Dünya başkentlerinden İstanbul'a mektuplar

Osmanlı'nın Asya, Avrupa ve Afrika'ya hükmettiği aşikar. Başbakanlık Osmanlı Arşivleri tarafından yapılan yeni bir araştırma, dünyanın diğer ülkeleriyle de çok yakından ilişkiler kurulduğunu ortaya çıkardı.

Dünya başkentlerinden İstanbul'a mektuplar
Dünya başkentlerinden İstanbul'a mektuplar
GİRİŞ 18.09.2011 12:41 GÜNCELLEME 18.09.2011 12:41

Sevim Şentürk'ün haberi

Dört arşiv memuru tarafından yayına hazırlanan "Sultana 101 Mektup" adlı kitaba göre Osmanlı, Güney Amerika'dan Uzakdoğu'ya pek çok ülke ile diplomatik ilişkiler içinde. Yıl 1881... Brezilya İmparatoru II. Pedro'dan Sultan Abdülhamid Han'a bir mektup gelir. Fransızca kaleme alınan mektupta İmparator Pedro, Eu Kontu Prens Gaston ile evli kızı Isabel'in 'Antonio' isimli bir çocuklarının dünyaya geldiğini müjdeler. Yine başka bir tarihte, 1898'de bu sefer Guatemala Cumhuriyeti Devlet Başkanı Manuel Estrada Cabrera'dan bir mektup ulaşır. Cabrera, Sultana ithafen yazdığı mektupta, kendinden önceki devlet başkanının öldürüldüğünü ve artık Guatemala başkanının kendisinin olacağını bildirir ve var olan ilişkilerin devamını talep eder.

Üç kıtada nam saldığı bilinen Osmanlı Devleti için bu bilgiler ilginç. Şimdiye kadar okuduklarımızın aksine yeni bir şeyler sunuyor. Bunlardan en önemlisi, Osmanlı Devleti'nin sadece Asya, Avrupa, Afrika devletleriyle değil, diğer dünya devletleriyle de diplomatik ilişkiler içinde olduğunu söylemesi...

Peki öyle mi gerçekten? Osmanlı dünyanın diğer kıtalarındaki ülkelerle de görüşmüş olabilir mi? Başbakanlık Osmanlı Arşivleri'nden Cevat Ekici, Ebul Faruk Önal, Raşit Gündoğdu, İlhan Ovalıoğlu'nun çabalarıyla ortaya çıkarılan belgelere göre 'evet'! Bu mektuplara göre Osmanlı, günümüz liderlerinin bile yeni yeni görüşmeye başladığı dünya ülkeleriyle diplomatik ilişkiler içinde. Finlandiya'dan Habeşistan'a, Toscana'dan Siyam'a, Meksika'dan Şili'ye pek çok ülkede elçiliklerini bulundurmuş yahut devlet liderleriyle mektup üzerinden ilişkilerini sürdürmüş. Osmanlı Arşivleri ekibi, padişahlara dünya devletlerinden gelen mektupları arşivde uzun bir araştırma sonucu buldu ve bu ilişkileri gün yüzüne çıkaran mektupların orijinallerini Sultan'a 101 Mektup (Çamlıca Basım) adlı kitapta yayımladı.

Doğum haberleri, ölüm veya düğünler... Taht değişikliklerinin bildirilmesi, elçi tayinleri hep mektuplarlar bildirilmiş. Liderlerin ülkelerindeki durumlardan dert yandığı yahut yardım istediği olmuş. Bu bakımdan, mektuplar pek çok konuda 19. ve 20. yüzyıl tarihine ışık tutuyor.

Mektuplar, ülkelerin kendi dillerinde ve alfabelerinde yazıldığı için Türkçeye çevirmek zor. Sadece padişaha bu mektubu okuyan teşrifat-ı umumiye dairesi memurlarının düşmüş olduğu Osmanlıca notlar bilgi veriyor. Cevat Ekici, "Gün yüzüne çıkmayı bekleyen çok mektup var arşivde." diyor ve ileride tercümesi yapılmış mektuplarla okuyucuya yeni tarihi bilgiler sunacaklarının bilgisini veriyor.

***

"Kızım öldü, kederime ortak ol"

6 Kasım 1817 tarihli ingilizce mektup, Sultan İkinci Mah-mud'a Büyük Britanya Kralı IV. George tarafından gönderilmiş. IV. George, mektupta, kızı Prenses Charlotte Augusta'nın, ölü doğum yaptıktan sonra hayatını kaybettiğini haber veriyor ve bunun için sultandan kederine, her zaman olduğu gibi ortak olmasını bekliyor.

"Pamuk ticaretine devam edelim"

17 Temmuz 1867 tarihinde Manchester Belediye Başkanı Robert Neill tarafından Sultan Abdülaziz Han'a gönderilen İngilizce mektupta belediye başkanı, Sultan'a Manchester'a ziyaretinden çok memnun kaldığını ve Osmanlılar ile yapılan pamuk ticaretinin devam etmesini istediğini belirtiyor. Dili İngilizce.

"Ticaret öğrenmek istiyoruz"

Sultan II. Abdülhamid Han'a Habeşistan imparatoru II. Menelik tarafından 30 Aralık 1897 tarihinde gönderilen mektup, orijinal Habeş alfabesi ve dili ile yazılmış. Habeşli bir tacirin Osmanlı'dan ticareti öğrenmek istediğine değinilmiş ve Hacı Abdullah adlı bu kişinin himaye edilmesi rica edilmiş.

"Kızımızın adını Maria koyduk"

Sultan Abdülmecid Han'a Sicilyateyn Kralı II. Ferdinand tarafından 24 Mart 1843 tarihinde gönderilen mektup bir doğum müjdesi veriyor. Güney İtalya'daki bu küçük krallıktan gelen mektupta Kral II. Ferdinand, yeni doğan kızlarına Maria Annunziata Isabella Filomena Sabasia adını verdiklerini söylüyor. Dili İtalyanca.

"Dostluğumuz devam etsin"

Sultan Abdülhamid Han'a ithafen Peru Cumhurbaşkanı Nicolas Baltasar Fernandez de Pierola tarafından İspanyolca yazılan mektupta; Pierola, sultandan mevcut ilişkilerin dostluk üzerine devamını talep etmiş ve geliştirilmesini istemiş.

"Misafirlerimin huzurunuzda gayet güzel ağırlanması beni mutlu etti" Sultan Abdülhamit Han'a Japon imparator Mutsihito tarafından gönderilen mektup 10 Mayıs 1888 tarihinde gönderilmiş. Dili japonca. Başkatibet dairesinin sultana tercüme ederek yolladığı nüshasında şunlar yazıyor: Şevketlü, kudretlü dostum, yüce ve muhteşem muhibbim Sultan Abdülhamid Han Hazretleri; Azim mülkünüze giden tebaamızın daima hoş bir kabul gördüğünü ve özellikle sevgili Prens (Komatsu) Akihito ve eşi prenses hanımefendinin sizin katınızda gayet güzel bir kabule mazhar olduklarını haber alınca pek memnun ve mesrur oldum. Dolayısıyla samimi ve büyük dostluğumuzun eser ve delilini siz padişah hazretlerine ibraz etmek arzusundayım. Bu manada "Krizantem" nam büyük nişanımızı zatınıza hediye ediyor ve mektupla birlikte gönderilen mezkûr nişanı lütfen kabul buyurmanızı rica ediyorum. Yine bu vesileden istifadeyle azim hürmet ve değişmez muhabbetimin teminatını beyan ederim.

Osmanlı'nın gitmediği ülke yoktu

Osmanlı'nın dünyanın bütün kıtalarından ülkelerle görüşmesi tarihçilere göre ilginç değil; çünkü Osmanlı, bir 'cihan devleti'. Yakın dönem tarihçilerinden Vahdettin Engin, "Osmanlı, dünyada orta elçilik seviyesinde küçük büyük demeden bütün ülkelere gitmiştir. Padişahlar da bu vesileyle gidilen devletlerin liderleriyle mektuplaşarak diplomatik ilişkilerde bulunmuştur." diyor ve ekliyor: "Tabii Osmanlı'nın kendisine oldukça uzak bu devletlerle irtibatı Tanzimat'tan sonra, modernleşen dünyanın bir şartı olarak başlamış ve 19. yüzyılda özellikle hemen her ülkeye şehbenderlik (konsolosluk) seviyesinde gidilmiştir."

Klasik dönem tarihçilerinden Prof. Dr. Feridun Emecen ise, "Tanzimat öncesinde Osmanlı'nın; en uzak Hindistan ve Açe'ye kadar gittiğini belirtiyor. Emecen, iletişim ve ulaşım şartlarının iyileşmesi ve artık 18. yüzyıldan itibaren global siyasetin dünya üzerinde hakim olmasının Osmanlı coğrafyasına uzak dünya ülkeleriyle iletişime geçmesine neden olduğunu söylüyor. Zaten ilk defa gün yüzüne çıkan mektuplar da tarihçilerin işaret ettiği yüzyıllarda gönderilmiş padişahlara.

ZAMAN - PAZAR

YORUMLAR 1
  • Masal 8 yıl önce Şikayet Et
    Süper
    Cevapla
DİĞER HABERLER
Mutlak butlan Kılıçdaroğlu'na tebliğ edildi: Yarın açıklama yapacak
 ABD-Çin hattında ‘yönetilen rekabet’ dönemi: Türkiye için üst lige çıkma zamanı!