Şükrü Küçükşahin: Baykal çok güçlü

Şükrü Küçükşahin Deniz Baykal’ın istifa etmesi konusunda ısrarcıydı. Hatta üzerine çok gelinmiş olmalı ki bir ara “Deniz Baykal’ın ne çok seveni varmış da biz bilmiyoruz” diye sinirlendi.

Şükrü Küçükşahin: Baykal çok güçlü
Şükrü Küçükşahin: Baykal çok güçlü
GİRİŞ 08.09.2010 10:35 GÜNCELLEME 08.09.2010 10:35

Nursel Tozkoparan'ın röportajı

Deniz Baykal’ın kaset skandalı patladığında, gazeteci ve iş adamlarından oluşan bir grup ile birlikte “Anadolu Kültürleri ve Yemekleri Festivali” için ABD’ deydim. Olayı ilk Hürriyet gazetesinden Şükrü Küçükşahin’den öğrendim.

Sabah kalkıp otelin kahvaltı salonuna indiğimde herkesi bir panik içinde gördüm. Kimi bilgisayarına gömülmüş, kimi de cep telefonlarına yoğunlaşmıştı… Etrafta bir telaş, bir şaşkınlık hakimdi. Şükrü Küçükşahin de sürekli telefonla görüşmeler yapıyordu!

“Hayırdır Şükrü ne oldu” dedim.

“Deniz Baykal’ın Nesrin Baytokla birlikte olduğu kaseti çıkmış” dedi.

“Şaka yapıyor olmalısın”dedim. İnanmak istemedim.

Hemen telefonuna gelen haber mesajını bana da okuttu.

Bazı cümleleri tekrar tekrar okuduğumu hatırlıyorum.

“Peki, ne olacak şimdi Şükrü” dediğimde bana söylediği ilk cümle;
“Deniz Baykal istifa etmeli” oldu.

Gazetecilerin nerdeyse tümü bu olayın alçakça bir komplo olduğu konusunda hem fikirdi.

Kimisi Ak Partiyi suçluyordu, kimi de CHP kadrosunu...

Ama gazetecilerin çoğu olay çirkin de olsa Deniz Baykal’ın istifasının doğru olmayacağını düşünüyordu. Bazıları da sessiz kalmayı yeğlemişti.

Şükrü Küçükşahin Deniz Baykal’ın istifa etmesi konusunda ısrarcıydı. Hatta üzerine çok gelinmiş olmalı ki bir ara “Deniz Baykal’ın ne çok seveni varmış da biz bilmiyoruz” diye sinirlendi.

Şükrü Küçükşahin kaset skandalının ardından CHP de yaşananları, değişen dengeleri, lider arayışının perde arkasını bir dizi olarak kendi gazetesinde yazdı.

Yetmedi kitabını da yaptı.

KemalTürk siyasi tarihine geçen CHP deki bu önemli 15 günün ayrıntılarını ”KEMAL’İN GELİŞİ -15 GÜNLÜK FIRTINA” adlı kitapta topladı.

Aslında Şükrü Küçükşahinle bu röportajı yüz yüze yapmak isterdim. Ancak mail yoluyla yapmak zorunda kaldım. Bazı sorularımdan hoşnut olmadığını ifade etse de  hiçbir sorumu da yanıtsız bırakmadı.

KİTAP, KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN GENEL BAŞKANLIĞI’NIN ÖYKÜSÜ

Kitabının içeriği kaset skandalının perde arkası mı?

Hayır, kitap Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığının öyküsü. Ama kaset olayı patlak verince her şey başlıyor zaten. O nedenle kasetin ortaya çıkması üzerine CHP’de yaşanan gelişmelere detaylı yer verdim; kasetin kimler tarafından, hangi amaçla çekildi yolunda bir çalışma değil bu. 

Peki, kitabı neden yazdın?

Köklü, devlet kurmuş, ana muhalefet özelliği taşıyan bir partide 15 günde öylesi hızlı gelişmeler yaşandı, dengeler bir anda öyle değişti ki bunun tarihe not düşülmesi gerektiğine inandım. Önce bir dizi yazı yaptım Hürriyet’te yayınlanan. Diziden sonra bunun kitap yapmam konusunda hem kendim düşünmeye başladım hem de çok sayıda siyasetçi veya arkadaş beni özendirdi.

Skandal ile ilgili bilgilere nasıl ulaştın? Kimlerden yardım aldın?

Kaset olayı patlak verdiğinde biliyorsun ABD’deydim, beraberdik.  Sabah uyandığımda, sessize aldığım cep telefonumda çok sayıda yanıtsız çağrı gördüm. Siyasiler de çokluktaydı. Hemen ilkini aradım ve olayı öğrendim. Kitabı yazarken, üzülerek belirteyim, CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal dışında bu partinin tüm üyeleri bildiklerini benimle paylaşarak oldukça yardımcı oldular. Özellikle Kemal Kılıçdaroğlu ve Önder Sav.

Kaset skandalını ilk öğrendiğin de ne düşündün? 

Kaset olayını öğrendikten hemen sonra senin de bildiğin gibi bir etkinliğe katılmak için otobüse bindik. 20’ye yakın gazeteci yazar arkadaşımız da vardı. Muhafazakâr çevreler ağırlıklıydı. Baykal’ın istifa etmesi gerektiğini söyledim ve bunu kararlı bir şekilde savundum; ama yalnız kaldığımı görünce şaşırdım doğrusu. Sonraki yazımda da bunu köşeme taşıdım.

ANA MUHALEFET LİDERİNİN BÖYLE BİR İLİŞKİSİ SÖZKONUSU İSE HATAYI KENDİSİNDE ARAMAK GEREK 

—    Skandalın arkasında kimler olduğunu düşündün?

Bu konuda yazılacak her şey spekülasyona girer; ancak bir gazeteci olarak da baktığımda, bir ana muhalefet liderinin böyle bir ilişkisi söz konusu ise hatayı kendisinde aramak gerek. Bu ilişki gerçekse komplo veya başka bir şey demek çok inandırıcı gelmez; ama bir siyasinin özel yaşamı yasa dışı yollarla gözetleniyor, kayda geçiriliyorsa ve bu yolla siyaset dizayn edilmek isteniyorsa, bunu ortaya çıkarmak devletin, hükümetin işidir. Bunu hala da bekliyorum. Komplo anlayışına katılmıyorum; ama yasa dışı bir kayıt söz konusu ve bununla siyaset dizayn edilmek isteniyorsa bu ülke için tehlike demektir. O nedenle bu yasa dışı eylemi kimler yaptıysa ortaya çıkarılmalı. 

Düşündüklerinde haklı çıktın mı? 

Ben böyle düşünüyorum ve başından itibaren istifa etmesi gerektiğini savundum ve söyledim. Sonuç da böyle oldu. İstifanın ardından da Kılıçdaroğlu dışında kimsenin şansı olmadığını belirttim o da gerçekleşti. 

KASET OLAYI GÜNDEME DÜŞMESEYDİ CHP DE GENEL BAŞKAN DEĞİŞİKLİĞİ GERÇEKLEŞMEZDİ

Sayın Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanlığına gelişinin kaset skandalı ile bağlantısı var mı? 

Kaset olayı gündeme düşmeseydi CHP’de bu genel başkan değişikliği gerçekleşmezdi. Çünkü Baykal çok güçlü, partiyi büyük bir disiplin altında tutan otoriter denebilecek bir yaklaşım gösteriyordu. Kılıçdaroğlu ise parti içi kavgaya inanan biri değil.O nedenle de genel başkanlık yarışına girmedi, il ve ilçe kongreleri sürecindi. Ancak, kaset olayı patlak verip, Baykal da istifa edince kendisi üzerinde büyük bir baskı oluştu.

Sayın Kılıçdaroğlu önce genel başkanlığa aday olmayacağını söyledi. Sonra ne oldu da aday oldu? 

Söylediğim gibi üzerinde büyük bir baskı oldu. Belki çok gönüllü olmasa da bunu kabul etmek zorunda kaldı. Kitapta da bu baskının izleri görülecektir. Yani kasedi yayınlayanlar CHP’de böylesi bir değişimi hedefledi mi hedeflemedi mi bilemiyorum; ama o andan itibaren Kılıçdaroğlu dışında kimsenin şansı olamazdı diye düşünüyorum.  

DENİZ BAYKAL KASETİ , İZMİR MİLLETVEKİLİ ABDÜRREZZAK ERTEN’DEN ÖĞRENDİ 

kullan

Peki, Deniz Baykal, skandal kaset ile ilgili haberi nasıl öğrendi, kim kendisine haber verdi? 

Deniz Baykal kaseti 7 Mayıs 2010 günü sabah saat 08.00’a doğru İzmir Milletvekili Abdürrezzak Erten’den öğrendi ve çok şaşırdı. ‘Ne diyorsun sen Rezzak diye tepki gösterdi.

 Önder Sav nasıl öğrendi haberi, ne yaptı? Tepkisi ne oldu?

CHP’de olayı gece 01.30 sularında öğrenen ilk isimlerden biri Genel Başkan yardımcısı Bihlun Tamaylıgil oldu. Tamaylıgil iki saat ne yapacağını düşündü, sonunda Genel Sekreter Önder Sav’ı aramaya karar verdi. Gece 03.30 sularında uyandırdığı Sav’a durumu anlattı. Sav, o saatten sonra bir daha uyuyamadı. Eşi de kalktı ve çift sabaha kadar bu olayın etkisini atlatmaya çalıştı.  Sav, çok üzüldüğünü, ne yapacağını şaşırdığını, siyasetçinin de ötesinde 52 yıllık bir arkadaşının başına geleni öğrenince oldukça üzüldüğünü belirtmeliyim.

KASETİN ÇOK CİDDİ, BÜYÜK VE ORGANİZE BİR ÇALIŞMAYI GEREKTİRDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM

—    Bu olayda Sayın Sav’ın parmağı olduğu söylendi, yazıldı. Sen ne düşünüyorsun?

Ben, olayda Sav’ın bir dâhilinin olduğunu düşünmüyorum; aslında kaset olayı parti içi odaklar tarafından yapılmış olsaydı, bu devlet tarafından şimdiye kadar rahatlıkla ortaya çıkarılırdı, diye düşünüyorum. Kasetin çok ciddi, büyük ve organize bir çalışmayı gerektirdiğini düşünüyorum. Bunun için güçlü bir örgüt, güçlü bir istihbarat ve teknolojik güç gerek. O nedenle odakları başka yerlerde aramak gerektiğine inanıyorum.

kullanBAYKAL, SİYASETE DÖNMEK İÇİN ÇOK İŞARET VERDİ 

Deniz Baykal istifa ettikten sonra tekrar siyasete gerçekten dönmeyi düşündü mü? Yoksa halkın nabzını mı ölçtü? 

Baykal, siyasete dönmek için çok işaret verdi, dizaynı da ona göre yapmaya çalıştı; ama halkın nabzını tutmak gibi bir amacı olduğunu düşünmüyorum. Kitapta da bunun aksi izleri görülecektir.

NESRİN BAYTOK’UN YANINDA BAYKAL ALEYHİNDE TEK KELİME ETMEK MÜMKÜN DEĞİLDİ

CHP kulislerinin nabzını çok iyi tutan bir gazetecisin. Sayın Baykal’ın Nesrin Hanımla olan ilişkisini biliyor muydunuz? Ya da konuşuluyor muydu? 

Baykal’ı daha yakın ve iyi tanıyordum; ama Nesrin Baytok’u da tanıyorum diyebilirim, kendisi ile birkaç kez saatler süren görüşmelerim de olmuştu. Onun yanında Baykal aleyhinde tik kelime etmek dahi mümkün değildi. Ben bunu, başka liderlerden de tecrübem var, özel kalem müdiresinin parti liderine hayranlığı olarak görüyordum. Liderini ilahi biri gibi gören bir partili ile karşı karşıya olduğumu düşündüm hep. İtiraf edeyim ki bunun ötesinde bir ilişkiyi hiç ama hiç aklıma getirmedim ve bilmiyordum.  Deniz Baykal’ın da Nesrin Baytok’un düşüncelerine çok önem verdiğini belirtmeliyim. 

Sence Deniz Baykal CHP’nin önünde bir engel miydi? 

Pek çok seçmenin Baykal nedeniyle CHP’den uzak durduğu herkesin malumu olan bir konudur ve sanırım Kılıçdaroğlu’na halkın meydanlarda gösterdiği ilgi de bunun göstergesi.

NESRİN BAYTOK, CHP DEN İSTİFA ETMELİ, ETMELİYDİ

Deniz Baykal istifa etti. Ama Nesrin Baytok hala CHP milletvekili. Sizce Nesrin Hanımda partisinden istifa etmeli miydi? 

Bence etmeli; ancak ben bu konuda sadece kadın üzerinde baskı kurulmasını doğru bulmuyorum. Baykal da sadece genel başkanlıktan ayrıldı, CHP’den değil. Eğer bu olaya bakacak olursak, emri altında biri ile girilen bir ilişki ve sonra da onunu önemli bir mevkiye taşınması söz konusu. Yani birinci derecede kusurun kadında olduğunu düşünüyorum. Buna rağmen, evet, Baytok, CHP’den istifa etmeli, etmeliydi.

Kaset skandalından sonra CHP de liderlik krizi yaşandı mı? 

Bir krizden söz edilemez, sadece korkunun ortadan kalkması ve CHP’nin bu olayı taşıyamayacağının anlaşılması ile her şey değişti. Ardından da bütün oklar Kılıçdaroğlu adını gösterdi. Sonuçta da CHP’de ender görülecek bir şekilde neredeyse tüm delegelerin oyları ile Kılıçdaroğlu CHP’ye genel başkan oldu. O nedenle bir krizden söz etmek mümkün değil, çekişme, tartışma, kavga yaşanmadı. 

Sayın Kılıçdaroğlunun genel başkan olacağı önceden biliniyor muydu? 

Önder Sav’ın desteğinin ortaya çıkması ardından hiçbir şüphe kalmamıştı. Zaten karşısına aday çıkma cesareti gösterecek kimse de olamazdı, halkın talebi ortadaydı.

TÜRKİYE, ETNİSİTE VEYA MEZHEP ANLAYIŞI ÜZERİNDEN  SİYASETTEN UZAK DURMALI 

Alevi ve Kürk birisinin CHP’nin başına geçmesi senin için ne ifade ediyor? 

kullanTürkiye, etnisite veya mezhep anlayışı üzerinden siyasetten uzak durmalı. Türkiye’nin bunu aştığına da inanıyorum. Kılıçdaroğlu da bu özellikleri ile siyaset yapmıyor, Türkiye siyaseti yaptığını söylüyor, bunun esas almamız gerek. O nedenle bu soruyu geçmek istiyorum. 

Sence Sayın Kılıçdaroğlu, Alevi ve Kürt halkını temsil edebiliyor mu? 

Bu soruya yanıt vermeyi doğru bulmuyorum. Kendisi herkesi temsil ettiğini, etnisite veya mezhep kökeni üzerinden siyaset yapmadığını söylüyor.

Sayın Kılıçdaroğlu alevi olduğunu söylemekten kaçınıyor. Neden? 

Bu soruya yaklaşımım da aynı. Ayrıca Tunceli mitinginde oralı olmaktan gurur duyduğunu söyledi; ama insanların köken açıklamaya zorlanması, bunun üzerinden sorgulanmasını doğru bulmuyorum.  Hiç herhangi bir siyasinin ‘Ben Sunniyim’ dediğini pek anımsamıyorum ve böylesi bir vurguyu herkesin yadırgayacağı da ortada sanırım.

Sayın Kılıçdaroğlu CHP gibi köklü bir partinin ağırlığını kaldırabiliyor mu? 

Buna CHP seçmeni ve CHP üyeleri karar verir diye düşünüyorum. Ancak neden kaldıramasın diye de sorabiliriz?

Referandum ile ilgili tahminin nedir? 

Ben sonuçların birbirine yakın olacağını, arada büyük fark oluşmayacağına inanıyorum.

Oyun belli mi? Evet ya da Hayır ise neden? 

Doğrusu oyumun rengini şimdiye kadar doğrudan, ‘şudur’ diye hiç açıklamadım. Yazılarımdaki tavrım ortada, demekle yetinmek istiyorum. .

TÜM SORUNLARLA TÜRKİYE VE CHP YÜZLEŞECEK

CHP başörtü sorununu çözmek istemesinde samimi mi?

Kitapta da görülecektir şunu söyleyebilirim: Türkiye’de Kılıçdaroğlu sonrası yeni bir siyaset anlayışı gelecektir, gelmeye başladı da. Eskisi gibi Türkiye’nin sorunlarını sümen altına süpürme devri kapanacak. Tüm sorunlarla Türkiye ve CHP yüzleşecek. Kılıçdaroğlu’nun sadece türban değil, tüm diğer can yakıcı sorunlarda da çözümden yana tutum alacağına inanıyorum. Ve de şu örneği de eklemek isterim. Eğer Kılıçdaroğlu anayasa değişikliği ürecinde CHP’de genel başkan olsaydı, bam başka bir tablo ile de karşılaşabilirdik. O nedenle Türkiye adına hem güçlü bir muhalefet ve alternatif oluşması hem de sorunların çözümünden yana olma anlayışı egemen kılınacak, inancıyla geleceğe yönelik daha fazla umutluyum.

(Haber 7)

YORUMLAR 2
  • Altın Başak 15 yıl önce Şikayet Et
    Mide bulandırıcı. Bu olay çok ama çok fena bir olay Arkadaşının karısı ile birlikte ol. hemde gözünün önünde sonrada kalk bizim özelimize ne karışırsınız de. Eğer sen bir kesimi bir zümreti temsil etmesen git ne halt yersen ye ama bizler müslüman milletiz bizler böyle zırvalara gelemeyiz.
    Cevapla
  • Kamil 15 yıl önce Şikayet Et
    bunlarda hiç mide yokmu. bunlar hala kafalarını devekuşu gibi kumun altına sokuyorlar oysa bu kaset olayından sonra kaç kişi çıktı bu olayın yeni olmadığını yıllardır böyle devam ettiğini açıkladılar sanki önder sav ve diğerleri yeni öğrenmiş gibi yapıyorlar ve işin en acı tarafı işi basit bir kaçamak gibi göstermeye uğraşıyorlar özel hayat gibi komik sözler ediyorlar, ne zamandan beri arkadaşının karısıyla ilişki kurmak özel hayat oldu,tek kelimeyle tiksinti verici baykal gelse ne olur gitse ne olur
    Cevapla
DİĞER HABERLER
Jose Mourinho'dan Galatasaray'a büyük müjde!
Hatay'da 63 yaşındaki adamı kaldırım taşıyla öldürdü! O anlar kameraya yansıdı