Tokat gezi rehberi: 8 bin yıllık tarihin izinde, doğa ve kültür dolu bir keşif yolculuğu
Kültür ve Turizm Bakanlığının iç turizmde destinasyon çeşitliliğini artırmak hedefiyle başlattığı şehir tanıtımları kapsamında, Tokat'ın tarihi, kültürel ve doğal güzelliklerini Haber7 muhabirlerinden Özge Çelikbaşlı görüntüledi.
Tokat, M.Ö. 6000’e uzanan köklü geçmişi, eşsiz tarihi yapıları, doğal zenginlikleri ve özgün mutfağıyla Türkiye’nin en dikkat çekici turizm destinasyonları arasında yer alıyor.
Türkiye’nin en eski yerleşim bölgelerinden biri olan Tokat, yaklaşık 8 bin yıllık tarihiyle ziyaretçilerine adeta açık hava müzesi deneyimi sunuyor. Yeşilırmak Havzası’nın verimli topraklarında kurulan şehir, Kalkolitik ve Tunç Çağı’ndan itibaren kesintisiz yerleşime sahne oldu.

Hititlerden Perslere, Roma’dan Bizans’a kadar pek çok medeniyetin iz bıraktığı Tokat, Malazgirt Zaferi sonrası Türklerin Anadolu’ya yerleşmesiyle birlikte Danişmendliler ve ardından Anadolu Selçuklu Devleti döneminde önemli bir kültür ve ticaret merkezi haline geldi.
İpek Yolu üzerinde bulunması sayesinde gelişen şehir, 1392 yılında Osmanlı topraklarına katılıyor. Osmanlı döneminde bakır işçiliği, yazmacılık ve ipek ticaretiyle öne çıkan Tokat, hanları, hamamları ve medreseleriyle mimari açıdan da zenginleşti.

TARİHİ VE KÜLTÜREL ZENGİNLİKLERİYLE TOKAT
Tokat, tarih ve doğanın iç içe geçtiği önemli destinasyonlarıyla dikkat çekiyor. Ballıca Mağarası’ndan, Anadolu medreselerinin ilk örneklerinden biri olan Yağıbasan Medresesi’ne, Taşhan’dan, Almus Baraj Gölü’ne kadar pek çok değere ev sahipliği yapıyor.

BALLICA MAĞARASI: SAĞLIK VE KÜLTÜR TURİZMİ BİR ARADA
Şehrin en önemli sağlık ve kültür destinasyonu Ballıca Mağarası, milyonlarca yılda oluşan sarkıt ve dikitleriyle Türkiye’nin en etkileyici doğal oluşumları arasında yer alıyor. Özellikle sabit sıcaklığı ve temiz havasıyla yılın her döneminde ziyaret edilebiliyor.

Tokat şehir merkezine yaklaşık 26 kilometre uzaklıkta bulunan, Pazar ilçesine bağlı Ballıca köyü yakınlarında yer alan mağara, Türkiye’nin en etkileyici doğal oluşumlarından biri olarak öne çıkıyor. 1987 yılında keşfedilen mağara, 1995 yılında turizme açılıyor ve kısa sürede hem yerli hem yabancı turistlerin ilgisini çeken önemli bir destinasyon haline geliyor.

Mağara, milyonlarca yıl süren doğal süreçler sonucunda oluşuyor. Kireçtaşlarının zamanla çözünmesiyle meydana gelen Ballıca Mağarası’nın içinde sarkıtlar, dikitler ve sütunlar yer alıyor. Ayrıca, mağara dünyada nadir görülen “soğan sarkıtlar” gibi dikkat çekici jeolojik oluşumlara da ev sahipliği yapıyor.

İçeride yıl boyunca yaklaşık 18-21 derece aralığında sıcaklık hakimken, bu durum mağarayı farklı mevsimlerde ziyaret etmek için uygun hale getiriyor.
Ballıca Mağarası yalnızca jeolojik değil, aynı zamanda ekolojik açıdan da önemli. Özellikle içerisinde kendine özgü bir mikroklima bulunan mağaranın, nemli ve temiz havası nedeniyle özellikle astım ve solunum yolu rahatsızlıklarına iyi geldiği düşünülmektedir.

YAĞIBASAN MEDRESESİ: TARİHİ VE KÜLTÜREL BİR MİRAS
Yağıbasan Medresesi, 12. yüzyılda Danişmendliler döneminde Nizameddin Yağıbasan tarafından yaptırılıyor. Anadolu’nun ilk medreselerinden biri olarak kabul edilen yapı, Tokat Kalesi’nin eteklerinde yer alıyor.

Kapalı avlulu planı ve kubbeli yapısıyla dikkat çeken medrese, erken dönem Türk-İslam mimarisinin önemli örneklerinden biri. Bu yapıda dinî ilimlerin yanı sıra matematik ve astronomi gibi dersler de okutulmuştur.

Aynı zamanda Osmanlı döneminde önemli devlet adamları yetiştirilen medrese, günümüzde Türk İslam ve Bilim Tarihi Müzesi olarak ziyarete açık.
TOKAT ŞEHİR MÜZESİ: TÜRKİYE’NİN EN KAPSAMLI ŞEHİR MÜZELERİNDEN BİRİ
Kentin kültürel tarihini yeni nesillere tanıtmak amacıyla 2019 yılında kurulan Tokat Belediyesi Şehir Müzesi, envanterinde bulunan 10 binin üzerindeki eser zenginliği ile Türkiye’nin en kapsamlı şehir müzelerinden biri olarak öne çıkıyor.

Tarihi Sulusokak’ta, ziyaretçilerini ağırlayan müze, unutulmaya yüz tutan ya da artık icra edilmeyen el sanatlarına ve bu sanatlarda kullanılan alet ve edevatlara ev sahipliği yapıyor. Bunun yanı sıra el sanatları ustalarının bal mumu heykelleri de müzede sergilenmekte.
TOKAT MÜZESİ: FARKLI MEDENİYETLERİN İZLERİ
Tokat Müzesi, müzecilik faaliyetlerine 1926 yılında Anadolu Selçuklu Dönemi’ne ait bir tıp medresesi olan Gökmedrese binasında başlıyor.

Günümüzde de Osmanlı dönemine ait Arastalı Bedesten’de hizmet veren müze, önemli bir arkeoloji ve etnografya müzesi olarak öne çıkıyor.
İçerisinde binlerce yıllık medeniyetlere ait eserlerin sergilendiği müze, Tokat’ın tarihini bütüncül şekilde yansıtıyor.
TAŞHAN: OSMANLI’NIN ÖNEMLİ TİCARET MERKEZLERİNDEN
Tokat Taşhan 17. yüzyılda Osmanlı döneminde inşa edilen önemli bir ticaret hanıdır.

İki katlı yapısı, geniş avlusu ve çok sayıda dükkânı ile tüccarların konaklama ve ticaret merkezi olarak kullanılan yapı günümüzde ise restore edilerek turistik ve kültürel bir mekân haline getiriliyor.

TOKAT MEVLEVİHANE MÜZESİ: MEVLEVİLİĞİN YAŞATILDIĞI EN ÖNEMLİ ŞEHİRLERDEN
Mevlevilikle ilgili en eski kaynak olan Menakıb-ül Arifin kitabından anlaşıldığı üzere; Hazreti Mevlana hayattayken Muineddin Süleyman Pervane’nin isteği üzerine Fahreddini Iraki isimli halifesini Tokat’a göndermiş ve Pervane’nin 13’üncü yüzyılda yaptırdığı zaviye ile Mevlevilik Tokat’ta yayılmaya başlamış.

Muhtemelen bu zaviye 15’inci yüzyılın sonunda Uzun Hasan’ın Tokat’ı yakması esnasında yok olmuş ve ikinci defa Bey Sokağı girişinde bulunan arsaya Sultan III. Ahmed Dönemi’nde Yeniçeri Ağası Sülün Mustafa Paşa tarafından 1638’de yaptırılmıştır. Bu yapı tümüyle varlığını günümüze kadar sürdürememiş.

İki katlı yapının zemin katı “L” biçimli bir koridor çevresindeki odalardan oluşan bir plana sahiptir. İkinci kat büyük tek salon olarak planlanmıştır. Semahane olarak kullanılan bu bölüm kubbe ile örtülmüştür, kubbenin ortası ise bitkisel motiflerle bezenmiştir. Ayrıca yapı, ahşap karkas arası kerpiç dolgu kullanılarak bağdadi tarzında inşa edilmiştir.
LATİFOĞLU KONAĞI: OSMANLI BAROK MİMARİSİNİN ZARİF ÖRNEKLERİNDEN
Tokat’ın önde gelen âyan ailelerinden Latifzâdeler’e ait önemli bir konaktır. 18. ya da 19. yüzyılda inşa edildiği düşünülen yapı, Osmanlı Barok üslubunun etkilerini taşıyor.

“L” planlı, iki katlı olan konak; ahşap karkas arası kerpiç dolgu tekniğiyle yapılıp, kırma çatıyla örtülmüştür. Avlusunda taş döşeme ve küçük bir havuz bulunmaktadır.

Konağın en dikkat çekici yönlerinden biri, zengin ahşap, alçı ve kalem işi süslemeleridir. Bitkisel motifler, yaldızlı tavanlar ve vitraylı pencereler yapıya estetik değer katmaktadır.
MELİK AHMET GAZİ TÜRBESİ: DANİŞMEND GAZİ DESTANI’NIN KAHRAMANI
Melik Ahmed Danişmend Gazi ile ilişkilendirilen türbenin kitabesi olmadığından yapım tarihi ve banisi kesin olarak bilinmemekte.
Yapının mimarisi kareye yakın dikdörtgen planlı, tek katlı ve kubbelidir. Kuzeydeki ahşap kapıdan girilen iç mekânda ortada bir sanduka bulunmakta. Ayrıca, kubbe sekizgen kasnak üzerine otururken, geçiş Türk üçgenleriyle sağlanıyor.

Türbenin doğu ve batı cephesi büyük hat yazıları nedeniyle sağır duvarlı ve güney cephesinde de pencere bulunmakta.

Özellikle türbede dikkat çeken detay ise kubbeye geçiş sisteminin hemen altında doğu, batı ve güney duvarlarını geniş bir yazı kuşağı bulunması. Burada Yunus suresi 62. ayet ile Ali İmran suresi 18. ayeti yer alıyor.
SIK DİŞİNİ HELASI: ANADOLU’NUN İLK UMUMİ TUVALETİ
Sık Dişini Helası, “Anadolu’nun ilk umumi tuvaleti” olarak kabul ediliyor. Kare planlı olan yapının XV. yüzyıl Osmanlı hamam mimarisinden izler taşıdığı görülmekte.

Yapının beden duvarları moloz taşla, kubbe ve pandantifleri ise tuğla ile örülmüş. Güney cephesinde giriş kapısı üst kısım duvarında taş-tuğla almaşık tekniği izlenebilmektedir.
Yapı, bugün Tokat’ın cazibe merkezi hâline gelen tarihî Sulusokak bölgesinde, Halit Sokak üzerinde yer alıyor.
ROMA ARSENALİ: ROMA DÖNEMİNE AİT ÖNEMLİ BİR DEPO
Niksar ilçe merkezinde bulunan Arsenal (cephanelik), Roma dönemine ait önemli bir askeri depo yapısıdır. Milattan önce 2. ve 3. yüzyıllara tarihlendirilen yapı, 1,20 metreyi bulan kalın duvarları, kireç harçlı horasan zemin kaplaması ve yaklaşık 4 metre yüksekliğindeki havalandırma bacası ile dikkat çekiyor.

Tuğla örgülü kemerli girişleri bulunan arsenalin sonraki dönemlerde özellikle Bizans tarafından müdahaleler gördüğü anlaşılmakta.

Yapıda toplam 11 oda bulunmakta olup kazılar sırasında bu alanlarda insan kemiklerine rastlanmış. Ayrıca, günümüzde restorasyon çalışmaları devam ediyor ve yapının turizme kazandırılması hedefleniyor.
ULU CAMİİ: ANADOLU’DA TEK ÖRNEK
İlk olarak Danişmendliler Dönemi’nde XIII. yüzyılda yapılan cami, 1679 yılında Avcı Mehmed zamanında tamamen yenilenmiş. Dikdörtgen planlı olarak inşa edilen yapının, doğu ve batı yönünde iki adet son cemaat yeri bulunmakta. Bu özelliği ile Anadolu’da tektir. Ayrıca her iki tarafta da devşirme sütun ve sütun başlıkları kullanılmış.

Güneydoğu köşesindeki taşa oyulmuş, kuş evi Anadolu’da nadir olarak görülür. Caminin harimi ahşap tavan ile örtülmüş ve tavana kırmızı ve yeşil renklerin hakim olduğu fonlar arasında yalancı kündekari tekniğiyle yapılmış kare tavan göbeğinin üzeri altın yaldız ve kalem işi bitkisel bezemelerle süslenmiş.

Ayrıca, ahşap tavanı taşıyan ayak ve kemerlerin üzeri dönemin süsleme özelliklerine uygun olarak Rumi motifli kalem işleriyle süslenmiş.
NİKSAR KALESİ: ÇOK KATMANLI BİR YAPI
Niksar Kalesi, Antik Çağ’dan Osmanlı dönemine kadar kullanılan, stratejik konumuyla öne çıkan önemli bir savunma yapısı.

İlk olarak Pontus Krallığı döneminde inşa edildiği düşünülen yapı, daha sonra Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu, Danişmendliler, Anadolu Selçukluları ve Osmanlılar tarafından kullanılmış ve onarılmış.

İçerisinde bulunan Danişmend Ahmet Gazi Türbesi, Yağıbasan Medresesi, Askeri Kışlası ve Hastanesiyle Niksar’ın en önemli simgelerinden biri olarak öne çıkıyor.
NİKSAR ARASTA: NİKSAR’IN KÜLTÜREL MİRASI
Osmanlı döneminde (yaklaşık 17.–18. yüzyıllarda) inşa edildiği düşünülen yapı, esnaf ve zanaatkârların faaliyet gösterdiği tarihî bir çarşı. Şehrin ticari hayatında önemli rol oynayan bu yapı, günümüzde kültürel miras olarak varlığını sürdürüyor.
NİKSAR KIRKKIZLAR TÜRBESİ: MİMARİ DETAYLAR
Türbenin hangi dönemde, kimin adına yapıldığı kesin olarak bilinmemekte. Bir görüşe göre I. İzeddin Keykavus Döneminde (1211-1220) inşa edilmiş. Türbenin güneydoğu cephesindeki pencere alınlığında yer alan usta kitabesinde adı geçen usta, Sivas I. İzzeddin Keykavus Kümbeti’nin de ustası.
Anadolu’nun tuğla ile inşa edilmiş önemli yapı örneklerinden olan türbe, içten ve dıştan sekizgen planlı. İçten kubbe, dıştan piramidal külahla örtülmüş ve iki katlı olan türbede altta mezar odası yer almakta.
ALMUS BARAJ GÖLÜ: TURİSTİK CAZİBE MERKEZİ
Almus Gölü, 1966 yılında Yeşilırmak üzerinde kurulan Almus Barajı ile oluşmuş yapay bir göl.

Sulama, enerji üretimi ve balıkçılık açısından önemli olup, doğal güzelliğiyle turistik bir cazibe merkezi.

Almus Botanik Parkı, Almus Baraj Gölü yakınında yer alan, yürüyüş yolları, piknik alanları ve çeşitli bitki türleriyle doğa içinde dinlenme imkânı sunan önemli bir rekreasyon alanı.
NİKSAR ULU CAMİİ: ANADOLU TÜRK MİMARİSİNİN EN GÜZEL ÖRNEKLERİNDEN
Melik Gazi Camii adıyla da anılan Niksar Ulu Camii, kitâbesiz olmasına rağmen sözlü geleneğin verilerine göre 540 (1145) yılına tarihlendiriliyor. Nizâmeddin Yağıbasan’ın saltanatı sırasında (1143-1164) ve bizzat onun tarafından yaptırılmış olması gereken cami, Çepnizâde Hasan Bey adında bir kişinin inşa ettirdiği yolunda mahallî bir rivayet de bulunuyor.

Niksar Ulu Camii’nin derinliğine gelişen dikdörtgen planlı harimini sınırlayan duvarlar moloz taşlarla inşa edilmiş, düzensiz örgü köşelerde iri boyutlu devşirme bloklarla donatılmış.

Harim enine beş, derinliğine yedi tane olmak üzere toplam otuz beş adet değişken boyutlu, bağımsız örtü sistemine sahip. Ayrıca Niksar Ulu Camii, Anadolu Türk mimarisinde çok destekli, ahşap çatılı eski tip cami tasarımının gelişmesi sonucunda ortaya çıkan ve XIV. yüzyılın sonlarında Bursa Ulu Camii ile en parlak örneğini veren, bağımsız örtü unsurları ile donatılmış çok mekânlı cami tasarımının en erken uygulamalarından birini teşkil etmekte.
TOKAT SAAT KULESİ: ŞEHİRDE II. ABDÜLHAMİD ESERİ
Tokat Saat Kulesi, Osmanlı döneminden günümüze ulaşan ve şehrin simgelerinden biri haline gelmiş önemli bir tarihî yapı. Şehir merkezine hâkim yüksek bir noktada yer alır ve Tokat’ın pek çok yerinden görülebilir.

Saat kulesi, 1902 yılında Osmanlı Padişahı II. Abdülhamid döneminde yaptırılmış olup, yaklaşık 33 metre yüksekliğinde. Kule, kesme taştan yapılmış olup silindirik bir gövdeye sahip. Üst kısmında dört yöne bakan saatler bulunur.
HIDIRLIK KÖPRÜSÜ: YEŞİLIRMAK’IN İNCİSİ
Hıdırlık Köprüsü , Batıda Amasya ve Turhal’dan gelen yolları doğuya, Karadeniz’den gelen yolları da Orta Anadolu’ya bağlayan bir kavşak noktasında. 700 yaşındaki 5 gözlü köprü, 151 metre uzunluğunda, 7 metre genişliğinde kesme taşla yapılmış.

Eskiden üzerinde mermer bir küre bulunan kitabede, II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in üç yıl boyunca çatışmış üç oğlu, İzzeddin, Rukneddin ve Alaeddin’in isimleri birlikte yazılmışt. Zamanın bilginleri çatışan üç kardeşi bir eserle barıştırmayı amaçlamış, bunu da başarmış.
TOKAT MUTFAĞI: GELENEKTEN SOFRAYA UZANAN LEZZETLER
TOKAT KEBABI
Tokat’ın verimli bağlarında yetişen patlıcan, domates, biber ve Karayak kuzu etinin kebap ocağında özel dizimle pişirilmesiyle hazırlanan Tokat Kebabı, şehrin en önemli ve özgün gastronomi değerlerinden biri.

BAKLA DOLMASI
Bakla Dolması salamura veya taze yaprak içerisine hazırlanan baklalı iç harcın sarılmasıyla yapılan ve kuzu kaburgası ile pişirilen Tokat mutfağının besleyici ve geleneksel lezzetleri arasında yer alan özel yemeklerden biri.

ERİK ÇİRİ TATLISI
Tokat’ın meşhur eriklerinin kurutularak şerbetle hazırlanmasıyla yapılan Erik Çiri Tatlısı, geleneksel tatlı kültürünü yaşatan hafif ve özgün Tokat lezzetlerinden biri.
KEŞKEK
Genellikle ev ekmeği yapımı sonrası fırında bakır kazanlarda sabaha kadar pişirilerek kahvaltıda tüketilen Tokat’a özgü yöresel yemeklerden.

TOKAT YAĞLISI
Un, su, tuz ve yağ ile hazırlanan ince hamurun taş fırında pişirilmesiyle yapılan, sade yapısına rağmen kendine has lezzetiyle Tokat mutfağının sevilen geleneksel tatlarından biri.
TOKAT ÇÖKELEKLİSİ
Tokat Çökeleklisi çökelek, maydanoz ve yeşil soğanın ince açılmış hamurla buluşmasıyla hazırlanan, Tokat sofralarında sıkça yer alan besleyici ve geleneksel bir hamur işi.
TOKAT’IN YAŞAYAN MİRASLARI
YAŞAR GÜÇ
Tokat’ın Niksar ilçesinde yaşayan ve UNESCO tarafından “Türkiye’nin Yaşayan İnsan Hazineleri”nden biri olarak gösterilen Yaşar Güç, mesleğinin son temsilcileri arasında yer alıyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğünce 2009 yılında, kaval yapımı ve icrası dalında ismi UNESCO’ya sunulan Güç, aynı yıl UNESCO tarafından Kültür Mirası Listesi’ne “Yaşayan İnsan Hazinesi” olarak kabul edildi.
AŞIK EŞREF TONBOLOĞLU
Türk halk müziği ve şiirinin başarılı isimlerinden biri olan Aşık Eşref Tonbuloğlu, 1977’de ilk 45’liğini çıkardı. TRT programlarına katılarak tanınırlığı artmaya başladı. İsimli ozanlarla aynı sahneyi paylaştı. 18 kitaplık şiir derlemesine imza attı. En çok seslendirilen eserleri oldu. 1990’lara gelindiğinde efsanevi bir isim haline gelmişti.

78 yaşında olan Eşref Tonbuloğlu, “dünyadaki cennetim” dediği Almus’ta yaşamını sürdürmektedir. Türkçe’nin en verimli ozanlarından biri olarak kabul edilmektedir. 20.000’i aşkın şiiri ve 150’ye yakın bestesi bulunmaktadır. En önemli eserleri arasında “Başındaki Yazmayı”, “Evleri İki Katlı”, “Gurbet elden ele dolaşıyor” sayılabilir.