Hukuk fakültesi 5 yıl oluyor

Hukuk fakültelerinde süre uzadı. YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, hukuk fakültelerinde "yabancı dil hazırlık sınıfı" uygulamasının başlayacağını açıkladı.

Hukuk fakültesi 5 yıl oluyor
Hukuk fakültesi 5 yıl oluyor
GİRİŞ 27.04.2006 13:20 GÜNCELLEME 27.04.2006 13:20

YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, hukuk fakültelerinde gelecek yıldan itibaren "yabancı dil hazırlık sınıfı" uygulamasının başlayacağını bildirdi. Rektörler Komitesi, YÖK Başkanı Prof. Dr. Teziç'in başkanlığında YÖK'te toplandı. Toplantının sonunda Teziç, gazetecilere görüşülen konulara ilişkin bilgi verdi ve değerlendirmelerde bulundu.


Teziç, toplantıda, hukuk fakültelerinde gelecek akademik yıldan
itibaren "yabancı dil hazırlık sınıfı" açılması yönünde karar
alındığını birdirdi. Toplantıda, bundan sonra bir süre hukuk fakültesi açılmaması görüşünün de ortaya konulduğunu belirten Teziç, toplantıda ayrıca, Türkiye'deki üniversiteler arasında öğrenci ve öğretim üyeleri
değişimini öngören yasal düzenlemeye gidileceğini, bunun için bu yönde
de bir çalışma yapıldığını belirtti.


Teziç, bu düzenlemeyle, Doğu'daki üniversitelerde okuyan veya
görev yapan öğrenci ve öğretim görevlilerinin batıdaki üniversitelere
belirli sürelerle gidebileceklerini anlattı.


YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, Türkiye'deki üniversiteler arasında öğrenci ve öğretim üyesi değişim programını uygulayabilmek için Devlet Planlama Teşkilatı'nın desteğinin gerektiğini, paraya ihtiyaçları olduğunu bildirdi.


Türkiye'deki üniversiteler arasında öğrenci ve öğretim üyesi
değişimini öngören bir yönetmelik çıkarıldığını belirten Teziç,
değişim yapmak isteyen üniversitelerin, protokol imzalayarak bunu
uygulamaya başlayacaklarını anlattı.
    Değişim programı ile Türkiye'nin doğusunda bulunan
üniversitelerdeki öğrencilerin, batıdaki üniversitelerde bir yarıyıl
veya tam yıl öğrenim görebileceklerini, öğretim üyelerinin de ders
verebileceklerini ifade eden Teziç, "Bu, Türkiye'nin Erasmus'u
diyebileceğimiz bir uygulama. Bizim yurtdışındaki, Avrupa'daki,
ABD'deki üniversitelerle yaptığımız öğrenci değişim programını
ülkemizdeki üniversiteler arasında da yapmamızın büyük yararı olacağı
toplantıda dile getirildi" diye konuştu.
   
    -HUKUK FAKÜLTELERİ 5 YIL-
   
    Teziç, geçen yıl yaptıkları toplantılarda dile getirdikleri hukuk
fakültelerine hazırlık sınıfı konulmasına ilişkin görüşlerin de bu
toplantıda gündeme geldiğini ve yapılan çalışmalar sonucunda hukuk
fakültelerine yabancı dil hazırlık sınıfı konulması kararı alındığını
bildirdi. Bu konunun, Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in başkanlığında
yapılan komisyon toplantısında da değerlendirildiğini anlatan Teziç,
hukuk fakültesi dekanlarının, hazırlık sınıfı konulmasına sıcak
baktıklarını söyledi. Teziç, hazırlık sınıfı uygulamasının gelecek
akademik yılda başlayacağını ifade etti.
    Teziç, toplantıda, öğretim üyelerinin azalması nedeniyle belli bir
süre yeni hukuk fakültesi açılmaması konusunda da görüş ortaya
konulduğunu kaydetti.
    Bir soru üzerine Teziç, her hukuk fakültesinin ihtiyaca göre
çeşitli dillerde hazırlık sınıfları açabileceklerini söyledi.
    "Üniversiteler ihtiyaca göre, uluslararası toplantılarda önem
kazanan konulara göre tercihlerini yapabilirler. Belli bir dili
zorlayacak tutum içinde değiliz" diyen Teziç, tüm hukuk
fakültelerinde hazırlık sınıfı açılacağını, üniversitelerin buna
yönelik tedbirler alacağını anlattı.
        
    -BÖLGESEL TOPLANTILAR-
   
    YÖK Başkanı Teziç, toplantıda, üniversitelerin "bölgesel" bazlı
toplantılar da yapabilmelerine yönelik görüşlerin de ele alındığını
ifade etti.
    Üniversitelerin, YÖK ile daha sık temas kurabilmesi için bölgesel
toplantılar düzenlemeleri görüşünün benimsendiğini dile getiren Teziç,
birbirlerine yakın üniversitelerin kendi aralarında ortak sorunlarını
çözmek amacıyla toplantılar yapabileceklerini, YÖK'ün de bu
toplantılara katılabileceğini ifade etti. Teziç, böylece öğrenciler,
öğretim üyeleri ve rektörlerle yerinde görüşme imkanı
bulabileceklerini söyledi.
   
    -"GÖRÜŞÜMÜZ SORULMADI"-
   
    "9. Kalkınma Planı taslağında, yabancı üniversitelerin de
kurulabileceğine ilişkin ifadeler yer aldığının" anımsatılması
üzerine Teziç, "Ben de bu söylediklerinizi basında okudum. Bizim
görüşümüz sorulmadı" dedi.
    2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu gereğince kurulacak
üniversitelerle ilgili olarak YÖK'ün görüşünün alınması gerektiğini
söyleyen Teziç, bu konuda kendilerine herhangi bir yazı da gelmediğini
belirtti.
    Yabancı üniversite kurulması için engel olup olmadığının sorulması
üzerine Teziç, "Bize görüş sorulduğu zaman heyet halinde görüşümüzü
dile getiririz. Buna ayak üstü cevap vermeyi isabetli görmüyorum.
YÖK'e intikal eden bir şey yok. Etmeyen bir şey için konuşamam" diye
konuştu.


MECLİS BAŞKANI'NIN YAPTIĞI AÇIKLAMAYI YORUMLADI


YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, "TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın 'parlamentonun dışında herhangi bir kurumun alınan kararlara, yapılan düzenlemelere müdahale etmemesi' yönündeki temennisinin isabetli olmadığını" belirterek, "bütün gelişmiş demokratik ülkelerde parlamentoların yanı sıra kurumların kendileriyle ilgili konularda görüşlerini dile getirdiklerini" söyledi.


Teziç, Cumhuriyet'in "laiklik ve ülkenin bütünlüğüne" dayalı iki
büyük dayanağı bulunduğunu belirterek, "Türk üniversiteleri bu konuda
son derece duyarlılar ve bu konuda ödün verilmesi söz konusu değil" dedi.


Teziç, son günlerde tartışılan konulara ilişkin görüşlerini dile getirdi.
    "Ülkemizin içinde bulunduğu hassas durumda, Sayın
Cumhurbaşkanımızın Harp Akademileri'nde dile getirdiği laiklik ile
ilgili endişeler, terörle ilgili endişeler zaman zaman üniversitelere
de yansımaktadır" diyen Teziç, şöyle devam etti:
    "Laiklikle ilgili endişelerimiz, Yükseköğretim Kurulu'nun
yetkisinde olan konuların siyasi otoriteler tarafından düzenlenerek,
bir emrivaki ile karşılaşarak öğretim sistemimizdeki yapılanmayı
sarsıcı, bozucu sonuçlar doğurması bizleri hayli endişelendiriyor.
Bunların çözümü konusunda da yargı yoluna gidiyoruz ama buradaki
endişe ortadan kalkmıyor.
    Türk üniversiteleri rektörleri başta olmak üzere bütün
üniversitelerimiz anayasanın değişmez ilkeleri çerçevesinde
faaliyetlerini sürdürme sorumluluğu altındadırlar. 2547 sayılı
Kanun'un 4. maddesi bunu açıkça ifade ediyor. Bu ilkelerle bağlıyız.
Cumhuriyetimizin iki büyük dayanağı var, onsuz olmaz dayanakları.
Birisi laiklik, öteki de ülkenin bütünlüğü, bölünmezliği. Türk
üniversiteleri bu konuda son derece duyarlılar ve bu konuda
üniversitelerin ödün vermesi söz konusu değil. Laikliğin açık tanımı,
Anayasa'nın 24. maddesinin son fıkrasında var. Dinin siyasete alet
edilmemesi yönünde. Bu konuların üniversite çatısı altına itilmesi,
taşınması hepimizi rahatsız ediyor."
    "Bunun gündemden kaldırılmasının, bu konularda duyarlı
olunmasının Cumhuriyet'in geleceği açısından çok önemli olduğunu"
söyleyen Teziç, herkese sorumluluklar düştüğünü ifade etti.
   
    -"SİYASİLERİN TEKELİNDE DEĞİL"-
       
    "Ülkenin bütünlüğünün herkesin geleceği olduğunu" belirten
Teziç, sözlerini şöyle sürdürdü:
    "Buna bir şey daha eklemek istiyorum. Geçen gün Meclis
Başkanı'nın yaptığı açıklamada kurumlar saltanatından söz etmiş olması
ki neyi kastettiğinin üstü örtülü, ama kurumlar saltanatı
parlamentonun dışında herhangi bir kurumun alınan kararlara, yapılan
düzenlemelere müdahale etmemesi yönündeki temennisi isabetli değildir.
Böyle bir kurumlar saltanatından söz edilemez. Hukuk devletinde
yetkiler vardır ve bu yetkiler bütün gelişmiş demokratik ülkelerde de
parlamentoların yanı sıra bu tür kurumlar kendileriyle ilgili
konularda görüşlerini dile getirirler, yapılan düzenlemelerde
seslerini yükseltirler, görüşlerini ortaya koyarlar. Siyasi hayat,
hiçbir gelişmiş demokratik ülkede siyasilerin tekelinde değildir.
Bunun açık ifadesi anayasamızda da vardır. Egemenlik kayıtsız şartsız
Türk milletinindir, bundan bir kuşku yok. Aidiyet konusunda hiçbir
kuşku yok. Ama egemenliğin kullanılması bir tek elde değildir.
Egemenliğin kullanılması Anayasa'nın öngördüğü yetkili organlar eliyle
olur. O bakımdan egemenliğin varlığı, aidiyetiyle egemenliğin
kullanılması arasındaki ayırıma çok dikkat etmek lazım. Egemenlik bir
kağıt üzerindeki formül değildir. Egemen gücün hukuksal faaliyetleri
yasama, yürütme, yargılama olarak ortaya çıkar, canlılık kazanır.
Bunun kaynağında millet egemenliği vardır, ama bu kurumlar
faaliyetlerini yaparken ulus adına bunları yaparlar. Özerk kurumlarla
anayasanın kendilerine tanıdığı yetki alanları içinde görüşlerini
ortaya koyarlar, faaliyetlerini yaparlar. Bir saltanat, astlık,
üstlük; birimin kendisini mutlak yetkili görmesi gibi bir husus söz
konusu değildir."
    "Parlamentonun işlemlerinin denetlenebileceğini, bağımsız
yargının özlemi çekilen sivil toplumun onsuz olmaz bir kurumu
olduğunu" vurgulayan Teziç, yargı kararlarının bu nedenle önem
kazandığını ifade etti.
    Teziç, şunları kaydetti:
    "Beğenmedikleriniz olsa bile yargı kararlarına uymak hepimizin
sorumluluğundadır. Uygulanmayan yargı kararlarının ağır sorumlulukları
vardır, cezai yaptırımları vardır. O bakımdan biz Anayasa'nın 138.
maddesi karşısında nasıl kendimizi yargı kararlarıyla bağlı
hissediyorsak, bütün kurumlar da kendilerini bağlı hissettiği oranda
da hukuk devletinde sıkıntı olmaz. Beğenilmeyen kararlar varsa
bunların müracaat yolları vardır. Bu yollar sonunda hukuksal gerçek
ortaya çıkar. O bakımdan yargı kararlarını uygulamayacağız yönlü
demeçler, beyanlar rahatsızlık yaratmanın ötesinde hukuksal
yaptırımlara bağlıdır. Uygulanmayan karar, bir gün onun yargı önünde
hesap vermesi tablosuyla karşılaşır."

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
DİĞER HABERLER
Avrupa’nın milyarlık projesi çöktü: KAAN "tek alternatif" oldu! Dünya sıraya girdi!
BYD'nin 'Türkiye' kurnazlığı pahalıya patlayacak! Sözünü tutmayan devlete hesap verecek