Ana sesi, yara bandında kayıtlı sarıp sarıp dinlesen

Esra Elönü, Diyarbakır'daki HDP binası önünde evlatları için eylem yapan annelerin feryadını anlatan bir yazı kaleme aldı.

Ana sesi, yara bandında kayıtlı sarıp sarıp dinlesen
Ana sesi, yara bandında kayıtlı sarıp sarıp dinlesen
GİRİŞ 11.09.2019 11:07 GÜNCELLEME 11.09.2019 11:07
Bu Habere 4 Yorum Yapılmış

İşte Esra Elönü'nün o yazısı;

Şimdi o dağın eteğindeki hüzün atlısı dört anne dağı başınıza yıkmaya geldi. Hepsi aynı feryadın akranı, bir kursaklarına tıktığınız bin evlat hevesinin hesabını soracaklar. Halkların kardeşliği mi kan rantının leşliği mi soracaklar! Siz kadife peçetelere döktüğünüz kan terini silerken, topraktan eteklerine sildikleri gözyaşlarının hesabını soracaklar.

İpekten mayın öfkeli anne sesidir. Evlat duyduğuna sevinir, cellat anladığında parçalanır.

Bir dağın eteğinde yaşamaya iştahsız anneler gördüm. Acıya tok olan anne, yaşamaya iştahsızdır, öyle uzaklara değil, neyi arıyorsa oraya dalar gözleri. Hüznün yunmuşunu, sevincin eskisini giyip bekler.

Sadece bir sandığı vardır o da evlat sandığı, geleni evlat sandığı, gideni evlat sandığı… Ve o sandıkta kilitlenmeyi yaşamaktan sandığı. Yaşını gösterir o anne, kaç yaş döktüğünü görebilirsin ama silemezsin.

Yüzünde evladının son uykusu gibi, kısa çizgiler. Yine yüzünde evlat yokluğu kadar, uzun sessizlik.

Bir oğul alnından kâkülleri sıyırır gibi çektiği perdeler, mutlu aile fotoğraflarına hiç çakılmamış duvar dipleri bir de gidenin dönmediği kapı eşiği. Bu üç yerin ana dilidir matem.

Yokluğun ana dilde sözlüğüdür anne. Tâze ekmeğin olmayışı değildir yokluk, o ekmeği bölüp verecek evlat bulamamaktır. Bir sofrada sadece bir çeşide uzanmak değildir yokluk, eksilmiş bir tabağı yerine koyamamaktır.

Yeni bir döşeğin olmayışı değildir yokluk, o döşeğin başına gidip bir yavruyu güzel bir güne uyandıramamaktır. Yırtılmış bir gömleğe yama değildir yokluk, o gömleği yıkayıp güneşe serememektir.

Anne, aynadan önce hüznüne bakan kadın… Ayna yarayı, hüzün sızıyı gösterir ki, sızıdır unutturmayan yokluğu.

Anneye hatırlatamazsın çünkü unutmaz.

Göğsünden hüzün sütünün nasıl çekildiğini unutturamazsın. Bir nar gibi patlayışını ve tane tane yanışını unutturamazsın. Eteğinin hangi ucundan kaç evladının tuttuğunu kaçını sele kaçını dağa kaptırdığını unutturamazsın.

Feryatla döktüğü saçları hangi kitabın arasında tel tel titremiş unutturamazsın.

Tencerede taş kaynatıp Hz Ömer (r.a.)’in adaletine el açtığı günleri unutturamazsın.

Gök gürüldediğinde yorganını kaç cennet serçesiyle paylaştığını unutturamazsın. Dizinin dibi ile bahçe kapısı arasında kaç çiçek derlediğini ve zalimlerin vurduğu yerde kaç gülün bittiğini unutturamazsın.

Anne âhı zâlime isabettir ıskalamaz!

Ahından ve duasından başka silahı yoktur annenin. Kızması, kalbini ateşe vermenizdendir. Dağın izbelerinde evladını dağlamanızdır öfkesine sebep. Kıyamadığına kıymanızdır mızrağın ucundan yükselen feryadı. Kanadının altındakini kanatmanızdır, biraz mutlu olsa göğe erecek başını lime lime edişinizdir, gülleri taşa çalmanızdır ona dağları deldiren.

Şimdi o dağın eteğindeki hüzün atlısı dört anne dağı başınıza yıkmaya geldi. Hepsi aynı feryadın akranı, bir kursaklarına tıktığınız bin evlat hevesinin hesabını soracaklar. Halkların kardeşliği mi kan rantının leşliği mi soracaklar! Siz kadife peçetelere döktüğünüz kan terini silerken, topraktan eteklerine sildikleri gözyaşlarının hesabını soracaklar.

Siz mezuniyet törenlerinde evlatlarınıza kep attırıp göğe doğru sırıtırken bu anaların evlatlarına kurşun attırıp toprağa doğru baktırdığınız her günün vebalini suratınıza çalacaklar!

Siz evlatlarınız iyi yaşasınlar diye seçmece konfor avına çıkmışken neden bu analar fidanlarının ölmedikleri güne şükrederek yaşıyorlar? Cevap verecekseniz.

Sizin çocuklarınız dizlerinizin dibinde de neden onların evlatları sıvadığınız dağların izbesinde.

Sizin telefonlarınızda ‘oğlum’ diye kaydettiklerinizi neden onlar mezar taşlarına kaydetmek zorunda. Cevap vereceksiniz!

Sizin toz konduramadıklarınıza neden onlar toprak atmak zorunda!

Siz hendek kazmalarına elbise giydirip adam süsü vererek bu çocukları kandırıyorsunuz. Bir kere de sizin evlatlarınız aynı kaptan o yalanı içsinler. Kanmalarına müsaade edecek misiniz? Başında kuş uçurtmadıklarınız evlat da makap altında ezilen başlar evlat değil mi?

Bir annelik bayrağı başlarında beyaz yazmalarıyla geliyorlar,

Ya o bayrağı dağınıza, cellatlığınızın tam ortasına dikecekler, ya da 17 yaşındaki gün görmemiş hüzün kâlelerini geri vereceksiniz.

YAZDIR
YORUMLAR 4
  • yunus 1 hafta önce Şikayet Et
    yazılarını okuyorum yüreğine kalemine sağlık cesur kız...Allah razı olsun sende örneksin herşeyin ile..
    Cevapla
  • Bir Akınci 1 hafta önce Şikayet Et
    Allah cc yar ve yardımcın olsun, din'i İslam yolundan ayırmasın, bu uğurda yapacağın her çalışmada muvaffakiyetler nasip etsin,her daim mekanın aydınlık, yolun açık olsun.
    Cevapla
  • emir ılgaz 1 hafta önce Şikayet Et
    Başka ne söylenebilir ki,anneyi,anneliği iğrenç politikalarına alet edemiyecekler..Kandırılmış tüm masum evlatların annelerine kavuşması duası ile..
    Cevapla
  • kamuran ışık 1 hafta önce Şikayet Et
    Esra Allah razı olsun kardeşim
    Cevapla
DİĞER HABERLER
Mısır Savunma Bakanlığı'na 'Sisi'yi tutuklayın' çağrısı!
Düşmana korku salacak! Büyük görevlere küçük asker...