Cemil Çiçek'ten Ferhat Sarıkaya açıklamsı

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Anayasa değişikliği konusunda uzlaşmaya hazır olduklarını söyledi. HSYK tarafından Şemdinli iddianamesini hazırlayan savcı Ferhat Sarıkaya içiin de değerlendirmede bulundu.

Cemil Çiçek'ten Ferhat Sarıkaya açıklamsı
Cemil Çiçek'ten Ferhat Sarıkaya açıklamsı
GİRİŞ 09.03.2010 17:03 GÜNCELLEME 09.03.2010 17:03

Seda ŞİMŞEK'in ropörtajı

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Anayasa değişikliği konusunda uzlaşmaya hazır olduklarını söyledi.

Anayasa’da bugüne kadar birçok değişiklik yapıldı ama ruhu değişti mi?

Hayır, değişmedi. 82 Anayasası 82 şartlarında değerlendirilmelidir. Türkiye’de yaşanan travmalar dikkate alınarak hazırlanmış bir tepki Anayasasıdır. Bu Anayasa’nın önceliği güvenliktir, hak ve özgürlükler ikinci plandadır. Bu Anayasa Türkiye’nin AB ile bütünleşmesi hedefinin önündeki en büyük engeldir. Çünkü, Anayasa’ya uygun çıkardığınız yasalar AB normlarına uymamakta. O normları karşılamadığımızda da müzakere başlıklarında ilerleme kaydedemiyoruz. Gelinen bu noktada, Türkiye, bir açmazın içine sokulmuştur. Bu Anayasa’nın değişmesi gerekiyor, bu değişmediği sürece Türkiye çağdaşlaşma yolunda mesafe alamaz. Bugünkü kısır çekişmeler, gerginlikler, yüksek tansiyon Türkiye’nin kaderi haline gelir.

AZAMİSİNE VARIZ

** Anayasa değişikliği paketi getireceksiniz, neler var?

Bütün bu ihtiyaçları karşılayacak bir düzenlemenin olmasını biz arzu ederiz. Benim beklentim, ilk üç madde, 4. madde ve 174. madde dışında tüm maddelerin bir bütünlük içinde ele alınmasıdır. Ne kadarı mümkün olacak hep beraber göreceğiz. Azamisine varız, asgarisine kim ne diyecek göreceğiz.

** Anayasa değişikliklerinin bir uzlaşma ile yapılabileceği söylemi var.

Uzlaşmadan yana olmayanlarla uzlaşmak nasıl olacak birileri bunun sihirli formülünü söylesin. “AK Parti uzlaşsın” diyorlar, ben uzlaşmaya varım da, karşı taraf uzlaşmaya yanaşmıyor, “Ben yokum” diyor, o zaman nasıl uzlaşma olacak? Bunun anlamı “Siz bu işi yapmayın, kalsın” demektir. Bunun Türkiye’ye bedelinin ne olacağını da herkesin görmesi gerekir.

** Anayasa değişikliklerinin bu ortamda gündeme gelmesi gerilimi artırmaz mı?

Bu havayı yumuşatmak için ne yapacaksınız? Türkiye’de gerilim olmaması tek başına bizim çabamızla elde edilebilecek bir sonuç değil. Ben kavga etmek istemiyorum, ama muhatabım silahı bıçağı çekmiş, taşı, sopayı hazırlamış ise benim bu noktadaki niyetim, çabam tek başına bu hedefi gerçekleştirmeye yetmiyor.

BU TABİRLER ÇOK KLİŞE

** Anayasa değişiklikleri ile yandaş yargı mı yaratmaya çalışıyorsunuz?

Bu tabirler çok klişe. Biz yargının bağımsızlığından yanayız ama en az bunun kadar yargının tarafsızlığından da yanayız. Yargının yandaş olması tehlikelidir. Bir ülke için önemli tehlikelerden birisi budur. Ama, en az onunki kadar tehlikeli olan yargının tarafsızlığı konusunda toplumdaki şüpheler, algılamalar, vakâlardır. Yargının da adeta muhalefetin bir yandaşı gibi algılanması da söz konusudur.

** Yargı muhalefetin yandaşı gibi mi algılanıyor, yoksa muhalefetin yerine mi geçti?

Bu sorular arka arkaya geliyorsa, oturup düşünmek gerekir. Geçen hafta yapılan bir açıklamada Türkiye’de yargı konusunda hiçbir şey yapılmadığı ifade ediliyor. Bugün Türkiye’nin neresine giderseniz gidin, en prestijli binalar adalet saraylarıdır. Ben Adalet Bakanı olarak göreve geldiğimde hakim ve savcılarımızın oturacakları koltuk bile yoktu, masaları yoktu. Savcılarımızın temsil görevini yerine getirebilmeleri açısından altlarında arabaları yoktu, personel yoktu. Bir hatıramı a nlatayım, 35 sene yargıya hizmet etmiş, emekliliğine 35 ay var, bir ilin başsavcısını aradım, “Bu kadar hizmetiniz oldu, bir isteğiniz var mı?” diye sordum, ”Biraz sıkılarak ifade edeceğim ama 35 sene oldu, ben Türkiye’nin dışına çıkmadım. Bir yabancı ülke görmedim” dedi. 35 sene hizmet etmiş, Edirne’den öte hiçbir yeri görmemiş bir başsavcının bizden talebidir bu. Bu düşünülecek bir husustur. Göreve geldiğimde toplam 10 bin kişilik yargı camiası içinde yabancı dil bilenlerin sayısı 40’ı geçmez. AB ile müzakere yapan bir ülke, metinlerinizi müzakere edecek, yabacı dil bilen 40 hakim, savcı yok. Herkes konuşuyor.

** CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, “Referandumu Cemil Bey’e sorun, anlatsın” diyor, siz referanduma karşı mısınız?

Hayır, referanduma karşı olunamaz, bu kendimizi inkâr anlamına gelir. Referandumun özü, gündemdeki konulara vatandaş ne diyor diye görüşünü, kanaatini almaktır. Bu kadar basittir. Keşke bir konuyu, aylarca, yıllarca, çeyrek yüzyıl tartışacağımıza bir defa vatandaşa gidip sorabilsek, daha çok sorabilsek o zaman belki bu tartışmaları, gerilimleri de asgariye indirmek mümkün olabilecektir. Ben fırsat bulundukça vatandaşa gidilmesinde hiçbir mahsur görmem. Vatandaş bizden daha ileriyi görüyor, daha sağduyulu düşünüyor, daha isabetli karar veriyor. Siyasetçiler olarak bizim kafamız karışık, vatandaşın kafası nettir.

BAYKAL NEYİ KASTEDİYOR?

** Sayın Baykal, Özal döneminde yapılan referandumu mu hatırlatıyor?

Ben Sayın Baykal’ın bunu ne mânâda söylediğini bilmiyorum. Türkiye’de çok fazla referandum olmadı, Özal döneminde bir defa referandum oldu. “Hükümet gitsin. Özal’a bir ders verelim” gibi konu maksadı dışına çıkarıldı. Muhalefet partileri maksadı dışına çıkardı. Mahalli idareler seçimlerinin kıştan sonbahara alınması için getirilmiş bir düzenlemeydi. Buna “evet” ya da “hayır” demek yerine, muhalefet çok istismarcı bir yaklaşımla işi “Özal kalsın mı gitsin mi”ye dönüştürdü. Bu kastediliyorsa, bunun sorumlusu rahmetli Özal değil, referandum fikrinin kendisi değil, maalesef her şeyi istismar ederek, bundan siyasi sonuç çıkarmaya çalışanlardır.

HAKiMLER DEVLETi OLAMAYIZ

** Hükümetin bahsettiği yargı reformu ile yargının bahsettiği yargı reformu farklı, kime göre yargı reformu yapılacak?

Temel norm AB’dir. Son 3 yıldır yayınlanan raporlarda, Türk yargı sisteminin aksaklıkları var. “Yargıya siyaset karışıyor” diyenlerin yaptığı siyasetin onda birini şahsen ben yapmıyorum. Esas siyaseti onlar yapıyor, üstelik de masrafsız, zahmetsiz siyaset yapıyorlar. 2006’dan başlayarak uzun bir çalışmanın sonucunda temel ilkeler belirlendi. Şimdi o ilkeler çerçevesinde modeller olacak. Bazı çevreler Türkiye’de hukuk devleti yerine hakimler devletini tesis etmek adına direnç gösteriyor ya da tavır koyuyor. Hukuk devleti eşittir hakimler devleti değildir. Elbette hakimlik, savcılık mesleği son derece saygı değerdir ama hukuk devleti eşittir hakimler devleti değildir. Bu, bir ülke için son derece sakıncalıdır.

BAHANE ARIYORLAR

** Kıbrıs’tan da sorumlusunuz, Başbakan Erdoğan gelecekte askerin çekilebileceği yönünde mesajlar verdi Rum gazetelerine, bundan sonrası için nasıl bir süreç öngörülüyor?

Kalıcı, adil bir çözümün parametreleri belli, o çözüm gerçekleştikten sonra bu yapılabilir. Sanki yarın asker çekilecekmiş gibi bir anlam çıkmasın. Zaten şu an Rum tarafı görüşmelerden kaçmak, işi çözmemek için bahane arıyor.

ABD’deki karar normalleşmeyi torpillemiştir

** Sözde Ermeni Soykırımı Tasarısı ile ilgili ABD Temsilciler Meclisi Dışilişkiler Komisyonu’nda alınan kararı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Maalesef yaşanan bu durum dostluğa, stratejik ortaklığa yakışmayan bir durumdur. Esefle kınıyoruz. Bundan sonraki olumsuz gelişmelere çanak tutan, sorumluluğu da onlara yükleyen bir karardır. Türkiye bölgesinde normalleşmeden yanadır, barışın tesisinden yanadır. Bu karar normalleşmeyi torpillemiştir. Yaşanan sürece çok büyük zarar vermiştir.

SARIKAYA iHRAÇ EDiLMEMELiYDi

** Şemdinli Savcısı Ferhat Sarıkaya’yı meslekten ihraca götüren sürecin Genelkurmay Başkanlığı’nın şikayet dilekçesi ile başladığını söyleyen Çiçek, “Bizim başlattığımız bir işlem yok. Bir makamdan, bir talep geliyorsa, bunu inceletmek zorundasınız. O ihracın haklı olmadığını düşünüyorum” dedi.

** Ferhat Sarıkaya olayı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Müfettişler görevlendirildi, hakkında inceleme yapıldı ve HSYK ihraç kararı verdi. Vicdanınız rahat mı? Herkes geçmişte yaşananları unutuyor. İddianame daha kabul edilmeden, cuma günü akşam basının eline geçmiş. Biz o iddianamenin içeriğini bakanlık olarak cumartesi, pazar günü gazetede yazılanlardan öğrendik. Esas metni de pazartesi günü temin edebildik. Aynı gün Bakanlar Kurulu vardı, Sayın Genelkurmay Başkanı’nın Başbakan ile yaptığı görüşmeler var. Genelkurmay Başkanlığı’nın çok uzun, çok ince aralıklarla yazılmış 4 sayfalık bir şikayet dilekçesi var. Mekanizmayı başlatan Genelkurmay Başkanlığı’nın şikayet dilekçesidir. Bizim kendiliğimizden başlattığımız bir işlem yok. Bir makamdan, bir talep geliyorsa, bunu inceletmek zorundasınız. Ben o ihracın haklı olmadığını düşünüyorum. Müfettişler, soruşturmayı yapanlar ve o zaman müsteşar arkadaşımız “Evet, bir kısım eksiklikler olabilir ama bu ihracı gerektirmez. Kınama cezası yeter” demişlerdir.

MÜSTEŞAR BİLMİYORDU

** Müsteşarınız toplantıya giderken bir ihraç kararı çıkacağını bilmiyor muydu?

Hayır, bilmiyordu. Bunlar olağanüstü ve anormal olaylar olduğu için, çok normal dönemler olmadığı için kimin ne düşündüğünü bilemeyiz, ancak toplantıda bunlar ortaya çıkar. Müfettiş arkadaşlar kınama cezası verilmesini teklif etmişlerdi, müsteşar da o istikametteydi ama kuruldan farklı karar çıktı, son kararda olduğu gibi.

MUHALEFET ŞERHİ

** Erzurum’daki savcıların yetkisinin kaldırılmasında da buna benzer bir olay mı yaşandı?

Kurula katılan Sayın Müsteşar, “yetkileri kaldırılsın” istemedi, çünkü muhalefet şerhi var.

** Ama, bu müsteşarlar bu toplantılara katılmasa toplantı yapılamayacak, niye katılıyorlar?

Hangi bir gün katılmayacak? Bugün katılmayacak, yarın katılmayacak, ilanihaye bir müsteşarın toplantıya katılmama durumu olabilir mi? Hakimler Savcılar Kurulu’nun da yapması gereken birçok iş var. Bu hafta girmezse, gelecek hafta girecek, gelecek hafta girmezse ondan sonraki hafta girecek.

KARAR DOĞRU DEĞİLDİ

Ferhat Sarıkaya’nın beyazlamış saçlarını görünce ne hissettiniz?

Ben siyah saçlı halini görmedim ki, beyaz saçlarını göreyim.

Onun için de zor bir durum. İhracı hak etmiş miydi?

Bana göre hak etmemişti. Belki usulü bazı eksiklikleri, hataları olmuş olabilirdi, bunun da bir kısım mekanizmaları vardı, bir uyarma, kınama cezası olabilirdi, belki başka bir disiplin cezası uygulanabilirdi ama ihraç çok doğru olmamıştır, olmadığı da zaten tüm AB raporlarında var.

 

KAYNAK: BUGÜN
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
DİĞER HABERLER
AK Parti'den sosyal medyada gündeme oturan çalışma: “#İstanbulYönetilemiyor”
“Ayrıcalıklı” olduklarını vehmedenler, çıkar çatışmasıyla birbirini tasfiye ediyor