28 Şubat'ın tanığı işkenceyi anlattı

Gazetecilik faaliyetleri vasıtasıyla FETÖ ihanetini dillendirerek 28 Şubat döneminden itibaren FETÖ'cülerin hedefi haline gelen gazeteci-yazar Şükrü Sak, canına ve hukuki haklarına kast eden FETÖ uzantılarına karşı bugün hala devam eden mücadelesi boyunca yaşadıklarını Haber7'ye anlattı.

  • GİRİŞ14.02.2018 16:52
  • GÜNCELLEME14.02.2018 17:29
28 Şubat'ın tanığı işkenceyi anlattı

Haber7.com / Röportaj: Elif Erdiş

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Marmara Üniversitesi Basın-Yayın Yüksekokulu (şimdiki İletişim Fakültesi) Radyo-TV Bölümü mezunuyum. Yirmi yıldır gazetecilik yapıyorum. Büyük Doğu-İBDA çizgisinde yayınlanan; Haftalık Taraf, Akıncı Yolu, Yeni Nizam, Aylık ve Haftalık Baran dergilerinde; Muhabir, yazar, idareci ve Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptım.

 

"HER GÜN BÇG'DEN TEHDİT ALIYORDUK"

28 Şubat sürecinde neler yaşadınız, ne yapıyordunuz?

O dönemde aynı “Akıncı Yol” dergisinin Genel yayın yönetmenliğini yapıyordum… İslami çizgide yayın yapan yayınlar üzerinde inanılmaz bir baskı vardı. Dergimize her gün tehdit telefonları geliyordu. Daha sonra bunun, sistemli olarak BÇG tarafından yapıldığı ortaya çıktı. Dergimize matbaada el koymaya başladılar. Toplatma kararları önceden yazılıyordu. İtiraz ediyorduk tabii; Dağıtıma çıkmamış bir dergiye nasıl el koyarsınız diye? Ellerinde hazır matbuu toplatma kararı vardı, onu gösterdiler…

DERGİ ÇIKARTMAKTAN MÜEBBET HAPİS CEZASI

O süreçte, defalarca gözaltına alındık, işkence gördük, dergimiz ayda bir basılıyordu polis tarafından. Daha sonra dergimizin yazı işleri Müdürü olan Ali Acar müebbet hapis cezası aldı ve halen cezaevinde. Ben örgüt üyeliğinden ceza aldım ve hem o süreçte, hem daha sonra cezaevinde yattım…

İŞKENCE İLE İFADE İMZALATIP MAHKEME TİYATROSU TERTİPLEDİLER

İşkence gördünüz mü?

Evet… Gözaltına alınanlara işkence yapılıyordu.

O dönemde gözaltına alınan herkes bir şekilde işkence görmüştür. Biz de gördük tabii…Gözaltına alınan herkes bunu bilir… Kendilerince tehlikeli gördüklerine ayrıca özel muamele yapılıyordu; Bunlara, işkence ile bir takım ifadeler imzalatılıyor, sonra mahkemelerde de sanıklardan “suçsuz olduklarını ispatlamaları” isteniyordu. İşkence gördüğünü raporlarla belgeleyenler bile (ki bu çok zordur) delilsiz, ispatsız ağır cezalara çarptırıldılar.

1. ORDU KOMUTANININ ZİYARETİ İMKANSIZ HÜKÜMLERİ GERÇEK KILDI

Nerede yargılandınız?

O dönemde gözaltına alınanların -hemen hemen tamamı diyebiliriz-, DGM’lerde yargılandı… Biz de DGM’de yargılandık. DGM’ler bugün -artık kaldırılmış olan- ve özel yetkilerle donatılmış mahkemelerdi… Genelkurmay’dan aldıkları brifing doğrultusunda kararlar verdiler, daha doğrusu ordan aldıkları talimâtları aynen uyguladılar. Bu da yetmezmiş gibi,  28 Şubat süreci başlangıcında, 1. Ordu Komutanı olan Hüseyin Kıvrıkoğlu- ki daha sonra Genel Kurmay Başkanı olduğunda; 28 Şubat bin yıl sürecek demişti- o zamanki DGM’ye arka kapıdan girerek ziyaret edip “gizli bir görüşme” gerçekleştirdikten sonra; DGM’den bir anda peş peşe inanılmaz kararlar çıkmaya başladı…

Bu dönemde karşılaştığınız tehdit ve saldırılardan bahsedebilir misiniz?

Ben o süreçte aynı zamanda, İBDA-Refref yayıncılığın başındaydım, BÇG ile bağlantılı olarak oradan bunun için de tehdit geldi; Yayınevinin tabelasını indirmem gerektiği, yoksa buranın bombalanacağını söylediler! Yayınevinin tabelasına “Bu yasadışı örgüt tabelası” diyorlardı. Daha sonra aynı gerekçeyle dava açtırdılar. Söylememe gerek yok, tabii ki davayı kazandılar(!)

DARBECİLER HINCINI ALAMADI, MAHKUMLARA TOPLU KATLİAMA GİRİŞTİ

Bunun dışında, doğrudan bana yönelik değil de, benim de içinde bulunduğum 64 kişilik gruba karşı, toplu bir katliam girişimi oldu. Kamuoyunda “Noel Baba Operasyonu” olarak bilinen saldırı. O saldırıda bir arkadaşımız şehid oldu, ben ayağımdan vuruldum!

1 ŞEHİT, 13 GAZİ

Öldürmek amacıyla sıktılar?

Evet… Tabii asıl hedef Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu idi. O zamanki 28 Şubat tandanslı devletin gerçekleştirdiği bu silahlı saldırıda Sancar Kartal isimli arkadaşımız şehid edildi, on üç kişi de silahla yaralandı; onlardan biri de bendim!

Doğrudan öldürme amacı ile çatıda açtıkları deliklerden kafamıza sıkılan merminin sekerek isabet etmemesi sayesinde sadece yaralandık; G-3 mermisi ile sağ bacağımdan vuruldum…

HUKUKTA YERİ OLMAYAN ŞİŞİRME SUÇLAMALARLA 4 YILLIK MAHKUMİYET HAYATI

Tam olarak neyle suçlanıyordunuz?.. Ceza almanıza neden olan iddialar nelerdi?

Tuhaf gelebilir ama, aynen böyle; “örgütsel kitap”-ne demekse artık- okumakla suçlandık. Evet aynen böyle! Mahkemenin gerekçeli kararında yazdığı şekliyle aynen ordan okuyayım size; - “DGM önünde slogan atmak”, “örgütsel kitaplar okumak” (sanıyorum bu ifade dikkatinizi çekmiştir; “örgütsel kitap…” Ne demek örgütsel kitap? Bunun kanunda, hukuktaki yeri, tarifi var mı? Kastedilen kitaplar, Mütefekkir Mirzabeyoğlu’nun hiçbiri yasaklanmamış ve toplatılmamış, hakkında bir dava açılmamış, fikrî eserleri… Gerekçeli kararda bunlara “örgütsel kitap” diyor…)

Yine gerekçeli karada geçtiği üzere, diğer bir suçumuz da; “Yeni Nizam adlı derginin hazırlık çalışmalarını yapmak…” Başka? Yasal olarak yayınlanmakta olan dergimizi, dergini yasal temsilcisine göndermek! O dönemde bu da “suç”(!) olarak geçti kayıtlara ve gerekçeli karara yazıldı bunlar!

Bunlardan dolayı siz “gazeteci” değil, “örgüt üyesi” oldunuz...

Evet, her şey ortada, bunlar benim yorumum değil, belge; DGM önünde slogan atmak, örgütsel kitap okumak ( Ne demekse?..), yurt dışı temsilcimize dergi göndermek, “Yeni Nizam” adlı yeni bir derginin hazırlık çalışmasını yapmak… Bunlar, tamamen gazetecilik faaliyetleri ve “yasa dışı “ hiçbir şey yok !.. O yüzden diyorum ki, işte “28Şubat hukuku”na tam bir örnek bu dosya ve bu karar…

DOSYAYI GÖREN MAHKEMENİN FETÖCÜ OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI

Bu dosyanız 13 yıl sonra Yargıtay’da onaylandı. Bu da FETÖ’nün işiydi diyorsunuz?

Evet aynen böyle! Düşünün bu FETÖ, bir yandan 28 Şubat davasını sulandırma yoluna gidiyor, diğer yandan bu bomboş dosyayı onaylıyor! Yani hiçbir suç barındırmayan bu dosyayı! Daha sonra Yargıtay 9.Ceza Dairesindekilerin neredeyse tamamının FETÖ’cü oldukları ortaya çıktı tabii… Biz tekrar 2012’de cezaevine girdik… Ve cezamızı yattık…

KAYNAKHABER7

SON 24 SAATTE NELER OLDU?

Etiketler

Yorumlar6

  • Ramo 3 gün önce Şikayet Et
    Türkiye 28 şubat yargısının kararlarının tamamını iptal edemese bile adil yargılamalar için yeniden başa dönülmelidir.
    Cevapla
  • hasan 3 gün önce Şikayet Et
    28 şubat yahudinin ve içerdeki iş birlikçi hainlerin işi idi açık delillerivar bende
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • turan 3 gün önce Şikayet Et
    keşke bi miktar yazabilseydin kardeşim.öğrenmek adına ne güzel olurdu
  • nurcan 3 gün önce Şikayet Et
    kardeşim Allah yardımcın olsun sabır versin sadece biz yaşadık sanıyordum seninki hala bitmmemiş Bitirecek olan ALLAH biz duacıyız
    Cevapla Toplam 3 beğeni
  • mehmet02 3 gün önce Şikayet Et
    allah o günleri bir daha göstermesin yapanlarında belasın versin
    Cevapla Toplam 3 beğeni
  • Emeklidur 4 gün önce Şikayet Et
    Görüşü,düşüncesi ve fikri ne olursa olsun;kimseye bundan dolayı ağır cezalar verilmesi insanlık suçudur.Roma devrinde,Roma kanunlarıyla mı yönetiliyoruz?
    Cevapla Toplam 2 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat