Nazlı Ilıcak nasıl muhalif gazeteci oldu?

Başbakan Erdoğan'ın henüz seçilmediği dönemde Nazlı Ilıcak'ın mektubunu yırttığı ve Ilıcak'a çok öfkelendiği iddia edildi. İddia sahibi dönemin basın danışmanı.

Eklenme: 30 Ocak 2012, 16:14 / Güncelleme: 30 Ocak 2012, 16:14 / 9,611 Okunma / 1 Yorum

Başbakanlık eski Basın Müşaviri Ahmet Takan, Nazlı Ilıcak’ın, eşinin bakan yapılması için Tayyip Erdoğan’a mektup yazdığını, Erdoğan’ın ise ‘’Vekil yaptık yetmiyor mu ? Bu kadını benden uzak tutun’’ diyerek mektubu yırttığını öne sürdü.

BU KADINI UZAK TUTUN

Başbakanlık eski Basın Müşaviri Ahmet Takan, gazeteci Nazlı Ilıcak’ın, eşi Emin Şirin’in bakan yapılması için Tayyip Erdoğan’a mektup yazdığını, Erdoğan’ın ise ‘’Bu kadını benden uzak tutun’’ diyerek mektubu yırttığını öne sürdü.

Abdullah Gül’ün Başbakanlık döneminde basın müşaviri olan Takan, Yeniçağ Gazetesine yazdığı köşe yazısında, Erdoğan’ın 3 Kasım seçimleri sonrası, AB kulisi için Avrupa ülkelerine gittiğini ve bu gezilere gazetecileri de götürdüğünü hatırlatarak şöyle dedi:

’’Erdoğan’ın yakın danışmanı Mücahit Arslan, bu geziler öncesinde Erdoğan’ın gezilerde görmek istemediği gazetecileri bizzat bana bildirirdi. Bu isimlerin başında Nazlı Ilıcak vardı. Ilıcak’ı gezilere davet etmediğimiz halde o bir yolunu bulup uçağa binerdi. Bir defasında Esenboğa havalimanına gelmiş ve olay çıkararak uçağa binip geziye katılmıştı. Bu gezilerden birinde Nazlı Ilıcak yanıma gelip Erdoğan ile özel görüşmek istediğini bildirdi. Emin Şirin de o dönem AKP’den milletvekili seçilmiş ve Nazlı Ilıcak ile evliydi. Ilıcak’ın aşırı ısrarı karşısında Erdoğan’a talebi ilettim. Erdoğan’ın kulağıma fısıldadığı cümle aynen şöyle:

- Bu kadını ne yap et benden uzak tut Ahmet!

Erdoğan’ın bir çalışma yaptığını ve görüşemeyeceğini Nazlı Ilıcak’a ilettim.(…) Aradan bir süre daha geçti, Ilıcak bana kapalı zarf içinde bir mektup uzattı ve Erdoğan’a iletmemi istedi. Erdoğan zarfı açıp mektubu okuyunca öyle kızdı ki, sarf ettiği sözlerin ancak bir bölümünü yazabilirim:

- Ne yani kocasını milletvekili yaptık yetmiyor mu? Bir de Bakan mı yapacağız. Uzak tut beni bundan Ahmet!”

Takan yazısının devamında, Ilıcak'ın nasıl muhalif gazeteci olduğunu ve Abdullah Gül'ü nasıl zor durumda bıraktığını da yazdı.

İşte Ahmet Takan'ın 28 Ocak'ta Yeni Çağ'da yayınlanan yazısından o bölüm:

 

Erdoğan, Nazlı’yı çok severdi!..

Selcan Taşçı’nın sadık okurlarındanım. “Nazlı’nın seyir defteri”ni heyecanla takip ediyorum. “Deftere” bu köşeden bir katkı da ben yapayım istedim.

Sene 2002..

AKP, 3 Kasım seçimlerinden tek başına iktidarla çıkmıştı.Tayyip Erdoğan’ın seçilme yasağının henüz kaldırılmadığı ortamda Abdullah Gül de ilk kabine için çalışıyordu. Aynı zamanda Erdoğan, Avrupa ülkelerini turluyordu. Aynı günde iki ülkeye birden gittiğimiz oluyordu.

Tayyip Erdoğan’ın “Avrupa vizesi” turları için AKP büyük uçak kiralıyor ve gezilere medyanın hem muhabirlerini hem de üst düzey yöneticileri ve yazarlarını da davet ediyorduk.

Tayyip Erdoğan’ın yakın danışmanı Mücahit Arslan, bu geziler öncesinde Erdoğan’ın gezilerde görmek istemediği gazetecileri bizzat bana bildirirdi. Bu isimlerin başında o zamanlar yeniden Tercüman gazetesini çıkaran Nazlı Ilıcak vardı. Nazlı Ilıcak’ı gezilere davet etmediğimiz halde, o ne yapar eder bir yolunu bulur ve uçağa binerdi. Hatta bir defasında Tercüman gazetesinin partiye gönderdiği isimler arasında kendi ismi olmamasına rağmen Nazlı Ilıcak Ankara Esenboğa havalimanına gelmiş ve olay çıkararak uçağa binip geziye katılmıştı.

Yine böyle gezilerden biriydi.

Uçakta, Nazlı Ilıcak yanıma gelip Tayyip Erdoğan ile özel görüşme yapmak istediğini bildirdi. Nazlı Hanıma, “Genel Başkanın uçakta gazetecilere özel röportaj verme gibi bir usulünün olmadığını, giderken veya dönerken toplu olarak soruları yanıtlayacağını” bildirdim. İşadamı Emin Şirin de o dönem AKP’den milletvekili seçilmiş ve Nazlı Ilıcak ile evliydi.

Ilıcak, verdiğim cevaptan tatmin olmadı ve ısrarla görüşme talebini Erdoğan’a iletmemi istedi. Ben de bu aşırı ısrar karşısında kalkıp Tayyip Erdoğan’ın yanına gittim ve talebi ilettim. Erdoğan’ın kulağıma fısıldadığı cümle aynen şöyle:

“Bu kadını ne yap et benden uzak tut Ahmet!”

Tekrar gazetecilere ayrılan bölüme geçtim.Tayyip Erdoğan’ın bir çalışma yaptığını ve özel olarak görüşemeyeceğini Nazlı Ilıcak’a ilettim.

Nazlı Hanım bu cevaba da hiddetlenince kendisine uçakta bütün medya organlarının üst düzey yöneticilerinin bulunduğunu hatırlatıp bir kişiye ayrımcılık yapmanın doğru olup olmadığını takdirlerine bıraktığımı söyledim ve yerime geçtim.

Bir süre Nazlı Ilıcak’ın aleyhime yüksek sesle söylediği sözleri uçak gürültüsünü bahane ederek duymazdan geldim. Aradan bir süre daha geçti, Ilıcak yanıma gelip bana kapalı zarf içinde bir mektup uzattı. “İnşallah beni şikâyet etmiştir” dedim kendi kendime ve hemen yerimden kalkıp mektubu Erdoğan’a ilettim.

Tayyip Erdoğan zarfı açıp mektubu okuyunca öyle kızdı ki sarf ettiği sözlerin ancak bir bölümünü yazabilirim:

“Ne yani kocasını milletvekili yaptık yetmiyor mu? Bir de Bakan mı yapacağız.Uzak tut beni bundan Ahmet!”

Gözümün önünde yırttı attı mektubu Tayyip Erdoğan.

Yerime geçip Nazlı Ilıcak ile göz göze geldiğimde, “ne oldu?” sorusuna “mektubunuzu Genel Başkan’a ilettim” cevabını verebildim.

Nazlı Ilıcak’ın, davet edilmediği halde neden gezilere ısrarla geldiği belli olmuştu. Gezi boyunca istediği yanıtı alamayıp Erdoğan’ın oldukça soğuk tavırlarına da muhatap olunca birden muhalif gazeteci kimliğine büründü. Her toplantıda gazeteci deyimiyle “Erdoğan’a çaktı”. Hatta bazen kendini frenleyemiyor, dış politika uzmanı gibi ulu orta her yerde Tayyip Erdoğan’ı yüksek sesle eleştiriyordu.

Tayyip Erdoğan bunların hiçbirine aldırış etmedi, Emin Şirin’i Bakan yapmadı; Nazlı Ilıcak’ın isteklerinin hepsine es geçti.

Sonrası malumunuz.

Abdullah Gül Başbakan oldu. Nazlı Hanım Tercüman heyeti ile Gül’ü ziyarete geldi. Tebriğin ardından gazeteci ne yapar?

Beklentilerim yine boş çıkmıştı!..

Nazlı Ilıcak, Merve Kavakçı olayında Abdullah Gül’ün sağ kolu rolünü üstlenmişti. Herhalde o derin samimiyetin sonucu olsa gerek başladı akıl vermeye Başbakana. Abdullah Gül’e ne yapması ne etmesi gerektiğini, AKP’nin izlemesi gereken politikaları anlatırken Abdullah Gül bile o kadar sıkıldı ki, bir ara dışarı çıkıp görüşmeye ara verdi. Ben de peşinden çıktığımda o kadar sinirliydi ki, “ne dediğini bilmiyor bu kadın. Ahmet bir formül bul toplantıyı kısa zamanda bitir” dedi.Tekrar içeri girdiğimizde kısa bir süre sonra, “Kusura bakmayın ziyaretiniz için ayrılan süre sona erdi. Başbakanın diğer randevuları bekliyor” deyip kibarca işi hallettim.

Basın Müşavirliği yaptığım dönemde, en iyi gazeteciliğin ne olmadığını öğrendim. Nazlı Hanım da sağ olsun, çok katkıda bulundu!...

Ahmet Takan / Yeni Çağ

Yorumlar Yorum Yaz
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Mekke ve Medine'den Canlı Yayın
Gazete Manşetleri
Piyasa Verileri