Erdoğan muhalefeti teknolojiyle vurdu

Başbakan Erdoğan Niğde'de yaptığı konuşmada, piyade tüfeği yapamayan ülkemizin artık modern bir tankın yapımına başladığını söylerek teknolojide gelinen noktayı anlattı.

Erdoğan muhalefeti teknolojiyle vurdu
Erdoğan muhalefeti teknolojiyle vurdu
GİRİŞ 26.05.2011 14:57 GÜNCELLEME 26.05.2011 14:57
Bu Habere 19 Yorum Yapılmış

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Dün, askeri Ulukışla'dan 52 gün yürüyerek Erzurum'a bitkin halde varan, düşmana atacak kurşun bulamayan bir Türkiye vardı, bugün dünyaya teknoloji ihraç eden bir Türkiye var'' dedi.

Erdoğan, partisinin Niğde Hükümet Konağı önünde düzenlenen mitinginde halka seslendi.

12 Eylül'de yapılan halk oylamasında yüzde 61 gibi Türkiye ortalamasının üzerinde bir oranla, demokrasiye, özgürlüklere, hukukun üstünlüğüne ''evet'' diyen Niğdelilere şükranlarını sunan Başbakan Erdoğan, dün Ankara için açıkladıkları projelerin arasında Niğde'yi de yakından ilgilendiren bir projenin yer aldığını belirtti.

Ankara–Niğde arasında yüksek standartlı bir otoyolun inşasını planladıklarını dile getiren Erdoğan, bu yolun yapımına 12 Haziran'dan sonra başlayacaklarını belirtti. Erdoğan, yolun Edirne'den başlayıp, İstanbul'dan, Ankara'dan geçip, Niğde'ye ulaştığını; yolun Niğde'den Adana'ya, oradan Gaziantep, Şanlıurfa ve Habur'a vardığını, yurdu boydan boya kat ettiğini söyledi. Niğde'nin bu uluslararası otoyolun tam ortasında bulunduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Niğde bu projeyle, adeta Avrupa'nın, Asya'nın, Ortadoğu'nun tüm yollarının kesişme noktası haline geliyor. Edirne-Habur arasında tamamlanmayan sadece iki etap var; birisi Ankara–Niğde, diğeri Şanlıurfa-Habur. Her ikisini de 12 Haziran sonrasında tamamlayıp, bu uluslararası yolu sizlere kazandırmış olacağız'' diye konuştu.

Ankara–Niğde otoyolunun yaklaşık maliyetinin 2 milyar dolar olduğunu anlatan Erdoğan, 285 kilometre otoyol, 57 kilometre de bağlantı yolu inşa edileceğini, toplamda 342 kilometre yol yapılacağını söyledi.

''Biz doğmamış çocuğa don biçmiyoruz. Biz şu anda hazır projeyi sizlerle konuşuyoruz'' diyen Erdoğan, alandakilerin ''Türkiye seninle gurur duyuyor'' sloganlarına ''Biz sizlerle gurur duyuyoruz'' diyerek karşılık verdi.

-''ZAMAN TÜNELİNDE BİRAZ GERİ GİTMEK İSTİYORUM...''-

Alandakilere ''sizinle zaman tünelinde biraz geri gitmek istiyorum'' diye seslenen Erdoğan, Birinci Dünya Savaşı'nda, Mehmetçiğin Doğu Cephesi'ne zor şartlarda ulaştığını belirterek, şunları söyledi:

''İstanbul'dan, Haydarpaşa'dan trene biniyor, tren içinde 3 gün, 3 gece yolculuk yapıyor. Nihayet buraya, Niğde'ye, Ulukışla İstasyonu'na geliyor. 3 gün 3 gece, dile kolay. Mehmetçik zaten o yolculukta tükeniyor ama yol tükenmiyor. Ulukışla'dan Erzurum 900 kilometre. O zaman tren yolu yok, karayolu yok, vesait yok. Yayan olarak benim Mehmetçiğim 900 kilometre yolu 52 günde yürüyor ve nihayet cepheye varıyor. Ayaktaki ayakkabıların da halini düşünün. O günün ayakkabıları bugünün ayakkabısı gibi değil. Ne ayağında postal kalıyor ne de dizlerinde derman. Sonra o Mehmetçik, Erzurum'da, Sarıkamış'ta, Kars'ta, düşmana karşı son bir gayretle göğsünü siper ediyor. Şu Ulukışla istasyonunun bir dili olsa da konuşsa, ne hikayeler anlatır şu Niğde'nin yolları. Ne dramlar anlatır, ne ayrılıklar anlatır. Biz bu acı hadiselerden, bu acı hatıralardan çok önemli bir şey öğrendik. Eğer yol yoksa, zafer yoktur. Yol yoksa, istiklal yoktur, bağımsızlık yoktur, hürriyet yoktur. Yol yoksa, medeniyet de yoktur, kalkınma da yoktur, güçlü bir ekonomi de yoktur. İşte bu anlayışla kolları sıvadık. 79 yılda Türkiye'de 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol yaptılar. Biz 8,5 yılda 13 bin 600 kilometre bölünmüş yol yaptık. 81 vilayeti birbirine duble yollarla, güvenli, kaliteli yollarla bağladık, bağlıyoruz.''

-''HİZMET SİYASETİ BU''-

Sadece karayolu ile değil havayolu ile de Türkiye'nin her şehrini birbirine kavuşturduklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Türkiye'yi sadece demir ağlarla değil, hızlı tren ağlarıyla da ördük, baştan başa örmeye devam ediyoruz'' diye konuştu. Erdoğan öyle devam etti:

''Bundan sadece 100 yıl önce askerimiz, İstanbul'dan Erzurum'a, Niğde üzerinden yaklaşık 2 ayda ve yayan ulaşabiliyordu. Şimdi ise hızlı tren hattını bitirdiğimizde, vatandaşım İstanbul'da binecek trene, Marmaray'dan boğazın altını geçecek, Eskişehir, Ankara, oradan Yozgat, Sivas, Erzincan, Erzurum saatler içinde, insanlar sevdikleriyle kucaklaşacak. Olay bu. Binecek otomobiline, Boğazı tüp geçitten, körfezi asma köprüden geçecek, İzmir otobanına çıkıp, birkaç saat içinde İzmir'e varacak. İzmir'den binecek kamyona, otobüse, otomobile, Ankara'ya otoyolla ulaşacak, oradan yine Avrupa standartlarında bir otoyolla Niğde'ye, oradan Şanlıurfa'ya kadar varacak. Hadise bu, işte hizmet siyaseti bu, işte proje siyaseti bu. Biz hayal kurduk, o hayaller hedef oldu, plan yaptık, proje yaptık, gerçeğe dönüştürdük, dönüştürüyoruz.''

-İLK MİLLİ SAVAŞ GEMİSİ MİLGEM, İLK SAVAŞ HELİKOPTERİ ATAK-

Mehmetçiğin eski dönemde gideceği cephelere varsa bile tüfek, top, teçhizat bulamadığını anlatan Erdoğan, ''Benim dedem de dahil, kendi dedem, on binlerce Anadolu evladı, yırtık postalı, yamalı elbisesiyle Allahu Ekber Dağları'nda donarak şehit olurken, düşman güçleri, dağda tam teçhizat, kürkler içinde Mehmetçiğimize saldırıyordu'' dedi. Erdoğan, şunları kaydetti:

''İşte o günlerden, bugün nereye mi geldik? Savunma sanayinde ihracatımız 2002'de, biz göreve geldiğimizde neydi biliyor musunuz? 247 milyon dolar. 2010'da ne oldu biliyor musunuz? 1 milyar dolar. Silahlı Kuvvetlerimiz, 2002 yılında modern silah ve teçhizat ihtiyaçlarının sadece yüzde 25'ini içerden, Türkiye'den karşılıyordu, bugün artık yüzde 52'sini yerli üretiyoruz. Geçen 8,5 yılda askerimizin ihtiyaç duyduğu toplam 24 milyar dolar değerinde modernizasyon gerçekleştirdik, içeride. Bu projelerin yüzde 90'ı ülkemiz yerli sanayisinin katılımıyla oldu. Yurt dışından savunma ürünleri ithalatı yüzde 10'a düştü. Askerimizin piyade tüfeğini yapamıyordu bu ülke ama şimdi ülkemizde tasarladık, şu anda testlerine başladık. Artık kendi tüfeğimizi kendimiz üretmeye başladık. Şimdi biz yerli tank da üretiyoruz. Milli bir tank imal ediyoruz adı Altay. Tasarım tamamlandı. Türkiye'de ilk defa modern bir tankın milli olarak üretimi için bütün altyapı hazır hale geldi. Obüs toplarımızı biz kendimiz üretiyoruz. 'Fırtına' ve 'Panter' adı verilen obüs toplarının seri üretimleri tamamlandı, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne teslim edildi. ANKA isimli, 24 saat havada kalabilen insansız hava aracının deneme uçuşlarını başlattık. ABD ve İsrail'den sonra, stratejik yeteneklere sahip insansız hava aracı üreten 3. ülkeyiz. Şu ana kadar tamamıyla yerli sanayimizin özgün tasarımı ile üretilen 150'ye yakın insansız mini uçak kullanıcılarına teslim edildi. İlk milli savaş gemimizi, MİLGEM'i inşa ettik. İlk savaş helikopterimiz ATAK'ın tüm yazılımlarını bitirdik, üretim safhasına getirdik. Kendi helikopterimizi üretiyoruz savaş helikopteri. Ülkemizde ilk defa jet motoru üretildi ve uçuşları gerçekleştirildi. F-4 uçaklarımızı artık modernizasyon için yurtdışına göndermiyoruz, burada, Türkiye’de hallediyoruz.''

''Malezya'ya, Suudi Arabistan'a, Birleşik Arap Emirlikleri'ne, Ürdün'e, Pakistan'a, Güney Kore'ye, Hollanda'ya kendi ürettiğimiz ürünleri satıyoruz'' diyen Erdoğan, o ülkelerin araçlarının da Türkiye'de modernize edildiğin belirtti. Başbakan Erdoğan, ''Dün, askeri Ulukışla'dan 52 gün yürüyerek Erzurum'a bitkin halde varan, düşmana atacak kurşun bulamayan bir Türkiye vardı, bugün dünyaya teknoloji ihraç eden bir Türkiye var'' diye konuştu.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ''BDP'lilerle kol kola girip Hakkari'de mitingi yaptığını'' ifade ederek, ''Oraya BDP'lileri topladılar ve alanda bir tane Türk Bayrağı yok. Çünkü, anlaşma öyle. eğer Türk bayrağı olsa BDP'lileri oraya getiremez. Çünkü, BDP'lilerin ve bağlantılı olduklarının, bizim bayrağımıza karşı ciddi bir alerjisi var'' dedi.

Erdoğan, partisince Hükümet Konağı önünde düzenlenen mitingde halka seslendi.

AK Parti iktidarının yaptıkları hizmetleri anlatarak, ''Biz laf üretmiyoruz. Biz iş üretiyoruz. Biz hizmet üretiyoruz. Biz teknoloji, bilgi üretiyoruz'' diyen Erdoğan, Biz eserlerimizle, hizmetlerimizle, inşa ettiğimiz yollarla, hastanelerle, okullarla, üniversitelerle konuşuyoruz'' ifadelelirini kullandı.

Erdoğan, ''Aslında, biz eserlerimizi anlatmıyoruz; eser, müessiri zaten anlatıyor, eserlerimiz bizi anlatıyor. Şu yollar, şu hastaneler, üniversiteler, okullar, gözlerinden umut fışkıran çocuklar bizi anlatıyor. Değişen, dönüşen, kalkınan, uluslararası itibarı artan Türkiye, aslında bizi anlatıyor'' diye konuştu.

''Sayın Bahçeliye sorun bakalım'' sözleri üzerine meydandakilerin ''yuh'' çekmesi üzerine Başbakan Erdoğan, ''İnanın yuhalamaya gerek yok, asıl yuhu 12 Haziranda sandıkta ortaya koyacaksınız'' dedi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

''Sorun Bahçeli'ye, ANKA ne demek, MİLGEM ne demek, ATAK ne demek? Sayın Kılıçdaroğlu'na sorun bakalım, sorun, sorun, duble yol ne demek, hızlı tren ne demek, hastanelerin birleşmesi ne demek? Bilmezler, çünkü böyle bir muhayyile yok. Böyle bir vizyon yok. Bunlar yapmayı bilmez, yıkmayı bilir, bozmayı bilir. İşte SSK’da 8 yıl genel müdürlük yapmadı mı? SSK'da Genel Müdürlük yaptığı zamanlarda 90'lı yılları bir hatırlayın bakalım. Hastanelerde doktor muayenesinde ne çileler çekiyorduk. Anamızı ağlattılar değil mi? İlaçlarımızı alabiliyor muyduk? Reçeteyi uzat, ilacın ikisi var ikisi yok, biri var, üçü yok. Peki şimdi istediğin hastaneye gidebiliyor musun? İlacını alabiliyor musun?

Yıllar önce Tokat'a giderken trafik kazası geçirdim Gerede'de ve bizi önce Gerede'ye götürdüler. Bize bakacak doktor yok. Yanımıza bir hemşire bile veremediler o zaman... 5 arkadaşız, hepimiz kan revan içindeyiz, büyük bir kaza, ölümden döndük. Çok ilginçtir Gerede'den en sağlam olan arkadaşımızın eline serumları tutuşturdular bizi de üst üste paketlediler. Oradan Bolu'ya. Bolu'ya götürdüklerinde, ilk hastane sordu, hayal mayal duyuyoruz, 'sigorta mı emekli sandığı mı?' Meğer bizi devlet hastanesine götürmüşler. SSK'lı deyince 'alamayız' dediler oradan SSK Hastanesine götürdüler. Şimdi böyle bir ayrım var mı? Hastanelerin hepsini biz birleştirdik. Bu Bay Kemal ve partisi, bu birleşmeye de karşı çıktı. Ama biz hepsini birleştirdik. Özele dedik ki 'senden de hizmet alırız.' Benim vatandaşım istediği hastaneye gidiyor mu? Devletine de özeline de. İlaçlarını rahat alıyor. İşte insana değer vermek bu. İnsana önem vermek bu. Çıkıyor konuşuyor televizyonlarda, Kılıçdaroğlu konuşuyor, 'insan bunun neresinde' diyor. Çıkıyor, 2,5 yaşındaki bir yavruyu istismar ediyor duruyor. Bu yavruyu istismar etmekten artık bıkmadın mı? Yani oranın belediyesi de CHP'li... Senin CHP'li belediyen ne iş yapar? Sen bu çocuğun durumunu biliyorsaydın sen yardımcı olsaydın, bize haber verseydin. Haberimiz olmamış olabilir. Bunu gören zat, kendi döneminde ölülerimizi rehin alıyorlardı. Sen neyi konuşuyorsun? Sen önce haddini bil. Siz bu ülkede insana değer vermediniz.''

-''BOYNUZ KULAĞI GEÇMİŞ''-

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, vatandaşa ''bana bir 500 gün verin, bütün vaatlerimi yerine getireceğim'' dediğini anımsatan Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Tanıdık geldi mi bu söz size? Hatırlıyor musunuz? Hatırlıyorsunuz... Şimdi bu da ezber yapıyor, dersini maşallah iyi öğreniyor... Dün çıktı, 500 günü 4 aya indirdi... 'Verdiğimiz sözleri yerine getirmezsem, ilk 4 ay içinde siyaseti de genel başkanlığı da bırakacağım'' diyor. 500 gün indi 4 aya, yani 120 güne... Maşallah, boynuz kulağı geçti. Talebe, hocasını aştı...

Seçime daha 17 gün var. Ben inanıyorum ki bu süreyi CHP Genel Başkanı 30 dakikaya kadar indirebilir. Dilin kemiği yok. Hele Sayın Kılıçdaroğlu'nda hiç yok. Nasıl olsa çark etme rekoru 30 dakika. Sayın Kılıçdaroğlu, televizyon programında ne diyor, 'YÖK'ü kaldıracağım.' 30 dakika sonra ne diyor, 'bedelli askerlikten alacağım parayı YÖK'e aktaracağım.' Bu nasıl iş? Az önce YÖK'ü kaldırmıştın. 30 dakika sonra gelen parayı oraya aktarıyorsun. Olmayan bir şeye para aktarılır mı. Ama Kılıçdaroğlu aktarır. Niye? Omurga yok, kemik yok, hiçbir şey yok.

Bak, Antalya orada duruyor. Antalya’da 2009 seçimlerinde aklınıza ne gelirse vaat ettiniz. Elektrik bedava, su bedava, hava bedava, süt bedava, maaş, sigorta bedava... Antalyalı bedava yaşayacak... Ne oldu? Bol keseden atıp tutan o Belediye Başkanı, şimdi 'elimde sihirli değnek yok' dedi, kenara çekildi. İşte CHP budur. Bu, bir CHP klasiğidir. CHP, ne zaman iktidarın ucundan tuttuysa, ülkenin dolu hazinesini boşaltmıştır.

Benim kamyoncu kardeşim bilir. Bu CHP de MHP de beşinci viteste giden arabayı, her seferinde geri vitese takmış, şanzımanı dağıtmış.''

-KILIÇDAROĞLU'NUN HAKKARİ MİTİNGİ-

Başbakan Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nun Hakkari mitingine de değinerek, ''BDP'lilerle kol kola miting yaptığını'' söyledi. ''Karşısındakiler CHP'liler değildi, Hakkari'den zaten aldığı oy 157 tane'' diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

''Oraya BDP'lileri topladılar ve alanda bir tane Türk Bayrağı yok. Çünkü, anlaşma öyle. Eğer Türk Bayrağı olsa BDP'lileri oraya getiremez. Çünkü, BDP'lilerin ve bağlantılı olduklarının, bizim bayrağımıza karşı ciddi bir alerjisi var. Belediyelerinde bile neyi tartışıyorlar? Türk Bayrağı olsun mu olmasın mı? Yani ellerinden gelse koymayacaklar. Biz ise yola çıkarken ne demiştik, 'tek millet' demiştik. Türküyle, Kürtüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle, Romanıyla, Abhazasıysa tek milletiz. Ve biz yaratılanı yaratandan ötürü severiz, bizim farkımız bu.

Arkadan ne dedik, 'tek bayrak'. Bizim bayrağımızın rengi niye kırmızı? Şehidimizin kanı. Hilal, bağımsızlığımızın sembolü, yıldız şehidimizin ifadesi. Onunu için tek bayrak. Biz ne demişiz; 'bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.' onun için de ne demişiz; '780 kilometrekareyle tek vatan' demişiz.

Bitmedi, 'tek devlet' demişiz. Çıkmış dün o BDP'nin başkanı, eş başkanı, neyse, onlarda başkan çok. Artık takip edemiyoruz. Diyor ki benim için, 'tek din' dedi diyor. Benim için diyor ki 'tek dilli.' Ben ne 'tek dil' dedim, ne tek din' dedim. Hiçbir yerde benim böyle bir ifadem yok. Çünkü onlar yalan makinesi. Yok. Bir defa tam aksine Afyon'dan yola çıkarken şunu da söyledik: Biz etnik milliyetçiliğe karşıyız. Yani onların yaptığı gibi bizde Türk milliyetçiliği yok, bizde Türk milliyetçiliği de yok. Bizde ne var? Tek millet. 74 milyonu biz, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı çatısı altında kucaklıyoruz. Bizim farkımız bu.

Biz de bölgesel milliyetçilik de yok. Batı ayrı, Doğu ayrı, Kuzey ayrı, Güney ayrı. Hayır. 780 bin kilometrekare ile tek vatan, ayrı olamaz.

Biz, dinsel milletçiliğe de karşıyız. Bu ülkenin yüzde 99 Müslüman ama Müslüman olmayanlar da bizim güvencemiz altında. Bu ülkede gidip Musevi Hahambaşını ilk ziyaret eden Başbakan benim, hepsini hakkını savunan benim. Bizde mezhep ayrımcılığı da yok. Biz ne diyoruz; 'inancına güvenen inanç hürriyetinden korkmaz. Düşüncesine güvenen düşünce hürriyetinden korkmaz.' Bizde böyle bir dert yok.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, muhalefet liderlerinin eleştirilerine karşılık, ''Eğer benim partim birinci olmazsa ben bırakırım, 'demek ki milletim istemiyor' derim. Ama bunlar muhalefete alışmışlar, iktidar diye bir şeyleri yok. Hadi kalk şunu söyle 'Birinci olmazsam ben giderim' de, Bahçeli'ye de diyorum diğerine de diyorum'' dedi.

Erdoğan, partisince Niğde Hükümet Konağı önünde düzenlenen mitingde halka seslendi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ''4 ayda düzeltmezsem istifa eder, çekilirim'' dediğini hatırlatan Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

''Ben buradan bir çağrı yapıyorum ikisine de, diğerlerine gerek yok. İkisine de bir çağrı yapıyorum; Bu seçimden birinci parti olarak çıkmazsanız bırakıp gitmeye var mısınız? Onlara söylüyorum. Bizim için eğer, biz eğer böyle bir durumu yakalayamazsak, ben bırakıp giderim. Eğer benim partim birinci olmazsa ben bırakırım, 'demek ki milletim istemiyor' derim. Ama bunlar muhalefete alışmışlar, iktidar diye bir şeyleri yok. Hadi kalk şunu söyle: 'Birinci olmazsam ben giderim' de, Bahçeli'ye de diyorum diğerine de diyorum.''

AK Parti'nin iktidarı, aralarında MHP'nin de bulunduğu koalisyon hükümetinden aldığını anımsatan Başbakan Erdoğan, ülkenin 230 milyar dolar milli gelirle kendilerine devredildiğini, bunu 740 milyar dolara çıkardıklarını belirtti.

MHP Genel Başkanı Bahçeli'ye ''Sayın Bahçeli hesap biliyorsan bunları iyi dinle'' diye seslenen Erdoğan, şunları söyledi:

''Biz Bahçeli'den devraldığımızda devletin borçlanma faizi neydi biliyor musunuz? Yüzde 63. Kimin cebinden çıkıyordu? Benim Niğdeli kardeşimin, sizlerin cebinden çıkıyordu ama şimdi yüzde 7. Bakınız nereden nereye geldik. Aradaki yüzde 56 kimin cebinde kaldı? Benim vatandaşımın cebinde kaldı. Enflasyon neydi? Yüzde 30. Şimdi yüzde 4. Bu 26 kimin cebinde kaldı? Benim vatandaşımın cebinde kaldı. Bunları sağlayan AK Parti iktidarıdır. 'IMF'ye karşı olduğunu' söylüyordu. Gittiniz IMF'ye borçlandınız. 23,5 milyar dolar borçla bize devrettiniz. Şimdi ne kadar borcumuz var biliyor musunuz? Ödedik, ödedik, geldi 4,9 milyar dolara. 5 milyar doların altına düşürdük. Merkez Bankası'nın kasasında ne vardı biliyor musunuz? 27,5 milyar dolar. Şimdi ne var? 95 milyar dolar var. Sayın Bahçeli bak iyi ki gittiniz. Gittiniz de bereketlendi bu ülke, bereketlendi. Yollar filan bunlar ayrı. Bir taraftan da yatırımlar devam ediyor.''

-''OKULLARDAN KARA TAHTAYI KALDIRIYORUZ''-

AK Parti hükümeti döneminde eğitime yapılan yatırımlar, öğrencilere verilen bursları anlatan Başbakan Erdoğan, ''Artık okullardan kara tahtayı kaldırıyoruz, okullarda akıllı tahtaya geçiyoruz, akıllı tahta, bilgisayar donanımlı. Sizlere akıllı tahtaya geçerken birer tane de elektronik kitap vereceğiz'' dedi.

Alandakilere verilecek elektronik kitabı göstererek beğenip beğenmediklerini soran Erdoğan, alandakilerin beğendiklerini ifade etmeleri üzerine, ''4 yıl içinde bu proje tamamıyla hayata geçecek. Türkiye'nin genelinde zengin fakir ayrımı yapmaksızın ücretsiz olarak bunları dağıtacağız'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, bu hizmeti yurt dışındaki öğrencilerin imkanlarından Türkiye'deki çocukların da yararlanması için yapacaklarını vurguladı.

AK Parti hükümeti döneminde Niğde'de yapılan yatırımlar ile sunulan hizmetler hakkında da bilgi veren Erdoğan, Niğde'de başlattıkları 3 bin 456 konut uygulamasından 2 bin 560'ını sahiplerine teslim ettiklerini söyledi.

Erdoğan, ''Sayın Bahçeli diyor ki 'TOKİ 100 tane, 130 tane, 140 tane konut yapıyor. Ayıptır ayıp, utan, utan. Türkiye'de ne olduğundan haberin yok. 490 bin şu anda konut inşası var, 360 binini sahiplerine teslim ettik Sayın Bahçeli. Kendisi TOKİ'den sorumlu başbakan yardımcısıydı, kendisine buradan çağrı yapıyorum; görevinde kaç tane TOKİ konutu yaptın onu açıkla. Sayın Bahçeli açıkla, 3,5 senede kaç tane konut yaptın açıkla. Sen ne yapacaksın? İş bilenin kılıç kuşananın. Bu iş öyle sıradan, herkesin yapacağı bir iş değil. Bu heyecan ister, bu aşk ister, bu sevda ister, bu dertli ister, dertli'' diye konuştu.

Seçime 16 gün kaldığını anımsatan Erdoğan, alandakilerden kapı kapı dolaşarak AK Parti hükümetinin hizmetlerini anlatmalarını istedi. Alandakilerle ''Beraber yürüdük biz bu yollarda'' şarkısının sözlerini de söyleyen Başbakan Erdoğan, ''Günümüz kutlu olsun, 12 Haziran ülkemiz, Niğdemiz, milletimiz için aydınlık yarınlara vesile olsun. Yeni anayasa, temel hak ve özgürlükler için bir milat olsun'' ifadelerini kullandı.

Alandakilerden seçime kadar gece gündüz, dağ taş demeden çalışmalarını isteyen Erdoğan, ''Biz gönül insanıyız. Gönülleri fethederek halledeceğiz'' dedi.

Başbakan Erdoğan, konuşmasını Necip Fazıl Kısakürek'in ''Sakarya Türküsü'' şiirinden ''Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya; Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya'' dizeleri ile bitirdi.

KAYNAK: AA
YORUMLAR 19
  • Emre Şentürk 13 yıl önce Şikayet Et
    Haberimizmi yok?. Arkadaslar basbakan Hawward üniversitesini bitirdide haberimizmi yok? Daha üniversite bitirmemis adam burada bilim teknik fakultesini bitirmis gibi konusuyor hay Allahimya
    Cevapla
  • ali veli 13 yıl önce Şikayet Et
    anlamazlar bunlar anlamazlar. sayın başbakanım bunlar senin söylediklerini anlamazlar onlar gelişme ve ilerleme konusunu bilmezler onların derdi soygun talan ona buna yağma yaptırmakdır sizi nasıl anlasınlar siz şampiyonlar liğinden bahsediyorsunuz onlar daha amatör liği konuşuyor ayrıca bunların anlamadığı konuları konuşupda akıllarını karıştırmayın garibanların yazıktır günahtır bırakın onları kendi dünyalarında kumda oynayıp dursunlar
    Cevapla
  • metin yaman 13 yıl önce Şikayet Et
    Memleket kaynakları hortumlanmazsa. 10 yıl içerisinde ayaklarımız üzerinde dururuz. Eskiden Türkiye ve Mısıra bakardım, mühendisi var doktoru var çalışanı var ama hep fakir hep geri kalmış. Türkiyeye baktım Devletin kaynaklarını Cumhuriyetçi ve vatanseverler üflüyor hem de doğacak bebekleri borç altında bırakarak. Sonra Hüsnü Himarekin bizim tüm vatanseverlere mukabil tek başına hortumlama işini başarıyla tamamladığını gördüm Devletin 750 milyar dolarını çalarak. Biz onlardan 8 yıl önce kurtulduk Mısır yeni kurtuldu her ikisine de başarılar.
    Cevapla
  • Timur 13 yıl önce Şikayet Et
    teknoloji. ne o laserle mi dinlemeye başladınız yoksa..
    Cevapla
  • alpay sonay 13 yıl önce Şikayet Et
    HELAL SANA. sayenizde bu ülke hakettiği yerlere geliyor...tabii bazı aklıevveller ne deiğini anlamıyorlar ya bakma sen onlara, yerli tüfek konusunda yorum yazanlar, acaba kendileri askerlik yaparken hangi türk silahını kullanmış? şimdi m1 veya g3 derler ya :)
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
CHP görüşmesi sonrası Bakan Şimşek'ten ilk paylaşım
Türkiye için tehlike çanları çalıyor! Rakamlar endişe verici