Kılıçdaroğlu 'tape' iddialarını yeniledi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında Beşir Atalay ile ilgili iddiaları yeniledi. Yandaş diye tabir ettiği medyadan şikayetçi oldu..

Eklenme: 18 Ekim 2011 13:39 / Güncelleme: 18 Ekim 2011 13:39 / 4,718 Okunma / 5 Yorum

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın hakkındaki iddialara ilişkin verdiği yanıtı eleştirerek, ''Beşir Atalay yazılı bir açıklama yaptı. Dedi ki 'bunların tamamı külliyen yalandır'. Vallahi de billahi de anlattıklarımın tamamı külliyen doğru'' dedi.

Kılıçdardoğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Geçen hafta yaptığı Karaman ziyareti hakkında bilgi veren Kılıçdaroğlu, vatandaşlarla bir araya gelerek onların sorunlarını ve taleplerini dinlediklerini söyledi. Milletvekillerinin de il ve ilçeleri gezerek bu ziyaretlere ilişkin raporlar hazırladıklarını anlatan Kılıçdaroğlu, ''Seçim yok ama biz sanki seçim varmış gibi çalışmalarımızı götürüyoruz'' dedi.

Geçen hafta partisinin grup toplantısında ''Deniz Feneri e.V.'' bağlantılı soruşturmayla ilgili açıklamalar yaptığını ve ''köstebeği'' kim olduğunu söylediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, bu açıklamalarının televizyon kanallarında büyük ölçüde sansürlendiğini savundu.

İddialarını yeniden özetleyen Kılıçdaroğlu, bu iddialarına ilişkin Hükümetten gelecek açıklamaları beklediğini kaydetti. Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Önce Sayın Beşir Atalay yazılı bir açıklama yaptı. Dedi ki 'bunların tamamı külliyen yalandır'. Anladım ki tamamı külliyen doğrudur. Çünkü bana demesi lazım 'şurası yanlış, şurası yalan' demesi lazım. Diyemiyor. Ne diyor, 'külliyen yalan'.

Vallahi de billahi de anlattıklarımın tamamı külliyen doğru. Yazılı açıklamadan sonra akşam eve bir arkadaşım telefon etti. Kanal 24'de Sayın Beşir Atalay canlı televizyon programına çıkacak ve benim iddialarıma yanıt verecek diye.

Ben de hemen Kanal 24'ü açtım, bekledim. Olur ya bizim bilmediğimiz bir şey olur diye. Size bir medya klasiğinden, yandaş medya klasiğinden örnek vereceğim. Haberler veriliyor. Önce Sayın Başbakan'ın haberi uzun uzun veriliyor, arkasından MHP liderinin, arkasından BDP lideri Sayın Demirtaş'ın haberi verildi.

Sıra bana gelince bir cümle edildi, bir cümle bakın iki cümle değil, ardından Sayın Bakanın yaptığı açıklama ekrana satır satır konuldu. Önemli değil biz bunlara alışığız.

Doğru habere özlem duyuyoruz ama yandaş medyanın doğru haber vermediğini de çok iyi biliyoruz. Sonra Sayın Atalay canlı yayında, karşısında spiker oturmuş, öyle bir tablo ki birisi ne soracağını bilmiyor, öbürü nasıl yanıt vereceğini bilmiyor. Birbirlerini kolluyorlar...

'Ben o tarihte bölgenin milletvekiliyim, benim ofisimden elbette telefon edilebilir' diyor. Sanki birisi senin ofisinden telefon edilemez demiş gibi. Birşey daha söyleyeyim, doğruyu da söylemiyor.

Çünkü kendisini o telefon görüşmelerinin yapıldığı tarihte Kırıkkale milletvekili bile değil. Ondan bile haberi yok. Onu kullanarak milleti aldatacağını zannediyor. Unutmasın ki karşısında CHP var.''

''İtiraf bu...''

Atalay'ın kendisine yönelik iddiaları yanıtlayamadığını ileri süren Kılıçdaroğlu, ''Bir perişanlık. Zaten gözlerine bakınca doğruyu söylemediğini gözlerden anlıyorsunuz. Çünkü gözler yalan söylemez, o gözler Beşir Atalay'ın gözleri olsa dahi'' diye konuştu.

Gazeteci Ahmet Hakan'ın 14 Ekim 2011 tarihli yazısında ''odağın merkezindeki belediye başkanıyla'' konuştuğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

''Diyor ki '2 yıl önce sizi İçişleri Bakanı'nın telefonundan kim aradı? Koruma müdürü mü? Özel kalem müdürü mü?' Veli Korkmaz diyor ki 'dönemin milletvekili Beşir Atalay, bizim ilimizin milletvekili' Birinci yalan bu. O tarihte senin ilinin milletvekili değil. Daha cümleye yalanla başlıyor.

Sen koskoca belediye başkanısın, senin bölgende şu anda milletvekili olanın o tarihte milletvekili olmadığını bilmiyor musun? Biliyor. Ama sanıyor ki ben bunu söylerim, kimse bunun üzerinde durmaz.

Ve diyor ki 'Sayın Bakanın gerek özel kalem müdürü, gerek koruma müdürü beni sık sık arar ve Bakanın taleplerini iletirler' İtiraf bu. 'Arama yapılacak hazırlıklı olun' Bakanın talebini iletecekler. Kime iletecekler? Kırıkkale Belediye Başkanına iletecekler.''

Koruma ve özel kalem müdürlerinin görev tanımlarının bu konuda önemli bir ayrıntı olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, ''Koruma müdürü bakanı, darba karşı ya da herhangi bir yasadışı olaya karşı korumakla görevli kişidir, eğitimi bunun üzerinedir.

Özel kalem müdürü ise bakanın her türlü faaliyetini, gezilerini organize eden, görüşmelerini ayarlayan, telefonlarını bağlayan o konudaki bakanla yakın ilişkide olan kişidir. Dolayısıyla koruma müdürleri bakanların taleplerini bildirmezler.

Bakanların talepleri varsa bildirecek olan özel kalem müdürüdür. Sanki biz bu ayrıntıları, devleti bilmiyormuşuz gibi. Sanki milleti enayi yerine koyarak bu yaptıklarını, bizi aldatacaklarını sanıyorlarmış gibi. Biz aldanmayız, biz doğruları her yerde, her ortamda ısrarla söyleyeceğiz'' diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''Alman vakıfları ve CHP'li belediyeler'' konusundaki açıklamalarına ilişkin, ''Çıkıp konuşsun. Bir tek CHP'li belediyeyi suçlayamaz. Bir hafta süre var. Konuştu konuştu. Konuşmadıysa gensoru vereceğiz, gelip Mecliste konuşsun'' dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, eski İçişleri Bakanı Beşir Atalay'a yönelik iddialarına ilişkin telefon görüşmelerine değindi.

Kemal Kılıçdaroğlu, Kırıkkale Belediye Başkanı Veli Korkmaz'a, ''Bakanlıktan arandıktan 3 dakika sonra Deniz Feneri şüphelisi Mustafa Çelik'i arıyorsunuz.

Bu durum, aldığınız bir haberi iletme maksadıyla aradığınıza dair kuvvetli bir şüphe oluşturuyor'' diye sorulduğunu, Korkmaz'ın ise bunun tesadüf olduğunu, Çelik'in kendisinin dostu olduğunu, her gün konuştuğunu söylediğini belirtti.

Kılıçdaroğlu, Korkmaz'ın, ''Neden cep telefonundan arıyor ve sonra 'sabit telefona geçiyorum' diyorsunuz?'' yönündeki soruya da ''Bu benim sık yaptığım bir yöntem. Cepten uzun konuşmam sabit telefonla konuşurum. Ailelerimiz de konuşacak, bu yüzden sabit telefon tercih ettim'' yanıtını verdiğini ifade etti.

Koruma Müdürünün, Kırıkkale Belediye Başkanı'nı resmi telefondan aradığını, yani her iki telefonun da resmi olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

''Ne yapması lazım eğer arkadaşıysa, aynı telefondan Mustafa Çelik'i araması lazım. Ama bir başkasının üzerine kayıtlı cep telefonundan Mustafa Çelik'i arayarak sabit numara istiyor ki bu cep telefonunun kimin üzerine kayıtlı olduğu bizde var.

Geliyorum bir başka yalana. 'Ben cepten arıyorum sonra sabit arıyorum ailecek görüşüyoruz'' diyor. Allah aşkına siz ailecek gecenin yarısında belediyeden mi görüşüyorsunuz? Sen aileni çoluk çocuğunu o saatte belediyeye mi getirdin? Çünkü sabit telefon belediyenin telefonu. Belediyenin telefonundan sen gece Mustafa Çelik'i arıyorsun. Konuştukça batıyorlar. Peşini bırakmayacağız.

Sayın Beşir Atalay 'benim ofisimden herkes aranır' diyor. Bir Bakan bunu söyleyemez. Bir Bakanın özel kaleminden herkes aranmaz. 'Ben o tarihte bölgenin milletvekiliyim' diyor. Sen milleti kandırıyorsun. O tarihte sen Kırakkale'nin değil, Ankara'nın milletvekilisin. Neden doğruyu söylemiyorsun.

Sonra, 'Korumaya sordum hatırlamıyor' diyor. Sonra gazetelerden öğrendik. Savcı soruyor, 'Sen Kırıkkale Belediye Başkanı ile konuştun?' diye. 'Efendim Bakan Kırıkkale'ye gidecekti haber verdim' diyor. Onu da araştırdık, Bakan Kırakkale'ye değil Irak'a gidiyordu. Bu kadar yalanın üstüste geldiği bir yerde, bizim söylediklerimizin doğruluğu hala anlaşılmıyor mu? Ey ahlak neredesin, üç kez kapıya vur belki AKP duyar.''

Fıkralı yanıt

Tüm bu bilgilere karşı kendisine ''ispat edin'' denildiğini belirten Kılıçdaroğlu, buna bir fıkrayla yanıt vermek istediğini söyledi. Kılıçdaroğlu, şu fıkrayı anlattı:

''Adam, 'karım beni aldatıyor mu' diye dedektif tutuyor. Dedektif 'olur bu benim görevim' diyor. Parasını alıp izlemeye başlıyor. Adam sabah işine gittikten sonra kadın süslenip püslenip dışarı çıkıyor ve bir pastanede genç, yakışıklı birisiyle buluşuyor.

Dedektif hepsini fotoğraflıyor. Sonra adamın evine gidiyorlar. Kadın soyunuyor, adam ceketini çıkarıyor ve tam o ara bakıyor perdeler açık. Hemen perdeyi kapatıyor. Dedektif, 'Vallahi bundan ötesini tespit edemedik, çünkü perdeleri kapattılar' diyor. Adam dizine vuruyor ve 'Bak yine ispat edemedik' diyor.

Ne diyeyim şimdi ben, ne söyleyeyim. Hangi uygar ülkede bu kadar rezilliklere göz yumulur. Bir dön kendine bak bu kadar tesadüf üst üste gelebilir mi?''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konuda uzun süre sessizliğini koruduğunu, sonunda Kızılcahamam'da konuştuğunu belirten Kılıçdaroğlu, ''Sen bu ülkenin Başbakanısın. Sormuyor musun dönemin İçişleri Bakanı'na, 'Kim haber verdi' diye. Sen hangi ahlaktan bahsediyorsun?'' dedi.

Bir yargı üyesinin, ''Hırsız evin içindeyse kilit işe yaramaz'' şeklinde bir cümle kullandığını belirten Kılıçdaroğlu, ''Hırsız evin içinde kilit işe yaramıyor. Eğer bir insanın ar damarı patlamış ise istediğiniz belgeyi koyun. Ar damarı patlayan bir insandan hiçbir şey beklenmez'' diye konuştu.

Gensoru önergesi veririz

Kendilerine atılan yalan ve iftiraların peşini bırakmayacaklarını kaydeden Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın, ''Alman vakıfları ve CHP'' konusunda yaptığı açıklamayı anımsatarak, şöyle devam etti:

''Bunu 2 Ekim 2011 Pazar günü söylüyor. Ben salı günü çağrı yaptım ve 'Bir Başbakan karnından konuşmaz. Başbakan vakit geçirmeden, hemen bugün ima ettiği CHP'li belediyelerin isimleri ile birlikte bildiği her şeyi kamuoyuna açıklasın.

Şerefli Başbakan'ın yapması gereken budur' dedim. Bu konuda ne bilgi belge varsa gizlice benimle değil basının önünde Türk halkı ile paylaşsın. Sesini çıkarmadı. Ben bir yalanın peşindeyim.

CHP'li belediyelere iftira atıyorsun. Yalan söylemek, iftira atmak bir Başbakan'a yakışır mı? Çıkıp konuşsun. Bir tek CHP'li belediyeyi suçlayamaz. Bir hafta süre var. Konuştu konuştu. Konuşmadıysa gensoru vereceğiz, gelip Mecliste konuşsun.

Geçmişteki Çankaya Belediyemizi suçluyor, 'Bunlar yapıldı siz ne yaptınız' diye. Ben Sayın Başbakan'a Kayseri Büyükşehir Belediyesinden rüşvet toplayan adamın kendi el yazısı ile tuttuğu defterin fotokopisini gönderdim. Defter mahkeme dosyasındaydı.

Soruşturmayı yapan dönemin savcısı o defteri görmüyor. Ben defteri Başbakan'a gönderdim. Sayın Başbakan, 'O defterin altında rüşvet toplayan adamın imzası yok' dedi. Pes yani. İnanmıyorsan adli tıpa gönder. Adam da 'ben topladım, benim defterim' diyor. 'Bu rüşvet defterini yakana as ve öyle gez' dedim.

Çankaya Belediyesi ile ilgili de suçlamayı yaptı. Ankara Cumhuriyet Savcılığına yazdığımız yazı. Soruşturun diye yazdığımız yazı. Altında dönemin CHP Genel Sekreteri'nin imzası var. Bunu da Sayın Başbakan'a göndereceğim. Bunu da soldaki yakısına assın.''

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hükümetin, artık halka yabancılaştığını savunarak, ''Siz dünyalığınızı yaptınız, köşeyi döndünüz, yırtık ayakkabıyla siyasete girip, şimdi nerelerde oturuyorsunuz?'' dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubu'nda ekonomideki gelişmeleri değerlendirdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, CHP'yi kendi partisiyle karıştırmamasını isteyen Kılıçdaroğlu, ''Biz temiz, düzgün insanlarız. Bu memlekette tüyü bitmemişin hakkı yenmesin istiyoruz, siyaset kirlenmesin, ahlak toplumun her kesimine egemen olsun istiyoruz. Bunu istiyoruz ama bunu istediğimiz için suçlu ilan ediliyoruz.

Ben ona öyle örnekler veririm ki altından kalkamaz. Sadece Kayseri örneğini verdim. O savcının hazırlayamadığı dosyanın çok daha güzelini hazırladık, Kayseri Savcılığına teslim ettik. Senin savcının yapmadığını CHP yaptı'' dedi.

Kılıçdaroğlu, Elazığ'da bir AK Partili belediye meclis üyesinin, ''Burada yolsuzluk, rezalet var'' dediğini, bunu diyen kişinin düzgün, temiz biri olduğunu ancak darp edildiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, bu konuda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bir şey söylemediğini ifade ederek, ''Merak ediyorum belediye konusunda biz bunları yapıyoruz kendisi ne yapacak?

Biz yolsuzlukların üzerine gidiyoruz o yolsuzluk yapanların sırtını sıvazlıyor. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını, din iman diye topladılar, arama kararından önce adamlara haber verdiler, kılın bile kımıldamıyor. Bu mu ahlak, ben bunu sormak zorundayım'' diye konuştu.

''Turpun büyüğü heybede''

AK Parti'nin, 9 yıldır ülkeyi yönettiğini, bu süre içinde her şeyi har vurup harman savurduğunu öne süren Kılıçdaroğlu, ''beceriksiz Hükümet'in kötü yönetimin faturasını vatandaşa ödetmeye başladığını'' savundu.

AK Parti'nin, halkın sofrasına el uzatmaya başladığını iddia eden Kılıçdaroğlu, okulların açıldığı, kışın kapıya dayandığı, vatandaşın paraya en çok ihtiyaç duyduğu dönemde zam furyasıyla karşı karşıya kalındığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, her şeyin yüzde 25 pahalandığını ancak turpun büyüğünün heybede olduğunu, yeni zamlar geleceğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, Başbakan başta olmak üzere, bakanların hem zam yaptığını hem asil milletle alay ettiğini ifade ederek, ''Bu hükümet zam tsunamisinden yüzü kızarmadan, hiçbir şey olmamış gibi suyun üstüne çıkarak, bir anlamda halkı aşağılayarak, 'zam yapıyorum, sesinizi kesin' diyebilecek bir noktaya gelmiş'' görüşünü savundu.

''Bunların her biri ayrı telden çalmayı seviyor'' diyen Kılıçdaroğlu, bakanların zam konusunda farklı açıklamalarda bulunduğunu belirtti. Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Halka bu zulmü öngörüyorsunuz bari önce kendi aranızda anlaşın. CHP'den iki genel başkan yardımcısı kazara farklı şey söyleseydi kıyamet kopardı.

Bunların her biri ayrı telden çalıyor, üstelik halkla alay ediyorlar, medya korkutan kalem oynatamıyor. Başbakan, milletin gözüne baka baka 'Porsche yerine Fiat'a binin' diyor. Sanki gemicikleri, gemileri olan bizmiş, halkmış gibi.

Onlar gemiciklere bindiler şimdi Porsche binecekler. Sensin, senin çocukların, senin yedi göbeğin herkes bu pastadan payını aldı. Git bakanlarına bak. Siz dünyalığınızı yaptınız, köşeyi döndünüz, yırtık ayakkabıyla siyasete girip, şimdi nerelerde oturuyorsunuz, millet bilmiyor mu bunu?

Bir başkası da sıkılmadan 'güncelleme yaptık' diyor. Karaman'da bir emekli bana 'Kemal Bey, bizim emekli aylıklarında da güncelleme yapacaklar mı?' diye sordu. 'Sizin emekli aylığında güncellemeye gerek yok, Allah bilir Porsche biniyor benden de gizliyorsunuz' dedim. ''

''Bir eli yağda bir eli balda''

Yasaya göre 3 ayda bir toplanması gereken Ekonomik ve Sosyal Konsey'in en son 5 Şubat 2009'da toplandığını anımsatan Kılıçdaroğlu, bir iki sendika dışında bu konuda ses çıkmadığını söyledi. Kılıçdaroğlu, ''Korkunun ecele faydası yok, hep beraber ayağa kalkın. Hep beraber mücadele edeceğiz ki Türkiye'yi aydınlığa çıkaralım'' diye seslendi.

Kılıçdaroğlu, daha kışın başında doğalgaz, elektriğe zam yapıldığını ifade ederek, şunları kaydetti:

''Vatandaş bunu nasıl ödeyecek. Halk doğalgaz yerine tezek mi yaksın? Başbakan, ekmek bulamayanlar da pasta yesin diyecek. Bunların ruh halini iyi anlamak gerekiyor. Bunların yaptıkları cehaletten, bilgisizlikten kaynaklanmıyor.

Bu Hükümet, artık halka yabancılaşmış bir hükümettir. Zamlara gerekçe olarak Porsche diyorsan, artık sen halktan kopmuşsun demektir. Halktın dertleriyle bunlar artık dertlenmiyorlar. Halkın sıkıntıları bunların içinde yok. Kendilerinin bir eli yağda, bir eli balda.

Halk perişan mı hiç umurunda değil. Her birinin yakınları, sülaleleri bundan sonraki çocuklarını da geçindirebilecek kadar zenginleştiler. Bunlar halkı tamamen unuttular. Bunlar, 'biz vizyon sahibiyiz' diyorlar. Köşe yazarları, yalakalar, kusura bakmasından onlara yalakalar diyorum neymiş, AKP'liler vizyon sahibiymişler, CHP vizyon sahibi değilmiş.

9 yıldır gelinen nokta, ahlaksız rant ekonomisinin doğurduğu bir sonuçtur. Yiyip yutanlar başkaları, hesabı ödeyenler başkalarıdır. Bu üretimsiz, ahlaksız, vicdansız, adaletsiz ekonomi politikalarını tarihe gömmek, CHP'nin başta gelen görevlerinden biridir.''

''Böyle birini bekliyorum''

Deniz Feneri soruşturmasındaki gelişmelere tepki olarak grup toplantısında fenerle gelen CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'e de seslenen Kılıçdaroğlu, ''O feneri elinizde tutun, gezdirin, Diyojen, gölge etmeyin başka ihsan istemez diyordu.

Belki fenerin ışığını AKP içinden ahlaklı bir adam görür de 'Şu rezalete son verin' diye sesini yükseltir. Böyle birini bekliyorum. AKP, çözümün partisi olmaktan çıkmıştır, statünün partisidir. Değişimin, dönüşümün, devrimin, halkın çıkarlarını savunan parti CHP'dir'' dedi.

CHP Grup toplantısının kapalı bölümünde ise CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce'nin Meclis işleyişi hakkında bilgi verdiği, Müslim Sarı'nın ekonomik gelişmeler ve Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in de tam günle ilgili KHK hakkında sunum yaptığı öğrenildi. CHP'nin bu hafta içinde tam günle ilgili KHK'yı Anayasa Mahkemesine götüreceği belirtildi.

Kaynak: AA

Yorumlar Yorum Yaz
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Mekke ve Medine'den Canlı Yayın
Gazete Manşetleri
Piyasa Verileri