Şafak Günlükleri

Rahmetli Sezgin Burak, sevgili Rahmi ve Abdullah Turhan , Suat Yalaz ile Ali Recan ustalar hiç kusura bakmasınlar. Yüzde yüz yerli Türk Çizgi Roman kahramanları çizemediler.

Şafak Günlükleri
Şafak Günlükleri
GİRİŞ 24.07.2006 00:02 GÜNCELLEME 24.07.2006 00:02

Battal Sadık'ın kitap okuma notları


Geçtiğimiz günlerde bir yayıncı dostum ile sohbet ederken basmayı düşündüğü bir çizgi roman kahramanından bahsetti... İsmi lazım değil, çizerini de sonuçta emek vermiş, ter dökmüş onun da adı gizli kalsın. Çizgilere baktım biraz Teks vari. Kahramana baktım Baltalı İlah Zagor Tenay ile Kaptan Swing melezi atletik bir tip. Vücudunun üst kısmı alt kısmına nazaran fazla gelişmiş olduğundan karikatür gibi bir cüsseye sahip. Yerli değil, yanında Çikovari bir yamağı var. Maceralar da Türkiye'de geçmiyor tabi...

'Basacak mısın gerçekten?' dedim. 'Niye şansımı denemeyeyim? Parasını çizeri verecek' dedi. Güldüm... Ama dostum o gülüşle kendisine neler söylediğimi anladığı için başını önüne eğdi. Tek kelime etmedim ve dışarı çıktım....

Geyikli Sineması önünde okuduğumuz çizgi roman fasikülleri ve ciltlerini değiş tokuş etmek için bekleştiğimiz yıllar geldi aklıma... Okuduğumuz çizgi romanları babamıza parçalatmamayı başarmış ve annemizin soba tutuşturmasına engel olmuşsak, fasikül ve ciltleri koltuğumuzun altına alır, (şanslı isek devam maceralarına, değilsek okumadığımız başka maceralara ulaşmak için) yaz kış demenden, her hafta sonu bir meraklı bulana kadar nöbet tutardık...

Teksas, Tommiks, Zagor, Mandrake, Teks, Swing, Tom Braks, Zempla, Mister No, Judas, Bonanza, Tarzan, Kinowa, Vampirella, Atlantis, Jungla vs... cilt ve fasikülleri elden ele dolaşır, dikkatlice karışıtrılır ve değişilirdi. Bazen çok istediğiniz bir fasiküle denk geldiyseniz ve karşınızdaki de sizin arzunuzu yakalamışsa hiç şansınız yoktu, bir fasikül için üç cilt bırakmaya razı olurdunuz...

Korku ve Savaş başlığı ile yayınlanan çizgi roman serilerine rağbet azdı. Ama başka bir şey bulamadıysanız o haftayı çizgi roman okumadan geçirmemek için mecburen onlarla takas yapardınız....

Bir de Türk kahramanların çizgi romanları vardı. Tarkan, Kara Murat, Karaoğlan ve Yüzbaşı Volkan... Ne kadar yerli oldukları tartışma götürür... Ama sonuçta manevi gururumuzu okşayan yönleri ile medarı iftiharlarımızdı...

Mizah dergileri ve Parantez Yayınevi'nin yayınladığı tek kitaplık çizgi romanların dışında günümüzde eski Tay Yayınları'nın misyonunu devralan Lal Kitaplar, Arka Bahçe Yayıncılık ve İthaki dışında (İthaki de sanırım 6 sayılık Hellboy serisi ile havlu attı ) Türkiye'de süreli çizgi roman yayınlayan kalmadı sanıyordum... Eğer Hellboy'un yeni bir macerası çıkmışsa kaçırmayayım diye Beyoğlu Sineması'nın bulunduğu pasajın alt katında bulunan ve dergi adına ne ararsan bulunan bayiye uğradım. Hiç ummadığım bir sürprizle karşılaştım.

Pırıl pırıl baskılı 4 fasikül bana bakıyordu. Önce süreli bir yayın olduğunu algılayamadım. Her biri bir poşetin içinde poster hediyesiyle birlikte 2.5 YTL fiyatla alınmayı bekliyordu.


Hemen bir tanesinin poşetini açıp kapaktaki çizgilerin içerideki maceraya da aynen yansıyıp yansımadığını kontrol ettim. Büyülenmiştim... Yıllar önce dış ülkelerin savaş kahramanlıklarının anlatıldığı savaş adlı çizgi roman serisindeki kadar gerçekçi, romantik çizgiler, rekli ve pırıl kuşe kağıdın üstünden kendisine bakan gözlere ümid vaad ediyordu.

Artık içeriğin bir önemi yoktu...


Maceralar beni hayal kırıklığına dahi uğratsa böyle bir emek, böyle bir girişim ödülsüz bırakılamazdı. Hemen bir 10 YTL çıkardım cebimden ve dört dergiyi de çantama attım....


Kararımı vermiştim bu hafta sonu seyretmeyi kafama koyduğum Süperman filmine gitmeyerek bütçemi dengelemeyi başaracaktım...

Çizgilerin ve görsel şölene tam not verdiğim öykülerin senaryolarına da geçer not vermemek mümkün değil.


En azından oğlumun dört dergiyi bir günde yutar gibi okuması bile derginin cazibesini ortaya koyuyor.

Ama gönül istiyor ki daha güzel ve daha kusursuz olsun, seviye ve kalite sadece görsellik ve hamaset ile sınırlı kalkasın...


Senaryoların kişilerce değil oluşturulacak bir beyin takımınca kaleme alınması halinde; her ay, her delikanlı (ve tabi benim gibi her dem delikanlı kalan) Örümcek Adam ve Martin Mystre'ın yanı sıra neden bir de Şafak Günlükleri almasın ki... Hatta Milli ve Manevi duyguların canlı tutulması gereken böylesi bir dönemde gerçek destanlar yazmış Türk Kahramanlarının öykülerini okutmak milli bir görev bile telaki edilmeli....

Amma da abarttın ha diyenler, önce gidip www.safakgunlukleri.com sitesini bir ziyaret etsin, sonra haksız olup, olmadığıma karar versinler derim...


Şafak Günlükleri, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı'nda Türk cephelerinde yaşanan gerçek olayları, olaylara şahit olan kişilerin ağzından aktarmayı amaçlayan bir çizgi dizi. Güvenilir belgeler, fotoğraflar, yayınlanmış anılar ve sağlam kaynaklara dayanılarak oluşturulmuş.


Şu ana kadar dört sayı yayınlanmış ilki Çanakkale'de savaşmış Azman Dede'nin öyküsünü ve 'Dört Acı Tohum'un kanlarıyla yazdığı destanı anlatıyor.


Fili Sapanla Devirmek adlı ikinci kitapta yine Çanakkale Savaşının gizli kalmış kahramanlardan biri olan Mustafa Ertuğrul'un destanıyla çoşuyor vr hüzünleniyorsunuz...


Karın Kefen Olduğu Yer'de Sarıkamış Şehitleri ile birlikte donup kalmak için üçüncü kitabı mutlaka okuyun...


Dördüncü kitap Kuzgunun Gözünü Çelen ise ilginç bir Atasözü ile başlıyor: Annenle baban kavga ediyorsa, bil ki sebebi İngiliz’dir. Medine Savunmasının saflarındasınız....  “Çöl Aslanı” lakabı ile tanınan Fahrettin Paşa, yetki ve sorumluluklarını zorlayarak savaşın bitiminden sonra bile şehri teslim etmiyor...


Tarih, tekerrürden ibarettir. Aynı destanları tekrar yazacak ruhları Amerikan Kahranmanların etkisine terk etmemek ve benzer ihanetleri yaşamamak için bu günlükleri hiç değilse Riddick Günlükleri kadar önemseyin Allah Aşkına... Çünkü Türk Çizgi romancılığı olacaksa böyle olmalı... 


Yani demek istediğim o ki, Rahmetli Sezgin Burak, sevgili Rahmi Turan - Abdullah Turhan ,  Suat Yalaz ve Ali Recan hiç kusura bakmasınlar. Emeklerine saygımız var, kahramanları hala gönlümüzü okşar ama, Tarkan, Kara Murat, Karaoğlan ve hatta Yüzbaşı Volkan yarım Türk kahramanlarıydı. Evet yerli kahramanlardı ama asla bizden biri değillerdi. Hep yabancılara öykünen onların değerleri altında ezilen zoraki kahramanlardı.


Ama Şafak Günlükleri kahramanları yüzde yüz bizden ve yüzde yüz aramızdaki ruhlardan örülmüş...


www.safakgunlukleri.com web sitesinde söz konusu çizgi roman serisiyle ilgili oldukça doyurucu bilgi bulmak ve kitaplardan sayfaları incelemek mümkün.. 


(Haber7)

YAZDIR
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
DİĞER HABERLER
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan BM'ye son dakika mesajı
Tahir Kıran: Emre Belözoğlu'nu kapıdan içeri sokmam!