'Çoğunluk kararı hakikat değildir'

İsviçre’deki minare yasağına Almanya nasıl bakıyor? Haber 7’nin Uzaklardan Mektuplar köşesine yazılar yazan Zehra Yavuz, ‘Minare Yasağı’nın Almanya’daki yankılarını Haber 7 okurları için derledi:

'Çoğunluk kararı hakikat değildir'
'Çoğunluk kararı hakikat değildir'
GİRİŞ 08.12.2009 16:16 GÜNCELLEME 08.12.2009 16:16
İşte Alman kamuoyunun minare yasağı değerlendirmesi:
Almanya’nın saygın gazetelerinde/medyada İsviçre’deki “Minare Krizi“ nasıl yorumlandı?

Süddeutsche Zeitung: 7 Aralık 2009,  Minareler ve Sigaralar, Sayfa 4


Avrupa’da yine bir hayalet dolaşıyor. İsviçre’deki hayalet minareyi yıkıyor, bu din düşmanlığı hayaletidir. Bu hayalet komünistlik gibi kolay sınıflandırılamayan bir hayalet. Komünistlik sol idi, işçi sınıfıydı ve kapitalizmi yıkmak istiyordu. Yeni hayalet bazen sağ bazen sol, bazen yapıcı, bazen yıkıcı, değişim içinde muhafazakar, ilerici veya reaksiyoner. Avrupa’daki yeni hayaletin ismi doğrudan demokrasidir (plebiszit). Bazıları doğrudan demokrasiyi daha demokrat olarak görürken, bazıları ise hukuk devletini tehdit edici buluyor. İkisi de haklı. Doğrudan demokrasi uyumlu ve dikkatli kullanıldığında demokrasinin öz  isteğini gerçekleştirebilir. Fakat doğrudan demokrasi insan ve vatandaşlık haklarını çiğnediğinde demokrasiyi tahrip de edebilir.

Plebiszit/doğrudan demokrasi toplumsal sorumluluğun harikası da olabilir, azınlıklara karşı egoistlik ve önyargılarla felaket de olabilir.
Demokrasi istatistikten daha üstün bir değerdir, demokrasi oy verme prosedüründen daha üstün bir değerdir. Demokrasi, toplumu ciddiye alan ve koruyan bir değer toplumudur. Demokratik kararlar otomatikman hukuka uygun kararlar değildir ve doğrudan anayasaya uyum sağlamaz. Almanya’da demokrasiyle onaylanan kanunlar anayasa mahkemesi kararıyla feshedilmiş/düzeltilmiş/kaldırılmıştır. Çoğunluk; hakikat , doğruluk ve anayasa uyumluğu demek değildir.

 (İsviçre’deki) Plebiszit/doğrudan demokrasi  insan ve özgürlük haklarını göz ardı ediyorsa, örnek alınacak bir demokrasi değildir. Bu sadece yanlış anlaşılmış, istatistiksel bir demokrasidir.
Plebiszit/doğrudan demokrasi insanları bilinçlendiriyorsa, birlikte kararlılığa yol açıyorsa iyidir. Ama mesela ölüm cezasını onaylıyorsa hiç de o kadar doğru değildir. Bazı insanların hakları çoğunluğun onayına bağlıysa bu çok absürdüdür. Böyle devam ederse, azınlıkların hiç hakkı olmayabilir. Bir demokraside hak ve hukuk çiğneniyorsa, orada demokrasi yoktur, sadece çoğunluğun keyfiyet isteği vardır. Bir demokrasi  istatistiksel bir varlık olmadan öte bir değer olmak istiyorsa, kendini destekleyen, sağlamlaştıran enstitülere ve arka plan şartlarına ihtiyacı vardır. Demokrasiyi anayasadan kurtarmaya gerek yok. Demokrasinin üzerine anayasa ile  titremek gerek. Demokrasi ve hukuk devleti ortak kardeştirler. Heribert Prantl.

Focus Haftalık Haber Dergisi’nin İnternet Sitesi, 4.Aralık 2009

Almanlar Minare Yasağına Karşılar

Bild am Sonntag Gazetesi’nin Emnid’e yaptırdığı araştırmaya göre Almanların çoğunluğu minare yasağına karşılar. Yüzde 48’i minare yasağına karşı oy kullandılar, yüzde 38’i camilerde minare yapımına yasak konsun istedi.
Karşı olanların çoğunluğu 65 yaş üzerinde ve normal okul seviyesi düzeyindeler veyahut SPD Partisi’ne yakın olanlar. Minare yasağına karşı olanların çogu yüksek okul mezunları ve Yeşiller Partisi’ne yakın olanlar. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan İsviçre’deki minare yasağını Avrupa’daki İslam korkusu olarak yorumladı.
Almanların yukarıdaki habere yaptıkları yorumlardan bazıları (Kısmen, anlam itibariyle):
-Referandumun kararını kabullenmek ve İsviçrelilerin korkularını anlamak gerek ve önyargılara karşı bir şeyler yapmak gerek.
-Hıristiyanlar iki tane dünya savaşını bile engelleyemediler. Bu zamanda Müslümanlarla birlikte insani ve arkadaşça yaşamak lazım.
-İsviçreliler o kadar da haksız değiller. Ben İslam’ı tehdit olarak görüyorum ve bana lazım değil. Şimdiye kadar hiçbir inançlının (Müslüman) terörü ve kadınlara karşı yapılan utanmazlıkları kamuoyunda kınamadı.
-Referandum ne doğruydu ne de yanlış. İsviçrelilerin hassasiyetinin birçok nedenleri vardır. Propaganda ve yanlış hedefli bilgiler yüzünden de oldu.
-Bu referandumun özünde camii veya minare yok. Aslında planlanan İslam’ın Avrupa’ya hakimiyeti söz konusu.
-Zengin müslümanlar paralarını neden İsviçre’ye depolamışlar ki? Neden Türkiye’ye yatırmamışlar paralarını?
Frankfurter Allgemeine Zeitung, internet sitesi, 29 Kasım 2009

 “Referandum’da yüzde 57 minare yasağına evet, yüzde 43’ü hayır dedi. Basel’liler ve Genfli’ler ise minare yasağına hayır dediler.”

Süddeutsche Zeitung: 3 Aralık 2009, Hakimiyet Sembolü ve Yasaklar, Sayfa 13


Eskiden  Türk mahallerindeki mescitler çoğunlukla Yunan Kiliseleri’nin camiye dönüştürülmüş şekliydi. Bunlarda minare bulunmuyordu. 18.yüzyıldan itibaren mescitler camiye dönüştürülmeye başlandı. Bu dönemde Müslümanların tepkileri oldu. Hatta dönemin meşhur müftüsü Ebussuud minare yasağına benzer (gibi) bir fetva vermek mecburiyetinde kaldı. Müftüye yöneltilen soru şuydu: “Bir kişi evini mescide dönüştürmek ve yanına minare yapmak istese, komşuları bundan ‘Minareden bahçemize bakılabiliyor (Mahremiyet açısından)’ razı olmazsa dinen hükmü nedir? Ebussud’un cevabı: Cemaat, ezanı minare olmadan da duyabiliyorsa, minare olması mecbur değildir, hatta ihlassız davranma (dindarmış gibi gösteriş yapmak) açısından asla tasvip edilemez.”

Başka bir yerde ise, müezzinin  ezanı okur okumaz aşağıya inmesi istenildi, ki; hanımlar ortalıkta rahatça dolaşabilsin. Edirne’deki Üç Şerefeli Camii (1437-1448)- Yeni Camii- 68 Metre boyunda dönemin İslam Hakimiyetini gösteriyor. Ayasofya’ya 16. yüzyılda 2 minare eklendi, böylelikle  Kanuni Süleyman’ın İstanbul ve II.Selim başyapıtlarıyla aynı hizaya getirilmesi sağlandı.

18.yüzyılda şehirlerde kiliseler azalmaya başladı. Stephan Gerlach o dönemin İstanbul’da yaşayan Ermenileri ve Bursa’daki Yunanları hakkında “Biz daha çok kilise istiyoruz ama Türkler izin vermiyorlar” yazmış. Hıristiyanların ibadetlerini duyulmayacak kadar sessiz yapılması isteniyordu.Kilise çanları yasak olduğu gibi sunak-çanları ve bazı müzik aletlerine kısmen yasaklar mevcuttu.

Ezanın dini bir anlam taşıması haricinde, günün vakitlerini belirleyici rolü de vardır.
15.yüzyılda Balkanlarda minarelerin yakınına saat kuleleri de yapıldı.
Mustafa Kemal Atatürk 1919 Ankara’ya hoş ezan sedalarıyla karşılandığında “Camiiler zaten boş, kapatmaya gerek yok”  diyordu yazar Emil Ludwig’e, 1935’de Ayasofya’yı müzeye çevirmeden evvel.

Ayasofya’nın minarelerinin son anda yıkılmasının engellendiği çok inanılır gibi değil ve sadece bir söylemdir. İsmet İnönü’nün ezanı Türkçe okutması laikleşme çabası mıydı yoksa (Vulgarisiert olan =yasak olduğu halde basitleştirme, yüzeyselleştirme) Luther özentisi miydi, tartışılır.

Türkiye’deki dini hava yumuşadıkça, dini partilerin radikal istekleri başladı.
Erbakan’ın Refah Partisi Taksim Meydanı’nda merkez camii yapımı istedi. O zamanlar Beyoğlu manzarasını Yunan Kilisesi Aya Triada belirliyor ve klasik eski şehir yapısı ve minarelere asimetri/çarpıklık oluşturuyordu. Onlarca yıl polemik tartışmalardan sonra minnacık “zavallı” tenekeden minareli Anadolu camisi gibi bir yapıt yapıldı. Orada camii-karşıtları kazandı. Klaus Kreiser
Kısa özetler:
Hemen hemen bütün Alman Gazeteleri ve medyası İsviçre’deki minare yasağını tarafsız şekilde aktardılar. Kimisi (özellikle internet haber siteleri) taraflı yorumlar ve bilimsel OLMAYAN onaylamalar da yaptılar. Polemik yaratan düşmanca yorumların yer aldığı yorumlar da, özgürlük haklarına yapılan saldırılara  karşı çıkanlar da hayli mevcut. Almanya benim gözlemlerime göre yasakçılıktan çok özgürlükçü bir toplum.
1- Din özgürlüğü Alman Anayasası’nın 4.maddesine göredir.
2-Almanya’da devlet dinin nasıl yaşanacağına karar vermez.
3-Almanya’da dini sadece o dine mensup alimler yorumlarlar.
4-Almanya’da federal yapı yüzünden referandum yoktur.
5-Din özgürlüğü halkın oyuna asla sunulmaz.

Zehra Yavuz - Almanya
                                            
KAYNAK: HABER7
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
DİĞER HABERLER
Sırbistan'da istifa depremi! Vucic'ten tüm ülkeyi sarsan açıklama
Savaşın seyri değişti, altın fiyatları sert çakıldı: Yüzde 2 kayıpla 11 haftanın en düşüğü