Diyanet'in Kutlu Doğum-23 Nisan yanıtı
Diyanet, Kutlu Doğum haftasının, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'na alternatif kutlama olarak gösterildiği yorum ve haberlere tepki gösterdi.
Diyanet İşleri Başkanlığından yapılan açıklamada, ''peygamber sevgisi etrafında buluşmayı, milletçe kardeşlik bağlarının güçlenmesine vesile olarak gören vatandaşların yurt içinde ve yurt dışında Kutlu Doğum programlarına coşkuyla katıldığı, aynı şekilde bir kaç gün sonra da Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı sevinçle kutladığı'' belirtilerek, ''Mahiyeti, düzenleniş tarzı ve amacı belli ölçüde farklılık arz eden bu iki kutlamayı biri diğerinin alternatifi veya engelleyicisi gibi görmek, sağlıklı olmayan bir bakış açısıdır'' denildi.
Başkanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Hz. Muhammed'in doğum gününü (miladi 20 nisan) içeren haftanın, 1989 yılından beri Türkiye Diyanet Vakfı ile ortak düzenlenen etkinliklerle peygamberi ve onun insanlığa takdim ettiği değerleri, doğru ve gerçek bilgiler ışığında, seçkin, güvenilir ve alanında etkin kişilerin katkılarıyla vatandaşlara tanıtmak amacıyla Kutlu Doğum Haftası olarak kutlandığı hatırlatıldı.
Kutlu Doğum Haftası'nın, ''milletin teveccühüne mazhar olduğu'' ifade edilen açıklamada, ''Batı'da belli çevrelerin genelde İslam ve Müslümanları özelde ise Hz. Peygamber'i hedef alarak ileri sürdükleri itham ve eleştiriler, son yıllarda milletin bu haftaya olan teveccühünü daha da arttırmıştır'' denildi.
Her türlü siyasi görüş ve düşüncenin üstünde kalarak halkı bilgilendirmeyi amaç edinen Diyanet İşleri Başkanlığının, toplumun her kesimini kapsayıcı, amacına uygun, siyaset yapılmayan, toplumda kutuplaşma yaratmayan etkinlikler düzenlediğine dikkat çekilen açıklamada, halkın yüce dini duygularının farklı amaçlar için kullanılmasına fırsat verilmemesi için de din hizmeti alanında boşluk bırakmamaya özen gösterildiği kaydedildi.
Açıklamada, Hz. Muhammed sevgisi etrafında buluşulmasının, insanların kendine güvenini, diğerine sevgi ve saygıyı, sosyal barışı, kardeşliği, paylaşma ve yardımlaşma duygularını güçlendirdiği, din, dil, bölge ve kültür farkı gözetmeksizin insan haklarına ve özgürlüklere sahip çıkma bilincini arttırdığı, toplumsal bütünleşmeyle toplumda karşılıklı saygı ve anlayışın yerleşmesini pekiştirdiği ifade edildi.
-''BAZI SÜBJEKTİF DEĞERLENDİRMELER VE YANILTICI YORUMLAR...''-
''Bu etkinliklerle ilgili olarak yazılı ve görsel medyada münferit de olsa zaman zaman bazı sübjektif değerlendirmelerin ve yanıltıcı yorumların yapıldığı da üzüntüyle müşahade edilmiştir'' denilen açıklamada, şu görüşlere yer verildi:
''Peygamber Efendimizin doğum tarihi, hicri takvimde 12 Rebiü'l evvel, miladi takvimde ise 20 Nisan olup, 1989 yılında başlayan Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri bir dönem hicri tarih, bir dönem de miladi takvim esas alınarak gerçekleştirilmiştir. Haftanın önceki yıllarda 20-26, 16-22 Nisan gibi tarihlerde yapılması, Milli Bayramımız olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'na alternatif kutlama olarak gösterilmesi gibi bazı yanlış değerlendirmelere yol açmıştır. Bunun üzerine 2007'de Başkanlık bir genelgeyle Kutlu Doğum etkinliklerinin 14-20 Nisan tarihleri arasında yapılmasını ve bu tarihlerin dışında program düzenlenmemesini karar altına almıştır. Bunun sonucu olarak Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri Milli Egemenlik Bayramından üç gün önce sona ermeye başlamıştır.
Başkanlığımız, dini ve milli değerleri ve kutlamaları biri diğerinin alternatifi ve karşıtı olarak değil, birbirini besleyen ve milletçe birlik ve bütünleşmeyi sağlayan ortak paydanın unsurları olarak değerlendirmektedir. Halkımız da böyle değerlendirdiği ve Peygamber sevgisi etrafında buluşmayı milletçe kardeşlik bağlarımızın güçlenmesine vesile olarak gördüğü için yurt içinde ve yurt dışında Kutlu Doğum programlarına coşkuyla katılmakta, aynı şekilde bir kaç gün sonra da Milli Egemenlik Bayramını sevinçle kutlamaktadır. Mahiyeti, düzenleniş tarzı ve amacı belli ölçüde farklılık arz eden bu iki kutlamayı biri diğerinin alternatifi veya engelleyicisi gibi görmek, sağlıklı olmayan bir bakış açısıdır.''
Diyanet İşleri Başkanlığının düzenlediği kutlama programlarının, il ve ilçe müftülerinin başkanlığında, ilgili genelge gereği mülki amirlerin onayı alınarak planlandığı, Başkanlığın web sayfasında önceden liste halinde yayımlandığı ve bir kamu kurumuna yakışır bir ciddiyet içinde gerçekleştirildiği vurgulanan açıklamada, bu etkinliklere kamu kurumları da dahil her kesimin destek verdiği, gerektiğinde diğer kamu kurumlarının toplantı salonlarının da kullanıldığı belirtildi. Bunun yadırganmaması gereken bir durum olduğu ifade edilen açıklamada, Başkanlığın da birçok kamu kurumunun etkinliğine destek verdiği, gerektiğinde ev sahipliği yaptığı kaydedildi.
Açıklamada, Başkanlığın koordine ve öncülüğünde 14-20 Nisan tarihleri arasında yurt içinde ve dışında düzenlenen Kutlu Doğum Haftası etkinliklerinin gerçekleştirilmesinde emeği geçenlere, maddi-manevi katkı sağlayanlara ve gösterdikleri yakın ilgi sebebiyle vatandaşlara teşekkür edildi.
-
kamil yavuz 16 yıl önce Şikayet Etümmetsizler. öyle düşünenler hangi peygamberin ümmeti acaba?Beğen
-
hacı mustafa ersözlü 16 yıl önce Şikayet Etkutlu doğum. Hem" hakimiyet milletindir"deniyor. Hem de milletin dinine karışıyorlar. %99 müslüman bi ülke burası ilahi de okur . namaz da kılar. kuran da okur. ama yok hep bu pasiflik korkaklık bitirdi bizi. ilk defa doğru bişey yaptınız... Allah (CC) kutlu doğum haftasını başlatanlardan ve devam ettirenlerden razı olsun.Beğen
-
hakkı güneş 16 yıl önce Şikayet Etalternatif ama. 23 nisana değil mevlüt kandiline! hangi islam alimi, hangi müslüman millet bunu şimdiye kadar kutlamış? dinde yeri yok, bid'attir, sünnete aykırıdır. bid'atler güneş gibi olsa da onlardan kaçınmak gerektiği büyük alimler tarafından açıkça ifade edilmiştir.Beğen
-
alaattin demirel 16 yıl önce Şikayet Etdiyanet olmus dinayet. ya kardeşim hicri takvime göre ayarlasınıza şu kutlu duğumu hem takvimde yazıyorsunuz mevlid kandili peygamberimizin doğum günü diye hala neden miladi takvime göre ayarlıyorsunuz ıyı yakında ramazanıda mıladı takvıme gore ayarlarsınız cılkını cıkardınız artık yeterBeğen
-
osman can 16 yıl önce Şikayet Etbuna ne demeli simdi. evrensel dinin evrensel sahsiyeti dünyada evvelde ve ahirde ondan daha buyuk bir insan gelmeyecek olan bir peygamberle sadece bir millete has olan bir sahsiyeti kıyaslamak hangi akılla hangi ogretiyle izah edilebilirki.laikçi mantıkla düsünüyor olmak allahla bile atatürkü mukayese ettirir insana (hasa)ama bu tür sacmalıklar bir tek bize has olsa gerek.Beğen