Avrupa'nın öz vatan olduğunun belgesi

Avrupa'ya yıllar yıllar önce rızkını kazanmak için giden vatandaşlarımız, birkaç yıl çalışıp dönecekti. Aradan geçen zaman orayı kendilerine yurt yaptı. Hem de Türkiye'de depremde can verenlerin cenazeleri...

Avrupa'nın öz vatan olduğunun belgesi
Avrupa'nın öz vatan olduğunun belgesi
GİRİŞ 13.03.2010 04:32 GÜNCELLEME 13.03.2010 04:32

Sakarya Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Ebubekir Sofuoğlu, İngiltere'nin başkenti Londra'da yolu bir gün mezarlığa düştüğünde üzerinde ayyıldız bulunan bir çiftin mezarını görür. Yalkaştığında çiftin isimlerini farkeder. Daha yaklaşıp üzerindeki kitabeyi okuduğunda mezarın İbrahim ve Ayşe Durmuş çiftine ait olduğunu görür.

Esas şaşırtacak ayrıntı ise bir başka noktada idi. Ayşe ve İbrahim Durmuş çiftinin 17 Ağustos depreminde Yalova'da hayatlarını kaybettiğini okur. Çiftin evlatları, anne babasının cenazesini almış ve artık kendilerine yurt edindikleri Londa'ya götürmüşlerdi. Çiftin soyadı, İngilizler'in okuma zorluğu çekmemeleri için "Dourmoush" şeklinde yazılmış.

Fotoğrafı çeken isim olan Doç. Ebubekir Sofuoğlu, göç olsunu ve vatanlaşmayı Haber 7 için yazdı.

TÜRKLERE VATAN HALİNE GELEN AVRUPA, ONLARI ASİMİLE EDECEK Mİ?

II. Dünya savaşından sonra yeniden restore edilen ve yeniden hızlı bir sanayileşme hamlesine giren Dünya, bu süreci 1960’larda da başladığı hızda devam ediyordu. II. Dünya savaşı sonrası bu hızlı sanayileşme sürecinden Türkiye ve Türkler de nasibini almıştı.

Türkiye ve Türkler bu sanayileşme sürecine, maalesef yatırımcı olarak değil de işgücü potansiyeli ile dahil olmuştu. Bu süreçte işgücü potansiyeli ile dahil olmak da güzeldi, ancak o zamanlarda Türkiye’nin dış yatırım potansiyeli güçlü değildi.

Bu vesile ile yurtdışına ihraç edilen Türk işçileri, Türkiye’nin bir anlamda tanıtımını da yapmış oluyorlardı ancak bu tanıtım o sıralarda bazen Türkiye için olumsuz manalara da yol açıyordu. Çünkü ihraç edilen Türk işçileri, arasında hoşa gitmeyen davranışlar sergileyenler de oluyordu maalesef.

Türk işçilerinin bazen meydana gelen bu olumsuz tavırlarının yanı sıra, bu işçilerin Avrupa’ya Türkiye’yi ve İslamı da çok güzel tanıttığı ayrı bir vakıaydı. Bu işçiler yıllar içinde Avrupa’da, camiler, mescitler, kültür merkezleri gibi devasa kurumlar ve sayıları bugün milyonlarla ifade edilen nüfus meydana getirmişlerdi.

Adeta Türkiye’nin tanıtımını üstlenen bu ilk giden kuşak, Avrupa’da çalışıp geri dönmeyi planlarken artık, bugün 4.,5.kuşaklar geri dönmek yerine Avrupa’yı yurt olarak benimser hale gelmiştir. Artık bu son kuşaklar geri dönme planları yerine, oralarda yer-yurt edinme planları ve çabaları içine girmişlerdi.

Fakat, bu giden ilk kuşak ve sonraki kuşaklar her ne kadar Avrupa’da kalmışlar ve Avrupa’yı yurt edinir hale gelmişlerse de öldüklerinde Türkiye’ye defnedilmeyi istiyorlardı. Bunun için bulundukları ülkelerde, öldüklerinde cenazelerini Türkiye’ye nakledecek cenaze nakil organizasyonları bile kurmuşlardı.

Hatta bunun için neredeyse her işçinin elinde cenaze kartları, cenaze nakil işleminin yapılabilmesi için önceden tamamlanması gereken ödeme planları bile vardı. Yani, her ne kadar Avrupa, yurt edinmeye başlanıldıysa da öldüğünde defnedilecek yer olarak aynı oranda düşünülmüyordu. Yani ölülerini Türkiye’ye defnetmek istiyorlardı.

Ancak bu eşik de geçilmiş durumdadır. Bir süredir, ölülerini Avrupa’ya defnetmeye başlayan, hatta bunun için Avrupa’da mezarlık tesisleriyle uğraşan Türkler, artık defnedilecek yer olarak da Avrupa’yı tercih etme sürecine girmişlerdir. Yani Avrupa’nın yurt edinilme süreci psikolojik olarak da tamamlanmış gözükmektedir. Türklerin, bu şekilde Avrupa’yı yurt edinme eğilimi kötü bir sonuç elbette değildir. Burada tedirginlik veren durum, Türkleri Avrupa’yı her haliyle yurt olarak belirlerken, kendi İslam kültüründen kopma ihtimalidir.

Uzunca bir süredir, kendi kültürlerinden koparak ateistleşen, dinden uzaklaşan, Avrupalı biri gibi olmaya çalışan, Hıristiyanlaşan Türklerin çocuklarının bir kısmı, defnedilecek yer olarak da Avrupa’nın tercih edilmesiyle, kültürüne ait son bağını da adeta kopartma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

İnsanlar hayatlarında her ne kadar dinlerine çok bağlı olmasalar da ölümlerinin dini usullere göre olmasını kesinlikle isterler. İşte defnedilecek yer olarak Avrupa’nın belirlenme süreci burada tehlikeli olmaya başlamaktadır. Zaten normal hayatlarında da İslam kültüründen belki istemeyerek de olsa uzaklaşan Türkler, defnedilecek yerin Avrupa olarak belirlenmesiyle ve asli kültürlerinden kopulmasıyla belki de zamanla İslami defin adetlerini de terk etme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaklardır.

Bu nedenle, Londra’da çok sevdiğim bir büyüğüm bana ”gelecekte çocuklarımız bizi acaba kiliseden mi kaldıracaklar” diye korkusunu söylerdi. İşte maalesef bu durumun önüne gelinmiş durumdadır.

Avrupa’da yaşayan Türkler, öldüklerinde Türkiye’ye defnedilmek için cenaze fonları kurarken, ölülerini belki de binbir zorluklarla Türkiye’ye getirirlerken, artık tam tersi süreç yaşanmaktadır. Türkiye’de vefat eden bir çift defnedilmek üzere Londra’ya nakledilmiş ve orada gömülmüştür.

Gerçi bu çift Türkiye değil Kıbrıs Türkü idi, ancak defnedilecek yer olarak Londra’nın seçilmesi düşündürücü idi. Yani Türkiye’de ölmüş bir çift, Kıbrıs’tan ve Türkiye’den ziyade,  Londra’yı kendilerine vatan olarak seçmişler ve defnedilmek için Londra’ya kadar nakledilmişlerdi.

Yukarıda da ifade edildiği gibi Londra’nın defnedilecek yer olarak seçilmesi sadece bu boyutuyla kötü ve tehlikeli değildir. Hatta oralarda Türk varlığının olması boyutuyla iyi bir sonuçtur. Ancak bu sonuç Türkler asimile olmazlar güzel bir sonuçtur. Şimdiye kadar asimile olmuş birçok Türk’e rastlanıldığı şu durumda, defin yerinin de Avrupa olarak seçilmesiyle bu asimilasyonu durdurma ihtimali olan son bağ da kopmuş olması anlamına geldiği için durum tedirginlik vericidir.

Yarın, Avrupa’da şu kadar milyon Türk var dendiğinde bile belki de buna itiraz edecek asimile olmuş Türklere rastlanılacaktır. Bu bir kehanet değildir. Avrupa’da yaşayanlar bunu bilirler ve Avrupa’ya giden bunu rahatlıkla görebilir. Türkler, kültürlerini kaybediyorlar.

Yalova’da ölmüş bir çiftin Londra’ya kadar taşınıp orada defnedilmesi de bu asimilasyon sürecinde önemli bir dönemecin de geçildiğini göstermesi ihtimali açısından üzücüdür. Bir de Yalova’da ölen çiftin ölüm sebebinin Yalova depremi olması da, Yalova depreminin hüznünün deniz aşırı boyutlara taşınması açısından ilginç bir örnek olaydır.

Artık defin yerinin de Avrupa olarak belirlenmesi yetkililere bir uyarı ateşi niteliğinde olmalıdır. Yukarıda da değinildiği gibi, defin yerinin Avrupa olması kendi başına tehlike değil, Türklerin yalnız bırakılırlar, sahip çıkılmazlarsa asimile olma ihtimallerinin kuvvetlenmesi açısında tehlikelidir. Yani Avrupa’daki Türkler, Türkiye ile bağlarını bir bir kopartıyorlar, lütfen acil tedbirle alın.

Unutmayın ki tarih, Hunlar, Avarlar, Peçenekler, Kumanlar gibi asimile olmuş Türkler örnekleriyle doludur.


Doç. Dr. Ebubekir Sofuoğlu    

KAYNAK: HABER 7
YORUMLAR 6
  • mehmet tokat 16 yıl önce Şikayet Et
    AVRUPA DARWİNE İNANIR. darwin de türk milletini küçük görme, haşa aşağı ırk görme gafletine düşmüş, avrupalı mutlaka türkleri asimile etmelidir demişti.
    Cevapla
  • muttalip topal 16 yıl önce Şikayet Et
    kayserili. ben bu olaya yorum yapamam ailenin kendi tasrrufu nereye gömülecekleri ama şuda var avrupada aileler çocukları ile ne kadar ilgileniyor dinini dilini örfünü adetini ne kadar yaşatıyor ben kayseriliyim son üç yılda kayserispor iki kez avrupa arenasına çıktı her gittigi şehirde öyle bir ilgi gördüki tüylerim diken diken oldu istanbul takımları gibi yalandan şişirme ilgi degildi işte buda bizim ayrıcalıgımız bu milliyetçiligimiz memleket sevgimiz örfümüze adetimize baglılımız en büyük görev aile büyüklerinin
    Cevapla
  • İHSAN BULUT 16 yıl önce Şikayet Et
    Mu kitasi.... Batik kita bir araştirin derim.Cin lilerin ve Japonlarin oraya ayit bircok bilgi ve kalinti buldular.ATATÜRK te Mu kitasi hakkinda bilgi toplamişti.Araştirin bi Mu kitasi batik kita diye ögrenin neyin nerden geldigini...
    Cevapla
  • ESLMZ48 16 yıl önce Şikayet Et
    Mezar Taşı. Sofuoğlu Hocanın araştırma ve yorumlarından ziyade çekmiş olduğu resim ilgimi çekti. Keşke resim büyültülebilecek formata konsaymış. Mezarı yaptıran kişiler, anladığım kadarıyla, dindar. Mezar taşındaki Arap harfleriyle yazılmış Besmele ve Kelime-i Tevhit güzelde, ortaya konulan fotoğraf neyin nesi? İslam itikatında mezarlara fotofraf koymanın, günah olmasa bile, hoş karşılanmayacağı açıktır. Bu çelişkiye düşülmesi, mezarı yaptıran evletlara pek yakışmamaktadır.
    Cevapla
  • orhan ayyildiz 16 yıl önce Şikayet Et
    Allah neslimizi kurtarsin avrupa batagindan. Allaha du ediyorum herzaman bizleri bu gurbet batagindan kurtarsin diye insallah bir gün kendi vatanimiza kavusuruz az ve öz olsun amma kendi vatanim olsun bülbülü altin kafese koymuslar ah yinede vatanim demis umarim bu sözde vatanimizdan uzak bizlerin derdini cilesini anlatiyor umarim vatanimizin kiymetini bilmeyenler anlamayanlar insanlarimizda anlar vatanimizin günesine havasina insanina Ezan sesine herseyine hasretiz amma bu vatani ücbes capulcuya din vatan düsmanlarina kaptirmayin vatana sahip cikin
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
Kocasını 15 parçaya bölüp, çöpe atmıştı! Vahşette yeni detaylar ortaya çıktı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Çiftçilere yönelik destek tutarları artırılacak!