Ağanın rüşvet davası başladı

648 ve 649'uncu Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri Ağası Seyfettin Selim'in de aralarında bulunduğu 39 sanığın yargılanmasına başlandı.

Ağanın rüşvet davası başladı
Ağanın rüşvet davası başladı
GİRİŞ 10.02.2010 15:34 GÜNCELLEME 03.02.2016 18:15

Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, 39 sanıktan 15'i tutuklu 34 sanık katıldı. Tutuksuz 5 sanığın gelmediği duruşmaya, salonda yer olmadığı gerekçesiyle basın mensupları ve izleyiciler alınmadı.

Duruşmada sorguları yapılan sanıklardan firma sahibi Bahtiyar Altıntaş, ruhsatlı hafriyat sahası bulunduğunu belirterek, teknik takiple tespit edilen telefon görüşmelerinde kendisine ceza kesilmemesine yönelik bir talebinin olmadığını çünkü yüklü miktarda ceza kesildiğini ifade etti.

Sanıklardan Mustafa Yavaş da kimseye rüşvet vermediğini savunarak, yalnızca jandarmanın yeni yapılan karakol binasına hediye olarak bir televizyon aldığını ve bazı zamanlarda şirketlerinin yeni yapılan kamu binalarının eksiklerinin giderilmesi için yardımda bulunduğunu söyledi.

Tutuksuz yargılanan 648 ve 649. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri Ağası Seyfettin Selim de Hadımköyspor'un başkanlığını yaptığını, Sakaryaspor'daki yöneticiliği ise bu soruşturma nedeniyle bıraktığını belirtti.

Selim, notlarının arasında ''rüşvet'' şeklinde yer aldığı iddia edilen ibare ile ilgili de ''Bir şahıs için silah ruhsatı alırken emniyet haricen sanki rızamız ile verilmiş gibi para aldığından o yüzden notlarıma kızgınlıkla rüşvet yazmış olabilirim'' dedi.

Suçlamaları kabul etmediğini söyleyen Selim, telefon görüşmelerine ilişkin soruları ''Arkadaşım olan ancak ismini hatırlayamadığım, siyasi parti nedeni ile tanıdığım bir kişiye tonaj fazlası nedeniyle işlem yapıldığından mağdur olduğunu söylediği için bayram öncesi böyle bir cezanın haksızlık olacağını belirttim. Hatta kesilen cezayı ben ödedim. Mahmut İslamoğlu ile bir konuşmam olmadı. Rüşvet kelimesi yanlışlıkla söylenmiş olabilir. Ayrıca Ali isimli arkadaşımın kepçesi kaza yapmış ve bir kişi ölmüştü. Kepçeciyi korumak amacıyla telefon açtım. Bunun için komutanı aradım. Olay yerinde sürücüye zarar verilmemesini istedim. Ölen kişi 59 yaşında olduğu için '5 bin 900 TL borcun var' dedim'' diye yanıtladı.

Selim'in avukatı Necdet Öztürk de müvekkilinin hafriyat işi ile uğraşmadığını söyleyerek, müvekkilinin ekonomik durumu ve sosyal ilişkilerinin iyi olması nedeniyle zaman zaman kendisinden bu gibi konularda yardım istendiğini ve yapılan telefon konuşmalarının bunlardan ibaret olduğunu iddia etti.

Savunma yapan sanıklardan zabıta memuru Salih Demir de kimseden rüşvet almadığını ve kimseye rüşvet vermediğini öne sürerek, hakkındaki suçlamaları kabul etmedi.

Demir'in avukatı Metin Tarhan da iletişimin tespitine ilişkin yapılan işlemlerin geçersiz olduğunu savunarak, ''Örgüt kapsamında araştırma için izin istenmiş. Bu izin ferdi ve bu amaca aykırı olarak kullanılmıştır. Usul açısından geçersizdir. Görevliler o sahada dökümü önleyebilmek için bazı görüşmeler yapmıştır. Yapılan her görüşmeye rüşvet şüphesi ile yaklaşılmış ancak uzun süren takibe rağmen somut bir saptama, rüşvet verme anını tespit etme söz konusu olmamıştır'' dedi.

Sanıklardan Zabıta Komiser Yardımcısı Aydın Özdemir de mesleğinde başarılı olduğu için komiser yardımcısı yapıldığını, komiser olmak üzereyken tutuklandığını ve bu hakkını yitirdiğini belirterek, tuttuğu tutanaklarla yaptığı işlemlerden devlete 30 milyon TL cezadan dolayı kazanç sağladığını dile getirdi.

Mahkeme heyetinin evinde yüklü miktarda nakit para bulunması ile ilgili sorusu üzerine Özdemir, hasta olan anne ve babasının tedavilerinin masraflı olduğunu, parayı aniden ihtiyaç duyulabileceği düşüncesiyle evde bulundurduklarını öne sürdü.

Özdemir, yaptığı telefon görüşmelerinde abartılı konuşmalar yapmış olabileceğini kaydederek, konuşmalardan bazılarının şaka amaçlı olduğunu iddia etti. 

Olay tarihinde jandarma astsubayı olarak görev yapan, daha sonra emekli olan Ergün Ertekin de suçlamaları reddederek, ''Kaçak dökümü yaptırabilmem için tüm jandarma teşkilatının bu iş için organize olması gerekmektedir. Her gün çevre koruma, doğal hayatı koruma timleri gelir, çoğu zaman benim yapılan çalışmalardan haberim olmaz'' diye konuştu.

Ertekin, zaman zaman bölgelerinde faaliyet yürüten iş adamlarından komutanlarının bilgisi dahilinde yardım aldıklarını, bu nedenle kendilerini borçlu hissettikleri kişilerle yaptığı görüşmelerde ''evet'', ''hıı'' şeklinde geçiştirme maksatlı sözler söylemek zorunda kaldığını iddia etti.

Sanık Hamit Kalkan'ın avukatı Atiye Taslacıoğlu da soruşturmada sadece telefon dinlemeleri ile işlem yapıldığını, suç üstü, fotoğraflama ve para tespiti yapılmadığını, bu nedenle suçlamaları kabul etmediklerini aktardı.

Taslacıoğlu, bölgenin büyükşehir göl havzası olduğunu, bölgede gece ve gündüz üçer kişiden oluşan 15 ekip çalıştığını, rüşvet olgusundan söz edilecekse bunun sadece zabıta memurları ile sınırlı kalmaması gerektiğini savundu.

Tutuklu sanıklardan zabıta memurları Nurettin Gül, Metin Kovancı, Hamit Kalkan, Zekeriya Ertekin, Osman Coşkun, belediye işçisi Turgut Uluç, zabıta komiseri Ahmet Dursun ile tutuklu firma sahibi ve çalışanlarından Ali Dağhan, Recep Çapur, Metin Akman ve Mustafa Öcal'ın yurt dışına çıkışlarına yasak konularak tahliyelerine karar veren mahkeme heyeti, Bahtiyar Altıntaş, Gürbüz Çilgasit, Aydın Özdemir ve Mehmet Yağmur'un tutukluluk hallerinin ise devamını kararlaştırdı.

Mahkeme heyeti, yaptığı şikayet ile soruşturmanın başlamasını sağlayan K. U.'nun duruşmaya zorla getirilmesine hükmederek duruşmayı erteledi.

-İDDİANAMEDEN-

Bakırköy Cumhuriyet Savcılığınca hazırlanan iddianamede, hafriyat işi yapan firmaların Büyükçekmece Gölü çevresinde ve havzalarda kaçak döküm yaptıkları ve bu bölgeyi kontrol etmekle görevli bazı zabıta amir ve memurları ile rüşvet ilişkisi içine girdikleri iddia ediliyor.

Şüphelilerin örgüt yapılanması içine girmeden haksız menfaat temin ettiği belirtilen iddianamede, şüphelilerden zabıta memuru Mehmet Emin Özkan ve Nurettin Gül ile belediye işçisi Turgut Uluç'un şikayetçi K. U.'ya döküm izni belgesi almasına rağmen zorluk çıkardığı ve kendilerine maddi menfaat temin etmeye zorladığı kaydediliyor.

İddianamede, 35 sanığın bir veya birçok kez ''rüşvet'' suçunu işledikleri gerekçesiyle 4 ila 12'şer yıl, bir sanığın ''irtikap'' suçundan 5 ila 10 yıl, 3 sanığın da ''rüşvet'' ve ''irtikap'' suçlarından 9 ila 22'şer yıl arasında hapis cezasına çarptırılmaları isteniyor.

KAYNAK: AA
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
DİĞER HABERLER
Valilikler peş peşe duyurdu! Çok sayıda ilimizde yasak kararı! Aylarca sürecek
Kocasını 15 parçaya bölüp, çöpe atmıştı! Vahşette yeni detaylar ortaya çıktı