Başbakan: Ermenistan'a zarar veriliyor

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Ermeni iddialarının onaylanmasıyla ilgili olarak İngiltere'nin desteğini esirgemeyeceğini umduğunu belirterek, İran'ın nükleer çalışma konusunda iyi niyetli olduğunu söyledi.

Başbakan: Ermenistan'a zarar veriliyor
Başbakan: Ermenistan'a zarar veriliyor
GİRİŞ 16.03.2010 16:31 GÜNCELLEME 16.03.2010 16:31

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Reformlar konusunda son derece kararlıyız. Reformları sonuna kadar götürecek ve AB standartlarını yakalamış bir Türkiye için ne gerekiyorsa onu yapmaya devam edeceğiz'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Londra'daki temasları çerçevesinde Derchester Otel'de düzenlenen Türkiye-İngiltere İş Forumu'nda iş adamlarına seslendi.

Hükümet olarak en başından itibaren güçlü bir ekonomik yapının, güçlü bir demokrasi ve hukuk sistemiyle paralel gelişeceğine inandıklarını belirten Erdoğan, 7 yıl boyunca bu paralelliği gözeterek adımlarını attıklarını söyledi.

Türkiye'nin son dönemde kaydettiği başarılı performansın, hiç kuşkusuz AB yolunda attıkları adımların, ülke içinde cesur şekilde gerçekleştirdikleri demokratik reformların bir yansıması olduğunu anlatan Başbakan Erdoğan, ''Türkiye demokratik standartlarını geliştirmiş, buna paralel olarak da ekonomide, dış politikada kendisine küresel ölçekte etkin bir yer edinmiştir'' dedi.

''Ülkemizde son dönemde yaşanan tartışmalar, güçlü bir demokrasi ve evrensel hukuk değerlerinin yerleşmesine yönelik tartışmalardır'' diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

''AB ile katılım müzakerelerini yürüten bir ülke, ekonomide, iç ve dış politikada, sosyal yaşamda, demokratikleşme ve hukuk alanında ne yapması gerekiyorsa, hangi adımları atması, hangi reformları gerçekleştirmesi gerekiyorsa biz de onu yapıyoruz. Güven, istikrar... Bu iki sihirli kelime veya kavram bizim için çok çok önemli.

Takdir edersiniz ki değişim ve dönüşüm kolay olmuyor. Değişimden etkilenecek kesimler kimi zaman ciddi dirençler gösterebiliyorlar. Ama Türkiye'nin AB'ye üye olması, küresel ekonomi ile entegre olabilmesi için biz bu değişimin gerekli olduğuna, acil olduğunu bir an önce yapılması gerektiğine inanıyoruz. Ve bu değişimleri gerçekleştirmenin adımlarını da atıyoruz. İşte 8 yıl içinde Türkiye demokrasi, hukuk noktasında çok önemli ilerleme kaydetti. Biz en modern standartları AB'nin evrensel normlarını Türkiye'ye taşımak noktasında kararlıyız. Ve bu kararlılığımızdan taviz vermeden de yolumuzda ilerliyoruz.''

MİLLİ BİRLİK VE KARDEŞLİK PROJESİ

Türkiye'de bir süredir yürütmekte oldukları ''Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi''nin de bu noktada büyük önem arz ettiğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Toplumsal yapımızı güçlendirmek, birlik ve bütünlüğümüzü pekiştirmek, başta terör olmak üzere yaşanan acıları sona erdirmek için kısa bir ifadeyle sorun alanlarını minimize etmek için cesur bir adım attık. Ülkemizdeki tüm etnik grupların, inanç gruplarının, azınlıkların sorunlarını cesaretle ele aldık. Ekonomik noktada özellikle işsizlik konusunun üzerine ısrarla gidiyoruz, gideceğiz.

Burada tabii ortak çözümler üretmenin de mücadelesini veriyoruz. Hafta sonunda yaklaşık 12 bin 500 Roman vatandaşımızla bir araya geldik. Türkiye'nin Romanları tarihlerinde ilk kez, bir hükümet tarafından muhatap alınmanın, sorunlarının gündeme gelmesinin ve çözüm yoluna girmesinin tarifsiz sevincini yaşıyorlar.

Benzeri çalışmaları diğer etnik ve inanç gruplarıyla yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Azınlıklarla yaptık yapmaya devam ediyoruz. Tüm bu çalışmalar, Türkiye'nin daha da özgürleşmesini sağladığı kadar, demokratikleşmenin güçlenmesi vesilesiyle ekonomiye önemli ve olumlu etkiler yapıyor. Tüm bunların ötesinde tüm vatandaşlarımızın kendisine olan özgüvenini artırıyor. Bu bizim için çok önemli. İtilmişlik, ötelenmiş, ayrımcı bir yaklaşım, bunların ayaklar altına alındığı bir tablo... Buna ihtiyacı olan insanlarımız, işte bunun ortadan kalktığını görmenin mutluluğunu yaşıyor. Reformlar konusunda son derece kararlıyız. Reformları sonuna kadar götürecek ve AB standartlarını yakalamış bir Türkiye için ne gerekiyorsa onu yapmaya devam edeceğiz.

Türkiye'deki gelişmelerin buralara farklı şekilde aksettirildiğine zaman zaman şahit oluyoruz. Sizlerden ricam şu; bu gelişmeleri çok boyutlu şekilde ele almanız, subjektif yorumlarla yetinmemeniz olacaktır. Türkiye'de yaşananları objektif bir şekilde değerlendirdiğinizde, yaşananların son derece olumlu, sevindirici ve bölgemiz adına son derece güzel gelişmeler olduğunu sizler de göreceksiniz.''

DOST VE MÜTTEFİK İNGİLTERE

''İngiltere'nin dostu, müttefiki ve ortağı'' olan Türkiye'nin, adil, paylaşımcı ve herkesi kucaklayan dış siyaset anlayışını kendi bölgesinde ve küresel ölçekte kararlılıkla uyguladığını belirten Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bölgemizdeki meseleler, aynı zamanda küresel sonuçları olan ve İngiltere de dahil olmak üzere herkesi ilgilendiren sorunlardır. Dünyada bir çok kriz bölgesinde İngiltere ile tam bir işbirliği içinde çalışıyoruz. Küresel ve bölgesel işbirliği yolunda ortak mücadele veriyoruz. Ben burada bir kez daha İngiltere'ye AB üyeliğimize verdiği destekten dolayı teşekkür ediyorum, bu desteğin önümüzdeki süreçte çok daha büyük önem arz ettiğini de hatırlatmak istiyorum.

Şu hususun da altını çizmek durumundayım; bizim Türkiye olarak komşu ve çevre ülkelerle geliştirmeye çalıştığımız ilişkiler, asla ve asla AB'nin bir alternatifi olarak görülmemelidir. Böyle bir yaklaşım, son derece yanıltıcı olur. Türkiye, bölge ülkeleri ile tarihi ve kültürel çok sayıda ortak paydaya sahip. Esasen, Türkiye'yi AB için önemli hale getiren, vazgeçilmez hale getiren de işte bölge ile olan bu ortak paydalarımızdır. İslam Dünyası ile Balkanlarla, Kafkaslarla, Kuzey Afrika'yla, Akdeniz havzasıyla iyi ilişkileri bulunan bir Türkiye, AB'nin bir üyesi olarak Birliğe güç ve vizyon katacaktır. AB'nin genişleme yorgunluğundan ziyade yeni genişleme dalgalarını konuşması, bunları tartışması çok daha isabetli, anlamlı bir yaklaşım olacaktır.

Katılım süreci, siyasi ve ekonomik açıdan son derece hassastır. Getireceği güçlükler, ancak tam üyelik ile bertaraf edilebilecek kararların alınmasını da gerektirmektedir. Tam üyeliğin zamanlamasına hatta gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine dair olumsuz senaryoların üretilmesi kamuoyumuzdaki algıları olumsuz etkilemekte hükümetimiz adım atmasını da zorlaştırmaktadır. Bu durumda üye ülkelerden Türkiye'nin katılım süreci hakkında teşvik edici mesajların gelmesi daha da önem kazanıyor. Türkiye'nin uzak olmayan bir gelecekte AB içinde yerini alacağı gerek AB, gerek Türkiye kamuoyularında sağlam biçimde yerleşmesi gerekiyor bunun için öncelikle katılım sürecinin görünen ve siyasi engellemelerle arındırılmış bir şekilde ortak hedefimiz olan üyelikten saptırılmadan ilerletilmesi önem taşıyor. Türkiye olarak AB'ye tam üyelik yolundaki bizim kararlılığımız artık sorgulanmaması gereken hatta bizim dahi tekrarlamaya lüzum görmediğimiz bir husustur.''

12 FASILDA MÜZAKERE

''Bütün siyasi engellemelere, motivasyon kırıcı yaklaşımlara rağmen şu anda 12 fasılda müzakerelerin açıldığını'' ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Ve bunlardan birinin hem açılışını hem de kapanışını gerçekleştirmemiz hükümetimizin bu hedefe sıkı sıkıya bağlı olmasının bir tezahürüdür. Hükümetimizin AB üyeliği yolunda 7.5 yıldır gösterdiği kararlılık ve attığı adımlar bundan sonrası için de Türkiye'nin AB yolundaki en büyük taahhüdüdür, teminatıdır'' dedi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

''Tabiatıyla bu sürecin ilerlemesi için sadece Türkiye'nin çaba sarf etmesi yeterli olmuyor. AB'nin de üzerine düşeni yapması ve süreçle bağlantısı olmayan siyasi engellemeleri ortadan kaldırmasını bekliyoruz. Türkiye'nin temel stratejik hedefi ve devlet politikası AB ile bütünleşmektir. O nedenle biz fasıllarlar noktasında gerekli kriterleri yerine getiriyoruz, getireceğiz. Hatta siyasi engellemeler nedeniyle açılamayan 20'ye yakın fasılda dahi kriterleri tamamlama noktasında kararlıyız. Kurumlarımız, kuruluşlarımız buna müsaittir, dersini çalışıyor.

Demokratikleşme, kalkınma ve dış politikaya ilişkin olarak cesur kararlar alma noktasında Türkiye'nin şimdiden AB üyesi bir çok ülkeden daha ileri seviyelerde olduğunu rahatlıkla söyleyebiliyorum. Kaldı ki Türkiye'ni şu anda AB üyesi ülkeler içinde 5 milyona yakın vatandaşı var. Zaten fiilen Türkiye AB'ye girmiş vaziyette.''

''KÜRESEL KRİZİN ETKİLERİNDEN HIZLI ŞEKİLDE SIYRILAN TÜRKİYE, ULUSLARARASI YATIRIMLAR NOKTASINDA BÖLGENİN YILDIZI OLMA YOLUNDA EMİN ADIMLARLA İLERLİYOR. BUNUN İNGİLİZ DOSTLARIMIZ TARAFINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKTİĞİNE İNANIYORUM''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD ve Avrupa'da kriz sürecinde çok sayıda banka ve finans şirketi zor günler geçirirken Türkiye'de finansal sistemin krizden neredeyse hiç etkilenmediğini belirterek, ''Hiç bir bankamız ve finans kuruluşumuz hiç bir zorluk yaşamadı'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Londra'daki temasları çerçevesinde Derchester Otel'de düzenlenen Türkiye-İngiltere İş Forumu'nda iş adamlarına seslendi.

İngiltere'nin, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine verdiği samimi desteğin herkesin malumu olduğunu belirten Erdoğan, Kraliçe 2. Elizabeth'in 2008 yılı Mayıs ayında Türkiye'yi ziyaretiyle iki ülke arasındaki ilişkilerin adeta taçlandırıldığını söyledi.

Erdoğan, kendisinin 2007 yılında yaptığı ziyaret sırasında imzalanan Türkiye-İngiltere Stratejik Ortaklık Belgesi'nin de iki ülke arasındaki işbirliğini farklı bir boyuta taşıyan önemli bir gelişme olduğunu ifade etti.

İngiltere Parlamentosu'ndaki Türkiye Dostluk Grubu üyeleri sayısının 140'ı bulduğunu belirten Erdoğan, bunun da parlamentolararası dostluğun geldiği konumun en güzel ispatı olduğunu kaydetti.

Erdoğan, İngiliz turistlerin Türkiye'ye ilgilerinin çok anlamlı ve farklı olduğunu, Türkiye'ye yoğun ilgi göstermelerinin, gayrimenkul sahibi olmalarının, iki ülke ve iki ülke halkı arasındaki teması güçlendirdiğini söyleyen Erdoğan, aynı şekilde İngiltere'de yaşamlarını sürdüren önemli bir Türk nüfusu bulunduğunu belirtti. Başbakan Erdoğan, İngiliz turist sayısının 2.5 milyona, İngiltere'de yaşayan Türk vatandaşların sayısının da 300 bine ulaştığını kaydetti.

Türk Hava Yollarının, Manchester United ile anlaşma imzalayarak sponsor olduğunu anımsatan Erdoğan, ''Bu konuda Alex Ferguson'un ifadesi de çok çok anlamlı, 'Biz de Türk takımı olduk'' ifadesini kullandılar. Bu ilişkiler, aramızdaki bağları çok daha güçlü hale getiriyor. Temenni ediyorum ki bu süreci hızlandırarak devam ettiririz'' dedi.

İki ülke arasındaki ilişkilerin önemli bir ayağını, ekonomik ve ticari ilişkilerin oluşturduğuna işaret eden Erdoğan, İngiltere'nin dünyanın altıncı, Avrupa'nın ise üçüncü en büyük ekonomisine sahip olduğunu belirtti. Türkiye'nin ise son sekiz yıl içinde elde ettiği istikrarlı ve hızlı büyüme sayesinde dünyanın 26'ncı büyük ekonomisi iken şu anda 17'nci sıraya yükseldiğini, Avrupa'da ise altıncı büyük ekonomi haline geldiğini söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

''Bu kadar büyük iki ekonominin işbirliği içinde, dayanışma halinde olmaması elbette düşünülemez. İngiltere, 2009 yılında Türkiye'nin en çok ihracat yaptığı ülkeler arasında üç, en çok ithalat yaptığı ülkeler arasında ise sekizinci sırada yer aldı. Küresel ekonomik krizin etkisiyle ticaret hacmimiz 2008 yılındaki yaklaşık 14.5 milyar dolarlık seviyeden 9.5 milyar dolara geriledi. Ancak 2010 yılına ilişkin ilk veriler ikili ticaretimizde önemli bir hareketlilik yaşandığına işaret ediyor. 2010 yılı Ocak ayı itibarıyla İngiltere'ye ihracatımızda yüzde 45, İngiltere'den ithalatımız da ise yüzde 54'lük artış kaydedildi.

Doğrudan yatırımlara bakıldığında İngiltere'nin ülkemizdeki en önemli yatırımcılardan olduğunu görüyoruz. Şu anda Türkiye'de İngiliz girişimcilerin adedi 2 bin 168. Toplam İngiliz yatırımı ise Türkiye'de 4 milyar dolar civarında. 2008 yılında İngiltere'den Türkiye'ye 1 milyar 210 milyon dolarlık doğrudan sermaye girişi olmuştur. İngiltere'den ülkemize gelen doğrudan yatırımlara baktığımız zaman, küresel krizden bir etkilenme söz konusu, 2009'da bu miktar 332 milyon dolar oldu.''

''TÜRKİYE'DE ELVERİŞLİ BİR YATIRIM ORTAMI İÇİN YOĞUN GAYRET''

İngiliz yatırımcılara bazı konuları aktarmak istediğini söyleyen Erdoğan, 2003 yılında doğrudan uluslararası yatırımlara ilişkin yeni bir yasa çıkararak, yatırımların önündeki engelleri büyük ölçüde kaldırdıklarını anlattı.

Erdoğan, ''Şu anda süreç devam ediyor. Türkiye'de elverişli bir yatırım ortamı oluşturmak için yoğun gayret sarf ediyoruz. 2003 yılına kadar Türkiye'ye gelen uluslararası yatırım miktarı yılda ortalama 1 milyar doları aşamazken 2003'ten sonra yatırımlar, yani bu yasayı çıkardıktan sonra hızla artış kaydetti'' diye konuştu.

Erdoğan, Türkiye'nin 2007 yılında çektiği doğrudan yatırım miktarının 22 milyar dolara kadar tırmandığını, 2008 ve 2009'da küresel krizin etkilerinin hissedildiğini ve doğrudan uluslararası yatırımlarda bir azalma olduğunu ifade etti.

Krizin etkileri azaldıkça güzel gelişmeler kaydedileceğini söyleyen Erdoğan, yatırım ortamının hızla iyileştiğini, genç, dinamik ve eğitimli iş gücüne sahip Türkiye'nin bu imkanlarından İngiltere'nin çok daha fazla istifade edebileceğine, çok ciddi dayanışma içinde yatırımlar yapılabileceğine inandığını dile getirdi.

Başbakan Erdoğan, ''Birlikte yatırımlar olabilir, üçüncü ülkede yatırım yapabilecek iş adamlarımız olabilir. Yarın ve öbür gün burada yapılacak sektörel bazdaki çalışmalarda bunların özellikle görüşülmesinde büyük faydalar mülahaza ediyoruz'' dedi.

İngiltere'nin Türkiye'ye yatırım yapan ülkeler arasında ilk sırada olduğunu ancak şirket sayısı ve miktar olarak da mevcut durumun potansiyeli yansıtmadığını belirten Erdoğan, ''Küresel krizin etkilerinden hızlı şekilde sıyrılan Türkiye, uluslararası yatırımlar noktasında bölgenin yıldızı olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Bunun İngiliz dostlarımız tarafından değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum'' diye konuştu.

Müteahhitlik sektöründen örnekler veren Erdoğan, 2009 yılı itibarıyla dünyanın ilk 225 firması içinde, Çin'in 51 firmasıyla birinci sırada, Türkiye'nin ise 31 firmasıyla ikinci sırada yer aldığını anlattı. Erdoğan, ''Bu sektörde daha ileri seviyelere birlikte yürüyebiliriz'' dedi.

''ABD'Yİ GERİDE BIRAKTIK''

Türkiye'nin müteahhitlik sektörünün 2009 yılında aldığı iş hacmiyle dünyada farklı bir performans yakaladığını belirten Erdoğan, ''Örneğin ABD'yi geride bıraktı. İngiliz firmalarının bu süreç içinde finansal potansiyeli ve mühendislik altyapısı, Türk firmalarının uluslararası tecrübesi, riskli pazarlardaki başarıları, kaliteli projeleri, dinamik yapısıyla birleştiğinde üçüncü ülke pazarlarında başarılı işler ortaya çıkacaktır diye düşünüyorum'' diye konuştu.

Erdoğan, yarın düzenlenecek İş Forumu ile 18 Martta düzenlenecek Ekonomik ve Ticaret Ortaklık Komitesi toplantılarının, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkileri daha da geliştirmek için iyi bir fırsat olduğunu belirtti. Erdoğan, bu işbirliğinin küresel kriz ortamında, iki ülke şirketleri için yeni açılımlara vesile olacağını ifade etti.

Türkiye'nin, son asrın en büyük küresel krizini en az etkiyle atlatmanın yoğun mücadelesini verdiğini kaydeden Erdoğan, son sekiz yıl içinde ekonomi sahasında gerçekleştirilen yapısal reformların, bu krizin en az etkiyle aşılmasında en önemli etken olduğunu kaydetti. Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

''ABD ve Avrupa'da kriz sürecinde çok sayıda banka ve finans şirketi zor günler geçirirken Türkiye'de finansal sistem, krizden neredeyse hiç etkilenmedi. Hiç bir bankamız ve finans kuruluşumuz hiç bir zorluk yaşamadı. Uluslararası rasyo yüzde 8 iken bizde hemen hemen yüzde 14'ün altına düşen bir banka yok. Şu anda ortalamasını aldığımızda yüzde 20 gibi bir orandayız ki bu da bankalarımızın ne denli güçlü durumda bulunduğunu gösteriyor. Finans sektörüne ilişkin reformlarımızın yanı sıra uyguladığımız sıkı denetim bu başarılı sonucun alınmasını sağladı.

Türkiye ekonomisi 2003-2008 arasında ortalama yüzde 6 büyüme kaydetti. 2009 yılı küresel krizden etkilenmiş olmakla birlikte son çeyreklerde daralmanın tersine döndüğünü ve yeniden büyüme sürecinin başladığını görüyoruz. 2010-2011 yıllarında ise yüzde 3.5 oranında büyüme tahminimiz var. Ancak IMF, Dünya Bankası ve OECD gibi kuruluşlar bu rakamı son derece mütevazı buluyorlar ve bundan daha yüksek büyüme tahminlerinde bulunuyorlar ve rakamlar veriyorlar ama ben o rakamları ifade etmiyorum.''

Başbakan Erdoğan, son 2.5 ay içinde, dört uluslararası kuruluşun Türkiye'nin notunu artırdığını, sanayi üretimindeki aylık artışların AB ortalamasının üzerinde olduğunu ifade etti. Krizin olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi, küresel büyümenin yeniden canlandırılabilmesi için uluslararası alanda atılan adımları güçlü şekilde desteklediklerini dile getiren Erdoğan, Türkiye'nin G-20 içinde sürdürülen çalışmalara aktif katkıya devam edeceğini de kaydetti.

''BÖLGE TARİHİNİ EN YAKINDAN BİLEN BİR ÜLKE OLARAK İNGİLTERE'NİN BU KONUDA DESTEĞİNİ VE KATKISINI BİZLERDEN ESİRGEMEYECEĞİNİ UMUYORUM''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İsveç Başbakanı Fredrick Reinfeldt'in parlamentolarında kabul edilen Ermeni iddialarına ilişkin tasarıya yönelik açıklamaları konusunda, ''Bu açıklamayla bir özür beyanı söz konusudur'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Londra'daki temasları çerçevesinde Derchester Otel'de düzenlenen Türkiye-İngiltere İş Forumu'nda iş adamlarına seslendi.

Konuşmasında, ABD Temsilciler Meclisi'nin ilgili komisyonu ve İsveç parlamentosunda kabul edilen 1915 olaylarına ilişkin tasarılara değinen Başbakan Erdoğan, ''Değerli dostum, İngiltere Adalet Bakanı Jack Straw'ın az önce yapmış olduğu açıklama, inanıyorum ki İngiltere ile ilgili birçok dedikoduyu da ortadan kaldırıyor'' dedi.

Tarihte yaşanmış ve henüz tam olarak aydınlığa kavuşmamış olayların, Türkiye'nin aleyhine olacak şekilde gündeme getirilmesinden büyük rahatsızlık duyduklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Biz 1915 yılında yaşanmış olaylara ilişkin her zaman bilimi, arşivleri, belgeleri adres olarak gösterdik, bir meselenin bilim adamları tarafından tarihçiler tarafından ele alınmasını, onlar tarafından araştırılmasını ve aydınlatılmasını istiyoruz. Olması gereken de açıkçası budur'' diye konuştu.

Erdoğan, 2005 yılında Ermenistan Cumhuriyeti Devlet Başkanı Robert Koçaryan'a bir mektup yazarak, ''Gelin bunu bu şekilde yapalım'' çağrısında bulunduğunu hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Biz bütün arşivlerimizi açtık. Şu ana kadar incelemesi yapılan belge sayısı bizde 1 milyonu aşmış vaziyette, varsa siz de arşivlerinizdeki belgelerinizi ortaya çıkarın. Yoksa üçüncü ülkelerdekileri çıkaralım ve bu belgeler incelensin çalışmalar üzerinde yapılsın, ondan sonra biz siyasiler üzerimize düşeni yapalım. Tarih parlamentolarda değil, arşivlerde ve bilim adamlarınca yazılır ve yargılanır. 1915 olaylarına ilişkin olarak sadece siyasi saiklerle alınan kararlar, bilimsellikten, akıl ve mantıktan tarihi gerçeklerden uzak kararlardır. Toplumumuz arasındaki yakınlaşmaları, ülkeler arasındaki normalleşme çabalarını olumsuz etkileyen bu tür girişimler, geleceğe yönelik ümitleri de kırmaktadır. Bölge tarihini en yakından bilen bir ülke olarak İngiltere'nin bu konuda desteğini ve katkısını bizlerden esirgemeyeceğini umuyorum.''

REİNFELDT'İN AÇIKLAMALARI

İsveç'te gerçekleşen oylamayla alakalı bugün İsveç Başbakanı Fredrick Reinfeldt'ın açıklamalarını da hatırlatan Başbakan Erdoğan, ''Yapmış olduğu açıklama manidardır'' dedi.

Erdoğan, ''Bu açıklamayla bir özür beyanı, söz konusudur ve atılan adımın yanlışlığı üzerinde çok açık ve net ifadelerle tavrını ortaya koyan ve Türkiye ile ilgili olarak gerek bu süreçte gerek AB sürecine yönelik birlikteliklerinin, beraberliklerinin aynen devam edeceğini ve bu alınan kararın da düzeltilmesine yönelik adımı atacaklarını yine burada ifade etmiştir'' diye konuştu.

İNGİLİZ YATIRIMCILARA DAVET

Başbakan Erdoğan, İngiltere ile Türkiye'nin bölgesel ve küresel ölçekte örnek bir iş birliği içinde olduğunu belirterek, bu işbirliğinin çok boyutlu ve daha yoğun bir şekilde devam etmesini arzu ettiklerini söyledi.

''Ekonomik ve ticari anlamda İngiltere ile ilişkilerimizin daha ileri boyutlara taşınması kesinlikle mümkündür'' diyen Erdoğan, İngiliz şirket ve iş adamlarını sürekli büyüyen ve yatırımcılara büyük fırsatlar sağlayan, coğrafi bakımdan eşsiz avantajlar sunan Türkiye pazarında daha fazla görmek istediklerini söyledi.

İNGİLTERE ADALET BAKANI STRAW: "TASARININ YASALAŞMA İHTİMALİ SIFIRDIR. BU KONUDA HERKESE GÜVENCE VERİYORUM"

İngiltere Adalet Bakanı Jack Straw, İngiltere Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarasında 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarının tanınmasını öngören tasarının geçmeyeceği konusunda güvence verdi. Straw, "Tasarının yasalaşma ihtimali sıfırdır. Bu konuda herkese güvence veriyorum" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu İngiltere'nin başkenti Londra'da düzenlenen Türkiye-İngiltere İş Forumunun öğle yemeğine katıldı.

Yemekte konuşmacı olarak bulunan İngiltere Adalet Bakanı Straw, Avam Kamarasında 651 üye olduğuna, 1915 olayları konusundaki iddialarla ilgili tasarının sadece 1 üye tarafından desteklendiğine dikkati çekti.

Straw, "Bu tasarıyı, İngiliz hükümeti ya da muhalefeti desteklemiyor. Bu konuda güvence veriyorum. Bu tasarının yasalaşma ihtimali sıfırdır" diye konuştu. İngiliz Adalet Bakanı, konuşmasında, ülkesinin Türkiye'nin AB üyeliğini desteklediğini vurgulayarak, "Türkiye'nin Avrupa'ya ihtiyacı olduğu kadar, Avrupa'nın da Türkiye'ye ihtiyacı vardır" dedi.

Türkiye-İngiltere İş Forumunun yemeğinde bulunmaktan büyük onur duyduğunu kaydeden Straw, Elazığ'da meydana gelen depremde hayatını kaybedenlerin ailelerine baş sağlığı diledi.

Blackburn bölgesinden milletvekili olduğunu da ifade eden Straw, Blackburn Rovers'da bir dönem forma giyen Tugay Kerimoğlu'nun "Türkiye'nin çok iyi bir elçisi olduğunu" kaydetti.

KAYNAK: HABER7-AA
YORUMLAR 3
  • Hüseyin Kilicoglu 16 yıl önce Şikayet Et
    . Yahu obama gelip meclise ermenileri dislamayin soykirimi taniyin dediginde basbakan dut yemis bülbül olmadimi.
    Cevapla
  • xmenbln 16 yıl önce Şikayet Et
    RTE ve AKPyi dış güçler sectirdi diyenler AB ve ABD ye baksinlar. Son 4-5 senedir dikkat ediyorum TURKİYE aleyhine pespese kararlar alıyorlar.hani AKP onların izni ile hareket edip orada burada yazılanları uyguluor ise neden AB-ABD can dostu!!! AKP nin oylarını düşürecek davranışlarda bulunsunlar.ha şimdi sunusa diyebilirler, AKP pisirik davranıp fazla ses cikarmadigini bildikleri için şimdi Türkiye aleyhine son gaz verdiler,derler.o zamanda son 30-40 yıldır hangi hükumet AKP kadar forumlarda A-ABD-İSRAİLİ eleştirdi?bellimi AKP bazılarının ayaklarına iyi basıyor.
    Cevapla
  • enes 16 yıl önce Şikayet Et
    Baba Büyüksün. Her Zaman Her yerde seninleyiz Tayip baba.. Yolun bahtın gönlün Açık olsun Dualarımız seninle.
    Cevapla
DİĞER HABERLER
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan Netanyahu'ya Türkiye'den peş peşe tepki
Ömer Çelik'ten CHP sorusuna olay yanıt: MYK gibi toplantıda bir dakika bile ayırmayız