Akdağ'dan ishal ve kene açıklaması

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Aksaray ve çevresindeki ishal vakalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Akdağ, "İstanbul'daki vakalarda şimdiye kadar virüs bulaştıran bir keneye rastlanmadığını" bildirdi.

Akdağ'dan ishal ve kene açıklaması
Akdağ'dan ishal ve kene açıklaması
GİRİŞ 23.05.2008 15:25 GÜNCELLEME 23.05.2008 15:25

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Türkiye'deki doktor eksiğine işaret ederek, "Bu yıl tıp fakültelerinin kontenjanında 1500'e yakın artırıma gidiyoruz" dedi.


Akdağ, Holiday Inn Otel'deki basın toplantısında yaptığı konuşmada, İstanbul'da bir süredir kamu ve özel sektör sağlık hizmetlerinin yerinde incelendiğini ifade etti. Türkiye'yi 25, İstanbul'u da 6 bölge olarak ele aldıklarını ve her bölgenin kendine yetmesi için çalıştıklarını dile getiren Akdağ, her bölgede yanık, yeni doğan ve yetişkin yoğun bakım ve ağır rehabilitasyon merkezleri gibi konularda gerekli kaynağı oluşturmayı hedeflediklerini söyledi.


Akdağ, bazı büyük kentlerde sağlık şehri yapılaşmasına gittiklerini ve sağlık kampüsü yapmayı amaçladıklarını belirterek, Ankara'da Etlik ve Bilkent'te sağlık kampüsü yaptıklarını, tüm hastaneleri buraya toplayacaklarını, Ankara'nın neresinden hareket edilirse edilsin bu kampüslere 20 dakikada ulaşmanın mümkün olacağını söyledi.


İstanbul'daki trafik sıkışıklığına atıfta bulunan Akdağ, bu nedenle İstanbul'da 6 ayrı bölge planlandığını kaydetti.


Türkiye'de gerçekleştirilen "sağlık dönüşümü"nün bir felsefesinin var olduğunu anlatan Akdağ, bunu "vatandaşın sağlık hizmetine kolay erişmesi", "hizmetlerin tüm ülkede hakkaniyetli şekilde dağıtılması" ve "kaliteli olması" şeklinde sıraladı.


İstanbul'da 2002'den bu yana 200 olan sağlık ocağı sayısının 500'e yaklaştığını ve hedefin 2009 sonuna kadar 600 sağlık ocağı olduğunu anlatan Akdağ, 112 Acil Servisi'nde 30 olan nokta sayısının 140'lara yaklaştığını ve hedeflerinin 160 noktaya ulaşmak olduğunu belirtti.


Akdağ, İstanbul'da ambülansların vakaya ilk 10 dakikada ulaşma oranının yüzde 80 olduğunu ve bunu yüzde 90'a çıkarmak istediklerini ifade ederek, "Vatandaşların hizmet alabilmesi için özel sektörün gücünü de vatandaşa açtık. İstanbul'da uzman doktor özel sektörde 5 binin üzerinde iken kamu hastanelerinde 4 bin civarında" dedi.


Vatandaşların belli bir oranda fark ödeyerek, özel sektörden yararlandığını ve yeni Sosyal Güvenlik Yasası ile bu farklara belli bir sınır da getirileceğini dile getiren Akdağ, özel sektörün kanser ve organ nakli vakalarında hastadan ilave bir ücret alamayacağını söyledi.


Bakan Akdağ, doktorların tam gün çalışması için hazırlanan yasa taslağının Başbakanlıkta olduğunu da kaydederek, sosyal güvencesi olan bir insanın hiçbir zaman muayenehanelere gitme ihtiyacı hissetmemesini istediklerini belirtti.


Sağlık Bakanlığının tam gün uygulamasını bir süredir sürdürdüğünü ve doktorların Türkiye genelinde yüzde 70, İstanbul'da da yüzde 60 oranında tam zamanlı çalıştığını anlatan Akdağ, doktorların çoğunun razı olduğu bu sisteme ilişkin artık kanuni düzenleme zamanının da geldiğini, ve özellikle üniversite hastaneleri içinde özel muayene ve özel ameliyat yapılamayacağını düşündüğünü dile getirdi.


Bir sağlık reformunu gerçekleştirirken, "Sağlık göstergeleri nereye gidiyor?", "Vatandaş ne kadar korunmuştur?" ve "Vatandaş memnun mudur?" gibi kriterlere bakıldığını vurgulayan Akdağ, bu 3 alanda da memnuniyet ve başarı olduğunu söyledi.


-DOKTOR VE HEMŞİRE EKSİKLİĞİ-


Bakan Akdağ, "Sağlıkta önümüzdeki 15-20 yıl için risk; doktor ve hemşire gibi insan kaynağı eksiğidir" dedi.


Öğrencilerin bu alanlarda okumak istediklerini ancak kontenjanların yetersiz olduğunu ve geçen 20 yılda bu konuda topluma haksızlık yapıldığını kaydeden Akdağ, sözlerine şöyle devam etti:


"Hala cüret edebiliyorlar, hala çıkıp bu ülkede 'doktor sayısı yeterli' diyenler var. Hatta 'fazla' diyenler var. İnatçılığın insanı ne kadar körleştirdiğini görüyoruz.


YÖK Başkanı'na teşekkür ediyorum. Yeni dönemde bir iletişim kurabildik. Bu yıl tıp fakültelerinin kontenjanında 1500'e yakın artırıma gidiyoruz. 4 bin 500 olan kontenjan 6 bine ulaşacak. Yılda 13-14 bin yeni tıp fakülteli öğrenci olursa Türkiye'de 2023'e kadar doktor sayısı yeterli rakama ulaşır."


Konuşmasında Türk vatandaşı olmayan doktorların Türkiye'de çalışması konusuna da değinen Akdağ, "Yurt dışından Türk vatandaşı olmayan doktorların Türkiye'de çalışabilmesinin yolunu açacağız. Bu konuda süren tartışmalar sunidir. Birilerinin menfaatlerine halel geldiği için bu tartışmalar var" diye konuştu.


Türk doktorlarının başta ABD ve Kanada olmak üzere yurt dışında çalışabildiğini ifade eden Akdağ, diploma denkliği kabul edilen ve Türk vatandaşı olmayan doktorların Türkiye'de doktorluk yapabilmesi için doktorluk yapabilecek kadar Türkçe bilmek şartı arayacaklarını söyledi.


Akdağ, 19 Mayıs'ta tüm Türkiye'de başlayan sigara yasağı konusuna da halkın büyük destek verdiğini ve yaptıkları çalışmaya göre, uygulamaların yüzde 85-90 oranında kabul gördüğünü anlatarak, Türkiye'nin diğer önemli meselesi olan şişmanlık konusunda da çalışmalara başlayacaklarını, ayrıca el hijyeni konusunda da kampanya yürüteceklerini söyledi.

Aksaray'da bilimsel komisyonun çalışmaya devam ettiğini ifade eden Akdağ, kentte iki içme suyu kaynağı olduğunu, ana kaynak olan göletin düzenli olarak klorlandığını ve denetlendiğini söyledi.

Bakan Akdağ, göletteki suyun azaldığını ve bunun da bir risk oluşturduğunu dile getirerek, "Aksaray'da klorlamalar düzenli yapılmış, bir kusur görmüyoruz. 4 Mayısta kentte su şebekelerinde bazı tamiratlar yapılmış ve bir hafta sonra da ishal salgını görülmüş. Salgının seyri yaygın, ama vakalar hafif görüldü. Numuneler alındı, incelendi. Hastalardan alınan örneklerde baskın etken olarak norovirüse rastlandı" dedi.

Norovirüsün suyu klorlamakla öldürülemeyeceğini belirterek, vatandaşlara suyu kaynatmaları önerisinde bulunan Akdağ, "Norovirüs Aksaray'da altyapı değişikliğiyle bulaştı ve çabuk yayıldı. Vakalar kontrol altına alındı. Toplum olarak en çok önem vermemiz gereken şey, el hijyenidir" diye konuştu.

-İSTANBUL'DAKİ KENE VAKALARI-

Bir gazetecinin, İstanbul'da yaşanan kene vakalarını hatırlatması ve sonuçlarını sorması üzerine Akdağ, kenenin eskiden beri var olduğunu, tüm kenelerden hastalığın bulaşmadığını belirterek, "Aslında bir virüs hastalığı bu. Keneler virüsün taşıyıcısı olarak insanı ısırdıkları zaman, kan yoluyla bunu bulaştırabiliyorlar. Kenelerin 1-2 cinsi bunu yapıyor, diğer keneler yapmıyor" dedi.

Kenelerin yayılma alanını, "Kelkit Vadisi diye bilinen Doğu Anadolu'nun batıya yakın kısımlarından başlayarak, batıya doğru giden, bozkır ikliminin hakim olduğu" bölge olarak tespit ettiklerini kaydeden Akdağ, şunları söyledi:

"Çorum, Tokat, Samsun'un Havza ilçesi gibi içeride kalan bazı bölgeleri ve Ankara'nın bazı ilçeleri gibi... Buradan başka bölgelere de kısmen yayılma riski her zaman var. Bunun için dikkatli olmalıyız. İstanbul'daki vakalarda şimdiye kadar bu virüsü bulaştıran bir keneye rastlanmadı. Yarın hiç rastlanmayacağı anlamına gelmez. Toplum olarak dikkatli olmalıyız."

Recep Akdağ, şu önerilerde bulundu:

"Vatandaşlarımız kırsala çıktıklarında özellikle vücutlarının yere yakın bölümlerini korumalılar. Uzun kollu giyseler iyi olur. Pantolon paçalarını çorapların içine koyabilir. Kene üstüne yaklaşmasın diye spreyler var. Onu sıkabilir. Biz bunu riskli bölgelerde dağıtıyoruz. Ayrıca kene yapışırsa da paniğe kapılmadan bir sağlık kuruluşuna gitsinler."

Recep Akdağ, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker'in vatandaşlara keneye karşı önerdiği spreyin işe yaramadığı haberleri çıktığının hatırlatılması üzerine, bu spreyi bilmediğini, ancak kendilerinin de etkileri sınırlı olan bir sprey kullandıklarını kaydetti.

-TAM GÜN UYGULAMASI-

Doktorların kamuda tam gün çalışmasına ilişkin bazı eleştirilerin anımsatılması üzerine de Akdağ, yasa Meclis'ten çıktıktan sonra doktorlara muayenehanelerini kapatmaları için bir süre tanınacağını söyledi. Akdağ, üniversite hastanelerinde de devletin bütçesiyle hizmet verildiğini ve buradan hizmet alan vatandaşlardan para istenmemesi için çalışma yaptıklarını bildirdi.

Akdağ, son dönemlerde gündeme gelen yanık vakalarına ilişkin bir soru üzerine son yıllarda yanık tedavisi yapılan merkezlerdeki yatak sayısını 40'dan 160'a çıkardıklarını, hedeflerinin 400 olduğunu söyledi.

Recep Akdağ, bu konuda İstanbul'da Kartal, Haydarpaşa ve Ümraniye'deki merkezlerde çalışmaların sürdüğünü belirtti.

Yanıklarla ilgili vakalarda ihmali bulunan hastanelere ve doktorlara gerekli cezanın verildiğini de kaydeden Akdağ, özel hastanelerin hastalardan tedaviden önce para istemesinin ya da hastayı ilk müdahaleyi yapmadan veya 112 acil servisini arayarak yardımcı olmadan göndermesinin mümkün olmadığını vurguladı.

-SAĞLIK KAMPÜSLERİ-

Akdağ, sağlık kampüsleri kurularak kamu hastanelerinin şehir dışına çıkarılıp çıkarılmayacağının sorulmasına karşılık, "Kamu hastaneleri şehir dışına çıksın da özel hastaneler şehrin içinde kalsın anlayışında değiliz" diye konuştu.

Tıp fakültelerinde yapılacak kontenjan artışına ilişkin soruya da Akdağ, son 20 yılda tıp fakültelerinde öğretim üyesi sayısı 5 kat artarken, öğrenci sayısının neredeyse aynı kaldığını, kontenjanın artmasıyla kalitenin düşeceği iddialarının da gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Akdağ, yapılan yeni düzenlemeyle özel hastanelerin yeni dönemde organ nakli ve kanser tedavisi alanlarında hizmet verip vermeyeceğine ilişkin soru üzerine de ulusal organ nakli bekleme listesini bu ay sonu güncelleyeceklerini, bundan sonra naklin bu listeye göre gerçekleşeceğini bildirdi.

-DOKTOR AÇIĞI VAR-

"Türkiye'deki doktor ve hemşire açığını" soran bir gazeteciye de Akdağ, "Türkiye'de bugün 60-70 bin doktor açığı var. 2023 yılına kadar doktor sayımızı 200 bine çıkarmalıyız. Böylece Avrupa ortalamasını yakalayabiliriz. Türkiye'de halen çalışan 67 bin hemşire ve 42 bin ebe var, bunun da Avrupa standardına ulaşması için 2.5 katına çıkması gerekiyor" dedi.

Yoğun bakım üniteleri konusuna da değinen Akdağ, önümüzdeki 2 yıl içinde Türkiye genelinde yoğun bakım yatağı eksiği kalmayacağını da sözlerine ekledi.

YORUMLAR 1
  • ismail öney 18 yıl önce Şikayet Et
    SAYIN BAKAN BAHSİ GEÇEN ŞEHİRDE OLDUKÇA OKKALI GOL YEDİNİZ. adı geçen mikrobun kaç zamandan beri var olduğunu da açıklamalısınız, belediye reisi uzaydan getiripde içine atmadı ya,kanımca bu mikrop oldum olası sularda mevcuttu ama siyasetin ısındığı ve seçim tamtamlarının çaldığı ortamda oy veren kompozisyonu değiştirilmesi hesaplanmış olabir, tamda bilinçli olarak bu mikrobun hızlı ürediği zamana denk getirilerek sansasyon yapıldı, bunun da araŞTIRILMASIN ÖĞRENİLMESİ GEREKİR..
    Cevapla
DİĞER HABERLER
Erdoğan'dan CHP'ye: Siz bu kafayla giderseniz daha çok tokat yersiniz!
Meteoroloji'den son dakika uyarısı: İstanbul'da hafta sonuna dikkat! Etkili olacak