Eşini vuran kadına yeniden 15 yıl hapis

Antalya'nın tanınmış restoran ve pastane sahiplerinden Ahmet Develier'i Aralık 2006'da öldüren ve 15 yıl hapis cezasına çarptırılan kadın Yargıtay'ın bozma kararından sonra aynı cezaya yeniden çarptırıldı.

Eşini vuran kadına yeniden 15 yıl hapis
Eşini vuran kadına yeniden 15 yıl hapis
GİRİŞ 20.01.2010 10:57 GÜNCELLEME 20.01.2010 10:57

Antalya'nın tanınmış restoran ve pastane sahiplerinden Ahmet Develier'i Aralık 2006'da öldüren ve 15 yıl hapis cezasına çarptırılan eski SSK İş Müfettişi Gülay Çetin, Yargıtay'ın bozma kararıyla yeniden yargılandığı davada aynı cezaya çarptırıldı. Mide kanserine yakalanan ve kemoterapi gören tutuklu Gülay Çetin'in, tedavisi için adli kontrol hükümleriyle tahliye talebi ise reddedildi.

Bahçelievler Mahallesi'ndeki evinde, evli ve 3 çocuk babası sevgilisi Ahmet Develier'i 22 Aralık 2006'da tabancayla vurarak öldüren ve 1.5 yılı aşkın süren tutuklu yargılamanın ardından Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, öldürenin eylemleri nedeniyle olaydaki ''kışkırtma derecesi'' göz önünde bulundurularak indirimlerle birlikte 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Gülay Çetin hakkında verilen karar, Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nce usul yönünden bozuldu.

Antalya L tipi Cezaevinde üç yıldır tutuklu bulunan ve bozma kararı gereği yeniden başlayan davada hakim karşısına çıkan Çetin ile avukatının savunmaları alındı. Çetin'in avukatı Süleyman Çalıkuşu, Ahmet Develiler'in evlenme vaadine inanan Gülay Çetin'in maruz kaldığı ağır hakaretler sonucu ağır tahrik altında cinayeti işlediğini savundu.

Gülay Çetin'in mide kanserine yakalandığını, sürekli kontrol altında tutulması gerektiğini ifade eden Çalıkuşu, müvekkili hakkında adli kontrol hükümleri uygulanarak tahliyesine karar verilmesini talep etti. Çalukuşu, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nce, Gülay Çetin'in hastalığı ve kemoterapi tedavisine ilişkin bilgilerin yer aldığı heyet raporlarını da mahkemeye sundu.

Sanık Gülay Çetin de, son savunmasında, hastalığının önlenemez biçimde vücuduna yayıldığını belirterek, tedavisini sağlıklı koşullarda yaptırabilmesi için tahliye talebinde bulundu.

YENİDEN AYNI CEZA

''Kasten öldürme'' suçlamasıyla müebbet hapis cezası istemiyle önceki yargılamada 15 yıl hapis cezasına çarptırılan sanık Gülay Çetin, cinayeti ölen Ahmet Develier'in sözleri nedeniyle tahrik altında işlediği göz önüne alınarak yapılan indirimlerle yeniden 15 yıl hapis cesasıyla cezalandırıldı.

Mahkeme heyeti, ölen Develier ile sanık Çetin'in cinsel birliktelik yaşadıkları gece, Çetin'in evlenme isteğini dile getirmesiyle tartıştıklarını, Çetin'in, ölen Develier'in söylediği, ''Ben gerilla taktiği uyguluyorum. Ne evlenmesi. Bu vur kaç taktiğidir. Ben Avrupa Birliği'yim, sen Türkiye'sin. Ne istiyorsam onları yapmak zorundasın'' sözlerinin etkisi altında cinayeti işlediğini, bu nedenle sanığın insan öldürmek suçundan 15 yıl hapis cezasına çarptırıldığını açıkladı.

Mahkeme heyeti, hükmedilen cezanın nitelik ve niceliği ile tutuklama tarihine göre tahliye taleplerini reddederek, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi.

''KARDEŞİM SAĞ ÇIKAMAZ''

Karar duruşmasının ardından gazetecilere açıklama yapan sanık Gülay Çetin'in ablası Ümmü Gülsüm Çetin, mide kanserine yakalanan kardeşine hastalığının teşhisinin 2007 Nisan'da konulduğunu, bu tarihten sonra da cezaevi koşullarındaki kötü beslenme ve tedavi güçlükleri nedeniyle kanserin yumurtalıklar ve karaciğere sıçradığını söyledi.

Kardeşinin üç yıldır tutuklu olduğunu, iki yıldır da Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'ndeki Onkoloji Servisinde yatak sorunu olmadığı kısıtlı zamanlarda tedavi görebildiğini anlatan Çetin, kardeşinin hastalığının ileri safhaya taşındığını, tahliye edilmesinin zorunlu olduğunu savundu.

Kardeşinin cezaevinde yazdığı mektuplarla Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık İnsan Hakları Kurulu ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu'ndan yardım istediğini anlatan Çetin, hakkındaki ceza kesinleşmediği için hastalığı nedeniyle kardeşinin affedilemediğini bu nedenle tahliye taleplerini sürdürdüklerini söyledi.

Davada verilen kararın ölenin yakınlarınca bir kez daha Yargıtay'a temyiz edileceğini, bu sürecin de kardeşinin hastalığının ilerlemesinde olumsuzluk yaratacağını ileri süren abla Ümmü Gülsüm Çetin, şöyle konuştu:

''Kardeşim Gülay, cezaevine sapasağlam girdi ancak stres, sigara ve cezaevi koşullarındaki kötü beslenme nedeniyle mide kanserine yakalandı. Kanser teşhisi de çok geç konuldu. Tahliye ve tutuksuz yargılanma taleplerimiz sürekli reddedildi. Mahkum koğuşu bulunmayan Akdeniz Üniversitesi'nde yatak sorunu nedeniyle aralıklarla kemoterapiye alınıyor. Hafta sonları yapılması zorunlu olan iğnesini de, cezaevindeki gardiyanlar vuruyor. Kardeşim yürümekte zorlanıyor ve başkasının yardımına muhtaç hale geldi. Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu'ndan yardım istedik. Kardeşimin hastalığı ileri safhada. Tahliye edilmezse, bu koşullarda cezaevinden sağ çıkamaz. Yardım istediğimiz kurumlar da, incelemeyi sürdürdüklerini belirtiyorlar. Ergenekon davasında bazı tutuklu sanıklar hastalıkları nedeniyle tahliye edildiler, daha iyi koşullarda tedavisini yaptırmak için kardeşime de adli kontrol uygulanmasını istiyoruz.''

Kardeşinin infaz yasasına göre yedi yıl daha cezaevinde kalması gerektiğini, ancak ilerleyen hastalığı nedeniyle tahliye umutlarını yitirmediklerini anlatan Ümmü Gülsüm Çetin, ''Kardeşime sürekli moral vermeye çalışıyoruz. Gülay, (Güler Zere gibi ben de çıkarım, iyileşirim) diyerek umutlanıyor'' diye konuştu.

Çetin ailesinin tahliye umudu, yasal prosedürlerin her birini deneyerek devam ederken, Gülay Çetin'in avukatı Süleyman Çalıkuşu da, verilen kararın ardından adli kontrol hükümleri uygulanması talebiyle yeniden tutukluluğa itirazda bulunacak.

Türkiye'de hastalıklarla ilgili aflar ancak cezası kesinleşen hükümlülere Cumhurbaşkanının onayı ile yapılabiliyor. Tutuklularda ise Adli Tıp Kurumlarının verdiği raporlara göre, mahkemeler tahliye kararları verebiliyor.

Akdeniz Üniversitesi Hastanesinin Gülay Çetin hakkında verdiği heyet raporlarında ise, ''Hastanın mevcut durumu hayati önem arz etmektedir. Kemoterapi için 21 günde bir beş gün süreyle hastaneye yatışı gereklidir. Hastanın tedavisinin cezaevinde devam etmesi ancak hastanın düzenli olarak hastaneye getirilmesi ve cezaevinde ateş gibi komplikasyonlar yönünde takibi ile mümkün olabilir. Hastanın şu andaki mevcut durumu ile başka bir merkeze sevk edilmesi düşünülmektedir'' ifadeleri yer alıyor.

KAYNAK: AA
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
DİĞER HABERLER
Son seçim anketi yayımlandı: AK Parti ve CHP'nin oy oranı ortaya çıktı
Iğdır'da görüntüleri tepki çeken polis-sürücü olayında idari inceleme