'Gerekçeyi yazamayan hakimler sorgulanmalı'

Ergenekon gibi bazı davalarda suç isnad edilenlerin tahliye edilmesini hakimlerin yıllarca karar yazamamasına bağlayan Gazeteci Mustafa Kartoğlu, sorumlu hakimlerin sorgulanması gerektiğini söyledi.

'Gerekçeyi yazamayan hakimler sorgulanmalı'
'Gerekçeyi yazamayan hakimler sorgulanmalı'
GİRİŞ 12.03.2014 11:09 GÜNCELLEME 12.03.2014 11:09
Bu Habere 1 Yorum Yapılmış

Mustafa Kartoğlu, tahliye edilenlerin intikam duygusuyla hareket ederek darbe girişiminde bulunmak istemelerinin imkanı olmadığını söyledi. Kartoğlu, "artık bir Allah'ın kulu darbe yapamaz" dedi.

Kartoğlu, Ergenekon davasında suç isnad edilen kişilerin tahliyelerine sebebiyet veren hakimlerin sorgulanması gerektiğini söyledi. Türkiye'de darbelere karşı bir noktaya gelindiğini söyleyen Kartoğlu, "artık bir Allah'ın kulu darbe yapamaz" dedi.

TAHLİYELER İLE ESKİ GÜNLER Mİ GELECEK?

Darbeye teşebbüs davasından yargılananların serbest bırakılmasının vatandaşlar tarafından "tekrar eski günlere mi geliyor" endişesi, tedirginliği taşımasını yorumlayan Hatem Ete, tahliyelerin bu anlama gelmediğini söyledi.
Ergenekon davasında tahliye edilenler beraat etmediler. Tahliye sebebine bakıldığında daha anlaşılır, büyük bir geriye dönüş olmadığı çok daha net anlaşılabilir.

Meselenin özünde şu var:

Bu demokratikleşme çerçevesinde meclisten geçen tutukluluk süresinin 5 yılla sınırlayan maddenin onaylanmış olmasından kaynaklanıyor. Henüz hükme bağlanmamış davalar var. Karara bağlanmamış ve 5 yılı geçtiği için bazı kişiler doğal olarak tahliye oluyorlar. Burada isim seçerek tahliye, kendi isteklerine göre belirlenemez. Hukuk herkese eşit işliyor.

"KİM OLURSA OLSUN ZAMANINDA YARGILAMA YAPILMALI"

Mustafa Kartoğlu, yargılanan kişiye karşı tutumun medya tarafından hoşlanılıyorsa vicdanlar harekete geçtiğini, hoşlanılmıyorsa cezaevinde çürüyerek ölse kimsenin gıkı çıkmadığını söyledi. Kartoğlu, herkes için zamanında yargılama yapılması gerektiğine vurgu yaptı.

Veli Küçük 90'ların sembol ismi, dokunulmaz ismi. Ergenekon davaları Küçük'e dokunuldu diye zaten ciddi kırılma noktasıydı. Ama bu şu demek de değil: Hayır, "madem bir kabahat işlemiş, bunu linç edelim" bu düşünce ile de söylemiyorum bunu. Ama siz eğer kim olursa olsun bunu zamanında yargılayamazsanız, eğer hukukta böyle bir hak varsa bundan yararlanılır. Bizim medyamızda, kamuoyunda da pompalanan ciddi bir hata var. Eğer bir kişiden, bir taraftan, bir idoldan, bir akımdan hoşlanılmıyorsa, medya bundan hoşlanmıyorsa o kişi cezaevinde çürüyerek ölse kimsenin gıkı çıkmaz. Ama bir kişiden hoşlanılıyorsa o kimsenin cezaevinde kalmasına hiç kimsenin gönlü razı olmaz. Bu vicdani bir tutum değil.

"HAKİMLER İŞLERİNİ DOĞRU YAPMIYORLAR"

Bu tahliyeler ne gereksiz yere çifte telli oynatmalı, ne de "bu adamlar nasıl çıkar" diye feryat ettirmemeli. Şuanda yapacağımız tek şey var; bu işin sorumlusu ne yasa, ne hukuk sistemi, ne de başka bir şeydir. Vicdan ile cüzdan arasında sıkışmış bir yerdir. 'Mahkemeler geciktirildi' dendiği zaman bu soruyu doğru bulmuyorum. Çünkü mahkemeler dendiği zaman kurumsal bir yere atıf yapıyoruz. Mahkeme dediğin; insan, ya bir kişi ya üç kişi. Ya 1 tane hakim, ya 3 tane hakim. Bu insanlar işlerini doğru veya yeterince doğru yapmıyorlar. Kurum şemsiyesi arkasına saklanarak hakimlerin işini yapmamalarını kabul edemiyorum.

"O HAKİMLERİN SORGULANMASI LAZIM"

Suç isnad edilenlerin tahliye edilmesini hakimlerin yıllarca karar yazamamasına bağlayan Kartoğlu, kendi varlıklarını ortadan kaldıran yasaya karşı birkaç günde dava açabilmesini eleştirdi. Sorumlu hakimlerin sorgulanması gerektiğini söyledi.

Bu insanlara 1. Derece Mahkemesi demiş ki; "siz suçlusunuz, demokrasiye karşı suç işlediniz. Hatta başka insanlara karşı işlenen bir takım başka suçlarda da payınız var. O yüzden sizi şu kadar hapse mahkum ediyorum". Mesele burada bitmiş. Ondan sonra bunların kararlarını yazamayan üç tane hakimle karşı karşıyayız. O üç hakim karar yazamıyor. Ama kendisini varlığını ortadan kaldıran yasaya karşı dava açabiliyor. O dava dilekçesini kaç günde yazacaklar, kaç sayfa yazacaklar o arada iki-üç sayfalık gerekçeli kararı niye yazamamışlar çok merak ediyorum. Bu insanların emeklilikte dahil rahat bırakmadan "bu kararı niye vermedin kardeşim, niye geciktirdin, niye böyle bir şeye neden oldun, zamanında neden bunu yapmıştın" diye sorgulamamız ve yataklarında rahat uyutmamız lazım. Çünkü herkes işini düzgün yapmalı. Beni de kimse rahat bırakmıyor. Gazetede bir haber yazıyorum. Haberde hata varsa, telefondan twitter'dan herkes bunun hesabını soruyor.

"HAKİMLERİN HATASINDAN DOLAYI HUKUK TAHLİYELERİ YAPMAK ZORUNDA KALDI"

Şuanda olan şey; mahkeme bu insanları suçlu bulmuş. Fakat o hakimlerin hatasından dolayı bunları hukuk sistemi dışarıya çıkarmak zorunda kalmış.

"BAZILARI TAHLİYE EDİLMEYİ HAK ETMEYECEK KADAR AĞIR SUÇLAR İŞLEDİ"

Birçok kişi hak etmediği kadar suçlandı. Bazılarının belki hiç de suçlanması gerekiyordu. Ama bazıları da bugün tahliye edilmeyi hak etmeyecek kadar ağır suçlar işlemişlerdi. Bazı kişilerin sadece yargılandıkları dönem değil, yargılanmaya başlamadan önceki dönemde de kabarık dosyaları vardı. Şimdi yazık ki; bunların hepsi aynı hukuki düzenlemeden yararlanmak durumunda kalıyor. Ve biz bu tahliyelerle ilgili bir tarafıyla rahatsız olurken, bir tarafıyla da seviniyoruz.

"İLKER BAŞBUĞ'UN SUÇLARI VAR"

Bana göre İlker Başbuğ, demokrasiye karşı yeterince suç işledi. Yani demokrasi suçlusu olarak vicdanen bir kategoriye koyabileceğim suçları var. Ama örgütün içine sızmış, terör örgütünün lideri gibi suçlamaları hak ediyor mu? Bence bu suçlamaları hak etmiyor. O kadar değil. Burada bir dizayn için yapıldığı hep söyleniyordu. O zaman da bunlar yer yer zaman zaman fark edilebiliyordu.

"TÜRKİYE'DE BİR ALLAH'IN KULU DARBE YAPAMAZ"

Kartoğlu, siyaset desteği olmadan darbe yapılamayacağını söyleyen Kartoğlu, Türkiye darbelere karşı bir noktaya geldiğini belirtti.

Gelinen her nokta bir baz oluşturuyor. Türkiye darbelere dik durma ve hesap sorma anlamında yeni bir baza ulaştı. Türkiye'nin yeni bir miladı var artık. 2007'de askeri kanada verilen cevap. Onun arkasından 2010 referandumu ve Cumhurbaşkanı seçimi ile birlikte bu iş bitti. 2011'de de vatandaş "evet bu güne kadar hep darbeleri benim seçtiğim siyasiler yiyordu. Ben de mecburen 8-10 sene sabrediyordum. Yavaş yavaş kendi adamımı getirip oraya koyuyordum. Ama artık bana iş kalmadı. Benim seçtiğim adamlar tavrını koydu. Arkasından anayasayı değiştirdi. O yüzden benden de yüzde 50 oy aldı" dedi ve mesele bitti.

Bu çıkan insanlar darbe mi yapacaklar? Hayır. Asker içerde yeni bir cunta oluşturup velev ki; "ya bak bu kadar alayı vala ettiler komutanlarımızı içeriye aldılar, biz de onları yetiştirmişiz, intikam, hadi bakalım darbe nasıl yapılır göreceksiniz" dediler. Türkiye'de böyle bir şey olmaz. Siyasetten destek bulamadığı sürece Türkiye'de bir Allah'ın kulu darbe yapamaz. Bu kadar açık ve net. Eski dönemde CHP'yi hatırlayalım; CHP'nin desteği olmazsa hiçbir darbe yapılamazdı.

24 TV'de Melik Yiğitel'in moderatörlüğünde 'Siyaset 24' programında Mustafa Kartoğlu ve Hatem Ete ile Ergenekon tahliyeleri üzerine konuşuldu.

KAYNAK: YİRMİDORTHABER.COM
YAZDIR
YORUMLAR 1
  • Murat Kara 5 yıl önce Şikayet Et
    Sayın Cumhurbaşkanı'nın Dediği Gibi;. Faili ayan beyan ortada olan bir davayı sonuçlandıramayan adaletin nesine güvenelim? Dosya birleştirmeler, bilirkişi tayin etmeler, olmayan görüntülerin peşinde koşmalar... Alparslan Arslan Danıştay'ı basıp silahını ateşlemedi mi, ortalığı kan gönülene çevirmedi mi, Cesaretli bir polis tarafından olay yerinde yakalanmadı mı, Olayın canlı şahidi yok mu.....? Daha neyi bekliyorsunuz?
    Cevapla
DİĞER HABERLER
Barış Pınarı Harekatı'nda son dakika: Dumanlar yükseliyor
PKK elebaşı Duran Kalkan'dan alçak sözler! Amerika, Türkiye'yi bölecek