Uzmanından uyarı: Havuza giren çocuklarda daha sık görülüyor!

Prof. Dr. Filiz Bakar, kreş, okul gibi ortamlarda el hijyeninin yetersiz olmasıyla bulaşan el, ayak, ağız hastalığının tatil döneminde özellikle havuza giren çocuklarda daha sık görüldüğünü açıkladı.

Uzmanından uyarı: Havuza giren çocuklarda daha sık görülüyor!
Uzmanından uyarı: Havuza giren çocuklarda daha sık görülüyor!
GİRİŞ 25.08.2021 10:08 GÜNCELLEME 25.08.2021 10:09
Bu Habere 1 Yorum Yapılmış

Kreş, okul gibi ortamlarda el hijyeninin yetersiz olmasıyla bulaşan el, ayak, ağız hastalığının tatil döneminde özellikle havuza giren çocuklarda daha sık görüldüğünü kaydeden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Filiz Bakar, bu dönemde özellikle sıvı alımına dikkat edilmesi ve hasta çocuğun diğer çocuklarla temastan kaçınması gerektiği konusunda uyardı.

Bulaşıcı enfeksiyon hastalıklarından biri olan el, ayak, ağız hastalığı özellikle 7 yaş altı çocukları daha fazla etkiliyor. Özellikle yaz döneminde havuza giren çocuklar için çok daha dikkatli olunması gerektiğini hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Filiz Bakar, “Hastalığı önlemek için en önemli unsurlardan biri, böyle bir enfeksiyon tespit edilmiş çocukların ebeveynlerinin çocuğu diğer çocuklarla temas ettirmemesidir” diye konuştu.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Filiz Bakar

Hastalık döneminde çocuklarda yeterli sıvı alımının çok önemli olduğuna işaret eden Prof. Dr. Filiz Bakar, sıvı alımlarının yeterli miktarda olmaması durumunda doktora başvurulması gerektiğini belirterek aileleri uyardı.

“SU ÇİÇEĞİ İLE KARIŞTIRILABİLİYOR”

El, ayak, ağız hastalığının çocukların yanı sıra yetişkinlerde de görülebildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Bakar, hastalığın belirtileriyle ilgili şu bilgileri verdi:

“Özellikle el, ayak ve ağız bölgesini tutarak döküntülere neden olabilir. Ağız içinde, dudak çevresinde döküntüler görülebilir. Döküntünün karakteristik özelliği ise ellerde ve ayaklarda oluşması ve genellikle de kabarık ve içinin sıvı dolu olmasıdır. Bu nedenle kimi zaman suçiçeği ile de karıştırılır. Özellikle yaz aylarında ve sonbahar başlarında sık görülen, çocuklarda salgınlara yol açabilen bir hastalıktır.” 

AVUÇ İÇİ VE AYAK TABANINDAKİ DÖKÜNTÜLER TANIYI KOLAYLAŞTIRIYOR

El ve ayaklardaki döküntülerin en tipik özelliğinin avuç içi ve ayak tabanını tutması olduğunu belirten Prof. Dr. Bakar, “Genellikle avuç içi ve ayak tabanında döküntü görülür ki bu da el, ayak, ağız hastalığının tanısını kolaylaştırıyor. Döküntüler kaşıntılı olmadığı için alerji kaynaklı döküntülerden ayırt edilebilir. Döküntü, kimi zaman ateş ile birlikte enfeksiyonun birinci ve ikinci günü oluşmaya başlıyor. Hastalığın iyileşmesi ortalama bir haftayı bulabiliyor. Bir hafta içinde döküntüler kendini sınırlıyor. Her şey kendiliğinden düzeliyor” ifadelerini kullandı.

AĞIZ İÇİNDE DÖKÜNTÜLER SIKINTI OLUŞTURUYOR

Enfeksiyon hastalığı olduğu için çocukta görülen belirtilerden birinin de ateş olduğunu anlatan Prof. Dr. Bakar, “Ancak ateş genellikle çok dirençli olmuyor, 1-2 gün sürebiliyor. Bu noktada asıl sıkıntıya düşüren ağız içindeki afta benzer döküntüler oluyor. Çünkü bu süreç ağrılı olduğu için özelikle küçük çocuklarda beslenmeyi ve sıvı alımını bozuyor. Bu durumda çocukları hastaneye yatırmak zorunda kalabiliyoruz” dedi.

GRUPLAR HALİNDE HAVUZ GİRMEK BULAŞI ARTTIRIYOR

“El, ayak, ağız hastalığının artmasında özellikle yaz aylarında, çocukların gruplar halinde havuzlara girmeleri ve dolayısıyla enfeksiyonu kolaylıkla bulaştırmaları çok önemli etken” diyen Prof. Dr. Filiz Bakar, sözlerine şöyle devam etti:

“Genellikle bağırsaklardan saçılan virüs kaynaklı bir enfeksiyon ve özellikle de elle bulaşıyor. Dolayısıyla elle temas çok önemli. El hijyeninin iyi olmadığı durumlarda, ki çocuklarda bunları yapabilmek bazen zor olabiliyor, çocuklar bir arada olduklarında virüsü birbirlerine çok kolay bulaştırabiliyor.”

6 HAFTA BAĞIRSAKTAN, 4 HAFTA SOLUNUM YOLU SALGILARINDAN SAÇILIYOR

Vücuttaki virüsün haftalarca kalıp, saçılmaya devam ettiğini söyleyen Yeditepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bakar, sözlerine şöyle devam etti:

“Virüs yaklaşık 6 hafta bağırsaklardan, solunum yolu salgılarında ise 4 hafta boyunca saçılmaya devam ediyor. Dış ortama dayanıklı ve bulaşıcılığı yüksek olan bir virüs olduğundan salgını önlemek için hijyen kurallarına çok dikkat edilmesi gerekir. Virüs kaynaklı bir hastalık olduğundan destek tedavisi bizim için önemli. Tüm virüs enfeksiyonlarında olduğu gibi antibiyotik kullanmak şart değildir. İkincil enfeksiyonlar olursa antibiyotik kullanımı destek tedavisi olarak önceliklidir. Çocuğun ağızdan alımını bozmuyorsa, daha çok ağız içindeki yaraları için birtakım tedaviler uygulanarak ailelere çocuğun bol sıvı alması önerilir.”

SIVI ALIMLARI BOZUKSA DOKTORA BAŞVURUN

Hastalığı önlemenin mümkün olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Bakar, ailelere şu önerilerde bulundu:

“Eğer çocukta bu tip enfeksiyon varsa, anne babaların çocuğunu diğer çocuklarla temastan kaçındırması çok önemlidir. Kreşe, okula gidiyorsa, yaz döneminde havuza giriyorsa daha dikkatli olmalarını öneriyoruz. El hijyenine yeteri kadar dikkat edilmemesinden dolayı gelişen bir hastalık olduğundan ebeveynlerin çocuklarına el hijyenini çok iyi öğretmeleri gerekiyor. Hasta olan çocuklarda da  ailelerin yapması gereken en önemli şey, çocuğun yeterli miktarda sıvı almasını sağlamaktır. Çocuk yeterli miktarda sıvı alıyorsa tedirgin olmalarına gerek yok. Ancak özellikle bebeklerde sıvı alımları bozuksa mutlaka uzman bir hekime başvurmaları gerekir.”

KAYNAK: DHA
YORUMLAR 1
  • gurhan 2 yıl önce Şikayet Et
    Bu doktor hanım nezdinde değil ama memleket uzmandan geçilmiyor. Herkes her konuda uzman. Bakıyorsun herhangi bir icat buluş vs. var mı? Yok!. Daha aşıyı bile hala kullanıma sokamadık. Ama bilim kurulları, bulaşıcı hastalıklar uzmanları cirit atıyor her yerde. Fakat batılılar araştırmayı yapıyor, bizimkilerde burada satmaya çalışıyor, hazırı...
    Cevapla
DİĞER HABERLER
İstanbul için deprem uyarısı! En riskli 5 ilçe...
Siyonist barbarlar sivilleri öldürüp dozerle taşıdı!İşte soykırımın kanıtı o anlar