Ekrem İmamoğlu'nun 'gönüllü inkarcıları': Parayı getiren adamı 'hiç görmemişler'
Kamuoyunda 'Asrın Yolsuzluğu' olarak lanse edilen 'İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü' davasının iddianamesinde, operasyonu itibarsızlaştırmak için bazı gazetecilerin ve medya kuruluşlarının "fonlandığı" vurgulandı.
- İddianamede, Ekrem İmamoğlu ve ekibinin, yürütülen yolsuzluk soruşturmalarını itibarsızlaştırmak için bazı gazeteci ve medya organlarını finanse ettiği öne sürüldü.
- Gizli tanık ifadeleri ve MASAK raporlarına dayandırılan dosyada, bu finansmanların sosyal medya operasyonları ve manipülatif içerikler için kullanıldığı iddia edildi.
- Adı geçen gazeteciler ise suçlamaları reddederken, savcılık ifadeleri “inkâr” olarak değerlendirip örgüte yardım suçlaması yöneltti.
HABER7 - ÖZEL
Ekrem İmamoğlu'nun "suç örgütü lideri" olarak tanımlandığı organize yapının, "Asrın Yolsuzluğu" operasyonlarını itibarsızlaştırmak amacıyla bazı medya kurumlarını, gazetecileri ve sosyal medya fenomenlerini "fonladığı" belirtiliyor.
İddianameye göre, Cumhuriyet Halk Partili (CHP) İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) eski Basın Sözcüsü Murat Ongun, söz konusu "itibarsızlaştırma" faaliyetlerini örgüt üyesi "Emrah Bağdatlı" üzerinden yürütüyordu.
Mali Suçları Araştırma Kurulu'nun (MASAK) Şubat 2025 tarihli raporuna göre, Bağdatlı'nın sahibi olduğu "Karpuz Medya" adlı şirket, İBB'ye bağlı Medya A.Ş. ve Kültür A.Ş. gibi firmalardan elde ettiği "suç gelirleriyle" sosyal medya "trollerini" fonluyordu.
Çok kısa bir süre içerisinde Bağdatlı'nın 9 kişi ve kuruma 13,2 milyon TL ödeme yaptığı MASAK raporuna yansıyan bir başka detaydı.

İddianamede bu ödemeler karşılığında sosyal medya "trollerinin" düzenli aralıklarla örgüt lehine, manipülatif içerikler paylaşılmasının sağlandığı belirtiliyor.
“Ekrem Edit”, “İBB Haber”, “Süleyman Askeri Bey” gibi çok sayıda sahte hesabı yönettiği ortaya çıkan ve soruşturma kapsamında gözaltına alınan Mahir Gün, emniyetteki ifadesiyle, Murat Ongun'un kontrolündeki örgütün dijital operasyon ağını somutlaştırdı.
Gün, Bağdatlı'nın "SGK'lı" çalışanıydı. İfadesi alındığı sırada telefon şifresini polis ekiplerine verdi. Telefonunda çıkan bir notta, "Medya AŞ'ye operasyon yapıldığı anda herkes sudan çıkmış balığa döndü. Okuduğum haberler, soruşturma detayları şekillendikçe, burada bir sistem kurulduğunu anlamıştım" diye yazmıştı.
Savcılığa sevk edilen Mahir Gün'e, bu notta yazılı ifadeler soruldu. Gün, söz konusu ifadelerin "kullanılmışlık hissinin" bir yansıması olduğunu belirtti:
"Basına yansıyan para ilişkilerini görmemden kaynaklı hayal kırıklığına uğramış olmamdan dolayı bu ibareleri yazdım. Bu yazılar kullanılmışlık hissinin yazılı hale getirilmesidir."

GİZLİ TANIKLARIN İFADELERİYLE SORUŞTURMANIN SEYRİ DEĞİŞTİ
Soruşturma, "Çınar" ve "İlke" adında iki gizli tanığın ifadeleriyle bazı gazetecileri ve medya kurumlarını kapsayacak şekilde genişletildi.
"Çınar"ın savcılıktaki ifadesine göre, Emrah Bağdatlı "paranın dağıtımını" yapan kişiydi. Bu paralar, Milli Gazete, Halk TV, TELE 1 ve bazı YouTube yayıncılarına veriliyordu. Bağdatlı ayrıca, bazı arkadaşlarının Medya A.Ş.'den ihale almasına yardımcı oluyordu.
|
"MURAT'IN SÜREKLİ FİNANSE ETTİĞİ GAZETECİLER VAR" "İlke" ise, suç örgütü yöneticisi Murat Ongun'un, suç örgütü lideri Ekrem İmamoğlu'nun "sadece basın işlerini" değil, "tüm gayriresmi ilişkilerini yürüttüğünü" belirtti: "Birine para verilecek ise bu Murat’ın kontrol ve talimatları ile verilir. Murat da bu talimatları en yakını olan Emrah Bağdatlı'ya iletir. Emrah gerek medyanın organize edilmesinde gerekse de herhangi bir iş için birine para verilmesinde para sevkiyatını yapar. Murat'ın sürekli finanse ettiği gazeteciler vardır. Bu gazetecilere para teslimini de Emrah yapar. Bahar Feyzan, İsmail Saymaz, Yavuz Oğhan, Nevşin Mengü, Ruşen Çakır, Batuhan Çolak, Barış Pehlivan, Oda TV, Soner Yalçın, Aslı Aydıntaşbaş, Nagehan Alçı, Şaban Sevinç isimli kişi ve kurumları finanse eder. Halk TV’nin sahibi Cafer Mahiroğlu ile de yakındır. Halk TV’ye finansman sağlar. Hatta Cafer Mahiroğlu'nun boğazda yapmış olduğu binasına ruhsat dahi verdiler." |
Gizli tanıkların ifadeleri sonrasında mahkeme kararı ile BTK'dan HTS verileri temin edildi.
Yapılan incelemede Emrah Bağdatlı'nın Aslı Aydıntaşbaş, Soner Yalçın, Ruşen Çakır ile çok sayıda HTS kaydı olduğu öğrenildi.
Örgüt yöneticisi Murat Ongun'un da Aslı Aydıntaşbaş, Soner Yalçın, Ruşen Çakır, Batuhan Çolak, Şaban Sevinç ve Yavuz Oğhan'la HTS kaydı vardı.
"BEN HAYATIM BOYUNCA BÖYLE KARAKTERSİZ GAZETECİLİK YAPMADIM"
İddianamede yer alan detaylara göre, Emrah Bağdatlı ile "çok sayıda HTS kaydı" olduğu ortaya çıkan Soner Yalçın, Bağdatlı'nın kendisine "para getirmediğini" savundu:
"Emrah Bağdatlı'nın bana para falan getirdiği tamamen yalandır. Ben hayatım boyunca böyle karaktersiz bir gazetecilik yapmadım. Üç yılda yaklaşık 20 dakika görüşmüşüm. Bunun ana sebebi Emrah Bağdatlı'nın yaptığı organizasyonların OdaTV'de haber olmasının istemesidir. Bunun dışında hatırlayabildiğim kadarıyla yazdığım yazılarla alakalı tebrik görüşmeleridir. Ben OdaTV’nin başında olduğum için günde ortalama 10- 15 kişi haberinin çıkması için beni arar. Bu haberlerin bazılarının haber değeri varsa kullanırız, yoksa kullanmayız. OdaTV’nin arşivlerine bakıldığı zaman Emrah Bağdatlı'nın haberlerini ya bir ya da iki defa kullanmışızdır."

Yalçın'a, Murat Ongun'a gözaltı işlemi uygulandığı sıra kızlarının küpelerinin alındığına yönelik "halkı galeyana getirme" amaçlı haberi de soruldu.
Ongun'u 1996'dan beri tanıdığını belirten Yalçın, suç örgütü yöneticisinin "çok yakın arkadaşı" olduğunu söylemesine karşın bu iddiayı kimden duyduğunu "hatırlamadığını" öne sürdü:
"Polislerin evde arama yaparken evdeki diğer paralar gibi Koray Ongun'un (Murat Ongun'un oğlu) odasındaki karton içindeki harçlıklarını topladığı, karton kutudaki paralarına da el konulduğu, ayrıca Lal Ongun’a da altın iddiasıyla küpelerinin de çıkartılmasının söylendiğini ortamdakilerden duydum. Bu konuşmaları duyduğum kişilerin kim olduğunu hatırlamıyorum."
Savcılık, Yalçın'ın ifadelerini "gerçekçi" bulmadı. Savcılığın değerlendirmesine göre Soner Yalçın, Murat Ongun'un aile dostuydu, polislerin Murat Ongun'un evinde nasıl arama yaptığını aile bireylerinden öğrenebilirdi.
"Gerçek olmadığını bildiği, kurgularla oluşturduğu yalan ve yanıltıcıyı bilgiyi yayması gazetecilik faaliyeti olarak gösterilmez. Çocukları alet ederek yaptığı kurguyu ve hayal ürünü haberi binlerce kişinin günlük ziyaret ettiği haber sitesinde paylaşmasının, operasyonların yapıldığı dönem, toplumdaki etkisi nazara alındığında kamu barışını bozmaya elverişli olduğu anlaşılacaktır. Şüpheli tarafından yapılan diğer haber içerikleri de suç örgütünün amaç ve faaliyetlerini meşru göstermek, suç örgütüne yönelik yapılan soruşturmayı ise örgütün istediği doğrultuda, kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırmaya yöneliktir."
Soruşturma kapsamında ifade veren diğer gazetecilerden Ruşen Çakır, Yavuz Oğhan ve Şaban Sevinç, Emrah Bağdatlı'yı "tanımadıklarını" söyledi.
Ruşen Çakır, "Emrah Bağdatlı isimli şahsı herhangi bir şekilde tanımıyorum. Dolayısıyla kendisinden para almam söz konusu asla değildir" derken, Yavuz Oğhan, "Emrah Bağdatlı isimli şahsı hiçbir şekilde tanımam, hiç görmedim görüşmediğim yüzünü dahi bilmem" ifadelerini kullandı. Şaban Sevinç de benzer şekilde, "Emrah Bağdatlı isimli şahsı tanımam. Murat Ongun ile özel bir sosyal ilişkim yoktur" dedi.
İddianameye göre, gazeteciler her ne kadar Emrah Bağdatlı'yı tanımadıklarını belirtse de ortak HTS kayıtları vardı. İfadeleri, iddianamede yer aldığı şekliyle "inkar" niteliğindeydi. Adı geçen gazetecilerin, "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü'nün reklamı için düzenli içerikler hazırladığı, örgüt lideri Ekrem İmamoğlu'nu güzellemeye çalıştıkları, örgüt hiyerarşisinde yer almamalarına karşın bilerek ve isteyerek yardım etme suçu işledikleri" vurgulandı.
Savcılık, "troll" hesapları yönettiği belirlenen Mahir Gün'ün "suç örgütünün menfaatleri doğrultusunda gerçek dışı haber yaparak veya yayarak geniş kitleler üzerinde algı oluşturma eylemlerinde bulunduğu, devletin organları aleyhine gerçekte var olmayan olayları gerçekmiş gibi göstererek, halkı devlete karşı kinlendirmeye yönelik, yanıltıcı bilgilerin yayılmasında etkin rol oynadığı" gerekçesiyle 5237 sayılı 217/A-1, 53, 63 maddeleri uyarınca cezalandırılmasını talep etti.
Şüphelilerden Şaban Sevinç, Ruşen Çakır, Yavuz Oğhan ve Soner Yalçın'ın "suç örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiği" vurgulandı ve buna uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’ nun 220/7, 58/9 maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istendi.
Ayrıca, Soner Yalçın'a ayrı bir parantez açıldı ve "yanıltıcı bilgiyi alenen yayma fiili" nedeniyle 217/A-1,, 53, 63 maddeleri uyarınca hakkında cezalandırılması talep edildi.
"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 92'si tutuklu, 5'i müşteki sanık olmak üzere 414 sanığın yargılandığı davanın 24. duruşmasında önceki gün bir kısım sanıkların savunmaları alındı. Bugün düzenlenecek 25. duruşmada sanık savunmaları alınmaya devam edecek.
-
Hikmet 12 dakika önce Şikayet EtBunlardan para alan kurumlar işyerleri gazeteler televizyon kanalları hepsi kapanmalı!Beğen
-
kızıl kurt 23 dakika önce Şikayet Etsıkışınca Atatürkçülük laiklik çağdaşlık arkasına sığınırlar.Beğen
-
Vatandaş 27 dakika önce Şikayet EtOrtada hiçbir kanıt yok tanık denenler hapisten yırtarım diye tanık olmuştum diyor yırtamayınca iftira atmaktan vazgeçmişler besbelli olay tamamen cumhurbaşkanlığını kazanma ihtimali diye kurulan komplodan ibaretBeğen
-
Misafir 31 dakika önce Şikayet EtBu hırsızı hal niye ce,aleminde konuşturuyorlar buna niye hiçbir şekilde sosyal medya yasağı getirilmiyorBeğen
-
Erken konusma 36 dakika önce Şikayet EtAsrın demeseydin belki ileride daha büyükleri çıkar malum gecmistede Asrın davası denmişti şimdi tutuklu yok o davalardaBeğen