Adnan Menderes neden idam edildi?

Milliyetçi Hareket Partisi Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Vedat Bilgin, eski başbakanlardan Adnan Menderes’in idam edilme sebebini ilginç bir konuya bağladı.

Eklenme: 01 Nisan 2010 20:20 / Güncelleme: 01 Nisan 2010 20:20 / 19,652 Okunma / 40 Yorum

“Adnan Menderes Niçin İdam Edildi?”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) MYK Üyesi Prof. Dr. Vedat Bilgin, Adnan Menderes’in idam edilme sebebini neye bağladı? İşte, Vedat Bilgin’in ifadeleri:

“TÜRKİYE NEDEN VE NASIL BİR BUNALIM YAŞIYOR?

Bu topraklardaki varlığımızı tehdit eden bir süreç yaşadığımız uyarısında bulunan Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vedat Bilgin, toplumsal bunalımların temelinde, krizleri çözmesi gereken siyaset kurumunun, topluma yabancılaşıp, bizatihi krizi derinleştiren bir yapı haline gelmesinin bulunduğunu söyledi. Bu süreçte Türk milliyetçilerine önemli görevler düştüğünü belirten Prof. Bilgin, “Milli devletle, milli kültürü birleştirecek, yani halkın değerlerini devlete taşıyacak yegâne güç milliyetçilerdir. Ayrıca artık yeniden milliyetçi iktisadi politikaları düşünüp, tartışmamız da gerekiyor” dedi.

“Türk Ocakları Akademik Çalışma Grubu’nun (AÇG)” konuğu olarak bu haftaki Ocakbaşı Sohbeti’ne katılan Vedat Bilgin’in, “Türkiye’nin Toplumsal Bunalımı ve Siyaset” konulu söyleşisini Türk Ocakları Başkanı Nuri Gürgür başta olmak üzere çok sayıda dinleyici takip etti.

Konuşmasına, “Türkiye neden ve nasıl bir bunalım yaşıyor? Bunun boyutları ve kaynakları nelerdir?” sorularını cevaplandırarak başlayan Bilgin, toplumların her an, özellikle tarihsel dilimlerde değişerek, varlıklarını sürdürdüğünü, değişimin olmamasının ise tehlike çanlarının çalması anlamına geldiğini bildirdi. Her zaman değişimlerin krizlere dönüşme ihtimalinin bulunduğunu da ifade eden Vedat Bilgin, buna karşılık rutin, yönetilebilir değişimlerin toplumların istikrarını sağladığına dikkat çekti.

Değişimi anlamak için toplumsal sistemin anlaşılması gerektiğini belirten Prof. Bilgin, şöyle devam etti: “Toplum, bir topluluk değil, derin bir varlıktır. Sadece gruplaşan yapıları görürüz, ama asıl önemli olan görünmez yapılardır. Toplumlarda görünmez, ama hissedilir bir dizi kurum bulunur. Örneğin din bir insan için iman inanç, meselesidir, toplum içinse bunun ötesinde fonksiyonları vardır. Toplum olmada devlet kurma, önemli bir yapı taşıdır. Değişim bu kurumların bir kısmında başlar, sonunda günlük davranışlarımıza yansır. Her davranış da bir olayı meydana getirir. Bu değişim, düzenlenemez, yönetilemezse insanları umutsuzluğa, tedirginliğe sevk eder.”

DEĞİŞİME CEVAP VEREMEYEN TOPLUMLAR YOK OLUR

Bilgin, milletimizin yaşadığı önemli krizlerden birisinin, İmparatorluktan, milli devlete geçiş olduğunu anlatırken de şunları söyledi: “Bu bir krizdir, çünkü büyük bir imparatorluğu kaybettik. Onun yarattığı kültürel değerlerle, milli devlete ulaştık, bu bir başarıdır, değişimin yarattığı krize verilen bir cevaptır. Zaten değişime cevap veremeyen toplumlar yok olur, gider, verenler ayakta kalır. Tarihin değişim anlarına ortaya çıkan duruma cevap vermek bu nedenle önemlidir.”

Ne yazık ki milli devletin sonraki değişimlere cevap verme ve sorunları çözmede zorlandığını kaydeden Bilgin, bunun temel sebebinin Milli Mücadeleyi yapan ittifakın bir süre sonra çözülmesinin ortaya çıkardığı siyasal problemler ve siyaset kurumunun toplumun gerisinde kalması olduğunu vurguladı.

Bilgin, özetle şunları belirtti:

MİLLİ MÜCADELEYİ MECLİSLE YAPAN TEK ÜLKE BİZİZ

“Milli devletin kurulup, gelişmesi her şeyden önce orta sınıfın gelişmesi ve güçlenmesine bağlıdır. Milli devletin, demokratikleşmesini sağlayan bu yapıdır. Nitekim Mustafa Kemal Samsun’a çıktığında, daha ortada fol yok, yumurta yokken bir kongre süreci planladı. Aslında kongrelere ihtiyacı yoktu, ancak kafasındaki şuydu; Milli Mücadele ancak milletle başlar, milli devlete giden süreç böyle başlar. Milli Mücadeleyi Meclis eliyle yapan tek ülke biziz. Bu, o insanların zihniyetini ortaya koymaktadır. O ekip, tarihi dönüşüme de cevap verdi. Ancak sonraki süreçte problem çıktı.

REJİMİN İÇE KAPANMASI ASKERİ BÜROKRASİYİ YARATTI

Sivil müttefikler bir orta sınıf değil, Anadolu’nun orta halli insanlarından oluşan geleneksel zümre temsilcileriydi. Milli devleti taşıyacak bir orta sınıf olmadığı için yetki bürokrasi ve milli mücadelenin askeri kadrosunda kaldı. Ekonomik dinamiklerin de yetersizliği sonucu, demokrasi taleplerini taşıyacak bir orta sınıf ve toplumsal dinamikler oluşmadı. Neticede rejim giderek içine kapandı, ortaya bürokratik-askeri elitin oluşturduğu bürokratik bir yapı çıktı.”

DEMOKRAT PARTİ OLAĞANÜSTÜ BAŞARI GÖSTERDİ

Ancak 2. Dünya Savaşı sonrasındaki gelişmelerin, Türkiye için yeni bir kapı açtığını, Batı ile yeni bir ilişkiye geçilmesi mecburiyetini doğurduğunu hatırlatan Bilgin, bunun sonucunda çok partili siyasi hayata geçildiğini, sivil dinamikler, demokrasi gelişmemiş olsa bile Demokrat Parti’nin sadece köylülerin taleplerine cevap vererek, olağanüstü başarı gösterdiğini bildirdi. Dışarıdan gelen yardımların tarımda yapısal değişimi yönlendirmesinin önemine de dikkat çeken Prof. Bilgin, “İlk defa tarımdan, tarım dışına aktarılan değer yüzde 8.9’dan yüzde 16.21’e yükseldi. Bunun anlamı tarımda verimliliğin artması, tarım ve pazarın buluşması, çiftçilerin geleneksel tarımdan kopup, endüstriyel tarıma başlamasıdır. Beraberinde olağanüstü göç, şehirleşme sürecini başlattı. Bu 1950’den, 1970’lerin sonuna kadar devam eden önemli bir değişimdir. Bunun ilk sonucu da ilk defa sınıflaşma sürecinin ortaya çıkmasıdır. Bizim kültürümüzde sınıflar yoktur, sınıflaşma, modernleşme sürecinin bir sonucudur. 1980’ler, 1990’lar, 2000’lerde hala devam eden bir orta sınıflaşma süreci yaşıyoruz. Ülkemiz sanayi devrimini yaşamadan, küçük ve orta ölçekli işletmeler üzerinden sınıflaşmayı başlatan bir ülke olmuştur” dedi.

ADNAN MENDERES’İN İDAM EDİLME SEBEBİ

Vedat Bilgin konuşmasının devamında, toplumsal değişim ile siyasal yapı arasındaki ilişkiye değindi ve şunları anlattı:

“Değişimlerin istikrara dönüşebilmesi için siyasal sürecin bu değişime paralel bir yapılanma içinde olması şarttır. Maalesef siyasal yapımız, toplumsal değişimlerin gerisinde kalmıştır. Siyasal yapı dediğimiz ideoloji, devletin örgütlenmesi ve siyasal aktörlerdir. Ne yazık ki her üçünde de problem var, çünkü bu süreci anlayamıyorlar. Anlaşılması gereken şudur; Siyaset, toplumsal krizleri çözen bir kurumdur. Bugün ülkemizde yaşanan tartışmalar ve krizlerin kaynağında bunun anlaşılmaması vardır. Geleneksel ideoloji, devleti merkeze almaktadır. Bu, tarımsal bir toplumda, bürokratik tahakkümün oluştuğu tek parti yönetimlerinde geçerlidir, ama artık dünya ile iletişimin böylesine geliştiği ya da dünya üniversiteleriyle aynı dersleri okuyan gençlerin çoğunlukta olduğu bir ülkede geçerli değildir. Devletteki örgütlenme, bürokratik kadro mekanizması da tuhaf, kendilerini devletin sahibi sanıyorlar. Evet bin yıldan beri gelen kurallar var, ama 2000’li yıllardan sonra bu da geçerli ve doğru değildir. 1960’ların kadrosuna baktığımızda, bunların 1920’yi anlamadığını, onların gerisinde kaldığını görüyoruz. Onun için Menderes idam edildi. Siyaset, topluma yabancılaştı. Devlet kadrolarının, değişimden rahatsız olduğu görülüyor. Siyasal aktörlerle ilgili problemlere gelince; Daha çok devlete bakıyor, devletin taleplerini, toplumun talepleriyle uzlaştırmaya, hatta devletin istediklerini yapmaya çalışıyorlar. Siyasetçi, toplumun taleplerini devlete götüren, devlet adamı da sorunları çözen insandır. Siyasal aktörler, devlet paradigmasına mı, yoksa gelen yeni sivil paradigmaya mı bakacakları konusunda tereddüt içindeler. Tabii bu kolay değil, çünkü geride bin yıllık bir anlayış var. İşte bu sorunlar siyaset kurumunun çözüm üretemez hale getiriyor, krizi derinleştiriyor.”

TÜRK-İSLAM DÜNYASINDA İLK DEFA BİZE FARKLI BAKIYORLAR

Prof. Vedat Bilgin, siyasal krizlerin, toplumsal çatışmaya yol açacak olaylar meydana getirdiğini, ülkemizde ise bu travmaların çatışmaya dönmemesinin sebebinin, 20-25 yılda meydana gelen değişim ve dinamikler olduğuna dikkat çekip, toplumun, siyasetin çözemediği sorunları erteleme veya daha farklı şekilde çözme yoluna gittiğini kaydetti.

Tüm bunlara ilave olarak devlet fonksiyonlarında ciddi problemlerin yaşandığı, kurumların görev alanını karıştırıp, kendisine siyasi misyon biçtiği bu süreçten geçtiğimizi hatırlatan Prof. Bilgin, “Bu süreçte, milliyetçilerin yeni bir görevi olduğunu düşünüyorum. Milliyetçilik, milli devletleri ortaya çıkaran bir ideolojidir. Milliyetçiler, milli devleti savunur, ama aynı zamanda milli kültürü de savunur. Bu ikisini birleştiren demokrasidir. Milliyetçiler, demokrasi misyonuna sahip çıkmazsa, devletçiliğe savrulur, bu da halktan, halkın değerlerinden uzaklaşmayı getirir. Halkın değerlerini, yaşadıklarını, milli kültürü, devlete taşıyacak güç milliyetçilerdir” şeklinde konuştu.

Konuşmasının son bölümünde, bu topraklardaki varlığımızı tehdit eden bir süreç yaşadığımızı vurgulayan Prof. Bilgin, buna yol açan en önemli dış faktörün küreselleşme olduğunu, bununla birlikte küreselleşen Türkiye’de milliyetçilerin varlıklarını daha iyi fark ettiğini bildirdi. Türk-İslâm dünyasında olağanüstü bir değişim yaşandığının da altını çizen Bilgin, “İlk defa Türkiye’ye farklı gözle bakıyorlar. Bu bizim şansımız. Değişimin yarattığı sorunları aşacağımıza inanıyorum” dedi.

www.cafesiyaset.com

Yorumlar Yorum Yaz
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Mekke ve Medine'den Canlı Yayın
Gazete Manşetleri
Piyasa Verileri