12 Kasım 2009 15:12
- 5 Yorum
- 1,091 Okunma
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, TBMM'de, Mavi Akım Projesi ili ilgili 2000 yılında yapılan kapalı oturum tutanaklarının açıklanması için Meclis Başkanlığına başvurduklarını söyledi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, ''Mavi Akım Projesi'' ile ilgili 2000 yılında yapılan kapalı oturumun tutanaklarının açıklanması için Meclis Başkanlığına başvurduklarını, ayrıca konuyla ilgili Meclis Soruşturması açılmasını önerdiklerini bildirdi.
Vural, düzenlediği basın toplantısında, AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç'ın, Mavi Akım Projesi ile ilgili Genel Kurulda dile getirdiği iddiaları değerlendirdi.
Kılıç'ın iddialarını ispat edememesi durumunda ''müfteri'' olacağını ifade eden Vural, TBMM'de, Mavi Akım Projesi ili ilgili 2000 yılında yapılan kapalı oturum tutanaklarının açıklanması için Meclis Başkanlığına başvurduklarını bildirdi.
''Hodri meydan'' diyen Vural, şunları söyledi:
''Madem bu işe girdik, madem iddianız bu, kapalı oturum tutanaklarının yayımlanması dahil, gelin formülün değiştirilmesine yol açan Sayın Başbakan'ın Soçi'de Putin ile yaptığı 7,5 saatlik görüşme, bu görüşmelerden sonra Mavi Akım'ın formülünün değiştirilmesi, bu formülden sonra milletin ne kadar kazık yediği konusunda, hodri meydan bir Meclis Soruşturması açalım. Bu konuda milletimiz yediği kazığın hesabını herkesten sorsun. Biz bunu istiyoruz. 2007 yılında fiyat farkı formülü nedeniyle 526 milyon 443 bin 968 ABD doları fark oluştuğunu, gelin Meclis olarak soruşturalım. Bu AKP'ye bir fırsat. Bu konuda MHP'nin grup önerisini TBMM Genel Kuruluna getireceğiz. Bunlar artık kapalı kapılar ardında kalmamalıdır.''
''DEMOKRATİK AÇILIMLA İLGİLİ ÖNGÖRÜŞME
Oktay Vural, ''demokratik açılım'' konusunda yapılan öngörüşmeler sırasında yaşanan gerginliklerin bir daha yaşanmamasını istediklerini söyledi.
Konuyla ilgili Meclis İletişim Daire Başkanlığının yaptığı açıklamayı eleştiren Vural, şöyle devam etti:
''Burası TBMM... Bizler Türk milletinin iradesiyle geliyoruz, 'TBMM İletişim Dairesi Başkanlığından bildirilmiştir...' TBMM İletişim Daire Başkanlığı, Genel Sekreter Yardımcılığına bağlı bir Daire Başkanılığı. Bu Daire Başkanı, milletvekili ve Meclisin çalışmalarıyla ilgili olarak açıklamada, 'büyük üzüntü duyulmuştur, gölge düşürmüştür...' Sen kimsin, bunu kimin adına yapıyorsun?. Sayın Meclis Başkanına sordum; siz bir açıklama yapabilirsiniz. Bir bürokrat, Meclisle ilgili nasıl böyle bir açıklama yapabilir? Size bile atfedilmiyor. Meclis Başkanı, 'ben istedim onlar yaptı' dedi. Burada 'TBMM'nin basın açıklaması' diye hiçbir husus yer almıyor. Bir bürokratla, TBMM adeta uyarılıyor. Milli irade bürokratik oligarşiye teslim ediliyor. Baskı ve tehdit...
Bir taraftan Başbakan tehdit ediyor, bir taraftan bir daire başkanı basın açıklaması yapıyor. Yapacaksa Meclis Başkanı basın açıklamasını yapsın. Bu Meclisin hükmü şahsiyetini ve milletvekillerinin şahsiyetini ayaklar altına almaktadır. Böyle bir şey kabul edilemez. Meclis Başkanı, 'usul bu' dedi. Böyle bir şey olabilir mi? Baskı ve tehdit Meclise kadar geldi. Ne günlere kaldık...''
BAŞBAKAN'IN TAVRI
''Sayın Başbakan etten önce şıp diye çömleğe düşüyor'' diyen Vural, Erdoğan'ın, Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin'i azarladığı iddialarına değindi.
Odada grup başkanlarının konuştuğunu ifade eden Vural, ''Tak, damlıyor... Ne işin var orada. Sen Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'sın'' dedi.
ARINÇ'IN SÖZLERİ
MHP Grup Başkanvekili Vural, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, Diyarbakır'da yaptığı konuşmayı da eleştirdi. Arınç için ''gözyaşı dökmekten sorumlu başbakan yardımcısı'' nitelemesinde bulunan Vural, ''Kafes kekliği gibi şey yapıyor. Başka ne görevi var bilmiyorum, kafes kekliği gibi Diyarbakır'da konuşuyor. Diyarbakırlılara şikayet ediyor. Ne kadar bölgeci, ayrımcı, fitneci birisi. Kalkıp bunu oralarda siyaset malzemesi olarak gösteriyor. Orada zorbalıktan bahsediyor.
Böyle noktaya gelinmesini tasvip etmiyoruz. Kimin kimi susturmak istediği, hangi hakimlerin, hangi siyasetçilerin telefonlarının dinlenildiği, nerelerin baskı altına alındığını, Meclis Başkanının nasıl susturulmak istendiği, siyasi parti gruplarının nasıl sesinin kesilmek istendiğini, zorba yönetim anlayışını, bu dönemde görüyoruz. Sayın Arınç, 'ben olsaydım müsaade etmezdim' demiş.
Herhalde gözü Meclis Başkanlığında. Sen kimsin? Benim İçtüzükten kaynaklanan hakkım var. Senin 7 sülalen gelse, bu bu hakkımı kullanmaya yetkim var. Sen susturacak mısın? Efendim 'müsamaha etmezdim'. Ne yapacaktın, dövecek miydin?''
''Demokratik açılım'' konusunun, 10 Kasımda Meclise getirilmesini ''tahrik'' olarak niteleyen Vural, ''Bunu Sayın Başbakan özellikle seçmiştir, günü de özellikle seçmiştir, sözcüyü de özellikle seçmiştir, tahriki de özellikle seçmiştir. Bu eser Sayın Başbakan'ın gerilim siyasetinin tipik bir eseri olarak görülmelidir'' diye konuştu.
Başkanlık Divanının arkasındaki odada, yaşanan olaya şahit olup olmadığının sorulması üzerine Vural, ''Hayır olmadım'' dedi.
İçeriye girdiğinde, İçişleri Bakanı Beşir Atalay ile konuştuğunu anlatan Vural,''Hükümetin tavrını doğru bulmadığımı söyleyince, Sayın Başbakan da 'savunmasın mı' karşılığını verdi. Bunun üzerine 'algılamanız bu kadarsa, o zaman daha ağır eleştirilerim olacak, çıkar cevap verirsiniz' dedim. Onu söyledikten sonra kendisi kalkıp gitti'' diye konuştu.
Vural, ''Başbakan sinirli miydi?'' sorusuna, ''Evet sinirliydi. Sayın Başbakan'ı siz daha iyi tanıyorsunuz. Sonra Meclis Başkanı ile gittiler ama ne yaptılar o sırada bilmiyorum'' karşılığını verdi.
Kaynak: AA