Mevdudi'nin de bir 'Hızır Paşası' varmış

Ünlü Müslüman araştırmacı ve düşünür Mevdudi'nin idam hükmünün tıpkı ünlü Alevi ozan ve düşünürü Pir Sultan Abdal gibi elinden tuttuğu bir gariban tarafından imzalandığını biliyor muydunuz?

Mevdudi'nin de bir 'Hızır Paşası' varmış
Mevdudi'nin de bir 'Hızır Paşası' varmış
GİRİŞ 15.03.2011 17:43 GÜNCELLEME 15.03.2011 17:43
Bu Habere 62 Yorum Yapılmış

Yaşar İliksiz'in haberi

"Ünlü Şair Muhammed İkbal'in “Yıldızlar ki insanlara yol gösterirdi / Onlar bile onu rehber edindi” mısralarında söylediği gibi Ebul Âlâ El Mevdudi, insanlığa rehber olmuş büyük bir şahsiyetti" , İslami hareketler uzmanı Selim Mansur Halid, ünlü İslam Aliminin en büyük kızı Hamira Mevdudi'nin kaleme aldığı Babam Mevdudi adlı eser için yazdığı önsözde.

Kızının babası hakkında anlattıkları Mevdudi ile ünlü Alevi Ozanı Pir Sultan Abdal arasında ilginç bir kader benzerliği olduğunu gösteriyor...

SON ASIRDA YETİŞEN EN BÜYÜK ALİMLERDEN

Kitabın yayıncısı Mana Yayınları sahibi Latif Kınataş "Mevdudi'yi İslam dünyasının son asırda yetiştirdiği büyük araştırmacı ve düşünürlerden birisi olarak tanıdık. Dünyanın dört bir yanında oluşan İslami hareket ve cemaatlerde en etkin olan isimlerden biriydi. Birçok dile çevrilen eserleri, İslami uyanış bilinçlenme ve katılıma katkı sağladı. Özellikle “Dört Terim” ve “Tefhimü’l Kur’an”ı başucu kitapları haline geldi. Düşünceleri berraktı; araştırmalarının altı dolu, açıklamaları doyurucuydu. Hem tarihi hem de güncel konulardaki vukufiyeti ve muhakemesi yüksekti. Onun bu etkin gücü ve aktivitesi kimilerini rahatsız etse de, geniş kitlelerin ilgi ve sevgisine neden oldu. Bu ilgi ve sevgiyi fazlasıyla hak eden Mevdudi elbette daha çok tanınmayı da hak ediyor" diyor.

Hamira Mevdudi'nin kaleme aldığı Babam Mevdudi adlı eserin "baba Mevdudi"yi anlattığına dikkat çeken Latif Kınataş, " Baba Mevdudi'yi hem evin içinden, hem kızının dilinden okuyoruz" ifadesini kullanıyor...

Dokuz çocuklu bir nineli evde yetişen ünlü alimin kızı bakın babasını nasıl anlatıyor:  

"BABAM SADECE BİZE AİT DEĞİLDİ"

“Babam bütün hayatını diliyle, kalemiyle, ilmi ve fikriyle –ahirette karşılığını almak üzere- görevini yerine getirmeye adadı. Çünkü kendisi kullukta kusur etmemeye çalışan Allah’ın bir işçisi gibi görüyordu. İnsanların onun yaşaması için haykırmasını istemediği gibi, ölümünü haykırmalarından da korkmazdı. O bambaşkaydı. Onun lügatinde “ben”, “benim ihtiyaçlarım”, “benim çocuklarım”, “geleceğim” gibi kelimelere yer yoktu. Allah da şahittir ki kendisini ümmete bu derece adamış bir başka insan daha tanımadım” diyen en büyük kızı Hamira Mevdudi, oldukça dokunaklı ifadelerle başlıyor kitabında babasını anlatmaya ve şunları söylüyor:

"İnsanlara sabrı tavsiye etmek kolay ama sabretmesi gereken kişi kendiniz olunca bu iş gerçekten çok zor.

Sabır şarabı ne kadar acı! Annemin ve babaannemin hayatları boyunca bu acı şarabı yudum yudum içtiklerine kendi gözlerimle şahit oldum. İşte bu anlatacaklarım insanın içini yakan bu acı şarabın yudumlarının hikâyesidir. Şu ana kadar yüreklerde hapsedilmiş olan bu hikâyeler ne unutuldu ne de anlatılmasına izin verildi. Ama şimdi yatağından taşan dereler gibi kendiliğinden akmaya başladılar. Babaannem; “Eğer gülersen dünya da seninle birlikte güler ama eğer ağlarsan yalnız ağlarsın!” derdi.

Babam Mevdudi

Bugün yirminci yüzyılın üstad Ebul Ala Mevdudi asrı olduğu söyleniyor. Fikirleri ve kitaplarıyla bir devrim yaratmış, cemaati dünyadaki bütün İslami hareketlere ve kalkınmaya katkıda bulunmuştur. Ancak şunu asla unutmamak gerekir: Hiçbir yazar ya da araştırmacı yakınları tarafından kendisine zihnini toparlayıp, yeni fikirler üreteceği rahat ve huzurlu bir ortam sağlanmadıkça büyük işler başaramaz.  Anlatacaklarım gün gelip esen rüzgârlarla nisyan duvarları ardında silinip gidecek öylesine hatıralar değildir. İslam Şehidi Seyyid Kutup’un “Fizilali’l Kur’an” da “Büyük Müslüman” olarak nitelediği cesur bir kahramanın hayat hikâyesidir. Büyük bir anne-baba ve oğulları tarafından hayatın sayfalarına nakşedilen bir sabır, bir sebat öyküsüdür.

Çağdaş İslam uyanışının şafağı, dokuz çocuk ve yaşlı ninelerinin yaşadığı bir evden yükselmişti. Evin hasta hanımı nefes darlığından muzdaripti. Acaba bu geminin yolcuları hayata nasıl devam edeceklerdi? Daha en başta sabır ipine sarılmaktan vazgeçip yılacaklarmıydı? Yoksa bugün şahit olduklarımızı görelim diye olabildiğince yelkenlinin ipine mi asılacaklardı?

Savaş meydanı askerlerle doludur. Kimi ön saflarda göğsünü kurşunlara siper eder, kimi arka saflarda durarak ön safları destekler. Ve öyleleri vardır ki ilk bakışta göze çarpmaz ve sanki savaşta en önemsiz rolü üstlenmiş gibi görünürler. Ama aslında rolleri en büyük rollerden biridir. Onlarsız olmaz. İşte bu hikâye buradan çıktı. Bir ömür boyu süren fedakârlıkların ve özverinin hikâyesi.
Bu kitap az önce bahsini ettiğimiz o evin sahnelerinden şimdiye kadar izlenmemiş bir sahne üzerindeki perdeyi açıyor. Açıyor ki okuyucu da bir yağmur damlasının inciye dönüşme serüvenini öğrensin"

"Aziz babam sadece bize ait değildi. Aksine bütün İslam ümmeti için bir servetti. Bu yüzden onu anlatmak boynumuzun borcudur" diyen Hamira Mevdudi, "İsterseniz şimdi İslami düşünce liderlerinin onun hakkındaki görüşlerine bir göz atalım" diyerek, ünlü Alim Hakkında Dünyanın önde gelen İslam düşünürlerinin fikirlerini yansıtıyor okurlara:  

İslam Şehidi Seyyid Kutup:   Şehid Seyyid Kutup, Mevdudi’den daima  “Büyük Müslüman” olarak söz ederdi.

Filozof Muhammed İkbal: “Bu şeyh mürekkebi kan olan kalemi ile Resulullah’ın dinini açıklıyor.”

Ömer Tilmisani: Tilmisani, Hasan El Benna ve Mevdudi’nin İslami davet metodlarını karşılaştırırken şöyle diyor: “Şüphesiz her ikisi de eşsiz bir kuşağın imamlarıdırlar. Çünkü davalarındaki bütün metodların, üslupların, bilgilerin kaynağı Kuranı Kerim ve Resulullah (s.a.v)’dır. Görüşlerini falanca filozoftan veya filanca kitaptan almamışlardır. Okulları İslam davetine leke sürebilecek olan bütün anlayış ve düşüncülerden olabildiğince uzaktır. Hasan El Benna’nın karşılaştığı bütün sıkıntı, saldırı ve eziyetlerin aynısına İmam Mevdudi’de maruz kalmıştır. Adeta ikisi söz birliği etmiş gibidirler.”

Şeyh Ebul Hasan Nedevi: “Müslüman genç nesli Mevdudi gibi etkileyen bir kişi daha tanımıyorum. Davetini ilmi esaslar üzerine kurmuştu. Siyasi davaların, sömürgeciliğin üzerine kurulduğu esaslardan çok daha sağlam çok daha metindi. Yazıları ve araştırmaları batı medeniyetinin tabiatını tanımaya yönelikti. Hayat felsefesi ve yorumu ilmi idi. Onun gibisi bu zamanda az bulunur. Dini, İslam’ın yaşam tarzını ve medeniyetini, siyasi hikmetini, toplum ve hayatı şekillendirme tarzını açıklamıştır. İslam’ın beşeri toplumlar ve insani gidişata dair önderliğini ilmi, sağlam bir üslupla, modern bir dille, ortaya koymuştur. Onun tarzı uzun zamandan beri İslami edebiyatta var olan boşlukları doldurmuştur. İslam ahlâkı, İslami yaşam tarzı ve akidesiyle Müslüman gençlikteki “yetersizlik” duygusuyla mücadele etmiştir. Yazdığı yazılar bu gençlerin İslam’ın salahiyeti ile modern asra ayak uydurmalarında ve kendine güvenlerinin geri dönmesinde çok etkili olmuştur.”

Dr. Yusuf el-Karadavi: “… Islahatçı müfekkir. Aynı zamanda toplum doktoru. Basireti ile ümmetin dertlerine uygun ilaçlar sunuyor. Derinlere dalıp sebepleri anlamaksızın sonuçlara göz gezdirmekle yetinmiyor. Hastalığı tespit ettiği zamansa içerdeki mikrobu yok etmeden sadece yüzeysel iyileşme sağlayacak merhem vermekle kalmıyor. Hastalığın kökünü kurutmadan, acıyı kısa süreliğine dindirecek çareler sunmuyor. Bu noktada Mevdudi ümmet için onun hastalığının hakikatini, mikrobun aslını bilen deneyimli bir doktordur.”

Karadavi, Mevdudi’nin fikirlerini ana hatları ile şu üç noktada topluyor: İslam’a bağlılık, çağdaşlık, açıklık. “O, fildişi kulelerde ya da münzevi kulübelerde yaşayan, fikirlerini kâğıda döktükten sonra sorumluluğunu taşımayan teorisyen bir ıslahatçı ya da akademisyen değildi. Mevdudi’nin o büyük fikri tezi yanı sıra en az onun kadar büyük ilmi bir tezi de vardı: Düşünceyi harekete dönüştürmek. Tezler ve kitaplar telif ettiği gibi adamlar telif etmek.”

Karadavi’nin Mevdudi’nin hayranı olduğu yönlerinden biri de öncelikli meseleleri kavramaktaki mahareti idi. Ki bu anlayış pek çok davetçide bulunmayan bir özelliktir. Şeyh şöyle diyor: “İmam Ebul Ala Mevdudi’nin önceliği modern cahiliyye ile savaşmak, insanları tam anlamıyla ibadete ve dine, sadece Allah’ın hâkimiyetine boyun eğmeye, konumu ve misyonu ne olursa olsun -ister aydın, ister siyasi lider- yaratılmış birinin hâkimiyetini reddetmeye döndürmektir. Toplumsal, ailevi, ferdi, şahsi, iktisadi ve medeni hayatta batı fikrini reddeden, devrimci ve değişimci bir metod izleyen İslami hareket inşa etmektir. Bu düşüncesini bütün kitaplarında ve araştırmalarında ortaya koydu. Çalışmaları onun İslam’a davet ve yenilik felsefesini ifade ediyordu. Böylece söz konusu hareketi inşa etmek ve yaymak için cemaatini kurdu.”

Muhammed Recep El Bayoumi:  Mevdudi’nin Marksizm karşısındaki tutumu; anlatılmaya gerek duyulmayacak derecede bilinmektedir. Nitekim kendisi, Müslüman düşünürlere Marksizm karşısında keskin bir kılıç vazifesi görecek argümanlar üretmiştir. Zira, sahip olduğu ansiklopedik bilgi birikimi; aydın ve üretken düşünce yapısı ve doğu dünyasındaki devrimci hareketlere ilişkin derinlemesine tahlilleri tam da taşı gediğine koyacak türdendir… Doğrusu, böylesi büyük bir müfekkirin eserleri her müslümanın evinde  bulnmalıdır. Çünkü onun eserlerinin adeta ilahi bir ruhla desteklenmişcesine okuyucusuna sağladığı geniş ufuk başka eserlerde zor bulunur.

Müsteşar Abdullah el-Akîl: “Allame Mevdudi çağdaş İslam sancaklarından, mütefekkirlerinden, davetçilerinden biridir. Allah Teâla ona hikmet, ileri görüşlülük, derin kavrayış, ilmi basiret, olayları teemmül, fikirler ve durumlar üzerine geniş çaplı çalışma, bilgi kaynaklarını inceleyerek güvenilir olanları ayırdedebilme, batı medeniyetinin faydalı taraflarını alıp zararlı taraflarını reddetme, İslam’ı hayatın her alanındaki sorunlar için bir çözüm olarak sunabilme kabiliyeti bahşetmiştir. Şehit İmam Hasan El Benna’nın  metodu işte buydu. İlmi yöntemleri kullanarak müslüman kardeşimizi İslami yöntemlere uygun olarak şekillendirirdi.”

MEVDUDİ İKİ KADININ ESERİDİR

Nur Muhammed cuma ise Mevdudi için "Onun hakkında bütün dünya dillerinde çok şey yazıldı. Yazılanların hepsi Mevdudi’nin ne kadar güçlü ve büyük bir şahsiyet olduğundan bahsediyordu: Davetçi, âlim, mütefekkir, gazeteci, fakih, müfessir. Ama bunlardan hiç biri bir insan, bir baba olarak Mevdudi’yi ele almıyordu. Aynı zamanda daima o eşsiz dehanın, seçkin şahsiyetin arkasında durmuş olan “meçhul askeri” de. Hiçbir büyük erkek yoktur ki arkasında büyük bir kadın olmasın. Hani derler ya; “Erkekler hayatı şekillendirir, kadınlar erkekleri!”

Mevdudi; iki kadının eseridir. Annesi ve eşi. Bu kitap yazılana kadar tarihe onlar hakkında hiçbir kayıt düşmedi. Hiç kimse onları tanımadı. Bu kitap bizi o evin duvarları arkasına taşıyacak, bu satırları kaleme alan naçiz elleri tanıyacaksınız. Bu satırları yazan kalemin bu iki hanımefendi ve Mevdudi tarafından eğitildiğinin ortaya çıkması onun değerini yükseltecek. Onlardan bir parça hatıralarını kaydedecek. Kaydedecek ki bu yolda yürüyenlerin önünü aydınlatan meşaleler olarak kalabilsinler. Allah rızası, insanlar ve tarih için" diyor...

MEĞER MEVDUDİ’NİN DE BİR ‘HIZIR PAŞA'SI VARMIŞ

Ünlü Kur'an-ı Kerim tefsiri “Tefhimu’l Kuran”ın büyük bölümünü hapiste yazan Ebul Âlâ Mevdudi'nin ömrünün büyük bölümünün zindanlarda geçtiğini çoğu kimse biliyordur ancak onu ölüme gönderen kararı imzalayanın kendisinin daha önce yardım ettiği bir yoksul olduğunu bilen yok gibidir… Bu yönüyle bir bakıma Pir Sultan Abdal ile benzer bir kaderi paylaşmaktadır Mevdudi.

Bu ilginç paralelliği bakın kızı kitabında nasıl anlatıyor:   

“Kendisini hapseden ve işkence edenleri dahi gönül rahatlığıyla karşılardı. Hapishanede dine karşı işlemiş oldukları suçları ve yaptıkları işkenceleri dile getirmek şöyle dursun ima bile etmezdi. Bir gün bir adam gelerek babamdan kendisine referans vermesini istedi. Zor durumda fakir bir adamdı. Babam da ona gittiğinde rahatça iyi bir iş bulmasını sağlayacak özel bir referans yazdı. Bu adam kimdi biliyor musunuz? Askeri mahkeme günlerinde babamın idamına hükmeden hakim. Babamdan başka kim ölümüne hükmeden kişiye özel referans yazabilir ki? Hey gidi babacığım, sen ne büyük bir adamsın!”

Tabi bu ilginç kader benzerliğinde ünlü ozan Pirsultan Abdal ile Mevdudi arasında önemli bir fark var. Halk ayaklandığı için Mevdudi'nin idamından devlet vazgeçmişti ama Pirsultan'ın idam kararı infaz edilmişti:  

 (Haber 7)

Kitapla ilgili teknik bilgiler ve internet üzerinden sipariş şartlarını görmek için bu linki kullanabilirsiniz

YORUMLAR 62
  • darbeleredurde 8 yıl önce Şikayet Et
    evet üsdat. macera devam ediyor,sağolasın..
    Cevapla
  • Mehmet Bodur 8 yıl önce Şikayet Et
    DDD: SENİ EPEYDİR GÖRMÜYORUZ.... Sağlık durumları ise geçmiş olsun...
    Cevapla
  • Mehmet Bodur 8 yıl önce Şikayet Et
    EHL-İ SÜNNNET TAPUSU.... Peygamber Efendimizin vefatından sonra oluşan siyasi olaylar neticesinde ortaya çıkmış siyasi mezhebleri cennetin tapusu gibi görenler var. Neymiş efendim ehli sünnete uygun değilmiş. Ehli sünnet diye fırkacılık yapmak İslama uygun mu sen ondan haber ver. Bazı şıhlar gibi cennetin tapusunu dağıtıp durmayın. Senin ehli sünnet alimlerin cennete gidecek mi acaba? Haber almış gibi kesin konuşup duruyorsunuz....
    Cevapla
  • Mehmet SAĞLAM 8 yıl önce Şikayet Et
    ALLAH IN LANETİ FİTNECİLERİN ÜZERİNE OLSUN. İtikadı bilmeden ne konuşun, ne de yazın. Eğer sakınanlardansanız. Şiilik mezheptir. Fakat sapık mezheptir. Şiilik Ali taraftarlığıdır. Hz. Muhammed (SAV) i saymazlar. Bu nedenle itikadları yanlıştır. İtikad yanlışı insanı kafir yapar. O yüzden bu mezheplere ne mensub olacaksın ne de savunacaksın. Alevilik de sapık mezheptir. Bunlarda aynı kafadadırlar. Hiç mi Kuran okumazlar? ....... -...Muhakkak ki alimler peygamberlerin varisleridirler...(H.Ş. Ebud Derda (r.a) )- Alimler mezheplere mensubturlar.
    Cevapla
  • darbeleredurde 8 yıl önce Şikayet Et
    sn iliksize. böyle önemli bir konuda yazdığı için teşekkürler.şartlarım elvermiyor olsada böylesi bir konu karşısında kayıtsız kalamadım.keşke şatlarım uygun olsaydı da uzun uzun tartışabilseydik.mevdudi,s.kutup vb gibi değerlerden nasiplenemeyenlerin onlar hakkında ileri geri söyledikleri sözlerin hiç bir hükmü yok.hele de dört terimi,yoldaki işaretleri okumamış insan larla neyi tartışacaksınız ?
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
Ronaldo'dan Merih Demiral'a asker selamı
Tüm dünyaya tek başımıza 'Bir dakika' diyoruz