Ertuğrul Özkök'ü açıkca tehdit etti
Pamukbank'ın fona devredilmesine ilişkin gün yüzüne çıkan iddialarla, kılıçlarını çeken S. Tugut ve E. Özkök polemiği tehdite vardı. Turgut hodri meydan dedi.
İlk olarak Yeni Şafak Gazetesi'nin gündeme getirdiği, Çukurova Grubu'na ait Pamukbank'a el konma sürecinde yaşanan esrarengiz olayların Ergenekon iddianamesinde yer almasına ilişkin tartışmalar, genel yayın yönetmenlerinin savaşına dönüştü.
Ergenekon iddianamesinde yer alan delillerarasında, 2002'de TMSF tarafından el koyulan Pamukbank'a düzenlenen operasyonun öncesinde dönemin BDDK Başkan Yardımcısı olduğu belirtilen ve kod adı 'Ali Vural' olan kişi ile Doğan Medya Kurulu Yönetim Kurulu üyesi olduğu belirtilen ve kod adı 'Veli Dural' olan kişinin Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz ile arasında geçen telefon görüşmelerinin yer alması, Çukurova Grubu ile Doğan Medya Grubu'nu bir kez daha karşı karşıya getirdi.
Delil olarak sunulan telefon kayıtlarındaki görüşmelerde, Ali Vural'ın Pamukbank operasyonuyla ilgili gelişmeleri, Doğan Medya Grubu mansubu olduğu belirtilen Veli Dural aracılığı ile gün gün Aydın Doğan'a aktardığına ilişkin billgilerin ve ortaya koyulan belgenin sahte olduğunu söyleyen Hürriyet'in Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök'e, Akşam'ın Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turgut'tan hodri meydan cevabı geldi.
Yeni Şafak'ın ortaya çıkardığı, sonradan Sabah Gazetesi'nin de müdahil olduğu Pamukbank'a el koyma olayı, Akşam Gazetesi ve Hürriyet arasında yapılan karşılılı yapılan, "İddialar yalan", "yalan değil" haberleri ile gerginliği üst seviye çıkarırken, Serdar Turgut bugünkü yazısında, haberleri ve kendisi hakkındaki iddiaları yalanlayan Ertuğrul Özkök'e açıkca çağrıda bulundu. Özkök'e hitaben, "uyarıyorun fazla 'yalan' filan demeye kalkışırsa bizzat benim şahit olduğum olayları da anlatmaya başlarım." diyerek Özkök'e açıkca hodir meydan diyen Turgut, dinlemelerde geçen diyaloglarda, Pamukbank’a el konulması haberini Aydın Doğan’a haber vermek için ‘Ben yalakalığımı yapayım da’ diyen Doğan Medya Grbu çalışanı Ali Vural'ın, üslubunun kime ait olduğunu herkesin bildiğini söyledi.
İşte Serdar Turgut'un Özkök'e hodri medyan dediği yazı:
Dün yazısını okuduğumda Ertuğrul Özkök’ün muhakkak günleri şaşırmış olması gerektiğine karar verdim.
O pazar günleri absürd/fantastik olarak kategorize edilebilecek türde yazılar yazar ya kişilik bölünmelerinden diğer kişiliklerinin bunalımlarından, hayallerinden, hayali aşklarından filan bahseder ya dün günü olmadığı halde bu tür bir yazı yazdı. Birçok insanın aslında ona verilmiş bir rumuz olduğuna inandığı Veli Dural diye bir insanın var olmadığını ispata girişti. Hemen her insanın rumuzla anılmakta olduğunu bildiği bir insanın, o anılan isimde aslında var olmadıklarını ispatlamaya kalkışmak onun bu yazısını Jorges Luis Borges’in büyük ustalıkla işlediği ‘büyülü gerçekçilik’ türü bir yazının şaheserleri arasında rahatlıkla sayabiliriz. Bir insanın kendisini tanımlamak için uydurulmuş bir rumuzun tanımladığı insanın aslında var olmadığı gibi abuk bir işe kalkışması için ya gerçekten vahim bir kişilik bölünmesine uğraması gerekir ya da literatüre ciddi bir katkı yapmayı gerçekten kafaya koymuş olması.
Herkes kayıtlardaki V.D.’yi E.Ö. diye okumakta olduğu bir gün girişilen bu girişim, gerçekten yazın tarihine geçecek kadar müthiş bir fantastik eylem.
Mesele burada kalsa iyi de Türkiye tarihinin en büyük ayıplarından bir tanesini Pamukbank’a el konulması işlemini, sorumlu oyuncuların tam göbeğinde bulunan bir kişinin rumuzlar gerçek insanları ifade etmiyor diyerek boşlamaya kalkışması ayıp değil mi? Bu okuyucunun zekâsını küçümsemek değil mi, saygısızlık değil mi?
Zaten kimse rumuzların gerçek isimler olduğunu düşünmüyordu. Rumuz işte bu ne ifade ediyorsa odur. Siz V.D.’yi E.Ö. olarak, A.V.’yi ise T.K. (Teoman Kerman) olarak okuyun bence her şey çok daha ilginç olacak, gerçeğe çok daha yaklaşılacak. Belki Hürriyet Yayın Yönetmeni’nin hafızası da daha iyi çalışmaya başlar bu ipucundan sonra.
Sonra isterse o günleri çok daha derinden tartışabiliriz ama uyarıyorum fazla ‘yalan’ filan demeye kalkışırsa bizzat benim şahit olduğum olayları da anlatmaya başlarım. Son günlerde anlatılanları Hürriyet içinde herkes zaten biliyordu, onlara hiçbir şey sürpriz olarak gelmedi. Onlara güzel gelen Pamukbank’a el konulması haberini Aydın Doğan’a haber vermek için ‘Ben yalakalığımı yapayım da’ diye ifade edebilecek tek insanın, o üslubun kime ait olduğunu da herkes biliyor zaten tamam mı E.Ö.?
(Haber 7)
-
hacı atik 17 yıl önce Şikayet EtSENDE PATRONUNU KORUMAYA KALKMA ANLAT ANLAT. hiç durmayın gerçektende eğer gazetecilik yapmak istiyorsanız ve gazeteciler iseniz bildiklerinizle bir birinizi tehdit etmeden mertce yediğiniz naneleri anlatın anlatınki millet sizide gazeteci ve yazar diyebilsin yoksa iş takipciliğinizin bir başka boyutuda tescillenecek ANADOLU,luBeğen
-
Teomete Hansarayli 17 yıl önce Şikayet EtYalakalığı zaten biliniyordu kendi de tescil etmiş.. İşin komik yanı bu sözün E.Ö'ye ait olduğunu bilen Sabah Grubu,Yeni Şafak Grubu,Samanyolu Grubu gazete ve televizyonlarında telefon görüşmesinin son diyaloğu küfür gibi defalarca yayınlandı. V.D.-Ben yalakalığımı yapayım sevinsin garib. A.V.-Yap bakalım..yalaka kardeşim. Başka ne gibi yalakalıklar yaptı er geç ortay çıkar zaten.Beğen
-
heval amedi 17 yıl önce Şikayet Etben yalakalığımı yapayım!. bu cümleyi ilk duyduğumda aklıma ertuğrul özkük geldi bu uslup özküke ait. herkes onu patrona yalakalık yapan biri olarak tanıyor duymayanda şimdi duymuş oldu daha öncede ertuğrul özkük telefon görüşmelerinde bu tür pazarlıklar yapmıştı ve haber olmuştuBeğen