İhsan Kalkavan'ın F. Gülen sevgisi

İhsan Kalkavan, inançlarını ve Fethullah Gülen ile dostluğunu anlattı: 'Onu göremediğim zaman burnumun kemikleri, direği sızlar. Sevgilini görememek kadar çok etkiler beni.'

İhsan Kalkavan'ın F. Gülen sevgisi
İhsan Kalkavan'ın F. Gülen sevgisi
GİRİŞ 15.10.2006 21:22 GÜNCELLEME 15.10.2006 21:22

İşadamı İhsan Kalkavan Vatan'dan Sanem Altan'a konuştu. İşte o röportaj...

Amerikan eski konsolosluk binasını da almayı planlayan armatör yer altından tünellerle binaları birleştirip yeni yaşam alanları kuracak. Kalkavan, Fethullah Gülen’le dostluğunu da içtenlikle anlattı

Pera Palas’ı yeni satın aldınız, başka oteliniz var mı sizin?

Güney’de var bir tane, Kaş’ta... Türkiye’nin en iyi butik oteli diyebilirim. Korsan Kale Oteli.

Bu otel sizin bizzat ilgilendiğiniz bir proje mi?

Hayır. O proje antrenmanımızdı. Pera ise ilk maçımız, prestij yatırımı olacak. Pera’nın ekonomik kazanç getirecek bir tarafı yok. Orayı tarihi güzelliğine, özelliğine kavuşturmak bir noktada tarihe, kültüre, İstanbul’a bir hizmet. Maddi getirisi yok ama manevi ve prestij getirisi çok yüksek... Pera’nın maliyet hesaplarının geri dönüşü yok. Ama Pera, İstanbul dendiği zaman akla 10 tane obje geliyorsa mutlaka 10’un içinde.

Nasıl oldu bu alışveriş, mesela bir gün duydunuz Pera’yı satacaklar diye?

Süzerler bizim aile dostumuz. Biraz ekonomik sıkıntı içine girdiler. TMSF’ye acilen ödemeleri gereken bir para vardı, bunun üzerine elden çıkarmak istediler Pera Palas’ı... Bana ”Sen ilgilenir misin?“ dediler. Hiç ilgi alanımız değildi. “Ben size bu parayı vereyim, Pera’yı satabilirseniz satın. Ama satamazsanız, biz o zaman düşünelim“ dedim. Onlara maddi destekte bulunduk. Süzerler istedi böyle olmasını. ”Pera’nın güçlü isminden nasıl istifade edebiliriz?“ diye düşündük, onun karşısındaki bir takım yerleri de almak istedik rezidanslar yapmak için. Tepebaşı’ndaki Amerikan eski konsolosluğu binası da dahil. Amerikalılar bunu, layık olan bir firmaya kültürel faaliyetlerde bulunmak üzere vermek istiyor. Şimdilik bir-iki bina aldık. Biz o adayı toptan alalım istedik aslında. Onun tam karşısına Pera klasında, ortasında atrium olan bir rezidans yapmak istiyorduk.

Ama arada cadde var değil mi?

Bir cadde var, yeni belediye yapılaşma içinde, çok özel yerlere yolun altından birleşme imkanı veriyor. Oraları bir bütünlük haline getirdik. Amerikan Konsolosluğu’nun saray kısmı var zaten, onun dışında da bir bahçesi var. İş oldu, olacak. Fakat karşısından sadece 2 bina alabildik maalesef. Hemen fiyatları yükselttiler, ”İhsan Kalkavan buraları alıyor“ diyerek. Tamam herkesin hakkını veririm, hakkından fazlasını da veririm, ama bu saatten sonra enayilik yapmam, affedersiniz ”İhsan Kalkavan kucağımıza oturdu“ dedirtmem.

Peki burası için tam olarak hayalinizdeki şey nedir?

Pera Palas dört dörtlük, İstanbul’da çok konuşulan bir yer olsun. Pera sadece bir otel değil. Pera Palas Amerikan Konsolosluğu’nun yanında bahçesi, havuzuyla düğünlere, davetlere ev sahipliği yapabilir. Küçücük bir binanın içinde sıkışık kalmasın. O kadar büyük bir ismi var ki Pera’yı o binanın içinden biraz dışarı çıkartalım.

ATA’NIN YADİGARINA KAYITSIZ KALAMAZDIM

Otelin durumu nedir? Kimler gelip kalır? Kaç odası dolu oluyor normalde?

1882’de yapılmış bir otel. Yapıldığı tarihten beri otel olarak kalan çok istisna binalardan biri. 125 yıldır yapısal değişikliğe uğramamış. Fransız bir mimar tarafından çok çok pahalıya yapılmış, dünya çapında bir otel. Dünyadaki emsalleri arasında çok özel bir otel. Orayı biz çalıştırmayacağız zaten. Dünyanın en iyi tarihi otellerini çalıştıran bir-iki markadan biri gelecek. Biz sadece yatırımcıyız, otelci değiliz, her zaman haddimizi biliriz. Otel işletmeyi de bu saatten sonra ne ben ne de oğlum düşünüyoruz.

Sizi fazla heyecanlandırdığı ve arkadaşınızdan yadigar gibi baktığınız için mi böyle düşünüyorsunuz?

Sadece o değil, Pera Türkiye’nin, Atatürk’ün yadigarı... Pera’ya kayıtsız kalamazdım.

O kadar iş adamı arasında sadece siz mi kayıtsız kalamadınız Pera’ya?

Hayır tabii... Odakule’de 20 sene yaşadım ve Hasan Amca’ya (Süzer) sürekli gidip geldim. Yukarıdan baktığım zaman bu gözler 20 sene hep Pera Palas’ı gördü. Çay-kahve içmeye hep oraya giderdim.

Fethullah Hoca’dan etkilenen iş adamı çoktur

Ne kadar inançlı bir insansınız?

Şu anda “Çok” derim. Ama bu işi yobazlık boyutuna getiren insanlar var, ben onlardan değilim.

İçki içmiyorsunuz mesela...

Ben hiç içki içmedim. Ama içki masalarından da hiç kalkmadım, şimdi de kalkmam. Bunun ilginç bir hikayesi var. Bir gün bir bayan arkadaşımla yemekteyiz. İçkiden bir yudum aldım, ağzım, gırtlağım yandı. Kız bana,“Yüzün ne biçim oldu öyle, aman boşuna sıkıntı çekme, çok çirkin oluyorsun, sen en iyisi bırak bu işleri.. Ağzın burnun çarpılıyor” deyince Allah’ım dünyalar benim oldu. Yoksa mevzu dinim, inancım değil! Bir daha içmeye cesaret edemedim. Sigara da içmiyorum.

Gençliğinizden bu yana ne değişti inancınızda, yani giderek katlanan, dozu aşan...

Duygusallaşmak için çok darbe yedim. Geçenlerde benden 8 yaş küçük kardeşimi karaciğer naklinden sonra toprağa gömdüm. Öbürü trafik kazası, babam trafik kazası... Ben babamı da kardeşlerimi de yaş olarak solladım. Canını-ciğerini toprağa koyduğun zaman insan dünyaya toz pembe bakamıyor. Sana öbür dünyayı da hatırlatıyor. Her şey sadece bu dünyaysa “O zaman binlerce sene bu ruh ne olacak?” diye insan kafayı yer. İnsanoğlu Allah’ın şaheseri. Yaratıcı, insanları şu kısacık yaşam için yaratmadı. Çok sevdiğim bir Hoca Efendi (Fethullah Gülen) var, dünya iyisi, hakikaten fevkalade, onunla geçirdiğim yıllarda çok değiştim çok...

Fethullah Gülenci olmak ne demek?

“Gülenci” diye bir kavram yok. Bir ideoloji de yok. Bazıları tarikat gibi gösteriyor. Tarikat apayrı bir şeydir, bir yoldur. Ben eğitim gönüllüsüyüm. Burada sevgi, saygı, dostluk, arkadaşlık, gönül vermiş insanların bir araya gelmişliği var. Bir ideal uğruna, din değil. Bu ideal, önce insan. Bu insanlar yobaz değiller. Mesela bizim cemaatteki çok önemli abilerimizden biri gayrimüslimdi: Üzeyir Garih. Ben Fethullah Gülen’in yaşamından, kendi yaşamıma örnekler aldım o kadar. Bence Hoca Efendimiz de peygamber efendimizden çok etkilenen biri... Ben ve benim gibi bir çok iş adamı da onun yaşamından çok etkilenmiştir.

Tigana da bizim gibi bir teşkilat kurmuş

Gülen’e karşı olunmasının sebebi nedir? Bir şekilde ona negatif bakılıyor. Neye kızıyorlar?

Ben de bilmiyorum. Bilmedikleri şeye kızıyorlar, tanıyan biri kızsa ya... Binlerce kişi arasından bir kişi çıktı. Binlerce yalanla... Geçenlerde televizyonlarda konuştu. Nurettin Veren, Hoca Efendi’nin yakınıymış da! Kasedi sonradan izledim. Türkiye’de olsaydım telefonlara bağlanırdım. Asya Finans’ı kurarken bir gün beni aradı bu Nurettin Veren. Dedi ki “Ben Tansu Hanım’ı çok iyi tanıyorum. Siz de bunu kuruyorsunuz, isterseniz sizi Tansu Hanım’a götüreyim.” Ben de teşekkür edip “Bizim işimiz Tansu Hanım’la değil zaten. Maliye Bakanı çok iyi arkadaşım sağolsun, bize elinden gelen desteği veriyor” dedim. Şimdi o adam “Asya Finans da Hoca Efendi’nin” diyor.

Hisse senedi mi dağıtılıyor Asya Finans’la iş yapanlara?

Hayır. Bunlar yine para alıyor, para veriyor ama projeye yatırım yapıyorlar. Ticaret helal, faiz haram sistemi. Parayı ele vermiyor, “Git, sen ne yaparsan yap” demiyor. Adamın parası yok, Asya Finans projeyi kendisi satın alıyor. Sonra bu adamın gösterdiği kişiye satıyor, parayı alırken de işi bulduğu için bu adama komisyon ödüyor.

Kaç yıldır tanıyorsunuz Fethullah Gülen’i?

15 yıl. 3-4 sene buradaydı. Hep yanındaydım.

İnsan olarak çok etkilendiğiniz için mi, niye?

Onu göremediğim zaman burnumun kemikleri, direği sızlar. Sevgilini görememek kadar çok etkiler beni. O yüzden sık sık yanına gitmek istiyorum. 10 gün sonra yine gidiyorum. İnsan olarak seviyorum başka bir şeyi bana lazım değil.

VİETNAM’DAKİ OKULA GİTTİM HÜNGÜR HÜNGÜR AĞLADIM

Şunu merak ediyorum, “sevgi” dediğiniz ilişkinin hayatınıza bir yararı oldu mu 15 senede?

Sadece benim değil benim gibi binlerce insana oldu. Mesela bir gün beni gazeteci Bilal Meşe arayıp, “İhsan, Tigana illa seninle konuşmak istiyor” dedi. Boğaz’dan geçerken “Beşiktaş” isimli gemimi görüp “Kim” diye sormuş. Tigana’yı alıp bana geldi. Tigana Fransa’da da bizimkine benzer bir teşkilat kurmuş. Her sene iki kere 10-20 konteyner dolusu giysi toplanıyor. Bunları Senegal’deki fakir çocuklara götürüyorlar. “Sen götürür müsün?” dedi. Konteyner işi yapmadığımı ama ona yardım edeceğimi söyledim. Ben de ona Mali’deki okullarımızı anlattım.

Peki bu okullarda nasıl bir öğretim yapılıyor?

Türkçe öğretiliyor, bütün dünyaya Atatürk, Atatürk’ün Nutku, İstiklal Marşı öğretiliyor. Vietnam’dan geldim yeni, hüngür hüngür ağladım orada! Buradaki müfredatın aynısı okutuluyor.

Kaç tane var peki bu okullardan?

800-900 tane... Üniversiteler 15-20 tane, sayılarını kimse bilemez ki. Her bölge ayrı yerlere bakıyor. Diyelim ki Vanlılar bir yere bakıyor, Urfalılar, Diyarbakırlılar başka ülkeye.

Yani Gülen’le ilintili bu okul organizasyonunda bizim bildiğimiz kimler var?

Şimdi Türkiye’de ne kadar büyük iş adamı varsa, 3-5’ini çıkart, diğerlerinin hepsi tıpkı benim gibidir. Biz bu işi anlatmadıkça, herkes tehlike var sanıyor. ”Acaba beni yobaz mı görürler?“ diye ürküyor. Ben rahatım, kim olduğum ortada çünkü. Hoca Efendi’yi tanımak için artık mutlaka Amerika’ya gitmek gerekiyor.

Hastane ve yeni oteli sırada...

Oğlunuz kaç yaşında?

27 yaşında bir oğlum var. Şu an bütün işlerimi o götürüyor. Ana mesleğimiz armatörlük... Sektörün lideri ve dünya çapında bir markayız. Ayrıca bankacılık, sigortacılık da yapıyoruz. Kısacası her iş var. Memorial Hastanesi’ni devrettim ama yeni bir hastane daha açacağım. Kuruçeşme’de tam Galatasaray Adası’nın büyük bir otel yapmayı düşünüyorum. Ayrıca gemilerimiz var bizim, uluslararası sularda çalışıyor.

YAZDIR
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
DİĞER HABERLER
Anne ve babası olmayan gence sevdiği kızı Vali Aydoğdu istedi
İYİ Partili isimden skandal tehdit! Arkadaşın ismini alın! Ben kimim lan?