Kazlıçeşme mitingine kaç kişi geldi

Başbakan Erdoğani Kanal24'te katılıdığı programda, dünkü Kazlıçeşme mitinginde kaç kişi olduğunu tahmin etti. Ayrıca Erdoğan, Baykal'ın ekran davetine de cevap verdi.

Eklenme: 16 Temmuz 2007, 07:54 / Güncelleme: 16 Temmuz 2007, 07:54 / 88,936 Okunma / 191 Yorum

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ı eleştirerek, "(AK Parti altın dağıtıyor), bunu da kendine göre şamatayla anlatıyor. Sayın Baykal'ın kendini bir testten geçirmesi lazım. Akli testten geçirmesi lazım" dedi. Erdoğan, Kanal 24 televizyonunda canlı yayınlanan "Ankara Masası" adlı programda gazetecilerin sorularını yanıtladı.


Sesinin kısık olmasını, katıldığı mitinglere bağlayan Erdoğan, şu ana kadar 44 ilde partisinin düzenlediği mitinglere katıldığını söyledi. Kendisinin katılamadığı mitingiler de yapıldığını ifade eden Erdoğan, 81 ilde miting hedeflediklerini anlattı. Sorular üzerine partisinin İstanbul Kazlıçeşme mitingini değerlendiren Erdoğan, katılanların miting alanına sığmadığını, mitinge 1 milyonu aşkın kişinin geldiğini belirtti.


Çağlayan meydanının, Kazlıçeşme'deki alanın 3'te biri civarında olduğunu ifade eden Erdoğan, Çağlayan meydanın, dal budak salan kısımlarını karıştırmadığını söyledi. "1 milyon altın mı oluyor yani, 1 milyon altın yatıyor orada o zaman..." denilmesi üzerine Erdoğan, "Bunun hiç akılla, mantıkla izahı olur mu? Bugün 1 milyon altını dağıttığınızı düşünün. Bütün Türkiye'de bunun dağıtılacağını düşünün. 'Ak Parti altın dağıtıyor' bunu da kendine göre şamatayla anlatıyor. Sayın Baykal'ın kendini bir testten geçirmesi lazım. Akli testten geçirmesi lazım. 1 milyon sadece İstanbul'da altın dağıtıldı. Bari çeyrek mi, tam mı daha mı küçük bunu da söylesin" diye konuştu.


Kendisinin, bir genel başkan, başbakan olarak gittiği yerde yanına getirdikleri bir sünnet çocuğuna takmak için arabada 3-5 küçük altın taşıdığını söyleyen Erdoğan, bu olmadığı zaman cebinden çıkarıp para taktığını anlattı. "Sayın Baykal, AK Parti'nin bunu bir seçim stratejisi olarak kullandığını ifade ediyorsun. Bunu ispat edemezsen namertsin, bunu ispat etmekle mükellefsin" dediğini anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti: "Bu milleti bugüne kadar çok aldattınız ama bir daha aldatamayacaksınız. Gerçi Baykal gibi birisinin, Halk Partinin başında olmasından memnunum. Niye? Yeter ki böyle bir ana muhalefet lideri olsun. Çünkü oy kazanamaz, bu zat iktidar olamaz. Niye, milletin değerleriyle oynuyor, iftira atıyor. 'Ehlikeyf' dedim, çok rahatsız oldu. 'Ehlikeyf değilim, şöyleyim, böyleyim, çalışırım falan...' diyor. Çalış, kendini bu noktada ispat et. Ama şu altın meselesi, kanıma dokunan bir mesele. Çünkü ben milletimin iradesine altınla ipotek koyacak kadar kusura bakmasın alçalmam. Ama onun böyle bir şeyi varsa gitsin aynaya baksın. O beni enterese etmez."


"ER MEYDANI ZEYTİNBURNU'DUR, KAZLIÇEŞME'DİR"


 CHP'nin, Erdoğan'ın televizyon programına çağrıldığı "Er meydanı" yazılı gazetelerdeki ilan ve reklamlarının hatırlatılması üzerine Erdoğan, şunları söyledi: "Önce Sayın Baykal'ın er meydanının ne demek olduğunu öğrenmesi lazım. Zaten terminolojiyi birbirine karıştırıyor, bu ara iyice dağıttı. Uzlaşıyı dağıttı, uzlaşma nedir, ne değildir, bunun farkında değil. Cumhur, Cumhuriyet nedir farkında değil. Ona katılan bazı köşe yazarları da var. Cumhurdan tiksinenler var. Cumhurdan tiksinmek demek, halktan tiksinmek demek. Onlara dedim, 'Aç Türk Dil Kurumu lügatını, Milli Eğitim Bakanlığı lügatını bak, Cumhur, Cumhuriyet, Cumhurreisi nedir hepsini görürsün.' Ama bunların bilime de saygıları yok."


"Er meydanı" diyen Baykal'ın, er meydanının neresi olduğunu bilmediğini ifade eden Erdoğan, "Er meydanı Zeytinburnu'dur, Kazlıçeşme'dir. Sayın Baykal, o meydana bir çık. Yapabiliyor mu? Buyur gel. Dün Sıhhiye'deydik, yapabiliyor mu? 'Biz Tandoğan'daydık' diyor. Hani Tandoğan, Çağlayan, İzmir parti mitingi değildi? CHP olarak miting yap buralarda niye yapamıyorsun? Siyasette er meydanı buralardır, televizyon değil. Televizyona ben seninle çıkmam. Niçin? Senin derdin meşruiyet sorunu."


"Yani muhatap alınmak mı?" sorusu üzerine Erdoğan, "Tabi, derdi o. O kendine göre böyle bir minder kurabilir miyim onun gayreti içinde. Çünkü Mecliste görüyorum. Meclis'teki durumu görmek bana yetiyor zaten" dedi.


CHP'nin, "Erdoğan'ın terörle mücadeleye teslim olduğu" şeklinde yer aldığı gazete ilanlarını da bir soru üzerine değerlendiren Erdoğan, "Sayın Baykal kılavuzları karga olarak seçmiş. Kılavuzu karga olanın..." dedi. Kılavuzun kim olduğunu söylemenin uygun düşmeyeceğini ifade eden Erdoğan, "Ama eser ortada. Eser müessiriyle değer kazanır. Eğer müessiri, eseri ortaya koyan kaliteliyse, güçlüyse böyle yanlış şeyler ortaya koymaz" diye konuştu.


Erdoğan, CHP'nin bugünkü gazetelerde, "Tayyip Erdoğan'ın terör karşısında duruşu" yazısı altında fotoğrafının kullanılmasının, siyasi ahlaka sığmayan bir reklam kampanyası olduğunu ifade etti. İki eli havada görülen söz konusu fotoğrafını, kimsenin, "terör karşısında bir duruş" olarak nitelendirmeyeceğini kaydeden Erdoğan, fotoğrafta halkı selamladığını, halkını selamlama anlayışı ve güven olduğunu belirtti. Erdoğan, "Bu, terbiye dışı yaklaşım" dedi.


"SİYASİ ETİK AÇISINDAN YANLIŞ"


 CHP Genel Başkanı Baykal'ın, koalisyon hükümetinde Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olduğu 1995 yılında, 1 yıldaki şehit sayısının 1158 olduğunu belirten Erdoğan, "Şu anda şehit sayımız 71. Sayın Baykal, bu 71, 72 olsaydı, 700 olsaydı zil takıp oynayacak mıydı? Kaldı ki ben bir lider olarak, bırakın 71'i, şehidimin 1 kanını 550 milletvekiline değişmem" diye konuştu.


Şehitliğin kutlu, kutsal bir makam olduğunu dile getiren Erdoğan, "Sen kalkıyorsun, 'teröre teslim oldun' diyorsun. 1158 tane şehidimiz, senin Başbakan Yardımcısı olduğun dönemde olmuş, sen bunu ne çabuk unuttun yahu? Bu iktidar döneminin tamamını alsak, hepsinin sayısını çıkarmadım ama 300'ü falan geçmez. Bu bizim yüreğimizi yakıyor. Bu yıl ise şu anda bizim 71. Temenni ederiz ki olmasın..." dedi.


Erdoğan, bugün ABD'nin bile terörle mücadelede nasıl bir acz içinde olduğunun görüldüğüne dikkati çekerek, "Buradaki yaklaşım tarzları aynen Bahçeli gibi, 'acaba biz şehitler üzerinden, cenazeler üzerinden acaba oy devşirebilir miyiz?' Böyle bir yaklaşım. Bunu siyasi etik açısından çok yanlış buluyorum" diye konuştu.


Deniz Baykal'ın, "Ben bunu yaparım. Ben bunu çözerim" şeklindeki söylemlerini de eleştiren Erdoğan, "Arkadaş, seni gördük. Niye böyle kuru sıkı atıyorsun. Ben, 'Nasıl yardımcı olabilirim?' demesini beklerim. Bir ana muhalefet lideri, 'Ben nasıl yardımcı olabilirim, veya Sayın Başbakan bir randevu, acaba şöyle şöyle yapsak daha isabetli olmaz mı?' Yoksa kalkıp basına çeşitli açıklamalar... Dürüst, samimi açıklamalar değil. 'Bizim bir çalışmamız, önerimiz var' denilir. Biz, bu önerilere açığız" şeklinde konuştu.


"BİZİM TEK ÇATIMIZ VAR..."


Doğu ve Güneydoğu'da en fazla miting yapan genel başkan olduğunun belirtilmesi ve "Ben hayatımda Diyarbakır mitinginde o kadar Türk bayrağını ilk defa bir arada gördüm" denilmesi üzerine Erdoğan, meydandan çok hava alanından itibaren İstasyon meydanına kadar, yollar ve evlerin balkonlarının bayraklarla dolu olduğunu anlattı.


Erdoğan, şöyle devam etti: "Eskiden orada yaptığım mitinglerde bir korku vardı. Halkım hamdolsun o korkuyu atmış. Kendini ortaya koyabiliyor. Orada o meydanda 50-60 bin kişi İstasyon meydanındaydı. Tek bayrak, tek vatan, tek millet, tek devlet diyorsun. Bizi ayırmak isteyenlere karşı o duruşu orada sergiliyorsun. Bizim Kürt orijinli vatandaşlarımıza karşı kalkıp da farklı yaklaşımda bulunanları da bu noktada yadırgıyorum. Yanlış yapıyorlar. Orijinleriyle oynamanın anlamı yok, onlara saygı duyalım. Şu kökenden gelmiş, bu kökenden gelmiş, hepsine saygı duyarız. 'Bizim tek çatımız var, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır' dedim. Anayasal vatandaşlık noktasında biz aynı noktaya halkımızı getirebiliyorsak ki, ben buna üst kimlik diyorum. Bazıları bunu beğenmiyor, ister beğensinler, ister beğenmesinler... Benim inancım, anlayışım bu. Bunu başardığımız anda, o aidiyeti güçlendirdiğimiz anda... Neyle yapacağız bunu, eğitimle yapacağız."


Özellikle Doğu ve Güneydoğu illerinde sosyo ekonomik yatırımlar noktasında 1. sıraya eğitimi koyduklarını anlatan Erdoğan, bu illerin tarihte almadıkları eğitim yatırımına kendi hükümetleri döneminde sahip olduklarını belirtti.


Bunun çocuklara, "Devletim bana sahip çıktı" anlayışını getirdiğini söyleyen Erdoğan, bölücü terör örgütünün o bölgelerde çocuklara, "Sana devlet sahip çıkıyor mu, okulun, hastanen, suyun var mı?" dediğini kaydetti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Hamd olsun şu anda çok çok iyi bir noktadayız, oran itibariyle (seçimlerde) öyle tahmin ediyorum ki, yüzde 40'ın üzerinde, yüzde 40'larda bir oranı yakalayacağız" dedi.


Erdoğan, seçimin son haftasında yapılma ihtimali bulunduğu iddia edilen provokatif eylemler ve ortaya çıkan çete yapılaşmalarıyla ilgili sorular üzerine, bu konularda polisten, jandarmaya kadar tüm güvenlik güçlerinin gerekli tedbirleri aldığını bildirdi.


Erdoğan, İstanbul'da, Ankara'da artık mafyanın konuşulmadığını, çökertildiğini belirterek, çetelerin tek tek ortaya çıkarılmaya başladığını, birçok organizasyonun içinde bu çetelerin parmağı olduğunun da ortaya çıkmaya başladığını anlattı. Çeteleri çökerttiklerini ve çökertmeye devam edeceklerini vurgulayan Erdoğan, yeni bilgi, belge olduğu takdirde bunları da hızla yargıya intikal ettireceklerini ifade etti.


Eskiden televizyonlarda, "sanki mafya dizileri izler gibi haberler" olduğunu söyleyen Erdoğan, "Artık bunları unuttuk, böyle bir şey yok" dedi. Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti: "Bu çetelerin içinde siyasetçisinden, polisinden, askerinden var. Ama daha çok emekli olan kesimlerden, bunların içinde olanlar çıkıyor. Buralarda himaye görüyorlar, bu himayeyi gördükleri için de maalesef bunlar oluyor. Yargının içinden aynı şekilde var. Bunları görüyoruz. 'Şu kurumdan yok' diyemeyiz. Maalesef bu kirlilik, her yere bulaşmış. Onun için de biz adeta bir temiz eller operasyonu gibi bu tür bir operasyon içinde olduğumuzu söyleyebiliriz. Nereye kadar gidersek gidelim, bu işi başaralım. Onun için de yasama, yürütme, yargı organlarımız, siyasi partiler dayanışma içinde bunları çökertmemiz lazım." "Bunlarla dönemin siyasetçilerinin ilişkileriyle ilgili de bilgiler vardır" denilmesi üzerine de Erdoğan, "Buna benzer bilgiler maalesef var" diye konuştu.


"HEDEF YÜZDE 34.4'ÜN ÜZERİNDE"


 Baykal'ın, "Seçimi kaybedersem Rodos'a yüzerim", DP Genel Başkanı Mehmet Ağar'ın, "Kaybedersem Edirne'den Hakkari'ye yürüyeceğim" şeklindeki sözlerinin hatırlatılması ve "Siz seçimi kaybederseniz ne yaparsınız?" sorusu üzerine Erdoğan, partilerinin tüzüğüne göre, bir genel başkanın 5 dönem genel başkanlık yapabildiğini, 3 dönem arka arkaya milletvekili seçilebileceğini kaydetti.


3 Kasım seçimlerinde 34.4 oy aldıklarını anımsatan Erdoğan, "Şu andaki hedefimiz, 34.4'ün üzerinde oy almaktır" dedi. "Milletvekili sayınız düşerse" diyenlerin hedef saptırdıklarını söyleyen Erdoğan, seçimin ölçüsünün, milletvekili sayısı değil, alınan oy olduğunu belirtti.


Milletvekili sayısının sistemden kaynaklandığını, partinin büyümeye devam edip etmemesinin alınan oy oranıyla bağlantılı olduğunu kaydeden Erdoğan, oy sayısını değil, oy oranını önemsediğini belirtti. Erdoğan, "Biz, yüzde 34.4 aldık, bu seçimde kesinlikle onun üzerinde olmamız lazım. Onun üzerinde olmaması halinde, arkadaşlarımızla oturur, değerlendirmemizi yaparım. O değerlendirmeden sonra durumu çek ederim. İstifa ederim, bırakırım, bunu söylemiyorum. Benim partimin böyle bir sorunu yok" diye konuştu.


Partisiyle oturup, partisiyle kalktığını, tatili olmadığını anlatan Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, "Hafta sonlarında özel arabamla dolaşıyorum" şeklindeki sözlerini de eleştirdi.


Erdoğan, "Beyefendi, sen hafta sonlarında özel işlerine gidiyorsun. Benim hafta sonum, özel işim yok ki. Benim her anım devlet, ülke için... Ben senede 1 hafta bile çoluk çocuğumla tatil fırsatı bulamıyorum. Zemin hazırlasak bile medya bizi rahat bırakmıyor" şeklinde konuştu.


"YÜZDE 40..."


 Ak Parti'nin durumuyla ilgili, ayrı ayrı kurumlara, her ay birer ikişer, üç ayda bir de üçlü bir kamuoyu araştırması yaptırdıklarını ve bunların birbirleriyle çaprazlama kontrolünü sağladıklarını anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:


"Hamd olsun şu anda çok çok iyi bir noktadayız, oran itibariyle öyle tahmin ediyorum ki, yüzde 40'ın üzerinde, yüzde 40'larda bir oranı yakalayacağız. Milletvekili sayısı olarak hesaplarını yatırdım, ama açıklamam doğru olmaz. İki partili bir parlamentoda biz çok güçlü geliyoruz. 367'yi falan tanımayız ondan sonra onu söyleyeyim. Ama 3 partili olması halinde de yine kesinlikle 300'ün üzerinde. Dolayısıyla bizim burada ne yüzmeye, ne yürümeye niyetimiz yok. Yüzecek, yürüyecek olanlara da diyorum ki, zaman kaybetmeyin, şimdiden yüzmeye, yürümeye başlayın. Çünkü daha sonra o mesafeyi kat etmekte zorlanırsınız."


Geçen seçimlerde, Bahçeli'nin, eski DYP Genel Başkanı Tansu Çiller ve eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz'ın, "bıraktım" dediklerini anımsatan Erdoğan, "Tansu hanım 'bıraktım' dedi bıraktı. Yılmaz 'bıraktım' dedi, geldi bağımsız aday oldu" dedi.


"YILMAZ, ÇIKAR, ÇIKMAZ, BENİ İLGİLENDİRMEZ"


 Mesut Yılmaz'ın milletvekili adaylığını da eleştiren Erdoğan, şöyle devam etti: "Bu ülkede, Anavatan Partisi'nin kuruluşuyla beraber, yılar yılı bakanlık, başbakanlık yapacaksın, bir partinin genel başkanı konumunda olacaksın. Ondan sonra aldığın noktadan devamlı geri, geri, yüzde 4'lere getireceksin, bırakacaksın. Bıraktıktan sonra tekrar dönmek isteyeceksin, seni partine kabul etmeyecekler. Sonra birleştirme operasyonları içinde adın geçecek. O da olmayınca, diyeceksin ki 'Burası ana vatanımdır, Rize'den bağımsız aday olacağım.' Çıkar veya çıkmaz, beni o ilgilendirmiyor."


Rize'nin, kendi değil, anne babasının doğum yeri olduğunu belirten Erdoğan, Rize ile ilgili çok ciddi hassasiyeti bulunduğunu, babasının çocukluğunda her yaz tatilini geçirmek üzere memleketine götürdüğünü anlattı.


Bu geleneği korumak için kardeşler olarak köylerinde ev yaptırdıklarını ve fırsat buldukça bu evde kaldıklarını ifade eden Erdoğan, burada Mesut Yılmaz'ın adaylığına yeniden değinerek, "Sayın Yılmaz'ın şu andaki adaylığı, özellikle bu noktadan zirve yapıp, düşüş ve bağımsız aday oluşu... Madem çıkacaksın, kur bir parti çık ortaya..." dedi.


Bahçeli'nin de "bıraktım" dedikten 9 ay sonra "İstediler, geldim" dediğini belirten Erdoğan, "Nasıl inanacaksınız, akşam yat başka, sabah kalk başka. Ama Tayyip Erdoğan'ı iyi takip edin, böyle bir kararı verdiği anda..." dedi. Erdoğan gazetecilerin "Rize'ye mi gider?" diyerek araya girmeleri üzerine, "İstanbul, benim ondan sonraki sürecim...Rize'de de daha fazla kalırım. Ama Burada (İstanbul) doğdum, burada büyüdüm. 4.5 yıl Belediye Başkanlığım var...Rize'yi de çok seviyorum. İstanbul'u da şüphesiz ki" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "(Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile) protokol falan yok, hepsi külliyen yalan" dedi.


Başbakan Erdoğan, Kanal 24 televizyonunda canlı olarak yayımlanan "Ankara Masası" adlı programda, şu an görevde olan siyasi liderlerin hiç birisinin siyasetin alt kademelerinden gelmediğini, kendisinin ise ilçe gençlik kolları ile başladığı siyasi serüveninde, basamakları hızla tırmandığını ifade etti. Görev aldığı partide İstanbul İl Başkanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığını anımsatan Erdoğan, bu süreçlerin kendisi için büyük bir sınav olduğunu söyledi.


Erdoğan, "Bir çok badireler ardından, başbakanlık imkanını Allah lütfetti, burada da çok başarılı olduğumuza inanıyorum, ekibimiz geceli gündüzlü çalışıyor" diye konuştu. Başarı çıtasının daha da yükselmesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, "Yüzde 34,4 ün üzerinde bir oyla geleceğiz" dedi. "Benim ülkemin halkı hizmete oy verecek, kimliğe bağlı kalmayacak, AK Parti 81 ilin hangisinde ayrım yapmış? Eğitim, sağlık, ulaşım, toplu konutta... Sadece Tunceli'de deprem sonrası adeta villa türü konut yaptık, karda kışta çalıştık" diye konuşan Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ı eleştirerek, "(Pertek köprüsünü ben yaptıracağım) diyor. Biz başladık, bu yıl bitecek. Dürüst davranmıyor" dedi.


CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİM SÜRECİ


 Başbakan Erdoğan, bir soru üzerine, cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin partisine yaradığını ifade etti. Halkın olanları ilgiyle izlediğini anlatan Erdoğan, "Vatandaş bakıyor Anayasa aynı, Özal, Demirel, Sezer bu anayasa ile seçildi ve sayın Gül daha çok oy aldığı halde niçin gelemiyor diye düşünüyor" şeklinde konuştu.


Baykal'ın "Yanlış bir yola girdiğini" savunan Erdoğan, "Yargı süreci içerisinde sayın Baykal, Anayasa Mahkemesi'ni tehdit ediyor; 'İtirazımız istikametinde bir karar çıkmazsa Türkiye'de çatışma çıkar' diyor. Bu nasıl olur. Bunun aslında cezai müeyyidesi var. Konuşamazsınız, böyle bir şey söyleyemezsiniz" dedi. Erdoğan, "Bunu siz söyleseydiniz ne olurdu?" sorusuna ise "Biz, söyleseydik başka şeyler olurdu" karşılığını verdi.


"DİK DURACAĞIZ, AMA DİKLEŞMEYECEĞİZ"


 Başbakan Erdoğan, Genelkurmay Başkanlığı sitesinde 27 Nisan'da yer alan açıklamanın hatırlatılması üzerine, "Bizim siyasetteki stratejimiz; dik duracağız, ama dikleşmeyeceğiz. Çünkü ülkemize zarar verir" dedi. Erdoğan, "Anayasa'da taşların yerleri belli. O halde biz Anayasa'da belirlendiği gibi taşları yerine oturtalım, kimse kendine farklı rol biçmesin. Durumdan vazife çıkarma alışkanlıkları geçmişten bugüne devam ederse bundan Türkiye ve Türk milleti zarar görür" şeklinde konuştu. Borsanın 52 bin endeksini geçtiğini anımsatan Erdoğan, "Biz geldiğimizde 10-12 bin seviyesindeydi. Türkiye sıkıntılı anları yaşamasaydı, 60 bini geçerdi" dedi.


"Türkiye'nin Avrupa'daki karizması çizildi mi?" sorusuna ise Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin karizmasını Avrupa'dan değil, Türkiye'den alacağını belirtti ve "Ancak imajımız biraz zedelenmiş olabilir" dedi.


Erdoğan, "Askerle kavgalı mısınız?" sorusunu "Neden kavgalı olayım ki?" diye yanıtladı. Deniz Baykal ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, kendileri ile devletin kurumları arasında kavga olduğunu iddia ettiklerini ifade eden Erdoğan, devletin kurumlarını temsil edenlerle anlaşma içerisinde olduklarını kaydetti.


Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde ise demokrasinin zedelendiğine işaret eden Erdoğan, "Orada Baykal, demokrasiye bizzat kendisi kurşun sıkmıştır" görüşünü savundu. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sayın Baykal, 'Erdoğan aday olmayacağını açıklasın ben onunla beraber dolaşarak (karşı değilim) diyeceğim' demedi mi? Ben aday olmadığımı açıkladığım anda ve bütün çalışmalarımızdan sonra bizim adayımızın sayın Abdullah Gül olduğu açıklandıktan sonra ve Sayın Gül hepsini ziyarete etti... Niçin o zaman kalkıp da Sayın Gül'e akla hayale gelmez hakaretler sallamaya başladılar? Neden? Anayasa'da sayılan niteliklere uygun değil miydi? Türkiye'de devlette, devlet bakanlığından tutunuz Avrupa Konseyi'nde, Avrupa Parlamentosu'nda bu kadar görev yapmış, Başbakanlık yapmış, Başbakanlık Yardımcılığı görevinde şu anda. Dünyadaki liderlerin bir çoğunu tanıyor, başbakanlar, dışişleri bakanları bir çoğunu tanıyor ve şu ana kadar gelenler içerisinde belki de en çok avantajlı olanlardan birisi de belki de Sayın Gül olacaktı. Çünkü böyle bir zorluğu olmayacaktı, gittiği ülkelerde. Niçin bunun önü kesildi, neden? Bunu net açıklayamıyorlar."


ERDOĞAN-ORGENERAL BÜYÜKANIT GÖRÜŞMESİ


Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile yaptığı görüşmenin kamuoyunda "Dolmabahçe Protokolü" olarak adlandırıldığının anımsatılması üzerine böyle bir protokolün olmadığını söyledi. "Sayın Genelkurmay Başkanımızla oturup, konuşup, dertleştik ve ülke meselelerini değerlendirdik" diyen Erdoğan, Orgeneral Büyükanıt ile sadece fiziksel olarak değil, telefonla da görüştüğünü kaydetti.


Erdoğan, "Baykal çıkmış, kendisine göre değerlendiriyor. Bizim görüşmemizde devletin adabı içerisinde açıklanmayacak bir şeyi nasıl açıklarım. Protokol falan yok, hepsi külliyen yalan" dedi. "Baykal acaba nasıl kurumları birbirine düşürebilirim derdinde, aynı şeyi Bahçeli de yapıyor" diye konuşan Erdoğan, "CHP ve MHP bir söylem birliği içinde bu işi götürüyorlar" görüşünü dile getirdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Cumhurbaşkanı adaylığı konusunda, Sayın Gül'ün ismi hala masada mı?" sorusuna, "Tabii kesinlikle. Ama irade onun" yanıtını verdi. Erdoğan, Kanal 24 televizyonunda canlı yayınlanan "Ankara Masası" adlı programda gazetecilerin sorularını yanıtladı.


Yabancılara taşınmaz satışlarına değinen Erdoğan, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün resmi rakamlarına dayanarak, iktidarları döneminde ve kendilerinden önce gerçekleşen satışlarla ilgili bilgi verdi. Erdoğan,yabancıya mülk satışının kendi dönemlerinde başlamadığını söyledi. Kendilerinden önceki hükümet döneminde, 1999'da satılan bin 665 taşınmazın 2 bin 244 dönümlük, 2000'de satılan bin 638 taşınmazın 2 bin 743 dönümlük, 2001'de satılan bin 910 taşınmazın bin 31 dönümlük, 2002'de satılan 2 bin 831 taşınmazın bin 730 dönümlük alanı kapsadığını anlatan Erdoğan, bu satışların mütekabiliyet esasına göre yapıldığını hatırlattı.


"Alman, İngiliz, Hollandalı burada yer alabilir. Neden? Çünkü aynı şekilde biz de onların ülkesinde yer alabiliyoruz. Ama eğer onların ülkesinde yer alamamış olsaydık, biz de onlara yer vermezdik" diyen Erdoğan, kendi dönemlerinde taşınmaz satışlarında görülen artışın nedeninin, istikrar olduğunu vurguladı. Erdoğan, 2003'te satılan 3 bin 887 taşınmazın 2 bin 38 dönümlük, 2004'te satılan 8 bin 808 taşınmazın ise 4 bin 655 dönümlük alana karşılık geldiğini belirterek, bu dönemde yapılan satışların daha çok daire ve villa türü satışlar olduğuna işaret etti. "Bunu 'Türkiye satılıyor', 'GAP satılıyor' haline getirdiler. GAP'ta bizim şu ana kadar satılmış bir metre kare yerimiz yoktur. Hepsi yalan" diyen Başbakan Erdoğan, bölgede İsraillilerin toprak ve taşınmaz satın aldığına dair haberlerin hatırlatılması üzerine de "Yalan. Böyle bir şey yok" dedi.


PETKİM'İN ÖZELLEŞTİRİLMESİ


PETKİM'in özelleştirilmesi sürecine de değinen Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "Bunu nasıl AK Parti üzerinde bir gölge haline getiririz?" diye düşündüklerini ifade etti. Erdoğan, "Bunu peşkeş olarak değerlendiriyorlar. Çok ayıp. Kaldı ki, eğer bugün PETKİM satılmazsa yarın ne olacağı belli mi? Yarın belki Türkiye'de ikinci bir petrokimya tesisi kurulacak. Belki üçüncüsü, dördüncüsü kurulacak. Türkiye devamlı değişiyor" diye konuştu.


SEKA'nın satış sürecini de hatırlatan Başbakan Erdoğan, kağıt sanayinde özel sektör olmadığı dönemde, SEKA'nın büyük öneme sahip olduğunu, ancak medya kendi sektörünü oluşturmaya başladıktan sonra SEKA'nın zarar ettiğini söyledi. İktidara geldikleri dönemde SEKA'nın 658 milyon dolar yıllık zararı olduğunu dile getiren Erdoğan, karar verdiklerini ve SEKA'yı kapattıkları söyledi.


SEKA arazisinin Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'ne devredildiğini ve yeşil alan haline getirildiğini söyleyen Erdoğan, "Bu mu Türkiye'ye hizmet, bu mu Türkiye'de milliyetçilik, yoksa affedersiniz, bu tür geniş ufuklu bakışı engellemek mi?" diye sordu. Sabiha Gökçen Havalimanıyla ilgili ihaleye de değinen Başbakan Erdoğan, göreve geldiklerinde havalimanının kapalı ve zarar eder konumda olduğunu belirterek, "Geldik, ele aldık, başladık çalıştırmaya. Yavaş yavaş para kazanmaya başladı ve maliyeti 750 milyon dolardır. Bugün yaklaşık dolar bazında 4 milyar dolara gitti, 250 milyon dolarlık da yatırım yapacak alan firma oraya" dedi.


İRAN DOĞAL GAZ ANLAŞMASI


 İran ile yapılan doğal gaz anlaşmasıyla ilgili değerlendirmesi de sorulan Başbakan Erdoğan, bunun yeni bir çalışma olmadığını, uzun bir çalışmadan sonra özellikle Avrupa hattına yönelik böyle bir adım atıldığını belirtti. Bu adımla beraber Türkmenistan, İran ve Türkiye'nin bir üçlü oluşturduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, anlaşmayla Türkiye'nin hem Türkmenistan'daki hem İran'daki gazı alıp sevk edebileceğini söyledi.


Erdoğan, "Rusya, ABD nasıl ki, kendi kararını kendisi veriyorsa, Türkiye de kendi kararını kendisi verecektir. Bu noktada, 'Şu ne der, bu ne der' bizi ilgilendirmiyor. Bizim buna ihtiyacımız var. Ülkemizin ekonomisiyle ilgili güçlü bir ekonomide adımlarımızı kendimiz atacağız. Kararımızı kendimiz vereceğiz, biz kendi göbeğimizi kendimiz keseriz, birilerine kestirmeyiz" diye konuştu. Bütün partilere gönül veren, tüm vatandaşları 22 Temmuz'da sandık başına çağıran Erdoğan, "22 Temmuz bir istikrar kararını vermek yahut bir bilinmeze gitmek olabilir. Daha güçlü bir kararı vermek üzere tüm vatandaşlarımın sandığa gitmesini özellikle istirham ediyorum" dedi.

Erdoğan, "muhalefetin kendisine karne verdiğini, kendisinin de muhalefete verecek bir karnesinin olup olmadığı" yönündeki soru üzerine, muhalefetin karnesinde başarılı bir kalemin olmadığını savundu.


Erdoğan, şunları kaydetti: "Muhalefet partilerinin şu ana kadar çıkarılabilecek bir karnesi yok, çünkü yaptıkları bir icraat yok. Sadece olsa olsa Sayın Bahçeli'nin bir karnesi olabilir, hep zayıflarla dolu baştan aşağıya, orada yolsuzluk var, orada yoksunluklar var, orada Türkiye'nin çöküşü var. Sayın Baykal'ın çok eski tarihlere dayalı karneleri var. Bunların bir tanesi Dışişleri Bakanlığı dönemi; Felaket dönemi. O döneme ait mesela iç borç ne durumda onları size verebilirim. Onun karnesinin ne halde olduğunu görün. Yine aynı dönemde enflasyonun ne noktada olduğunu görün ve karnesinin ne olduğunu vatandaşlarım anlasın, o bakımdan çok önemli. Bunun dışında Enerji Bakanı olduğu dönem var. O dönem ki karnesi, 70'li yıllar, o zaten bambaşka bir felaket ve 'şunu biz başardık' diyebilecekleri karnelerinde bir başarılı kalemleri yok." Bugün bazı gazetelerde, "Tayyip'in Karnesi" başlığı ile ilan yer aldığının anımsatılması üzerine de Erdoğan, "İlanın tamamıyla yalan ve hayali rakamlarla dolu olduğunu" ifade etti.


Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Son 6 ayda 71 şehit diyor. Beyefendinin başbakan yardımcısı olduğu dönemde yani 1995'de şehit sayısı 1158. Bir insan kalkar da şehidimizin sayısını örnek vermek suretiyle bunu bir kıyas haline getirebilir mi? Çok çirkin bir şey. Bir defa bunu bir siyasi ilanın içerisine koymak, bunun üzerinden bir rant bir oy devşirme gayreti içerisine girmek, siyasi ahlak noktasından, bir defa çok çirkin. Bunu özellikle milletime duyurmak istiyorum ve bundan dolayı da kendisini ciddi manada kınıyorum. Yazıklar olsun"


"BAHÇELİ, CHP BORÇLANDI, BİZ ÖDÜYORUZ"


 İlanda yer alan ekonomik bilgilerin de gerçekleri yansıtmadığına işaret eden Erdoğan, yazılanların aksine Türkiye'nin 407 milyar dolar dış borcu olmadığını bildirdi. Kamu net borç stokunun 2006 sonu itibarıyla 183 milyar dolar olduğunu belirten Erdoğan, göreve geldiklerinde borcun milli gelire oranının yüzde 78.4, bugün ise yüzde 45 olduğunu anlattı.


Bugün ABD'nin net dış borç stokunun 9 trilyon dolar, Japonya'nın 6 trilyon dolar olduğunu anlatan Erdoğan, göreve geldiklerinde 180 milyar dolar olan milli gelirin bugün 400 milyar dolara ulaştığını bildirdi. Göreve geldiklerinde IMF'ye olan borcun 23.5 milyar dolar olduğunu anımsatan Erdoğan, bugün bu borcun 8.5 milyar dolara gerilediğini hatırlattı.


Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bahçeli borçlandı biz ödüyoruz, CHP borçlandı biz ödüyoruz. IMF'ye giriş 1959, 18 stand-by anlaşması yapılmış, 19'uncusunu yaptık. 17 ve 18'i Bahçeli'nin içinde olduğu hükümet yaptı ve en çok borçlanan hükümet Bahçeli'nin olduğu hükümettir. 33 milyar dolar borç almışlardır. O mektubu size okusam şaşırırsınız. IMF'den borç talebinde bulunuyorlar, diyorlar ki 'Bize şu kadar borç verirseniz size çok minnettar kalırız' diyor. Altında rahmetli Ecevit ve Bahçeli ile Yılmaz'ın imzası var. Sonra alınan paralarla o aldıkları borcu da onunla ödeme yoluna gitmek suretiyle bize 23.5 milyar dolar bıraktılar." Deniz Baykal'ın, gazetelere ilan olarak verdiği rakamların resmi rakamlar olmadığını yineleyen Erdoğan, "Dürüst olmak lazım. Bu insanla mı çıkıp televizyona konuşacaksın?" dedi.


İlandaki reel faiz oranının da gerçeği yansıtmadığını söyleyen Erdoğan, "Söz konusu yüzde 19.5 rakamını nereden bakarsan yalan" diye konuştu. "Türkiye'de satılan mazotun, Avrupa'nın en pahalısı olduğu" yönünde iddialar bulunduğunu anımsatan Erdoğan, "Baykal, (Biz mazotta ÖTV'yi kaldıracağız) diyor. Sayın Baykal, Enerji Bakanlığı yaptığın dönemde bırak fiyatını düşürmeyi, bulup da satamadın" diye konuştu. Türkiye'nin petrol kuyuları olmadığını, dolayısıyla icraatların vergi gelirleriyle yapılabileceğini söyleyen Erdoğan, gemilere, balıkçı motorlarına ve İstanbul'daki deniz otobüslerine mazotu ÖTV'siz verdiklerini belirtti. CHP'nin ilanlarında, elektrik konusunda da "yalan" söylendiğini savunan Erdoğan, Türkiye'de konuta satılan elektriğin, AB ülkelerinden daha düşük olduğunu kaydetti. Erdoğan, "Çıkarsınlar, açıklasınlar. Mazotta 2003'ten 2007'ye kadar yaptığımız sübvansiyon 1 katrilyon 534 trilyondur" dedi.

Yorumlar Yorum Yaz
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Mekke ve Medine'den Canlı Yayın
Gazete Manşetleri
Piyasa Verileri