Meclis'te mesai başladı! Yargıda reform hareketliliği

TBMM’nin yeni yasama yılının açılmasıyla birlikte yargı reformu konusunda nasıl adımlar atılacak merak konusu haline geldi.

Meclis'te mesai başladı! Yargıda reform hareketliliği
Meclis'te mesai başladı! Yargıda reform hareketliliği
GİRİŞ 02.10.2021 11:08 GÜNCELLEME 02.10.2021 11:10
Bu Habere 30 Yorum Yapılmış

Daha önce açıklanan yargı reformu paketlerinin akabinde Meclis'te konuyla ilgili nasıl çalışmalar yapılacağını köşe yazısında aktaran Kanal 7 Ankara Temsilcisi ve Yenişafak Yazarı Mehmet Acet, önemli başlıkları şu sözlerle paylaştı:

Dün, ekim ayının girmesiyle birlikte TBMM’nin yeni yasama yılı açılmış oldu.

Meclis’in yeni döneminde yargı reformuna dokunan alanlarda önemli adımların gündeme gelmesi bekleniyor.

Adalet Bakanlığı kaynaklarına göre, yargı reformu başlığının altına giren konularda atılması düşünülen adımlardan bazıları şöyle:

-Yargı sistemine hâkim ve savcı yardımcılığı müessesesinin kazandırılması.

-Belirli bir mesleki kıdeme sahip hâkim ve savcılar için coğrafi teminatın getirilmesi.

-Devlet kurumlarının devletle, vatandaşın devletle olan uyuşmazlıklarını hızlı bir şekilde sonuçlandırmak için idari sulh müessesesinin getirilmesi.(Halkın devletten alacakları, işçi ya da işverenin devletten tazminat talepleri gibi alanlardaki uyuşmazlıklar, mahkemesiz çözülebilecek.)

-Hâkimlerin meslek hayatları boyunca ceza ve hukuk hâkimi olarak ayrışmaları ve bu yönde ihtisaslaşmaları sağlanacak.

Önemli bulduklarımdan bazılarını seçip aldığım listedeki başlıklar uzayıp gidiyor.

Bu başlıkları, yargı ile ilgili göz önünde yürüyen tartışmaların ötesinde, yapısal sorunlara dokunan, işlemekte olan yargı mekanizmasını güçlendirme niyeti taşıyan, halkın adliye saraylarındaki işlerine/meselelerine/davalarına ciddiyetle eğilen adımlar olarak okumak mümkün.

Şunu unutmamak lazım:

Yargı kararlarıyla ilgili halkın gözü önünde yapılan tartışmalar, yargının, hâkim-savcıların her gün meşgul oldukları binlerce dosya arasında yüzde 1, bilemediniz yüzde 2’sine ancak tekabül ediyor.

Arka planda, televizyon haberlerine/tartışma programlarına, gazete haberlerine hiç yansımayan dava dosyaları, yargı faaliyetleri var.

Yargı reformu adıyla yürütülen bu çalışmaların büyük kısmı, işte o ‘görünmeyen’ alana dokunan esaslı işlerden oluşuyor.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, geride bıraktığımız eylül ayı içerisinde hukuk/yargı/adalet alanına giren iki ayrı konuşması oldu.

Erdoğan, içinde adalet kavramıyla ilgili güçlü vurguların yer aldığı bu konuşmalardan birinde, Kanuni Sultan Süleyman’ın sözünden hareketle şunları söyledi:

“Adalet aynı zamanda toplumun huzur ve barışının, refahının teminatıdır. Adalet, devletin varlığının sebebidir. Kanuni Sultan Süleyman ‘kılıcın yapamadığını adalet yapar’ diyor. Gelecek nesillere bırakacağımız en büyük miras da işte bu anlayış olacaktır.”

4 yılı aşkın bir süredir Adalet Bakanlığı görevini yürüten Abdulhamit Gül, yargı reformuyla ilgili süreci kararlı bir şekilde yönetiyor.

Şimdiye kadar geniş kesimlerin görüşleri alınarak hazırlanan 4 ayrı yargı paketi kanunlaştı.

Adalet Bakanlığı kaynaklarına göre, Yargı Reformu Strateji Belgesi’nde yer alan 256 faaliyetin 133’ü hayata geçirilmiş durumda.

Yani yüzde 50’den fazlası.

Toplumun geniş kesimlerinde memnuniyetle karşılanan İnsan Hakları Eylem Planıyla ilgili uygulamalar da, belirlenen hedef takvim doğrultusunda ilerliyor.

Adalet Bakanı Gül’ün hak/hukuk/adalet alanlarında durduğu yeri, sergilediği tutumu, ortaya koyduğu ilkesel çerçeveyi, gösterdiği titizliği de çok değerli bulduğumu vurgulamak isterim.

Kendisiyle geçen sene yaptığımız bir sohbette söylediklerinden küçük bir alıntı yapayım:

“Demokraside süper güç yoktur. Süper savcı, süper hakim, süper mahkeme diye bir şey olmaz. Demokraside tek süper güç hukuktur. En üstün güç hukuktur. Benim hukukun üstünde şöyle bir yetkim var böyle bir yetkim var, kusura bakma demokraside sadece millet yetki verir, millete dayanan bir yetki vardır, onun ötesinde süper görevi yoktur. Dolayısıyla milletin adliyenin kapısından burada adalete ulaşacağım duygusuyla girmesi ve çıkması çok önemli.”

Yukarıda yargı/hukuk/adalet kavramlarıyla ilgili tartışmaların toplam faaliyetlerin yüzde 1, olmadı yüzde 2’sine tekabül ettiğinden söz ettim.

Yargı/siyaset ilişkileri, tarafsız/bağımsız yargı vs. alanlarına giren tartışmaların açık bir ortamda yapılmasından kimse rahatsız olmamalı.

Yargıya güven anlamında da önemli sorunlar var, olmaya devam ediyor.

Bununla birlikte, bu tartışmaları yapılırken hakşinas olma adına iki hususu da ben takdirlerinize sunmuş olayım:

1-Yargının günümüzdeki sorunları, darbe dönemlerindeki, vesayet dönemlerindeki zorbalıklar ve yargının belli kliklerce ele geçirildiği dönemlere ait keyfilikler ve travmalarla karşılaştırılabilecek kadar ağır değildir.

2-Yargının sorunları ve adalet duygusunu zedeleyen ‘çıktıların’ büyük bölümünün, demokrasiye ve seçilmiş iktidara karşı kurulmuş tuzakları boşa çıkarmak için verilen mücadele sırasında ortaya çıkan ‘sapmalardan’ oluştuğu gözden ırak tutulmamalı.

(Bu iki başlığa atıf yapmak, mefhumu muhalifinden bakarak yargının güncel sorunlarının, şikâyetlerin, hak ihlallerinin görmezden gelinmesi anlamına gelmez).

Yargının bugünkü durumunu yerden yere vuranların büyük bölümü de zaten, daha fazla adalet talebinden çok, yargıyı yeniden kendi kliklerinin bir parçası haline getirme hedefiyle böyle davranıyorlar.

YORUMLAR 30
  • cinci 1 yıl önce Şikayet Et
    3600 için de bir harekete geçilseydi
    Cevapla
  • hasan yaşmum 1 yıl önce Şikayet Et
    binlerce esnafın 2000 yılı öncesi bagkur tescil kaydı magduriyeti yaşamakta yetkililerden magduriyetin giderilmesini talet etmekte #Bagkurtescilmagdurları
    Cevapla
  • Abbas 1 yıl önce Şikayet Et
    Denetimli serbestlik yüzünden bütün suclular milletin ortasında geziyor.
    Cevapla
  • Halıl 1 yıl önce Şikayet Et
    cinayete ağır ceza şaart..Hakımlerın karavatla gelen katıle ceza ındırımı yetkısı elınden alınmalı..suça göre doğrudan ne kadar ceza alacaksa o söylenmelı..İyi hal indırmı dıye bir saçmalık olmaz..Suçlunun iyi halımı olur..10-20-30 yıl doğrudan verılmelı..Çeklere hapıs cezası olması şart..Çekler 20-30 yıl önce hapıslıkten dolayı ödenıyordu..
    Cevapla
  • hacı emmi 1 yıl önce Şikayet Et
    ceza yok ki adam suç işliyor çocuğun uzerine atıyor. neymiş yaşı küçükmüş. yaşı küçük lâkin diger insanın hayatına mal oluyor,yıllardır biriktirmiş mali bir anda yok oluyor. ailenden miras kalmış satamıyorsun. neymiş toplulaştırma kanun kapsamındaymış, fetöcü zihniyetlerin çıkarttığı yasa milleti devlete düşman etmek için çıkarılmış. tarlada hissesini satamıyor bölünüyor da bölünüyor. bir bakmışsın 50-100 hissedar. avukat tut-eksper bilirkişi-mahkeme parası vereceksin. eline sonunda bir kuruş geçmeyecek. sonrası mı kardeş kardeşe düşman oluyor. devlet basit bir konuyu halledemiyor, tutmuş yardimciliktan bahsediyor.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
Öztürk Yılmaz’ı bıçaklayan saldırganın ifadesi ortaya çıktı
Bakan Yanık'dan çocuk istismarı iddiasına sert tepki: Takipçisi olacağız!