İÇİNDE AZ DA VARDIR" ANLAYIŞI

Yürürlüğün durdurulması konusunun anayasa yargısında köklü bir tartışma olduğunu hatırlatan Özkaya, Anayasa'da bu konuda açık bir yetki tanımlanmadığına dikkat çekti. Mahkemenin geçmişteki uygulamasını hukuki bir mantığa dayandıran Özkaya, "Anayasa Mahkemesi, 'Çoğun içinde az da vardır' anlayışıyla geçmişte içtihat yoluyla bu müesseseyi kullanmıştır." ifadelerini kullandı.

2014'TEN BU YANA NEDEN KULLANILMIYOR?

Yürürlüğü durdurma kararlarının 2014 yılından bu yana verilmemesinin bir tercih ve süreç yönetimi olduğunu ifade eden Başkan Özkaya, bu konuda şunları söyledi:

"2014 yılından itibaren yürürlüğün durdurulması kararı verilmemiştir. Ancak bu durum, bu müessesenin tamamen terk edildiği anlamına gelmemektedir. Anayasa Mahkemesi bu müessesenin varlığını sürdürmekte, gerekli görülmesi hâlinde kullanılmak üzere muhafaza etmektedir. Karar sürelerinin kısalmış olması, bu konuda ihtiyatlı bir yaklaşım benimsenmesinde etkili olmaktadır."

YENİ DÖNEMDE YENİDEN DEĞERLENDİRİLECEK

Özellikle itiraz yoluyla gelen başvurularda 5 aylık anayasal süreye uyulmaya çalışıldığını belirten Özkaya, kamuoyundan gelen eleştirilerin kıymetli olduğunu vurguladı. Yürürlüğü durdurma mekanizmasının geleceğine ilişkin açık kapı bırakan Özkaya, "Heyet olarak bu müesseseyi daha önce gözden geçirdik, yakın zamanda bir kez daha değerlendireceğiz." dedi. 

AYM’DE YAPAY ZEKÂ DÖNEMİ: EYLÜL 2026’DA HAYATA GEÇİYOR

Özkaya, 2026 Eylül ayı itibarıyla yapay zekânın bireysel başvurularda kullanılacağını duyurarak, "Yapay zekâ raportörlerimize hazırlık çalışması sunacak ancak kararlara hukuki değer atfetmeyeceğiz." dedi.

İLK HEDEF: EYLÜL 2026

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, teknolojinin yargı süreçlerine entegrasyonu konusunda somut bir takvim açıkladı. Yapay zekâ uygulamalarını 2026 yılının Eylül ayı itibarıyla hayata geçirmeyi hedeflediklerini belirten Özkaya, bu teknolojinin mahkemenin iş yükünü hafifletme noktasında kritik bir rol oynayacağını ifade etti.

YAPAY ZEKÂ RAPORTÖRLERE YARDIMCI OLACAK

Projenin ilk aşamasında yapay zekânın kullanım alanlarını detaylandıran Başkan Özkaya, sistemin çalışma prensibine dair şu sınırları çizdi:

"İlk aşamada bireysel başvuru formlarının okunması, özetlenmesi ve kategorize edilmesi noktasında yapay zekâdan yararlanmayı planlıyoruz. Burada şu hususa dikkat çekmek isterim; yapay zekânın çalışmalarına ve bu çalışmalara bağlı olarak ortaya çıkan ürüne hukuki bir değer atfetmeyeceğiz. Yani yapay zekâ, raportörlerimize hazırlık çalışması niteliğinde katkılar sağlayacak."

Özkaya, yapay zekâ tarafından üretilen tüm çıktıların raportörler tarafından titizlikle kontrol edileceğini ve doğruluk testlerinden geçtikten sonra istifade edileceğini vurguladı.

DOSYA KATEGORİZASYONU VE ÖNERİ SİSTEMİ

İkinci aşamada ise dosyaların değerlendirme safhası öncesinde yapay zekâdan destek alınacağını belirten Özkaya, sistemin mahkemenin emsal kararlarından yola çıkarak öneriler sunabileceğini kaydetti. Bu sürecin ancak hata oranının çok düşük olduğunun tespit edilmesinden sonra uygulamaya gireceğini hatırlatan Özkaya, "Dosyanın esasının inceleme aşamasında, yani dosyada ihlal var mı yok mu gibi hukuki değerlendirme gerektiren durumlarda yapay zekânın devrede olması şu an itibarıyla söz konusu olmayacak." dedi.

KABUL EDİLEMEZLİK KARARLARINDA HIZLANMA HEDEFİ

Başkan Özkaya, yapay zekânın özellikle yüksek sayıdaki "kabul edilemezlik" kararları üzerindeki etkisine dikkat çekerek konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamındaki kararlarının büyük çoğunluğunu kabul edilemezlik kararları oluşturuyor. Binlerce dosya, daha işin esasına girmeden belli başlı objektif kriterleri taşımadığı için kabul edilemez bulunuyor. Hukuki değerlendirme gerektirmeyen bu objektif unsurların değerlendirilmesi noktasında yapay zekâ bize büyük katkı sağlayabilir."

Özkaya, toplantıda şunları söyledi;

Bizler Anayasa Mahkemesi olarak adaletin devleti ayakta tutan, bireyi güven içinde yaşatan, topluma refah ve gelişme imkânı sağlayan asli dayanak olduğu bilinciyle son derece özverili ve titiz bir çalışma yürütüyoruz. 

Mahkememiz, incelemelerini yaparken birbirini denetleyen birçok yapının içerisinde yer aldığı bir süreci yürütmektedir. Hazırlık ve karar aşamasında konuya ilişkin uluslararası evrensel yaklaşımlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında kullanılan ilke ve standartlar, varsa benzer konularda diğer ülke anayasa mahkemelerinin kararları, ülkemizin yüksek yargı organlarının kararlarında ortaya koydukları birikimler, oluşturdukları içtihatlar titiz bir şekilde araştırılmaktadır. Bu araştırma neticesinde ortaya çıkan tespitler, raportörlerimizin görüş ve önerileri de dikkate alınarak Mahkememizin geçmişten günümüze kadar oluşan birikimiyle titiz bir müzakereye tabi tutulmaktadır.

Ayrıca belirtmek isterim ki Mahkememizce, incelenen bireysel başvurularda dile getirilen tüm ihlal iddiaları kimsenin dinî, siyasi veya ideolojik kimliğine bakılmadan tamamen adalet odaklı bir yaklaşımla değerlendirilmekte; anayasal sınırlar içinde kalmak kaydıyla, temel hak ve özgürlüklerin korunup geliştirilmesine hizmet edecek, modern hukukta benimsenen yorum yöntemleri tatbik edilmektedir.

DOSYALARIN İNCELEME SIRASI VE ŞEFFAFLIK

Mahkememizin, dosyaları inceleme sırası ve kriterlerine ilişkin konular zaman zaman kamuoyunda gündeme gelmektedir. Adalet odaklı bir yaklaşımla yürüttüğümüz titiz çalışmalarımızı gerçekleştirirken elbette dosyaların bir inceleme sırası var. 

Mahkememiz norm denetimi kapsamındaki işlerin incelenmesinde “İlk gelen ilk çıkar.” ilkesine göre hareket etmektedir. Tabii burada özellikle mahkemelerden itiraz yoluyla gelen işlerde mümkün olduğu ölçüde 5 ay içinde karar vermeye büyük bir özen gösterilmektedir. Aynı şekilde bireysel başvurular da içtüzüğümüzün “Başvuruların inceleme sırası” başlıklı maddesi uyarınca, geliş sırasına göre incelenerek karara bağlanmaktadır.

Ancak mevzuattan kaynaklanan yetki kapsamında başvuruların konuları itibarıyla önemi ve aciliyeti de göz önünde bulundurularak Genel Kurulumuz kararıyla belirlenen kriterler çerçevesinde farklı bir inceleme sıralaması da yapılabilmektedir. Bu anlamda daha önceden belirlemiş olduğumuz bu kriterler 2025 Temmuz ayında Genel Kurul kararıyla güncellenmiştir. Tamamen objektif ölçütlere göre belirlenen bu kriterler doğrultusunda “Acil”, “Pilot ve Öncü” ve “Çekirdek Haklar” gibi toplam 7 kategori oluşturulmuştur.

Örnek verecek olursak “Başvurucunun hayatına veya sağlığına ilişkin ciddi ve aciliyet arz eden haller” ya da “Bir çocuğun yararının söz konusu olduğu ciddi ve aciliyet arz eden haller”, “Acil” kodlu olan birinci kategoride yer almakta ve öncelikle incelenmektedir. Ciddi ve aciliyet arz eden haller incelemenin süratle yapılmaması hâlinde başvurunun anlamsız/faydasız olabileceği durumları ifade etmektedir.

“Pilot ve Öncü” başlığı altında ikincil öncelikli olarak incelediğimiz başvurular ise “Çok önemli bireysel veya kamusal menfaat taşıyan başvurular” ile “Tekrar eden veya tekrar etme ihtimali olan çok sayıdaki başvurunun sonuçlandırılmasını sağlayacak nitelikteki” başvurulardır.

“Çekirdek Haklar”a ilişkin başvurular olarak nitelendirilen “Tekrarlayan başvuru olmalarına bakılmaksızın insan onuruna ve fiziksel varlığına doğrudan tehdit içeren durumlara ilişkin başvurular” üçüncü kategori kapsamında incelenmektedir. 

Bu kriterleri ete kemiğe büründürme sorumluluğu hukuken başkan ve başkanvekillerine ait olmakla birlikte fiilî sorumluluk raportörlük müessesesindedir. Ben başkan olarak bu hususu başta başraportörlerimiz olmak üzere koordinatör raportörlerimize ve raportörlerimize sürekli olarak hatırlatmaktayım: Dosyaların önceliklendirilmesi konusunda tamamen belirlemiş olduğumuz kriterlere göre hareket edeceksiniz, bu konuda bir taviz vermeyeceksiniz demekteyim. Esas itibarıyla ben de bugüne kadar, belirlenen objektif kriterler dışında, subjektif bir nedenle herhangi bir dosyaya öncelik verilmesi yönünde talimat vermiş değilim. Raportörlerimiz de bugüne kadar tamamen belirttiğimiz ölçütler çerçevesinde önceliklendirme yapmışlardır. Kendilerine teşekkür ediyorum.

Bununla birlikte kamuoyuna yansıyan bir hususa da değinmem gerekir. Zaman zaman mesela 2022 yılında yapılmış bir başvuru ile 2024 yılında yapılmış bir başvurunun aynı gün karara bağlandığı görülmektedir. Bu durum, kimi zaman farklı hak grupları arasında denge gözetilmesinden, kimi zaman ise emsal niteliği taşıyan dosyaların öncelikle ele alınmasından kaynaklanmaktadır.

Özet olarak Mahkememiz elindeki dosyaları “İlk gelen ilk çıkar.” ilkesi ile belirlediğimiz kriterleri göz önünde bulundurarak karara bağlamaktadır. Başvurucuların kimliğinden veya niteliğinden dolayı herhangi bir dosyanın geciktirilmesi söz konusu değildir.

YARGI ORGANLARIMIZLA VE TÜM KURUMLARLA İŞ BİRLİĞİ 

Önem atfettiğimiz hususlardan biri de yargı organlarımız ve diğer tüm kurumlarımızla iş birliği ve güçlü iletişim konusudur. 

Anayasa Mahkemesi olarak bizler, hukukun çizdiği sınırlar içinde vicdanımızın sesine kulak vererek, merkezinde yalnızca objektif adaletin olduğu bir anlayışla kararlarımızı şekillendiriyoruz. Tüm kişi ve kurumlarla olan ilişkilerimizi bu anlayış içerisinde yürütüyoruz. Bu bilinçle adalet, hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlükler gibi değerlerin gerçekleşmesine katkı yapmaya, bireylerin ve kurumların adalet duygularını tatmin etmeye, onların devlete ve hukuka olan güvenlerini daha da artırmaya çalışıyoruz. 

Bu bağlamda, Yüksek Mahkemelerimiz ile çalıştay, sempozyum gibi etkinliklerin yanı sıra iş birliğini geliştirmeye yönelik ortak çalışmalar da yürütüyoruz. Bu çalışmaları daha kurumsal ve kalıcı hale getirmek, diğer yüksek mahkemelerle görüş alışverişinde bulunulmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla “Yüksek Mahkemelerin Yerleşik İçtihatlarına İlişkin Dosyalarda Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönerge”yi hayata geçirdik. 2025 yılında bu doğrultuda Yüksek Mahkemelerimiz ile birçok kez görüş alışverişinde bulunduk.

Ayrıca Mahkememiz bünyesinde etkin şekilde çalışmalar yürüten Anayasa Araştırmaları Merkezi (AYAM), üniversiteler ve akademik dünya ile sürekli iletişim hâlinde olup bu kapsamda Mahkememiz hukuk ve yargı alanındaki bilimsel etkinliklerde aktif bir rol üstlenmektedir. 

Yine AYAM koordinesinde staj programları organize etmekteyiz. Hukuk fakültesi öğrencileri ile yürüttüğümüz staj programlarını genişleterek ilk defa avukat stajyerlerimiz ile hâkim ve savcı yardımcılarımızın da Anayasa Mahkemesi çatısı altında staj yapabilmelerine imkân sağladık.

Avrupa Konseyi ile birlikte yürüttüğümüz “Anayasa Mahkemesinin Temel Haklar Alanındaki Kararlarının Etkili Şekilde Uygulanmasının Desteklenmesi Projesi” kapsamında tüm derecelerdeki yargı organlarımız ile güçlü ve verimli bir iletişim tesis etmek amacıyla bölge toplantıları gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda İstanbul, Gaziantep, Bursa, Erzurum, İzmir, Trabzon ve son olarak 20 Ekim 2025 tarihinde Diyarbakır’da gerçekleştirdiğimiz bölge toplantılarında 894 hâkim ve savcımızla bir araya geldik.

DİJİTALLEŞMEYE VERDİĞİMİZ ÖNEM

Hak arama yollarının etkinliğini artırmak amacıyla teknolojik dönüşüme özel bir önem atfettiğimizi ayrıca belirtmek isterim. Başlangıçta bireysel başvurular sadece fiziki ortamda yapılabilmekteydi. Ancak dijitalleşmenin çağdaş hukuk sistemleri açısından kaçınılmaz bir gereklilik hâline gelmesiyle birlikte Mahkememiz de bu yönde kayda değer adımlar attı ve atmaya da devam etmektedir.

Bu çerçevede, 1 Ekim 2025 tarihi itibarıyla bireysel başvuruların elektronik ortamda, UYAP Avukat Portalı üzerinden de yapılabilmesi mümkün hâle getirildi. 1 Ekim’den bu yana 6 bin 686 başvuru UYAP Avukat Portalı üzerinden yapıldı. Bu sayı, bahse konu tarihler arasında yapılan toplam başvuruların yaklaşık yüzde 29’una denk gelmektedir.

Bu durum bize, söz konusu uygulama ile hem erişilebilirliğin arttığını hem de başvuru süreçlerinin daha hızlı, etkin ve şeffaf şekilde yürütülmesinin önünün daha da açıldığını net bir şekilde gösteriyor.

Ayrıca Anayasa Mahkemesi olarak görev alanımızdaki işlere ve raportörlük müessesine yardımcı olmak anlamında yapay zekânın kullanımı konusunda da ciddi çalışmalar yürütmekteyiz.

ULUSLARARASI ANAYASA YARGISI ALANINDAKİ ETKİN ROLÜMÜZ

Anayasa yargısı artık başka ülkelerde de yalnızca ulusal sınırlar içerisinde değil, evrensel hukuk normları ve uluslararası yargı içtihatları ile de şekillenmektedir. Bu nedenle, farklı ülkelerin anayasa mahkemeleri ve yüksek yargı organları arasındaki iş birliği, hukukun üstünlüğünü güçlendirmek, bireysel hakları daha etkili korumak ve küresel çapta adaletin tesisi için kritik bir önem taşımaktadır.

Anayasa Mahkememiz de bu bağlamda iç hukuk sistemimizdeki çalışmalarının yanı sıra uluslararası alanda da etkin faaliyetler yürütmektedir. Mahkememiz; Dünya Anayasa Yargısı Konferansı (WCCJ), Avrupa Anayasa Mahkemeleri Konferansı (CECC), Asya Anayasa Mahkemeleri ve Muadili Kurumlar Birliği (AAMB), Balkan Anayasa Mahkemeleri Forumu (BCCF) ve Afrika Anayasa Yargısı Konferansı (CJCA) gibi pek çok uluslararası platformun aktif üyesi ve gözlemcisidir. Bu çerçevede uluslararası hukuk camiasında üstlendiği roller kapsamında çok sayıda etkinliğin yöneticisi ve paydaşı olarak çalışmalarını sürdürmektedir. 

Mahkememiz, dünyanın farklı coğrafyalarından, farklı kültürlerinden üyelerin bir araya geldiği bu kuruluşların yanı sıra İslam Dünyası Anayasa Yargısı Konferansı (İDAY) ve Türk Dünyası Anayasa Yargısı Konferansı (TÜRK-AY) gibi kurucusu olduğu uluslararası platformlarda da aktif roller üstlenmektedir. İDAY’ın dönem başkanlığı görevini yürüten Mahkememiz, TÜRK-AY dönem başkanlığı görevini ise 2025 yılı içinde Azerbaycan Anayasa Mahkemesine devretmiştir. 

Tüm bunların yanı sıra 32 farklı ülkenin yüksek mahkemeleriyle de bugüne kadar ikili iş birliği anlaşmaları imzalamış bulunmaktayız. Sadece 2025 yılında Mısır, Azerbaycan, Cezayir, Irak, Malezya ve Togo olmak üzere 6 ülkenin yüksek mahkemesiyle iş birliği anlaşması imzaladık.  

Ayrıca Asya Anayasa Mahkemeleri ve Muadili Kurumlar Birliğinin Eğitim ve İnsan Kaynakları Geliştirme Merkezi faaliyetleri kapsamında yaz okulu programlarımızın 13’üncüsünü geçtiğimiz ekim ayında düzenledik. Bu kapsamda bugüne kadar 41 farklı ülkeden 473 katılımcı misafir ettik. Bu etkinliklerde yapılan sunum ve değerlendirmeleri gerekli çeviriler yapılarak ilgili ülke yüksek yargı organları ile paylaştık. 

Uluslararası alanda oldukça etkin çalışmalar yürüten Mahkememiz, önemli programlara ev sahipliği yapmaya da devam etmektedir. Anayasa Mahkememizin 63. kuruluş yıldönümü etkinlikleri kapsamında İstanbul Dolmabahçe’de gerçekleştirdiğimiz “21. Yüzyılda Anayasa Yargısının Geleceği” temalı uluslararası sempozyumda; 35 ülke ile 7 uluslararası kurum ve kuruluştan çok sayıda temsilci, yüksek yargı organlarımızın başkan ve üyeleri, üst düzey hukukçular ve akademisyenlerle bir araya geldik.
 
Yine 14 Kasım 2025’te düzenlediğimiz Balkan Anayasa Mahkemeleri Forumu 3. Konferansında Foruma üye ülkeler tarafından tüzük kabul edildi ve “Antalya Deklarasyonu”nu imzalandı. Böylece Balkan Anayasa Mahkemeleri Forumunun resmî statüye kavuşmasına vesile olduk.

Tüm bu çalışmaların merkezinde yer alan Mahkememizin, çok sayıda ülkenin yüksek yargı organlarınca ve uluslararası kuruluşlarca örnek alınan ve örnek gösterilen bir mahkeme olarak dikkat çektiğini gururla söyleyebilirim.

Ayrıca özellikle ifade etmek isterim ki Mahkememiz, Avrupa Konseyi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile de yakın ve sürekli bir iş birliği içindedir. Bu iş birliği yalnızca kurumsal temaslarla sınırlı olmayıp ortak projeler ve karşılıklı görevlendirmeler yoluyla da sürdürülmektedir. Raportörlerimiz, üçer aylık dönemler hâlinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde ve Avrupa Konseyinde görev almakta; ayrıca bir yıl süreyle görevlendirilen raportörlerimiz de bulunmaktadır.

Raportörlerimizin mesleki birikimlerini ve uzmanlıklarını güçlendirmeye önem veriyoruz. Bu kapsamda yurt dışında dil eğitimi almalarına imkân sağlıyor, yüksek lisans ve doktora çalışmalarını destekliyoruz. Bunun yanında akademik çalışmalarına önem veriyor, makale ve kitap çalışmalarına yönelik kurumsal destek sunuyoruz. Raportörlerimizin uluslararası kütüphanelere erişimini sağlıyor, Mahkememiz bünyesindeki zengin kütüphaneyi ise Kitap Alım Komisyonu aracılığıyla düzenli olarak güncelleyerek hukuk alanında yayımlanan yeni eserlerle güçlendiriyoruz.

İSTATİSTİKLER VE KARARLARIN İCRASI

Sizlerle Mahkememizin çalışma disiplininin ve işlevselliğinin göstergesi olan istatistiklerimizi de paylaşmak isterim.

2025 yılında Mahkememize 64 bin 321 bireysel başvuru yapıldı. Buna karşılık 71 bin 175 başvuru sonuçlandırıldı. Yani yapılan başvuruları karşılama oranı yüzde 111 olarak gerçekleşti. 

Verilen karar sayısının yapılan başvuru sayısından fazla olduğunu ortaya koyan bu veriler, artan iş yüküne rağmen Anayasa Mahkemesinin büyük bir özveri ve gayretle çalıştığının göstergesidir.

Mahkememize yapılan toplam başvuru sayısı ile sonuçlandırılan toplam başvuru sayısına da değinmek isterim. Uygulamaya girdiği 23 Eylül 2012 tarihinden 31 Aralık 2025’e kadar bireysel başvuru sistemi kapsamında 714 bin 774 başvuru yapıldı. Bunların yaklaşık 623 bin 88’i, yani yüzde 87,2’si karara bağlandı. 91 bin 686 başvuru ise derdest durumdadır. 

2025 yılında karara bağlanan başvurulardan 5 bin 268’inde ihlal kararı verildi. Bunların içinde makul süre ihlali yok. 23 Eylül 2012 tarihinden 31 Aralık 2025’e kadar verilen ihlal kararı sayısı ise 84 bin 519’dur. Bunların da 56 bin 443’ü makul sürede yargılanma hakkına ilişkindir. Hak bazlı verilen ihlal kararı sayısı ise 28 bin 76’dır. 28 bin 76 ihlal kararı içerisinde adil yargılanma hakkı ve mülkiyet hakkı ihlalleri ilk iki sırada yer almaktadır.


Öte yandan bugüne kadar verilen ihlal kararlarının toplam başvuruya oranının da makul süre hariç yaklaşık yüzde 3,9 olduğu görülmektedir. Bunun da aslında Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru incelemelerinde bir süper temyiz mercii olarak görev yapmadığını, yalnızca bir hakkın anayasal anlamda ihlal edilip edilmediğine baktığı sonucunu ortaya koyduğu anlaşılmaktadır. 

Mahkememiz, bireysel başvuruda verdiği önemli kararlarla anayasal ilkelerin daha görünür ve işlevsel hâle gelmesine katkı sağlamıştır. Bu yönüyle bireysel başvuru, Anayasa’nın yaşayan bir metin olmasına imkân tanıyan, dinamik ve dönüştürücü bir mekanizma niteliğini haiz olmuştur. Bir anlamda ülkemizde hukukun anayasallaşmasına katkıda bulunarak hukuk sistemimizde senkronize bir bakış açısı geliştirilmesine vesile olmuştur.

Önemli bir hususa daha dikkatinizi çekmek istiyorum. Bireysel başvuru kapsamında verilen ihlal kararlarının hayata geçirilmesi belirli usul ve süreçler çerçevesinde yürütülmektedir. Bu bağlamda verilen ihlal kararlarından 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla icra süreci henüz tamamlanmamış olanların sayısı 83’tür. Bunların önemli bir kısmının icra süreci halen devam etmektedir. Kalan az bir kısmının ise icra sürecinin henüz tamamlanmamış olmasının nedeninin ihlal kararlarında belirtilen ihlal gerekçelerinin ya da ihlal kararı sonrası uygulanması gereken mevzuatın Anayasa mahkemesinden farklı yorumlanması olduğu görülmektedir. Tabi burada gereği yerine getirilme süreci henüz tamamlanmamış olan dosyalara ilişkin oranın düşüklüğü bu konunun önemsiz olduğu şeklinde anlaşılmamalıdır. Elbette ki bunlar çok çok önemlidir.  

Diğer taraftan ifade etmeliyim ki 31 Aralık 2025 itibarıyla Mahkememiz tarafından verilen ihlal kararlarının yüzde 99,7’sinin gereği yerine getirilmiştir. Esas itibariyle bu tablo bize, temel hak ve özgürlüklerin korunması bağlamında bireysel başvurunun etkili ve işlevsel bir hak arama yolu olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla gönül rahatlığıyla ifade edebilirim ki Anayasa Mahkemesi necip milletimizin 2010 yılında verdiği yetkiye dayanarak hayata geçirilen bireysel başvuru sistemini büyük bir kararlılıkla ve başarıyla uygulamaya devam etmektedir.

Mahkememiz, bireysel başvurunun yanı sıra norm denetimi görevini de istikrarlı bir şekilde sürdürmekte ve anayasanın üstünlüğü ilkesinin somutlaşmasına katkı sunmaya devam etmektedir.

2025 yılında 51’i iptal davası, 226’sı itiraz başvurusu olmak üzere toplam 277 başvuru yapıldı. Buna karşılık 278 iptal davası ile itiraz başvurusu karara bağlandı ve 472 kuralın Anayasa’ya uygunluk denetimi yapıldı. Böylelikle 2025 yılının, norm denetimi kapsamında birleştirme kararları hariç olmak üzere bugüne kadar en fazla dosyanın sonuçlandırıldığı yıl olduğunu ifade etmek isterim. 

2012 yılından 31 Aralık 2025 tarihine kadar ise toplam 2 bin 328 iptal davası ve itiraz başvurusu yapıldı. Aynı süre zarfında sonuçlandırılan dosya sayısı 2 bin 322’dir. Bu tarih itibarıyla derdest dosya sayısı ise 114’tür. 

Bireysel başvurunun mahiyetinde var olan evrensel nitelikteki temel hak ve özgürlükler lehine yorum ilkesinin zamanla Mahkememizce norm denetimine de yansıtıldığını, bireysel başvuru yoluyla somut şikâyetler bağlamında yorumlanan anayasal hükümlerin norm denetiminde de aynı bakış açısıyla değerlendirilmeye başlandığını, böylece anayasal ilkelerin her iki alanda da uyumlu bir şekilde uygulanmasının sağlanmaya çalışıldığını da önemle vurgulamak isterim.

Dolayısıyla Mahkememiz, Anayasa ile verilen görev ve yetkileri kapsamında tüm topluma ve hukuk sistemine temas eden mahkeme olma görevini yerine getirerek temel hak ve özgürlüklerin güvencesi olmaya devam etmektedir.

Mahkememizin bir diğer görevi de Yüce Divan yargılamalarını yürütmektir. Bilindiği üzere ülkemiz 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından olağan dışı bir süreç yaşamış, yargısal faaliyetler de bu süreçten etkilenmiştir. Bu sürecin Mahkememizin görev ve yetkileri kapsamındaki diğer alanlara olduğu gibi Yüce Divan yargılamalarına da yansımaları olmuştur. Bu kapsamda Mahkememiz, 2017 yılından bu yana yürüttüğü yargılamalar sonucunda toplam 12 Yüce Divan dosyasını karara bağlarken; söz konusu yargılamalarda 32 kişi hakkında hüküm tesis etmiştir. 2025 yılı sonu itibarıyla ise derdest Yüce Divan dosyası kalmamıştır.

Mahkememizin görevlerinden biri de siyasi partilere ilişkin mali denetim yapmaktır. Bu kapsamda 2025 yılında 164 dosya sonuçlandırılmıştır.

Anayasa ile Mahkememize verilen görevler arasında siyasi partilere ilişkin kapatma davalarını karara bağlamak da bulunmaktadır. 2025 yılı sonu itibarıyla parti kapatma davalarına ilişkin derdest dosya sayısının 5 olduğunu ifade etmek isterim. 

Anayasa Mahkemesi olarak görevimizi yerine getirirken; hukukun çizdiği sınırlar içinde, merkezinde yalnızca objektif adaletin bulunduğu bir anlayışla hareket etmeye devam ediyoruz. Nihai hedefimiz, bireylerin devlete ve hukuka olan güvenini daha da güçlendirmektir. 

Bu anlamlı akşamda davetimize icabet ettiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyor; Ramazan ayının ülkemize, milletimize ve tüm insanlığa huzur, bereket ve esenlik getirmesini, Gazze başta olmak üzere dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan zulümlerin, insan hak ve özgürlüklerine ilişkin ihlallerin, çocuklar ve kadınlar başta olmak üzere mağdur ve mazlum insanlara karşı yapılan insanlık dışı muamelelerin son bulmasını temenni ediyorum.

Hepinizi en kalbî duygularımla, saygıyla selamlıyorum.

 

Ahmet Aydemir Haber7.com - Muhabir
Haber 7 - Ahmet Aydemir

Editör Hakkında

İstanbul Üniversitesi, “Gazetecilik” bölümünden mezun oldu. Gündem, siyaset, yaşam, magazin, spor ve SEO editörlüğü yaptı. Meslek hayatına Ocak 2024’ten beri Haber7’de devam ediyor.
YORUMLAR 4
  • Ekolayzer 19 dakika önce Şikayet Et
    Chp en büyük milli güvenlik sorunu olduğu halde bunun ebediyen kapatılması gelişmeye açık Türkiye'nin önündeki en büyük engelin ortadan kalkmasi demektir ama bir türlü bu gündeme gelmiyor.hem hdp den daha fazlasi var chp nin .birde manevi değerlere bitmek bilmeyen saldirilarida çabası.toplumu ve ülkeyi kaos ve kargasaya sokmaya valisan en büyük millî güvenlik sorunu chp parcalanmalidir
    Cevapla
  • Anayasa 41 dakika önce Şikayet Et
    Anayasa halktan ve haktan üstün olamaz.. Yargıçlar devleti tehlikelidir.
    Cevapla
  • Misafir 1 saat önce Şikayet Et
    İngilizin hemen hemen her sömürü ülkesinin ayağına vurduğu pranganın ismi ANAYASA MAHKEMESİ dir
    Cevapla
  • Ahmet Varol 1 saat önce Şikayet Et
    4-5 senede incelenebilen bireysel başvurular gerçekten adaleti temin ediyor mu? Geciken adalet adalet mi
    Cevapla
DİĞER HABERLER
Dünyanın en değerli 50 varlığı açıklandı! İlk sırada ne altın ne de petrol var...
Trump'tan Müslüman karşıtı karar! Derhal sınır dışı edilmelerini istedi