Mostar kenti Boşnaklar ve Hırvatları gerdi

Bosna-Hersek'te 1992-1995 yılları arasında yaşanan savaşta özellikle Boşnaklar ve Hırvatlar arasında çıkan çatışmalara sahne olan tarihi Mostar kentinin geleceği, ülkedeki siyasetçiler tarafından ciddi şekilde tartışılmaya başlandı.

Mostar kenti Boşnaklar ve Hırvatları gerdi
Mostar kenti Boşnaklar ve Hırvatları gerdi
GİRİŞ 15.02.2013 11:24 GÜNCELLEME 15.02.2013 11:24

Ülkenin güneyindeki Hersek bölgesinde yer alan Mostar kentinde Hırvatların "eşitliğe" dayanan kent yönetiminde üstünlüğü kendi lehlerine çevirme girişimlerinin gerginliğe yol açmasının ardından, Bosna-Hersek Demokratik İşbirlik Partisi (SDU) tarafından Mostar'ın devleti oluşturan iki otonom yapıdan biri olan Bosna-Hersek Federasyonu'nun başkenti olmasına ilişkin başlattığı girişim, Boşnak ve Hırvat partileri arasında tartışmalara neden oldu.

Bosna-Hersek'teki Hırvat partiler, sendikalar ve basının merkezi konumunda olan Mostar'da, kentin en hakim noktası Hum Dağı'na Hırvatlar tarafından dikilen dev haç ve batılı ülkelerin desteğiyle yaptırılan 100 metre yüksekliğinde kulesi de bulunan katedralle kentin bir bakıma silueti bozuldu.

Mostar'da savaşın bitiminin ardından 3'ü Boşnaklara ait 6 belediye şeklinde oluşturulan yönetimle idare edilen kentteki bu parçalı yapıya son vermek ve şehirdeki etnik gerginliği gidermek amacıyla eski AB Bosna-Hersek Yüksek Temsilcisi Paddy Ashdown, 2004 yılında, "Mostar'ın Dayton'u" olarak adlandırılabilecek 55 maddeli "Mostar'ın Statüsü" adlı bir düzenleme yaptı. Bu düzenlemeyle Mostar tek belediye haline getirildi, icranın başı belediye başkanı, yasama organı ise şehir konseyi olarak belirlendi.

Ashdown'un hazırladığı bu statü, 2004 yılından bu yana şehir konseyinde Hırvatların karşı gelmesi nedeniyle oylanıp kabul edilmedi. Bu statü kabul edilmediği için kentte birçok şey kilitlendi ve "dondurulmuş" bir şekilde bekliyor.

Hırvat ve Boşnaklara yönetimde eşit haklar tanıyan bu statüye karşı çıkan Hırvatlar, geçen yıl Ashdown'un hazırladığı bu statünün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurdu. Mahkeme verdiği kararda, "seçim yasası" başta olmak üzere, statünün bazı bölümlerinin anayasaya uygun olmadığına karar verdi.

"Mostar'da bir millete üstünlük verilmemeli"

Son günlerde ortaya atılan, Mostar kentinin Boşnak ve Hırvat nüfusun yoğun olarak yaşadığı Bosna-Hersek Federasyonu'nun başkenti olması fikrine, kimileri olumlu bakarken, bazı partiler gerekli olmadığı şeklinde yaklaştı.

Ülkede Boşnakları temsil eden en büyük parti konumunda olan ve Bosna-Hersek'in ilk devlet başkanı Aliya İzzetbegoviç tarafından kurulan Demokrat Eylem Partisi'nin (SDA) Başkan Yardımcısı Adil Osmanoviç, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, partisinin Mostar kentinin sadece Hırvat veya sadece Boşnaklar'a değil, bütün Mostarlılara ait olması gerektiği düşüncesinde olduğunu söyledi.

"Mostar'da bir millete üstünlük verilmemeli" diyen Osmanoviç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mostar'da her millet eşit olmalıdır. Saraybosna'nın hem devlet hem de bir otonom yapı olan Bosna-Hersek Federasyonu'nun başkenti olması yerine, entite başkenti olmasına ilişkin fikir çok ilginç. Çünkü bu şekilde Mostar'daki yaşama bambaşka bir boyut verilmiş olur, birçok kurumun merkezi bu kente taşınır."

Partisi SDA'nın Bosna-Hersek'in AB ve NATO üyeliği yolunda yapılması gereken reformları desteklediğini belirten Osmanoviç, Mostar'ın bir otonom yapı olmasına yönelik girişimle ilgili de diyalogu sürdürmeye hazır olduklarını dile getirdi.

Milliyetçi Hırvat partisi Hırvat Demokrat Birliği Bosna Hersek (HDZ BiH) Başkan Yardımcısı Marinko Çavara da Mostar'ın otonom bir yapının başkenti olmasından önce Bosna-Hersek'te yapılması gereken çok daha önemli ve acil reformlar bulunduğunu, bunların siyasi uzlaşı için uzun zamandır hayata geçirilmeyi beklediğine dikkati çekti.

Marinko Çavara, "Saraybosna hem Bosna-Hersek devleti hem de bir otonom yapı olan Bosna-Hersek Federasyonu'nun başkentidir. Bence bu anayasal düzen gayet iyidir. Bundan ziyade Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Bosna-Hersek'teki azınlık hakları konusunda verdiği karar doğrultusunda yapılması gereken reformlara bakmamız gerek" diye konuştu.

"Saraybosna devletin, Mostar federasyonun başkenti olsun"

Diğer milliyetçi Hırvat partisi Hırvat Demokrat Birliği 1990 (HDZ 1990) Başkan Yardımcısı Slavitsa Yosipoviç ise ülkede 7 Ekim 2012'de yapılan yerel seçimler kapsamında Mostar'da seçim yapılmadığını hatırlattı. Yosipoviç, "Eğer Banya Luka, devleti oluşturan diğer otonom yapı olan Bosna Sırp Cumhuriyeti'nin başkenti ise Mostar öbür otonom yapı Bosna-Hersek Federasyonu'nun başkenti olabilir. Fakat böyle bir girişimin ülkedeki öncelikler listesinde bulunduğunu düşünmüyorum" dedi.

Medya patronu Fahrudin Radonçiç'in başında bulunduğu Daha İyi Gelecek İçin İşbirliği Partisi (SBB BiH) Başkan Danışmanı Mirza Ustamuyiç ise partisinin Mostar'ı daha iyi geleceğe götürecek her türlü çözüme yönelik atılacak adımlara hazır olduğunu söyledi.

Hırvat Hak Partisi'nin (HSP) Genel Sekreteri Jelyko Asiç de partisinin Bosna-Hersek'in tamamını kapsayan anayasa değişikliğine götürecek çözümler görmek istediğine işaret ederek, "Sırp taraf Dayton Antlaşması ile gelen çözüme sadık. Bu yüzden bir genel reform yapılmıyor. Ancak genel reforma kadar Mostar kenti, Bosna-Hersek Federasyonu'nun başkenti yapılabilir. Bu aslında mantıklı bir çözümdür, çünkü Saraybosna devletin başkenti, Banya Luka Bosna Sırp Cumhuriyeti'nin başkenti iken, Mostar da diğer otonom yapının başkenti olabilir. Bu çözüm ayrıca Mostar'ın zaten zayıf olan ekonomisine büyük katkı sağlar. Çünkü çok sayıdaki kurum bu kente taşınır" diye konuştu.

Siyasi analistler de federasyon düzeyindeki bazı bakanlıkların merkezlerinin zaten Mostar'da bulunduğuna işaret ederek, federal hükümetin toplantılarının çoğunun burada yapıldığına dikkati çekti. Analistler, kurumların tamamının Mostar'a taşınmasının çok büyük ekonomik etkisi olmayacağı düşüncesini dile getirdi.

Mostar bölünmüş bir şehir olmamalı

Mostar'da yaşayan Hırvat asıllı Maya Buriç, AA muhabirine, Mostar'da yaşayan herkesin şehirdeki siyasi krizin etkisi altında olduğunu söyledi. Buriç, "Bütün Mostarlılar içinde çocuklarını büyüteceği sadece normal bir şehir istiyor" dedi.

Boşnak asıllı Mostarlı Emina Kebo ise Mostar'ın Hırvatlar ve Boşnaklar arasında bölünmüş bir şehir olmaması gerektiğini belirtti. Kebo, "Neretva Nehri'nin bir bölünme çizgisi olmaması gerek" ifadesini kullandı.

Almina Ciho ise Mostar'ın özel statüsü veya özel durumu olmaması gerektiğini, içinde yaşayan hem Boşnak hem Hırvat hem de diğer milletlerin mensuplarına ait kişilerin şehri olması gerektiğini vurguladı.

KAYNAK: AA
YAZDIR
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
DİĞER HABERLER
Feyzioğlu: En güzel cevabı sahada verdik
Son dakika: Çekilmesi beklenen YPG'li teröristlerden peş peşe saldırı